T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/157 Esas
KARAR NO: 2023/1117
-Asıl Dava
-Birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı Dosyası
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
ASIL DOSYA DAVA TARİHİ: 18/01/2022
BİRLEŞEN DOSYA DAVA TARİHİ: 10/03/2022
KARAR TARİHİ: 27/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Asıl dava dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ticari ilişkinin taraflar arasında aktedilen "Satın Alma Sözleşmesi"ne dayandığını, müvekkili şirketten çeşitli renk ve ebatlarda ayakkabılar satın alındığını, davalı yana teslim edildiğini, faturalar kesildiğini, sözleşme uyarınca edimlerin yerine getirilmemesinden dolayı İzmir/ Karşıyaka ... Noterliğinin ... yevmiye numarası ile davalıya ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın 22/09/2020 tarihli Bakırköy .... Noterliğinin ... yevmiye numarası ile 18/09/2020 tarihli ... yevmiye numaralı cevabı ihtarının olduğunu, ihtarnamelere rağmen borç ödenmeyince İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, takibe itiraz edildiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını yetkisizlik nedeni ile usulden reddedildiğini, bunun üzerine Küçükçekmece ... İcra Dairesine gönderildiğini ve ... E.sayılı dosya ile kaydın yapıldığını, beyanla itirazın iptalini, takibin devamını, %20'dan aşağıda olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Birleşen İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça davacı şirket için taraflar arasındaki sözleşme gereğince ayakkabı üretimi yapıldığını, davalı tarafın sözleşme konusu ürünleri ayıplı ve geç teslim ettiğini, teslim etmediği ürünlerin olduğunu, ürünlerin süresinde ve ayıpsız olarak teslim edilmemesi nedeniyle ürünlerin sezonunda piyasaya sürülemediğini, mağazalara yeterli adet ve değişik modelde mal aktarılamadığını, tüketiciye alternatif ürünlerle dolu bir mağaza ve marka görüntüsü sağlanamadığını, davalının müşteri kaybı, ekstra maliyetlere katlanma ve kar kaybına sebebiyet verdiğini, davalıya sözlü olarak ayıp ihbarında bulunulduğunu, ancak davalı tarafın ayıplı ürünleri teslim almayı sürekli ve kötüniyetli olarak ertelediğini, ayıplı mallarla ilgili düzenlenen iade faturalarının da geri çevrildiğini, 419 adet ürünün 25.618,68 TL KDV dahil fatura ile davalıya iade edildiğini, sözleşmenin 4.5. maddesi ile model ve adetlerin yazılı olduğu sipariş formu gereği ürünlerin geç tesliminden dolayı 9.832,18 TL cezai şart bedeli olarak ödenmesi gerektiğini, şirket defter ve kayıtlara göre davacı şirketin davalı şirketten alacaklı bulunduğunu, alacağın tahsili için İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe kötüniyetli ve haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine % 20 inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Asıl dava dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takibi ve davasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, iddiaları tümüyle reddettiklerini, maddi gerçeklerin üzerinin örtülmeye çalışıldığını, davacı tarafa herhangi bir borç ve yükümlülüklerinin bulunmadığını, aksine müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, davacı aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davacı tarafın haksız itirazı üzerine de İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... E. Sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığını, taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmakta olduğunu, bu kapsamda davacıdan ayakkabı satın alındığını, davacıdan gelen ayıplı ürünler ya da tüketiciden gelen iade ürünler veyahut Hakem Heyeti kararları neticesinde müşterilerden iade gelen bir kısım ayakkabıların ise davacı tarafa iade edildiğini, malların ayıplı olmasının yanında, ayrıca ayakkabı sektöründe malların satış bedelinin bir kısmı başta müşteri iadeleri olmak üzere sair iadeler de göz önünde bulundurularak belirli bir süre tedbiren depo edilip tarafların anlaşmaları üzerine Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanun da yer alan 2 yıllık garanti süresinin sonunda ödendiğini, davacı tarafın gönderdiği ayıplı malları davacıya sözlü olarak ihbar edildiğini, ancak davacı tarafın ürünleri teslim almayı sürekli ve kötüniyetli olarak ertelediğini, bu ayıplı mallarla ilgili düzenlenen iade faturaların da geri çevrildiğini, davacı tarafından gönderilen ürünlerin ayıplı olduğunu, cari hesap ektresindeki iade faturalar ve iade mallara ilişkin faturaların ile rahatlıkla görüleceğini, dönemsel olarak kendilerine yapılan iadelerle sabit olduğu üzere, davacı tarafın ürünlerinin pek çoğunun ayıplı olduğunu, yine pek çoğunun da tüketiciler tarafından iade edildiğini, davacı tarafın toplam 419 adet ürününün 25.618,68 TL KDV dahil faturası ile iade edildiğini, ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin 4.5. maddesi ile model ve adetlerin yazılı olduğu sipariş formunda da açıkça belirtildiği üzere; ürünlerin müvekkil şirkete geç tesliminden dolayı tarafımıza 9.832,18 TL cezai şart bedeli olarak ödenmesi gerektiğini, davacı tarafın bu maddi gerçekler üzerine, alacaklı olmadığını bildiği halde, hizmetinin ayıplı olması ve ürünleri geç teslim etmesi gibi gerçeklerle karşılaşınca, kötüniyetle icra takibi başlattığını, taraflar arasındaki anlaşmaya rağmen ürünlerin süresinde ve ayıpsız olarak müvekkili şirkete teslim edilmemesi nedeniyle; bu ürünlerin sezonunda piyasaya sürülemediğini, mağazalara yeterli adet ve değişik modelde mal aktarılamadığını ve tüketiciye alternatif ürünlerle dolu bir mağaza ve marka görüntüsü sağlanamadığını, bu sürede rakip firmaların ise sezonu açtıklarını, bu durumun mağazaların boş kalmasına, yeterli cazibeyi sergileyememesine, müşteriye alternatif ürün sunulamamasına, tanınmış markaya yakışmamasına neden olduğunu ve bunların toplamının sonucunda müşteri kaybı, ekstra maliyetlere katlanma ve kâr kaybına sebebiyet verildiğini, müvekkili şirketin ödeme yükümlülüğünden, ya da takibe kötüniyetle itiraz ettiğinden bahsedilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davacının haksız ve kötüniyetli davasının reddini, davacı tarafın haksız ve kötüniyetli takip ve davası nedeniyle % 20 oranında kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, ücret-i vekâlet ve yargılama giderleri ile dava masraflarının davacıya tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
Birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; sözleşme konusu ürünlerin ayıplı teslim edildiği, geç teslim ettiği ve hiç teslim edilmediği iddialarının gerçek dışı olduğunu, taraflarca imzalanan sözleşmede belirlenen şartlara uygun olarak ayakkabıların üretimi yapılarak eksiksiz şekilde davacıya teslim edildiğini, davacı yanın ayakkabıların ayıplı olduğu veya eksik teslim edildiği hususunda bir ihbar veya talebinin olmadığını, davacı tarafça ödeme yapılmaması üzerine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, yetki itirazı üzerine Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe devam edildiğini, davacının ödeme emrine itiraz ettiğini, davalıya karşı Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davanın halen derdest olup bu dava ile doğrudan ilintili olduğunu, bu sebeple Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde alacağının neden kaynaklandığına ilişkin somut bir açıklamada bulunulmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak davalı aleyhine başlatılan takibe karşı itiraz edildiğini beyan ederek Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, asıl dava yönünden davacı-birleşen davalı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile davalı - birleşen davacı takip borçlusu aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine, birleşen dava yönünden ise davalı birleşen davacı tarafından davacı birleşen davalı aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş, keşif icra edilmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 25.413,21 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "626 nolu fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde davacı tarafından davalı aleyhine 11.361,53 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "şirket defter ve kayıtları" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı - birleşen davalı taraf, aralarındaki ticari ilişki kapsamında verilen siparişler nedeniyle üretilen ayakkabıların davalı birleşen davacıya teslim edildiğini, bu teslime rağmen rağmen düzenlenen fatura bedelinin ödenmediğini iddia etmekte iken, davalı -birleşen davacı taraf ürünlerin kendilerine ayıplı olarak teslim edildiğini, bu hususu karşı tarafa bildirmelerine rağmen ürünlerin teslim alınmadığını, iade edilen ürünler ve cezai şarta ilişkin alacaklarının bulunduğunu iddia etmektedir.
-Buna göre taraflar arasında dosyada mevcut satın alma sözleşmesi kapsamında süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı birleşen davacı üretici tarafından bir kısım ayakkabıların üretimine ve teslimine ilişkin edimin üstlenildiği, bu doğrultuda bir kısım ürünlerin davalı birleşen davacı yana teslim edildiği hususu ihtilafsızdır. Taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık davacı - birleşen davalı tarafça düzenlenen ve takibe dayanak olan 626 nolu ve 25.413,21 TL bedelli fatura kapsamında ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise iş bu ayıpların niteliği ve yine varsa davalı birleşen davacı tarafından bu ayıplar kapsamında alacak isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-Taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin düzenlenen sözleşmede her ne kadar satın alma sözleşmesi başlığı yer alsa da davacı birleşen davalı tarafın aynı zamanda üretici olması nedeniyle eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
-Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.
-Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun eserin kabulü başlıklı 477. Maddesinde, eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluktan kurtulacağı, ancak yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği düzenlenmiştir.
-Eserin teslimi ve kabulü ayrı kavramlardır. Eserin teslimi sözleşmenin konusu olan işlerin iş sahibine verilmesi-teslim edilmesidir. Yüklenici teslim ile sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmiş olur ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden kurtulmaz. Yüklenicinin sorumluluktan kurtulması teslim edilen eserin iş sahibi tarafından açıkça ya da örtülü kabulü ile olur.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474/1 maddesinde; "İş sahibi eserin teliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. " hükümlerine yer verilmiştir. Eski Borçlar Kanunu'nda da benzer şekilde düzenlemeye verilmiştir.
-Bilindiği gibi açık ayıp meydana gelen eserde basit bir muayene ile ve çıplak gözle tespit edilebilen ayıplardır. Açık ayıplarda iş sahibi, eserim tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre eseri gözden geçirip varsa açık ayıpları tespit ve ayıpları uygun süre içerisinde iş sahibine bildirmek zorundadır. Eski Borçlar Kanunu ve yeni Türk Borçlar Kanunu'nda muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup işin niteliği ve olayın özelliği ve imal edilen şeyin büyüklüğü, genişliğine göre süreler farklı olacak ve olayın niteliğine göre belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi iş sahibi bizzat yapabileceği gibi 818 sayılı Borçlar Kanunu 359/2 ve Türk Borçlar Kanunu 474/2 maddesi hükümlerine göre mahkeme aracılığı ile tespit ettirebilir.
-Açık ayıplarda iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur.
-Gizli ayıp ise eserde basit bir muayene ile tespit edilemeyen, çıplak gözle görüşüp saptanamayan, kullanım sırasında ortaya çıkan veya kullanım sırasında gelişen bir durum nedeniyle ortaya çıkan ayıplardır. Bu ayıplarla ilgili BK 359/1, TBK 474/1 maddelerindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Ancak BK 362/3 ve TBK 474/3 maddeleri hükümleri gereğince eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilmek suretiyle gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etme yükümlülüğünü yüklemiştir.
-Gerek 818 sayılı BK gerekse 6098 sayılı TBK'da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye ihbarının şekli ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmış olması ihbar kolaylığı sağlar ise de sözleşmede veya eklerinde bu husus kararlaştırılmamışsa taraflar tacir olsa dahi ayıp ihbarının her türlü delille, tanık beyanı ile de ispatlanabileceği Yargıtay tarafından içtihatlar ile kabul edilmiştir. ( Örn. Yargıtay. 15 H.D 13/05/2011 2010/7511 Esas 2011/2896 Karar sayılı ilamı )
-Ayıbın varlığı ve ihbarı bir itiraz niteliğinde olmayıp ancak taraflarca ileri sürülmesi halinde değerlendirilebilecek bir defi niteliğindedir. Taraflarca usulüne uygun olarak süresi içerisinde ileri sürülmedikçe ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığının Mahkeme tarafından re'sen gözetilmesi mümkün değildir. ( Örn. Yargıtay 15 H.D. 05/05/2016 tarih 2015/4343 Esas 2016/2603 Karar sayılı ilamı )
-Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Bu seçimlik hakların dışında ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması halinde iş sahibinin genel hükümlere göre diğer zararlarını isteme hakkı vardır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Bu kapsamda Mahkememizce keşif icra edilmiş, davalı birleşen davacı tarafın bildirdiği adreste hazır bulunan ürünler incelenmiş, keşif sonunda SMMM bilirkişi ve Tekstil Mühendisi tarafından düzenlenen, davalı tarafın ticari defterlerinin incelendiği 18/01/2023 tarihli kök raporda özetle; dava konusunun, davacının davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan faturaya bağlı cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davalı tarafından sunulan 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. Hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, takibe ve davaya konu edilen cari hesap özetinde kayıtlı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin sayın mahkemenizin takdiri içinde kaldığı, neticeten, incelenen ticari defterler, faturalar ve tüm dosya içeriği çerçevesinde takip tarihi itibari ile davacının davalı yana 11.733,05 TL cari hesap borcunun bulunduğu, dava konusu ayakkabıların açık ayıp ihtiva ettikleri, üretim esnasında işçilik, dikiş, ve malzeme seçimi hatası yapıldığı, davacı ve davalı şirket arasında “Satınalma Sözleşmesi” olduğu, ve bu sözleşmeye dayalı bir ticari faaliyet ilişkisi mevcut olduğu, görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Davacı - birleşen davalı tarafın ticari defterleri talimat mahkemesi aracılığı ile incelenmiş, SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; davacı ... SANAYİ TİCARET VE TURİZM LİMİTED ŞİRKETİ davalı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ ticari ilişki olduğu ayrıca Davacı ve davalı taraf ürün konusunda anlaşmazlığa düştüğü, davacı ... SANAYİ TİCARET VE TURİZM LİMİTED ŞİRKETİ nin aşağıda dökümü yapılmış 2019-2020-2021 ait ticari defterleri incelendiğinde defterlerin usulüne uygun tutulduğu kayıtların birbirine uyumlu olduğu, İlgili ticari defterlerin e-defter olduğu e-berat kayıtlarının zamanında gönderildiği davacı tarafin sunmuş olduğu 2019-2020-2021 yıllarına ait muavin defter dökümleri incelendiğinde ilgili kayıtların ticari defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu, ilgili defter kayıtlarında davalı tarafın 25.514,21 TL borçlu olduğu, davalı vekili tarafından dava dosyası içeriğine 08/06/2021 tarihinde sunduğu cevap dilekçesi incelendiğinde davalı tarafından davacı tarafa iade mallar için 25.618,68 TL ve cezai şart bedeli için 9.832,18 TL fatura düzenlendiği ancak davacı tarafın ticari defterleri içeriğinde bu belgelere ait herhangi bir kayıt bulunmadığı, dava dosyası içeriğinde İlgili ürünlere ait ürünlerin ayıplı olduğunu gösterir bir tespit, iade edilen mallara ait mal teslim belgeleri ve beyan edilen sözleşme hükümlerini gösterir belge bulunmadığından bu konunun değerlendirilmesinin Mahkemeye bırakıldığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası rapor veren SMMM ve Tekstil Mühendisi bilirkişiye yeniden tevdi edilmiş, dosyada mevcut davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği 06/01/2023 tarihli talimat mahkemesi raporu ile tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazları da dikkate alınarak, davalı tarafından, davacının takip konusu ettiği cari hesap alacağına yönelik olarak düzenlenmiş olduğu iade faturalarının tarihi ve içeriği dikkate alınarak taraflar arasındaki cari hesap farklılığının hangi faturalardan kaynaklandığının ayrıntılı şekilde belirlenerek dökümünün yapılması, keşif mahallinde incelenen ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davacı tarafından takibe konu edilen faturalardaki ürünler olup olmadığının tespitinin dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre mümkün olup olmadığının belirlenmesi, mümkün değil ise buna ilişkin teknik gerekçelere raporda yer verilmesi, tespiti mümkün ise ayıplı ürünlerin bedelinin ayrıca belirlenmesi istenmiş, bu doğrultuda bilirkişiler tarafından düzenlenen ek raporda özetle; kök rapordaki kanaatleri aynı kalmak kaydı ile dosyaya sunulu belgelerde; “davalı firmanın; bu
ayakkabıları davacı yanın koleksiyonundan kendilerinin seçtikleri; model numarası, renk,
termin ve ayakkabı numaraları ile adet bildirerek sipariş verdikleri, ayakkabı üreticisi davacı
firmanın malzemeleri de kendisi tedarik ederek onaylanan sipariş üzerinden üretimi
gerçekleştirdikleri,”
belirtilmişse de;. kutuların içeriğindeki ayakkabıların taban-şilte veya sayası üzerinde davacı
yana ait işli-basılı-yazılı kod-barkod-işaret gibi üreticiyi işaret eden(belli eden) bir emareye
rastlanılmadığından dolayı, kesif mahallinde incelenen ürünlerin davacı tarafından takibe
konu edilen faturalardaki ürünler olup olmadığının tespitinin, dosyada mevcut bilgi ve
belgelere göre mümkün olmadığı,
Mahkemenin 9.382,18 TL tutarlı cezai şartı kabul etmesi durumunda davacı
şirketin davalı şirkete 11.843,21 TL cari hesap borcu olacağı, 9.382,18 TL tutarlı cezai
şartı kabul etmemesi durumunda ise 11.843,21TL-9.382,18 TL= 2.461,03 TL borcu
olacağı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Alınan bilirkişi kök ve ek raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamaların somut olaya uygulanmasında; davalı - birleşen davacı tarafça dava konusu edilen ürünlerin teslim alındığı, davalı- birleşen davacı beyanları ve ticari defter kayıtları ile ihtilafsız olup, davalı karşı davacı tarafça ilgili ürünlerin ayıplı olduğu iddia edilmektedir.
-Davacı- birleşen davalı tarafın yukarıda ayrıntılarına yer verildiği şekilde teslim olgusunu ispat etmesinin akabinde davalı birleşen davacı tarafça ticari ilişki kapsamında teslimi yapılan ürünlerin ayıplı ve/veya eksik olduğu hususlarının ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davalı birleşen davacı tarafça bu kapsamda ayıplı olduğu ve davacı tarafça teslim edildiği belirtilen ürünlerin incelenmesi istenmiş, Mahkememizce bu kapsamda keşif icra edilerek ürünler incelenmiştir. Ancak alınan kök ve ek raporlar ile sabit olduğu üzere incelenen ürünlerin davacı tarafından teslim edilen ürünler olduğuna dair bir ibarenin incelemeye sunulan ürünler üzerinde yer almadığı görülmüştür. Teknik bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerle kutuların içeriğindeki ayakkabıların taban-şilte veya sayası üzerinde davacı
yana ait işli-basılı-yazılı kod-barkod-işaret gibi üreticiyi işaret eden(belli eden) bir emareye
rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda Mahkememize incelemeye sunulan ürünlerin; davacı tarafından teslim edilen ürünler olup olmadığının bu aşamada tespiti mümkün olmadığından, ilgili ürünler üzerinde yapılan incelemenin ayıbın varlığına delil olmasının kabulü mümkün değildir. Ayrıca davalı tarafça ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde teslimden sonra adli merciler tarafından yapılmış bir delil tespiti ya da incelemenin dosyaya ibraz edilmediği de sabittir.
-Buna göre her ne kadar davalı birleşen davacı tarafça kendisine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu ve bu kapsamda yükleniciye bilgi verildiği iddia edilmiş ise de birleşen davada davalı birleşen davacının ayıp iddiasına dayanak olan iade faturası ile cezai şart faturasında hangi ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin bir ibare yer almamaktadır. Ayrıca birleşen davada dinlenen tanık beyanlarına göre ayıbın ihbarı ve varlığının ispatı mümkün değildir. Zira davalı birleşen davacı tarafın tanıklarının beyanlarında istikrarlı bir şekilde teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de ayıplı ürünlerin hangileri olduğu konusunda somut bir bildirimde bulunulmamış, aksine taraflar arasında süregelen ticari ilişkin kapsamında ayıplı ürünlerin iade prosedürü hakkında bilgi verilmiş, davacı birleşen davalıya ait ürünlerin ... kodu ile tespit edilebileceği belirtilmiştir. Ancak keşif mahallinde incelenen ürünlerde bu yönde bir ibare bulunmadığı gibi, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında birden fazla teslimat bulunduğu sabit olduğundan davalı - birleşen davacı tarafın mevcut tanık beyanlarıyla ayıbın varlığını ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda asıl ve birleşen dava dosyası yönünden yapılan incelemede; davacı birleşen davalı tarafın icra takibine ettiği 626 numaralı faturanın bakiye alacağı olan 25.413,21 TL bedel yönünden üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, teslim hususunun sabit olduğu, davalı birleşen davacı tarafın ise takip talebine dayanak olduğunu belirttiği 25.618,68 TL'lik iade faturası ve 9.832,18 TL'lik cezai şart bedeli yönünden üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmediği, iade faturasına konu edildiği belirtilen ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin ispata elverişli bilgi veya belgenin dosyaya ibraz edilmediği, incelemeye sunulan ürünlerin davacı birleşen davalı tarafından teslim edilen ürünler olup olmadığının tespitinin bu haliyle mümkün olmadığı, eser sözleşmesinde ayıp iddiaları kapsamında iş sahibi tarafından yükümlülüklerinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediği Mahkememizce kabul edilmiştir. Bu doğrultuda asıl davanın kabulü ile, geçerli sebebe dayanmayan iade faturası ve cezai şart bedeline ilişkin faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine konu birleşen davanın esastan reddine karar verilmiştir.
-İtirazın iptali davası nitelik itibariyle takip talebindeki iddia ve belgelere sıkı sıkıya bağlı olduğundan taraflar arasındaki süre gelen ticari ilişki kapsamında diğer faturalar yönünden ayrıca değerlendirme yapılmamış ve bu kabul doğrultusunda karar vermek gerekmiştir.
-Birleşen dosya davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
A)ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-ASIL DAVANIN KABULÜ ile;
a)Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
b)Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 5.102,84 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.742,88-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 435,72-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.307,16- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 435,72-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 80,70-TL başvurma harcı, 4.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.168,40-TL tebligat, talimat ve posta masrafı olmak üzere 6.749,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
B-BİRLEŞEN DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı dosyasında davacı tarafından açılan davanın ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 137,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 132,63-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 11.361,53-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İzmir Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; asıl ve birleşen dava yönünden tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır