T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/270 Esas
KARAR NO: 2023/1252
DAVA: Menfi Tespit - Alacak
DAVA TARİHİ: 17/03/2022
KARAR TARİHİ: 08/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/12/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ....... Fuarcılık A.Ş. arasında ....... Tekstili Fuarına iştirak etmek amacıyla 03.10.2019 tarihli Fuar Katılım Sözleşmesi ikame edildiğini, iş bu sözleşme ile tarafların birbirlerine karşı birtakım yükümlülükler üstlendiğini, müvekkilin asli borcunun fuar katılım bedelini ödemek olduğunu, davalının ise sözleşmeye uygun olarak fuar düzenlemekle yükümlü olduğunu, ...... Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleşeceği imza altına alınan fuarın katılım bedelinin Amerikan Doları üzerinden belirlenerek müvekkili tarafından davalıya 8.000 USD tutarında ödeme yapılmasına karar verildiğini, müvekkilinin 88,00 metrekare alan kiraladığını ve dolar kuruna istinaden metrekare birim fiyatının 570,65 TL olarak hesaplandığını, taraflarca imza altına alınan ödeme planında bu hususun açıklandığını, iş bu ödemelerin Türk Lirası cinsine çevrilerek ........ Bankası ...... Şubesi’nden alınan 04.01.2020 keşide tarihli 15.000,00 TL, 22.02.2020 keşide tarihli 15.000,00 TL, 07.03.2020 keşide tarihli bu şekilde davalıya toplamda 8.000 USD/59.494,33 TL ödeme yapan müvekkilinin sözleşmeden doğan borcunu ifa ettiğini, davalı tarafın ise sözleşmede kararlaştırılan tarihlerde ...... Ev Tekstili Fuarını gerçekleştirdiğini, öncelikle fuarın COVİD-19 salgını sebep gösterilerek 20 – 24 Eylül 2021’e ertelendiğini akabinde fuar tarihine günler kala 2 Eylül 2021 tarihinde fuarın Mayıs 2022 döneminde yapılacağının açıklandığını, davalı firmanın mer’i mevzuata aykırı olarak söz konusu fuarın Mayıs 2022 tarihine ertelenmesi işlemini tek taraflı olarak haksız şekilde yapmış olduğunu ve bu süreçten ...... Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği (.....), fuarlar konusundaki yetkili idare olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)’nden görüş ve öneri alınmadığını, ...... Tekstili Fuarının, Mayıs 2022 tarihine ertelenme sebebi olarak geçerli bir neden açıklanmamasının dahi işbu ertelemenin ...... Fuarcılık tarafından tek taraflı alınan bir karar olduğunu göstermekte olduğunu, ev tekstil sektörünün en büyük fuarlarından biri olan ...... Tekstili Fuarının davalı firma taraftan fuar tarihine birkaç gün kala, hazırlıklar tamamlanmışken, geçerli ve kabul edilebilir sebep göstermeksizin ertelenmesinin fuarın marka değerine zarar verdiğini, kaldı ki, 20 - 25 Eylül 2021 tarihinde gerçekleşmesi planlanan fuarın pandemi sebep gösterilerek Mayıs 2022’ye ertelenmişse de davalı şirket tarafından Eylül 2021 tarihlerinde hazırlanan diğer fuarlar hakkında bu şekilde bir erteleme yoluna gidilmediğini, örneğin 01-04 Eylül 2021 tarihinde Gıda ve İçecek Ürünleri, Gıda İşleme Teknolojileri Fuarı'nın gerçekleştirildiğini, söz konusu fuarın resmi sitesinde; 47.513 sektör profesyonelinin fuara katılım sağladığı ve 20 ülkeden 2.000 üzerinde markanın ürünlerinin sergilediğinin açıklandığını, bu hususun ertelemenin pandemi ile alakasının bulunmadığını, yine aynı şekilde 08 - 12 Eylül 2021 tarihinde ...... Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarı ve 29 Eylül - 02 Ekim 2021 tarihinde ....... Uluslararası Ayakkabı ve Moda Fuarı'n, ..... tarihinde ..... Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarının gerçekleştirildiğini, yalnızca dava konusu fuarın Mayıs 2022 tarihi gibi uzak bir tarihe ertelendiğini, bu hususun keyfi olduğunu, iş bu keyfi karara karşı müvekkil ..... tarafından davalı ...... Fuarcılık’a keşide edilen Kadıköy ...... Noterliğinin ...... yevmiye nolu 20.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeden dönüldüğünün bildirildiğini, ödenen 59.494,33 TL karşılığı 8.000 USD bedelin iadesinin talep edildiğini, davalı tarafça cevaben Beyoğlu ...... Noterliği’nin ..... yevmiye nolu ve 27.10.2021 tarihli ihtarnamesinde ise taraflar arasında yapılan sözleşmeye veya müvekkilin ödediği 8.000 USD Tutarındaki bedele asla itiraz edilmediğini ancak “….taraflar arasında imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesi’nin 2. Mad.gereğince müvekkil şirketin tek taraflı iradesi ile sebep göstermeksizin bahse konu fuarı erteleyebileceği hüküm altına alınmış olup bu durumun katılımcıya sözleşmeden dönme hakkı vermediği…” ve “…planlanan ...... Fuarının 1 – 5 kasım 2022 tarihlerinde düzenleneceği (!)...” hususlarının belirtildiğini, fuarın akıbeti ile ilgili davalı ...... Fuarcılık tarafından en son alınan kararın ise; ...... Tekstili Fuarı’nın 10 – 14 Eylül 2022 tarihlerinde...... Fuar Alanında yapılması olduğunu, davalı tarafın keyfi kararlarda sınır tanımadığını, görevini gerektiğini gibi yerine getirmediğini, bu şartlar altında müvekkili ........ Dekoratif’in aleyhine sonuç doğuracak şekilde fuar tarihini erteleyen ve hatta son bir keyfi davranışla fuar düzenleme yerini İstanbul’dan Antalya’ya taşıyan davalı tarafın kötü niyetle hareket ettiğini ve sözleşmeden haklı olarak dönen müvekkil ........ Dekoratif’e karşı fuar katılma ücretini iade etmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, fuar katılım sözleşmesinin hükümleri genel işlem koşulu olup geçersiz olduğunu, TBK’nın 20. ve devamı maddeleri kapsamında bu tür sözleşme maddelerinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, davalı ile ....... arasında akt edilen protokol müvekkile sözleşmeden dönme hakkı verdiğini, ana protokolün 6.1.4. maddesinde yer alan hüküm ile “…Anlaşma kapsamındaki yıllarda düzenlenecek olan herhangi bir fuarda, tarafların biri tarafından tespit edilecek organizasyon bozukluğu ve/veya ihmal daha sonraki yıllarda düzenlenecek fuarlar için de kötü örnek teşkil edeceği kabul edilerek, takip eden yıllar için taraflara anlaşmayı tek taraflı olarak iptali hakkı doğurur. Diğer tarafın bu duruma itiraz hakkı yoktur. Taraflar bir sonraki yılın fuarı ile ilgili bu hakkı son yapılan fuarın bitim tarihinden itibaren en fazla altmış gün içinde ve yazılı bildirimde bulunarak kullanabilirler. Fuarın yapılmasını engelleyen herhangi bir mücbir sebep yokken fuarın yapılması ...... Fuarcılık) tarafından engellenir ya da ertelenirse, itf katılımcıların fuara katılamamaktan kaynaklanan maddi ve manevi zararlarını tazmin eder…” düzenlemesine yer verildiğini, 8 nolu ek protokolün 3., 5. Ve 6 maddelerinde yer alan hükümlerin ise; “…...., söz konusu fuarın belirlenecek tarihlerde açılmasını sağlamakla yükümlüdür. karşılıklı mutabakat ile fuar tarihinin değiştirilmesi durumu ve mücbir sebepler dışında .......fuarı belirlenen tarihte gerçekleştiremez ise işbu fuar katılım koşulları gereğince, katılım belgesi imzalayan firmalara o güne kadar gerçekleştirilmiş oldukları ödemeleri aynen iade etmekle ve .......’ın fuarı gerçekleştirilememesi nedeniyle uğradığı zararları tazmin ile yükümlüdür. ....., bu hususu peşinen kabul etmiştir. ana sözleşmedeki 6.1.4 maddesi muhteviyatından dolayı sözleşmenin iptali halinde, katılımcıların anlaşmalarını iptal hakkı mahfuzdur. ayrıca ......., katılımcı firmalarla imzalayacağı katılım sözleşmelerinin işbu sözleşme hükümlerine uygun olacağını kabul etmektedir. katılım sözleşmelerinde işbu sözleşme hükümlerine aykırılık, çelişki bulunması halinde ilgili maddeler yok hükmündedir, geçersizdir…” şeklinde olduğunu, davalı ..... Fuarcılık’ın, dava dışı ......’dan izin alınmaksızın gerçekleştirdiği erteleme üzerine; işbu protokole aykırı hareketin hukuki tespiti için ..... tarafından .... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi sn. Prof. Dr. .....’dan 19.01.2022 tarihli hukuki mütalaa alındığını, iş bu mütalaa ile dava dışı ...... ile davalı ...... Fuarcılık arasındaki protokolün, fuar katılım sözleşmesi üzerindeki etkisinin incelendiğini, söz konusu hukuki mütalaa kapsamında; “…protokolün, fuar katılım sözleşmesi ile birleşik sözleşme olduğu ve protokolün fuar katılım sözleşmesinin çerçeve sözleşmesi niteliğini taşıdığı, çerçeve sözleşme olan protokolün tetsıad tarafından haklı nedenle sona erdirildiği…” sonuca varıldığını, “…İnceleme konusu olayda ...... ’ın çerçeve sözleşme ilişkisini haklı sebeple sona erdirdiği görülmektedir. Fuarın tarihinde yapılmaması, hiçbir mücbir sebep hali yokken tek taraflı iradeyle ertelemenin yürürlüğe sokulmaya çalışılması ve dahası ertelemenin dayatılmaya çalışması durumu, ......’nin kusurlu olarak borca aykırı davrandığını ve kendisine duyulan güveni yıktığını gösterir. Bu durum karşısında ......’nin fuar düzenleme işini artık başka firmalara vermiş olması, 2022’den itibaren ..... ile çalışmaya devam etmeyecek olması gayet haklı bir tavırdır. Güven ilişkisinin yoğun olarak beklendiği sürekli ilişkilerde yüklenici kesiminin güveni taze tutması beklenir. Sözleşmede özel olarak düzenlendiği üzere; fuarlar konusunda plansızlığa, organizasyon bozukluğuna, alışılmış teamülün devam etmesinin önündeki engellere tahammül yoktur. Yıllar içinde zorlularla oluşturulan katılım beklentisini taze tutmak için kesintisiz fuar düzenlemesinin sağlanması zorunludur. Aksi halde sözleşmesel ilişki ortadan kalkar ve bu durum da kuşkusuz haklı bir tavır olur. Taraflar arasındaki sona erdirilen ilişki sürekli bir ilişki olduğu için, sözleşmenin sona erdirilmesi ileriye etkili şekilde, fesih iradesinin karşı tarafa ulaştığı andan itibaren hüküm doğuracaktır. buna bağlı olarak katılımcıların da sözleşmelerini sona erdirmeleri hukuka uygundur. Katılımcıların da sözleşmelerini sona erdirmeleri haklı nedenle fesih niteliği arz etmektedir. Çerçeve sözleşmede haklı fesih olgusu olarak ele alınan durum, hem ...... için hem de katılımcılar için, haklı nedenle fesih düzenlemesi olarak yapılandırılmış vaziyettedir.….” şeklindeki hukuki analiz ile çerçeve sözleşmenin sona ermesiyle, katılımcıların münferit sözleşme olan fuar katılım sözleşmesini sona erdirme hakkı elde edeceklerinin açıklandığını, “…çerçeve sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak katılımcıların sözleşmelerini sona erdirmesi halinde yaptıkları ödemeleri isteyebilecekleri, ödemelerin sebepsiz zenginleşme teşkil edeceği, keza katılımcıların uğradıkları menfi zararların da itf’den talep edebilecekleri, bunun aksine hüküm öngören fuar katılım sözleşmelerinin yok hükmünde olacağı…” sonuç ve kanaatine varıldığını, açıklanan nedenlerle müvekkili ile davalı arasında imzalanan 03.10.2019 tarihli Fuar Katılım Sözleşmesini haklı nedenle sonlandırdığının ve iş bu sözleşmeden dolayı davalı tarafa borçlu olmadığının tespitini,
Fuar Katılım Sözleşmesine istinaden müvekkilin davalıya ödemiş olduğu 8.000 USD bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek En yüksek ticari faiz oranı üzerinden hesaplanarak iadesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kalmış, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından ertelenmesinin talep edildiğini, 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde görülen Covid-19 vakaları ile birlikte başlayan süreçte sokağa çıkma yasakları nedeniyle ülke genelinde tüm toplantı, gösteri, konser vb. organizasyonların yasaklanmasıyla ..... Fuarının da müvekkili şirket tarafından yapılamadığını, bu sebeple fuar ...... Eylül 2021 tarihine ertelendiğini, bu tarihte de ülkemizde ve tüm dünyada pandeminin etkilerinin devam etmesi, Amerika, Avrupa ülkeleri ve diğer bazı ülkelerin Türkiye'yi kırmızı listeye alması yani Türkiye'ye seyahat kısıtlaması getirmesi, yine pandemi kaynaklı seyahat prosedürlerinin zorlaşması, aşı zorunluluğunun getirilmesi, karantina süreçleri, bu dönemde bilet fiyatlarının fahiş oranda artması gibi sebeplerden dolayı yurt dışından gelecek birçok katılımcının fuara katılamayacağını bildirmesi üzerine bu durumun fuara katılacak şirketlere bildirildiğini, buna mukabil birçok şirketten, tekstil sektörünün yurt dışına hitap etmesi ve dolayısıyla fuara yurt dışından misafirlerin katılmasının çok önemli olduğu, fuarların yapılış amacın yurt dışından müşteri kazanmak, yurt dışı pazarına açılmak olduğundan yurt dışından misafirlerin gelmemesi halinde fuarın yapılmasının bir anlamı olmayacağının belirtildiğini, fuarın katılımcısı olan şirketler ve sektör temsilcileri tarafından fuarın ertelenmesinin talep edildiğini, müvekkili şirketin söz konusu fuarları yapabilmek için fuar alanını en az 1 yıl önceden kiralamakta olduğunu, bunun için reklam ajanslarıyla anlaşmalar yaptığını, personel alımı gerçekleştirdiğini, ses ve görüntü sistemleri için anlaşmalar yaptığını, bir fuarın organize edilmesi bedelinin milyon liraları bulduğunu, ayrıca Ticaret Bakanlığı, TOBB, Belediye ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlardan prosedür gereği izinler alındığını, söz konusu fuarların pandemi nedeniyle yapılamamasından dolayı müvekkili şirketin de telafisi zor zararlara uğradığını, fuarın sanki keyfe keder nedenlerle yapılmadığı ve bu durumdan müvekkili şirketin bir menfaati varmış gibi lanse edilmesinin ve müvekkil şirkete kusur ve kötüniyet yüklenilmesinin mümkün olmadığını, aynı dönemde başka fuarların yapıldığına yönelik iddiaların da yerinde olmadığını zira her fuarın dinamiklerinin farklı olduğunu, dava konusu fuarın uluslararası nitelikte olduğunu, diğer fuarlarla karşılaştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, fuarın tarihini değiştirme hakkı bulunduğunu, fuar tarihinin değiştirilmesinin katılımcılara sözleşmeyi fesih ve ödenen bedelin iadesi hakkı vermediğini, davalı şirket ile yapılan "Fuar Katılım Sözleşmesi"nin 2. Maddesinde; "Fuar Katılım Sözleşmesini imzalayarak işbu Form'da belirtilen Düzenleyici'nin organize ettiği sergi veya fuara katılmayı kabul eden katılımcı, bu imzadan sonra fuara katılmayı reddetse dahi Katılımcı'nın maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. Katılımcı, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, Katılımcı'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, unvanı vb. hususlarda, Düzenleyici'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir. Katılımcı'nın ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Katılımcı, ancak Düzenleyici'nin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahiptir. Düzenleyici, Fuardan 3 gün öncesine kadar, hiçbir sebep göstermeksizin yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ve Katılımcı'yı fuardan çıkarabilir." hükmünün yer aldığını, davacı yanın her ne kadar protokol hükümlerine dayansa da protokol müvekkil şirket ile dava dışı ....... arasında yapıldığını, bununla birlikte protokolun süreli olup süresinin sona erdiğini, ayrıca dayanılan hükümde, fuar tarihinin değiştirilmesinde mücbir sebeplerin ayrık tutulduğunu,
davacı şirketin fuar katılım bedelini Türk Lirası cinsinden ödemesine rağmen Usd cinsinden iadesini talep ettiğini, bunun hukuken mümkün olmadığı gibi davacının kötü niyetini de ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin dolar cinsinden ödeme almadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın kabulüne karar verilmesi halinde, müvekkil şirketin Türk Lirası olarak aldığı ödemeyi Dolar olarak ödeyeceğini, arada geçen süre için dolar kurunda meydana gelen artışın yükünün de müvekkil şirkete yüklenececeğini, sözleşmenin hiçbir yerinde dolarla ödemeye ilişkin bir hükümbulunmadığını, birim metrekare fiyatı, yekün tutar, ödeme planı, taksit planı her şeyin Türk Lirası olarak yapıldığını, tam 4 sayfalık sözleşmenin sadece ve sadece toplamda 1 santimetrekaresini kaplayacak yerinde "dolar kuru 5,44" yazmakta olduğunu, sözleşmenin imzalandığı gün Dolar Kurunun 6,05 TL olduğunu, müvekkili şirketi katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yaptığını, personelini çalıştırdığını, devlete vergilerini ödediğini, müvekkili şirket müvekkilin iradesi dışında doğan, bir mücbir sebep olan pandemi süreci nedeniyle fuarın ertelendiğini, taraflar arasından menfaatler dengesi dikkate alınmalı, ahde vefa ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı tarafın anonim şirket olması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu'na tabi olduğunu, bu nedenle fuar katılım sözleşmesinin genel işlem koşulları niteliğinde olması nedeniyle davacının sözleşmenin sonuçlarından sorumlu olmadığına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, anılan tüm bu nedenlerle haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddini, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinin davacı tarafla tek taraflı olarak feshedilmesi nedeniyle, sözleşme kapsamında davacı tarafın davalıya borçlu olmadığının tespiti ile sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesine istemine ilişkindir.
-Mahkememizce Tobb, ....... kayıtları, davalı hakkında Ticaret Bakanlığı nezdinden yürütülen soruşturma dosyası, salgın dönemine ilişkin İstanbul Valiliği, İstanbul İl Hıfzısıhha Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kayıtları celp edilerek dosya arasında alınmış, taraf delilleri toplanmıştır.
-Somut olayda davacı taraf, ....... Uluslararası Ev Tekstili Fuarı’na katılım için fuar katılım sözleşmesinin imzalandığını ancak fuarın 21-25 Nisan 2020 tarihlerinde yapılması gerekirken davalı tarafça birden ertelendiğini, bu nedenle sözleşmeden tek taraflı olarak döndüklerini beyan etmiş ve sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin iadesi isteminde bulunmuş, davalı taraf ise söz konusu fuarın pandemi sebebi ile mücbir sebeple ertelendiğini, fuarın ilerleyen tarihlerde gerçekleştirildiğini, buna rağmen davalının fuara katılmadığını, aksi düşünülse dahi taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafa tek taraflı olarak fuar tarihi değiştirme hakkı tanıdığını iddia etmiştir.
-Buna göre taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; dava konusu ........ Uluslararası Ev Tekstili Fuarına katılım için taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, davalının fuarın ertelenmesine gerekçe gösterdiği mücbir sebep ve sözleşme maddelerine ilişkin iddialarının yerinde olup olmadığı ve neticeten davacının sözleşmenin tek taraflı feshi karşısında davalı tarafa ödediği bedelin iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-Bu doğrultuda uyuşmazlığın iki yönden ele alınması gerekmektedir. Bunlardan biri davalı tarafın mücbir sebep iddiasının irdelenmesi, bir diğeri ise taraflar arasında ihtilafsız olan ve davalı tarafa fuarın yeri ve tarihini değiştirme, kısmen veya tamamen iptali hakkı tanıyan fuar katılım sözleşmenin 2. Maddesi'nin uygulanma imkanının bulunup bulunmadığıdır.
-Mücbir sebep, günümüzde akdedilen sözleşmelerde sıklıkla yer alan bir kavram olmakla birlikte, Türk Hukuku'ndaki uygulamasının hangi esaslar çerçevesinde gerçekleşeceği doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ile şekillenmektedir.
-Öğretiye göre; mücbir sebep, teori ve uygulamada genel olarak “borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun ya da borcun ihlaline, kaçınılmaz ve mutlak şekilde neden olan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay” olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için zorunlu veya zorlayıcı bir olay gerçekleşmiş olmalıdır. Bu olay, doğal, sosyal ve hukuki bir olay olabilir, insana bağlı bir davranış da olabilir. Deprem, kasırga bunlardan birincisine örnek verilebilirken, savaş, darbe gibi olaylar ikincisine örnek olabilir. Bundan başka, mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında kalan harici bir olay olmalıdır. Diğer bir ifade ile zarar veren olay ile olayın meydana geldiği işletme arasında bir bağlantı olmamalıdır. Buna ek olarak mücbir sebep kaçınılmaz bir olay olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı aynı zamanda önlenmezlik kavramını da içerir. Zira mücbir sebebin diğer bir unsuru öngörülemezlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Önceden öngörülemeyen husus, olayın doğuracağı sonuçlar olarak algılanmalıdır.
-Tanımdan da anlaşılabileceği üzere bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için bazı unsurları birlikte barındırıyor olması gerekir. Bunlar; öngörülemezlik, karşı konulamazlık, dışsallık ve kusursuzluktur. Bununla birlikte meydana gelen olağanüstü olay ile borcun ifa edilememesi arasında uygun illiyet bağının da olması gerekir. Bir başka anlatımla borcun ifa edilmesinin aşırı güçleşmesine veya imkânsız hale gelmesine tüm bu unsurları bir arada bulunduran bir olayın sebep olması gerekmektedir.
-Yargıtay'a göre; sorumlu ya da borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır.
-Yargıtay ....... Hukuk Dairesi'nin ...... Esas ...... Karar, 11.2.2016 tarihli ilamında; “..davalının kuş gribi ve bombalamaların mücbir sebep oluşturduğu savunmasına tarafların tacir olmaları, olayların etkisinin sınırlı olduğunun belirlenmesi ve aralarındaki sözleşme nazara alınarak kabul görmediği, davalının doldurulmayan odalardan dolayı davacının tasarruf ettiği ve bunların düşülmesi gerektiği savunması da sözleşme hükümleri gereğince yerinde görülmediği..” hususlarına yer verilmiştir.
-Dolayısıyla her somut olay nezdinde mücbir sebep nitelendirmesine neden olacak unsurların bir arada bulunup bulunmadığını değerlendirmek gerekecektir.
-Mücbir sebep teşkil eden olay sebebiyle borçlunun, imkânsızlaşan ediminin karşılığında kusursuz olduğu için tazminat ödeme yükümlülüğü olmadığı gibi alacaklı tarafından aynen ifaya da zorlanamamaktadır. Fakat alacaklı mücbir sebep halinde iki yola başvurabilecektir. Bunlar;
Sözleşmenin sona ermesi
Sözleşme var olduğu müddetçe yükümlülüklerin askıya alınmasıdır.
- Borçlu taraf ifasını mücbir sebep teşkil eden olaydan dolayı gerçekleştiremediğinde alacaklı taraf, sözleşme sona ermediği ve borçlu, edimini ifa etmediği müddetçe sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünün ifasını askıya alabilmektedir.
-Yukarıdaki yer verilen unsurlar ve kriterler çerçevesinde tanımı yapılan mücbir sebep, şartları oluşmuş ise bazı durumlarda borçlunun edimi ifa etmesini imkânsız hale getirmektedir. Kanun koyucunun, sözleşme sorumluluğunda esas aldığı kavram mücbir sebebin aksine “imkânsızlık” kavramıdır.
-İfa imkânsızlığı, edimin ifa edilememe durumudur. Ancak bu kapsamda hangi hal ve şartların ifanın imkânsızlığına neden olacağının belirlenmesi gerekmektedir.
-İmkânsızlığa neden olan olayın niteliğine göre fiili veya hukuki imkânsızlık ayrımı yapılmaktadır. İmkânsızlık tabi bir olaydan veya şahsın fiilinden doğabilir. İmkânsızlık fiili (maddi) bir sebepten ileri gelebileceği gibi, hukuki bir sebepten de doğabilir.
-İfa imkânsızlığı, sürekli ifa imkânsızlığı ve geçici ifa imkânsızlığı olarak karşımıza çıkabilmektedir. Sürekli ifa imkânsızlığı, borcun ifa edilememesine yol açan engelin ortadan kalkmasının mümkün olmaması halinde gündeme gelmektedir. Sözleşmede kararlaştırılan edimin hukuki nedenlerle sürekli olarak imkânsız hale gelmesi, borçlunun ifa yükümünü, alacaklının da aynen ifayı talep hakkını sona erdiren sebeplerden biridir. İfa imkânsızlığının gerçekleştiği an itibariyle ifa yükümü kanun gereği (ipso iure) sona erer. İmkânsızlığın sözü edilen etkisi, yalnızca kararlaştırılan (birincil) edimi ifa yükümü üzerinde kendisini gösterir ve bu etki, imkânsızlıktan hangi tarafın sorumlu olduğu konusundan bağımsız olarak ortaya çıkar. Diğer bir ifadeyle, borçlu, imkânsızlıktan sorumlu olsa da olmasa da ifanın imkânsız hale gelmesiyle, aynen ifa yükümü sona erer.
-Borçlunun aynen ifa yükümünün sona ermiş olması, tek başına geniş anlamda borcun da sona ermesi anlamına gelmez. Çünkü imkânsız hale gelen edimi yerine getirmekle yükümlü olan borçlunun aynı zamanda imkânsızlıktan sorumlu olması halinde, sona eren ifa yükümünün yerine, karşı tarafın bu nedenle uğradığı zararları tazmin yükümü doğar (TBK 112). Borçlunun imkânsızlıktan sorumlu olmaması halinde ise, ifa yükümü, yerine tazminat yükümü doğmaksızın sona ermiş olur (TBK 136/1).
-Ancak bu halde borçlu, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşı edimi talep hakkını da kaybeder (TBK 136/1l). Bu durumda ise imkânsız hale gelen edimin alacaklısının imkânsızlıktan sorumlu olup olmadığı önem kazanır. Zira eğer ifa, alacaklının sorumlu olduğu bir sebeple imkânsız hale gelmiş ise bu, TBK 136/ll hükmü gereğince karşı edimi talep etme hakkını kaybeden borçlunun ifa gerçekleşebilseydi elde edeceği menfaatten, alacaklıdan kaynaklanan bir sebeple yoksun kalması anlamına gelir. Bu durumda, sona eren edim yükümünün alacaklısının, borçlunun, belirtilen nedenle uğradığı zararı tazmin etmesi gerekir.
- Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesi ile düzenleme getirilmiş olup sözleşme ile saklı tutulmamış ise asıl borcun sona ermesi halinde buna bağlı hak ve borçların da sona ereceği düzenlenmiştir. İlgili madde metninde: “Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
-Mücbir sebebin geçici olması ise kural olarak sadece borcun zamanında ifasını engeller. Bu hâlde, borçlu gecikmeden sorumlu olmasa da ifası hâlâ mümkün olan borcunu ifa etmekle yükümlüdür.
-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.04.2010 gün ve ...... sayılı ilamında; “İfa imkânsızlığı borcu sona erdiren nedenlerdendir. Gerçekten BK. md. 117/1'e göre ” borçluya isnat olunamayan haller münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa borç sakıt olur”, İfa imkânsızlığı ortaya çıkış nedenlerine göre bazı ayırımlara tabi tutulmaktadır. Bu ayırımlardan birisi de objektif imkânsızlık (daimi imkânsızlık)- geçici imkânsızlık ayırımıdır. Şayet ifa imkânsızlığı sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil, herkes için söz konusu ise buna objektif imkânsızlık denilmektedir. Objektif imkânsızlıkta sözleşme esasen BK. md.20 uyarınca butlanla batıldır (geçersizdir) ve ayrıca feshi gerekmez. Hâlbuki geçici imkânsızlıkta akdin ifası (icrasının istenmesi) bir hadisenin gerçekleşmesine bağlıdır. Ancak o hadise tahakkuk ederse akdin icrası istenebilir. (...) Şüphesiz geçici imkânsızlığın varlığı, beraberinde tarafların bu sözleşmeyle ne kadar süre bağlı kalacakları sorununu getirir. Bu konudaki kural “ahde vefa-söze sadakat” ilkesi gereği tarafların sözleşmeyle bağlı tutulmasıdır. Ancak bazı özel durumlar vardır ki, tarafları o sözleşmeyle bağlı saymak hem onların ekonomik özgürlüklerini engeller, hem de bir başkası ile sözleşme yapma fırsatını ortadan kaldırır. Uygulamada, geçici imkânsızlık halinde tarafların o sözleşmeyle bağlı tutulma süresine “akde tahammül süresi” denilmektedir. Bu sürenin gerçekleşip gerçekleşmediğini de her somut olaya göre ve onun çerçevesinde değerlendirmek gerekir” hususlarına yer verilmiştir.
-Buna göre süresi her somut olaya göre ayrı ayrı belirlenmesi gereken bir “akde tahammül süresi” aramaktadır. Akde tahammül süresi geçtikten sonra ise alacaklı temerrüt hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği gibi edimler arası dengenin aşırı derecede bozulmasını sebep göstererek TBK 138.md uyarınca sözleşmenin uyarlanmasını hâkimden talep edebilir veya uyarlama mümkün değilse yine TBK 138.md uyarınca sözleşmeden dönme veya fesih hakkını kullanabilir. Buna göre alacaklının TBK m.125 uyarınca şu seçimlik hakları vardır;
Aynen ifayla birlikte gecikme tazminatı,
İfadan vazgeçerek zararın tazmin edilmesi
Sözleşmeden dönerek menfi zararın tazmini
-Bu kapsamda vurgulamak gerekir ki, mücbir sebep sonucu borçlunun asli edim borcunun tamamı imkânsızlaşabileceği gibi bir kısmı da imkânsızlaşabilir.
-Maddi olarak bölünebilir edimin bir kısmının ifasının imkânsızlaşmasının kısmi imkânsızlığa neden olabilmesi için kısmi ifanın aynı zamanda tarafların sözleşmeyi kurdukları sıradaki iradelerine ve sözleşmenin amacına uygun olması gerekir. Zira TBK m. 137/l maddesinde, “.. kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. (23) Dolayısıyla kısmi ifanın aynı zamanda tarafların sözleşmeyi kurdukları sıradaki iradelerine ve sözleşmenin amacına da uygun olması gerekmekte olup aksi halde borcun tamamı sona erecektir.
-Yukarıda yer verilen açıklamaların somut olaya uyarlanması bakımından yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinin imzalanmasının ardından dünya genelinde ortaya çıkan Covid-19 pandemisi ve bu bağlamda yasa koyucu tarafından alınan önlemler ve bu minvalde yapılan düzenlemelerin sosyal hayat ve doğal sonucu olarak iş hayatına etkileri oldukça açıktır.
-Dünya genelinde ortaya çıkan pandemi şartlarının; mutlak, kaçınılmaz, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan, dış etkenlerden kaynaklanan, olağanüstü bir olay olduğu, bu olayda sözleşmenin taraflarının bir kusurunun bulunmadığı ve bu olayın mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir.
-Bu nedenle iş bu mücbir sebep nedeniyle ifa imkansızlığı şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
-Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca dava konusu fuarın ilk olarak .... Nisan 2020 tarihleri arasında yapılmasının planlandığı anlaşılmaktadır. Yine tarafların beyanlarına göre davacı tarafın iş bu fuara ilk ertelemeden sonra .... Eylül 2021 tarihleri arasında katılım göstermeyi kabul ettiği ancak fuarın bu tarihte gerçekleşmeyerek yeniden ertelendiği görülmektedir. Davalı taraf yargılama sırasındaki beyanlarında fuarın ..... Eylül 2022 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildiğini ve davacı tarafın iş bu fuara katılım sağlamadığını beyan etmiştir.
-Salgın nedeniyle 2020 yılı Mart ayından itibaren hastalığın yayılmasının kontrol altına alınması amacıyla ülkemizde ve dünya genelinde çeşitli tedbirlere başvurulmuştur. Bu tedbirler kapsamında sokağa çıkma yasağı uygulanması, iş yerlerinin kapatılması veya esnek çalışma, düğün törenlerinin ertelenmesi, evden çalışma gibi değişkenlik gösteren tedbirler uygulanmıştır.
-Yaşanılan salgın süresince, bu durumun mücbir bir sebep olduğu ve sözleşmenin imzalandığı aşamada taraflarca öngörülemeyen bir durum olduğu ve yine bu salgın nedeniyle sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ..... Nisan 2020 tarihleri arasında fuarın gerçekleştirilemeyeceği sabittir. Dosyada mevcut İstanbul Valiliği, İstanbul İl Hıfzısıhha Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevapları da bu hususu doğrulamaktadır. Bu doğrultuda salgın hastalık sürecinin mücbir sebep hali olduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen ve tarafların kusurundan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi sayılması gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davalı tarafın iş bu tespitin aksine, mücbir sebep halinin geçici sebepten kaynaklandığını ve söz konusu fuarın ilerleyen tarihlerde ( 10-14/09/2022 tarihleri arasında ) gerçekleştirildiğini ve davacı tarafa bildirimde bulunulmasına rağmen fuara katılım sağlamadığını bildirdiği görülmüştür.
-Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve tarafların sözleşmeden bekledikleri yarar göz önüne alındığında davacı tarafın belirlenen tarihlerde fuara katılım sağlayarak kendi sektöründe tanıtım ve reklam amacı taşıdığı görülmektedir. Sözleşme kapsamındaki edimlerin imkansızlık sebebi olan salgın şartları ortadan kalktıktan sonra ifa edilebileceği düşünülse dahi taraflarca müzakere edilmeden ve davacının sözleşme ile elde etmek istediği yararı sağlamayacak bir tarihte fuarın gerçekleştirilmesine davacı tarafın katlanma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Zira ifa imkansızlığının ortaya çıkmasında yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere tarafların kusurlu davranışı etkili olmadığı gibi, süresiz bir şekilde davacı tarafın sözleşmeyle bağlı tutulması tarafların ekonomik ve ticari özgürlüğünü zedeler nitelikte olacaktır.
-Tüm bu hususlara ek olarak söz konusu fuarın birden fazla kez ertelendiği ve davacı tarafın yapılmasını beklediği tarih olan "...... Eylül 2021" tarihlerinde de yapılmadığı, fuarın ilk kararlaştırılan tarihten yaklaşık 2 yıl sonra ve farklı bir ilde gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu hususa sözleşme kapsamında davacının katlanmasının beklenemeyeceği gibi, bu durumun davacının sözleşme ile elde etmek istediği yararı sağlayamayacağı açıktır.
-Her ne kadar davalı tarafça fuarın yeri ve tarihini değiştirme, kısmen veya tamamen iptali hakkının fuar katılım sözleşmenin 2. Maddesi ile tanındığı, davacı tarafın tacir olması nedeniyle sözleşme hükümlerine katlanması gerektiği iddia edilmiş ise de; sözleşmenin 2. Maddesi ile davalı tarafa verilen tek taraflı hakların dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılması gerekmektedir. Sözleşmede yer verilen bu hakkın taraflarca keyfi olarak ve sözleşmeden beklenen yararı engelleyecek şekilde kullanılması mümkün değildir. ..... Nisan 2020 tarihleri arasında yapılması kararlaştırılan fuarın 10-14/09/2022 tarihleri arasında ve farklı bir ilde yapılmasına davacı tarafın katlanmak ve uymak zorunda olmadığı, katlanmaya zorlanması halinde davacının sözleşmeyi imzalarken beklediği faydayı elde etmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığından davalının bu yöndeki iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.
-Davalı tarafın cevap dilekçesi ile "katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yaptığını, personelin çalıştırdığını, maaşlarını vererek istihdam sağladığını ve devlete vergilerini ödediği" gerekçesiyle bir takım masraflar yapıldığını beyan ettiği görülmektedir. Davalı tarafın iş bu sözleşme kapsamında ifaya hazırlık aşamasında bir takım zorunlu masraflar yapması gerektiği şüpheye vermeyecek şekilde kuşkusuzdur. Ancak davalının bu masrafları davacı taraftan talep etmesi mümkün değildir. Zira yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere dava konusu sözleşme mücbir sebep / ifa imkansızlığı ile sona ermiş olup, bu imkansızlıkta kusuru bulunmayan davacıdan sözleşme kapsamında yapılan zorunlu masrafların talep edilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davalı tarafın bu yöndeki taleplerine Mahkememizce itibar edilmemiştir.
-Bu doğrultuda davacı tarafın bu süreçte “akde tahammül süresi” bakımından, seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeden dönmesi, taraflar arasında ihtilaflı olmayan ve davacı tarafından ödendiği sabit olan bedelin iadesi talebinin yerinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davacının sözleşmeden dönme talebi ile bedel iadesi talebinin yerinde olduğunun belirlenmesinin akabinde irdelenmesi gereken husus davacı tarafından TL para cinsinden yapılan ödemenin USD cinsinden talep edilip edilemeyeceği noktasındadır. Davacı taraf sözleşmenin USD cinsinden yapıldığını ve ödeme tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilerek ödemenin yapıldığını iddia etmekte iken davalı tarafın taraflar arasında USD cinsinden bir bedel belirlenmediğini iddia ettiği görülmektedir.
-Taraflar arasında imzalanan 03/10/2019 tarihli Fuar Katılımcı Sözleşmesi'nin incelenmesinde sözleşme bedelinin vergiler dahil 59.494,33 TL olarak belirlendiği ve bu ödemelerin peşin ve çeşitli vade tarihli çekler ile yapılacağının hüküm altına görülmektedir. Bu kapsamda ayrıca Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmış, alınan raporda da tarafların defter ve kayıtlarında yabancı para cinsinden bir kayıt, ödeme ya da açıklamaya yer verilmediği görülmüştür.
-Buna göre taraflar arasında yabancı para cinsinden sözleşme bedelinin kararlaştırıldığına ilişkin bir bilgi ya da belgenin dosyaya ibraz edilmediği, sözleşme kapsamında ödenen bedel TL para cinsinden olduğundan bu miktarın yine aynı şekilde davacıya iade edilmesi gerektiği, davacı tarafın sözleşmede yer almayan USD cinsinden talepte bulunmasının yerinde olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir
-Bu doğrultuda her ne kadar davacı tarafça ödenen bedelin USD cinsinden 8.000,00 USD olarak iadesi istemi ile alacak isteminde bulunulmuş ise de Mahkememizce bu husus doğrudan red sebebi olarak görülmemiş, çoğun içinde azı da vardır ilkesi uyarınca davacının ödeme yaptığı TL cinsinden alacak isteminin yerinde olduğu, iş bu ödediği bedele fesih tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edebileceği nazara alınarak davacı ile davalı arasında imzalanan 03/10/2019 tarihli ...... Ev Tekstili Fuarı Katılımcı Sözleşmesinin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğinin ve bu sözleşme nedeniyle davacı tarafın davalı yana borçlu olmadığının tespitine, sözleşme nedeniyle davacı tarafça davalıya ödenen 59.494,33 TL'nin 20/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Davacı ile davalı arasında imzalanan 03/10/2019 tarihli ...... Ev Tekstili Fuarı Katılımcı Sözleşmesinin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğinin ve bu sözleşme nedeniyle davacı tarafın davalı yana borçlu olmadığının tespitine,
-Sözleşme nedeniyle davacı tarafça davalıya ödenen 59.494,33 TL'nin 20/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Davacının menfi tespit talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.064,06-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.021,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.042,22- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafın alacak istemi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.064,06-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.021,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.042,22- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 4.043,68-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 80,70-TL başvurma harcı, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 395,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.475,70-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%66,89) göre hesap edilen 2.324,91-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Menfi tespit talepli davanın kabul edilen miktarı yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Alacak istemli davanın kabul edilen miktarı yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Alacak istemli davanın reddine karar verilen miktarı yönünden davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 1.320,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%66,89) göre hesap edilen 882,95-TL'sinin davalıdan, 437,05-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/12/2023
Katip ......
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır