T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/338 Esas
KARAR NO : 2025/75
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/04/2022
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurum ile ...... Kaynakları ve Hizmet A.Ş. arasında temizlik hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalanmış olduğunu, söz konusu firmada görev yapan ve işten ayrılan personel ...... 'nın, idareye ve çalışmış olduğu şirkete dava açarak kıdem/ihbar tazminatı, fazla mesai vb. ücretlerini talep etmiş; açılan dava sonucunda İstanbul ...... İş Mahkemesinin ...... E. ..... K. ve 01.12.2020 tarihli kararıyla bir kısım taleplerin kendisine ödenmesine hükmedilmiş olduğunu, bu sebeple ........vekili tarafından İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasıyla açılan icra dosyasına müvekkili idarece cebri icra yoluyla 89.621,62 TL ödeme yapılmış olduğunu, ancak dilekçe ekinde sunmuş oldukları müvekkili kurum ile davalı şirket arasında yapılan ihale sözleşmesine ekli şartnamelerde (Ek1); söz konusu işçi alacak ve haklarından yüklenici sıfatı ile davalı şirketin sorumlu olduğunun belirtilmiş olduğunu, bu nedenle müvekkili kurumun rücu hak ve yetkisi bulunmakla davalı firmanın söz konusu tutardan sorumlu olduğunu, ödenen 89.621,62 TL” nin .....'nın daha önce çalışmış olduğu ...... İnsan | Kaynakları ve Hizmet A.Ş” den talep edilmesine karşı olumlu cevap alınamamış olduğunu, ayrıca davalı şirketle yapılan arabuluculuk görüşmesi sonuçsuz kaldığı için işbu davayı açma zarureti doğmuş olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin işçisine ödenmiş olan toplam 89.691,61 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; iş bu davada müvekkilinin sorumluluğu olduğu düşünülse dahi bu alacağın müvekkili bakımından zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının dava dışı işçi ile aralarında görülen bu davayı müvekkili şirkete ihbar etmemiş olup, işbu davadan verilen bu hükmün bu nedenle de müvekkili şirkete rücu edilmesinin mümkün olmadığını, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bulunmadığını, davacı tarafın müvekkilinin aleyhine olarak işçi lehine yaptığı ödemenin başka bir ifade ile iş hukukundan kaynaklanan ödemelere ilişkin rücu davası açmış olduğunu, davanın esası işçi alacağına dayandığı için ve davacı taraf ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki söz konusu olmadığından ötürü Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmakla görevli mahkeme olmadığını, iş bu nedenle öncelikli olarak dosyada görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İŞ MAHKEMESİNE gönderilmesine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, işbu davaya konu rücu talebinin dava dışı işçinin, işçilik alacaklarından kaynaklanmakta olup, rücu talebinin müvekkiline yöneltilebilmesi için işçinin müvekkili nezdinde istihdam olunması gerektiğini, ancak mahkememizce celb olunacak SGK kayıtlarından görüleceği üzere, dava dışı işçinin müvekkili şirket nezdinde istihdam olunmadığını, işçinin diğer davalı ......... SOS. HİZM. LOJ. yanında çalışmış olup, müvekkilinin yanında çalışmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bu durumda müvekkili şirketin işverenlik sıfatı olamadığından, husumet yönünden itirazda bulunuyor olduklarını, işyeri devirlerinde makul süreyi aşan kesintinin varlığı halinde iş yeri devri olmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılması ve müvekkili şirket yönünden davanın reddine kara verilmesi gerektiğini, farklı işverenler nezdinde çalışma süresinin sona ermesinden sonra 10-15 günlük makul süre aşılmış olup bu hususun dikkate alınmasını talep ediyor olduklarını, kamuda 11.9.2014 tarihinden sonra akdedilen personel çalıştırılması esasına dayalı alt işveren sözleşmelerinde alt işveren işçilerine kamu tarafından ödenen kıdem tazminatları için alt işverenlere rücu edilemeyeceğini, davacı vekilinin, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından müvekkili şirketin de sorumlu olduğu bahsiyle huzurdaki rücuen tazminat davasını açmış olduğunu, dava dilekçesinde de taraflar arasında imzalanmış hizmet ihale sözleşmesi ve eklerinden çeşitli alıntılar yapılarak müvekkili şirketin bu ödemeden sorumlu olduğunu iddia etmekte olduğunu, ancak ne taraflar arasında imzalanan sözleşmede ne de bunun eki niteliğindeki Teknik Şartname'de "kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair" açık bir hüküm yer almadığını, buna karşın kanun hükmünün açık olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve teknik şartnamelerde yüklenicinin kıdem tazminatından sorumlu olduğuna dair açık bir düzenleme bulunmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde Hizmet İşleri Şartnamesi'nin 38. Maddesi ve Teknik Şartnamenin 33. maddesini örnek göstererek müvekkili şirketin kıdem tazminatından sorumlu olduğunu iddia etmiş olduğunu, ancak gerek bu maddeler gerek sözleşme ve eklerinin diğer maddelerinde müvekkili şirketin işçilere ödenen kıdem tazminatından sorumlu olduğunun açık biçimde düzenlenmemiş olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere "kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair" açık bir hüküm yer almadığından dolayı müvekkili şirketin işçiye ödenen kıdem tazminatından sorumlu olmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ihale bedeli içerisinde kıdem payı ödenmemiş olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin kıdem tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, davacı vekili tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı bedelinin müvekkili şirketten talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu edilen dava dışı işçinin kıdem tazminatı talebinin, Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu' nun uygulanmasına yönelik Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.30. maddesine AÇIKÇA aykırı olduğunu, kıdem tazminatının davacı tarafından yapılan ihaleye ilişkin teklif fiyata dahil olmadığını, bu durumun Kamu İhale Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.30. maddesi ile sabit olduğunu, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.30. maddesinde ihale teklif fiyatının hangi bileşenlerden oluştuğunun açık ve tereddütsüz bir şekilde sayılmış ve işbu teklifin içerisinde işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının yer almadığının ifade edilmiş olduğunu, davacı kamu kurumu olup Kamu İhale Kanunu ve kanunun uygulanmasına ilişkin Kamu İhale Genel Tebliği'ne aykırı olarak işlem yapamayacağını, işbu nedenle; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ve sözleşmelerin atıf yaptığı şartname hükümlerinin Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Genel Tebliğ hükümleri dairesinde yorumlanması gerektiğini, zira; böyle bir işlem tesis edilmesi halinde dahi Borçlar Kanunu 20. vd. maddeleri uyarınca genel işlem koşullarına aykırı sözleşme ve şartname hükümlerinin geçersiz sayılacağını, sözleşme bedeline dahil giderlerin sözleşmenin ilgili maddelerinde sayılmış ve giderlerin vergi, resim, harç, ulaşım, sigorta vb. giderler ile personele ait maaş, giyim ve yol giderlerinden ibaret olduğunun tespit edilmiş olduğunu, eş deyişle; kıdem tazminatı bedelinin sözleşme bedeline dahil olmadığını, kıdem ve ihbar tazminatının, 07.06.2014 gün ve 29023 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İhale Genel Tebliği'nde değişikliğin 48. maddesi ile sözleşme giderlerinin içine dahil edilmiş ve 25.10.2014 tarihli 29156 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile 11.09.2014 tarihinden itibaren kıdem ve ihbar tazminatları sözleşme giderleri içerisinden çıkartılmış olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatının Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.30 maddesine eklendiği tarihin 07.06.2014 gün ve 29023 sayılı Resmi Gazete ile olduğu TARTIŞMASIZ olup işbu tarihten 4 ay sonra da tarihten sonra 25.10.2014 tarihli 29156 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile 11.09.2014 tarihinden itibaren kıdem ve ihbar tazminatlarının sözleşme giderleri içerisinden çıkartılmış olduğunu, müvekkili şirketin dava dışı işçiyi istihdam ettiği tarihte kıdem ve ihbar tazminatlarının ihale teklif fiyatının içinde olmadığını, zaten kamu ihalelerinde 11.9.2014 öncesinde de her ne kadar kanunda ihale bedeli olarak kıdem payı verilmesi öngörülmüş olsa dahi kamu kurumları tarafından yüklenicilere kıdem payı verilmediğini, yani ihalelerde verilen kıdem payının, yukarıda belirtilen Yönetmelikte ve Tebliğ’de yapılan değişikliklerle kaldırılmadığını, bu payın zaten çok önceden kaldırılmış olduğunu, yani bu değişikliklerle kıdem payının ödenmesi uygulaması kaldırılmamış, sadece zaten fiilen kaldırılmış olan payın verilmeyeceği hususunun hukuki hale getirilmiş olduğunu, yani uygulaması olmayan bir hükmün yürürlükten kaldırılmış olduğunu, yoksa yeni bir durum yaratılmamış olduğunu, kanun koyucunun sadece bu payın 11.9.2014 tarihinde kaldırıldığını zannederek 7166 sayılı Kanunda bu tarihi esas alarak bir düzenleme yapmış olduğunu, kanun koyucunun 11.9.2014 tarihinden sonraki kıdem süresi için alt işverenlere rücu edilemeyeceğini kabul etmesinin nedenin, 11.9.2014 değişikliği olduğuna göre ve gerçekte ise 11.9.2014 tarihinden önce de kıdem payı verilmediğine göre, Kanun koyucunun kendi içerisinde tutarlı olabilmesi için, 11.9.2014 tarihinden önceki kıdem payı verilmeyen süreler için de rücu edilemeyeceğini kabul etmesi gerektiğini, konuyla ilgili Prof. Dr. ......'nin ayrıntılı açıklamaların yer aldığı hukuki görüşünün de bu yönde olup ekte sunulmuş olduğunu, ihale bedeli olarak müvekkili şirkete kıdem payı ödenmediğinden kıdem tazminatından asıl işveren olan davacının sorumlu olduğunu, müvekkili şirketle davacı arasında akdolunan sözleşmenin Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren TİP SÖZLEŞMELERDEN olduğunu, aynı şekilde; davacı tarafından hazırlanan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin, İdari Şartnamenin ve Teknik Şartnamenin aynı türden belgeler olduğunu, dolayısı ile müvekkili şirketin dava dışı işçileri istihdam ettikleri işe ait ihaleyi kazandıktan sonra sözleşme üzerinde müzakere ve yine şartname hükümleri üzerinde müzakere yapma yetkisi bulunmadığını, işbu nedenle sözleşmenin B.K. 20. vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına aykırı hükümlerinin yok sayılacağının yasanın emredici hükmü olduğunu, Borçlar Kanunu 20. vd. maddelerinde GENEL İŞLEM KOŞULLARI düzenlenmiş olduğunu, sözleşmenin TİP SÖZLEŞME olmasının Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.30. maddesine göre kıdem tazminatının ihale teklif fiyatının içerisinde yer almaması nedeniyle sözleşme ve şartnamelere konulan aksi yöndeki düzenlemelerin/aleyhteki hükümlerin B.K.'nun yukarıdaki maddeleri delaleti ile yok olduğunun sabit olduğunu, kıdem tazminatının sözleşme bedeline dahil olan bir gider olmadığını, bu durumun 4734 Sayılı K.İ.K.'ndan ve işin doğasından kaynaklanmakta olduğunu, sözleşme bedeli içerisinde yer almayan, diğer bir deyişle müvekkili şirketin ödemeyi taahhüt etmediği dava dışı işçinin kıdem tazminatının rücu yolu ile müvekkili şirketten talebinin sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşme bedeline dahil olmayan ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan ve işbu dava özelinde sonradan ortaya çıkan bir tazminat kaleminin müvekkili şirkettten rücu ile istenmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, işçilik maliyetlerinin hesaplanmasında yüklenicilere yön veren Kamu İhale Kurumu'nun Yönetmeliklerinde de işbu davaya konu tazminatlara dair herhangi bir bilgi bulunmadığını, kıdem tazminatının akdin işveren tarafından haksız biçimde sonlandırılması ve yasada sayılı şartların gerçekleşmesi halinde kazanılan bir tazminat türü olduğunu, belirsiz ve öngörülmesi mümkün olmayan ve fakat ihale bedelinin % 10'una karşılık gelen bir risk kaleminin yüklenici tarafından öngörülmemesinin de mümkün olmadığını, yukarıda da ifade ettikleri üzere 4734 Sayılı K.İ.K. ve kanunun uygulanmasına dair yönetmelik gereği yüklenicilerin kıdem tazminatı tutarını teklif fiyata dahil etmelerinin mümkün olmadığını, hal böyleyken davacının müvekkili şirket ile sözleşme imzaladığı tarihte ihale teklif fiyatının içerisinde olmayan kıdem tazminat payını, dava dışı işçiye ödeme yaptıktan sonra müvekkili şirketten talep etmesinin bizatihi Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin Kamu İhale Genel Tebliği'ne aykırı olduğunu, bu sebeple mahkemenin rücuen tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı işçinin asıl işvereni davacı idare olup işçinin bu kurumun işçisi olduğunu, emir ve talimat verme yetkisi davacıya ait olduğundan davanın müvekkili şirket açısından husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, işçinin gerçek ve asıl işvereni davacı ..... olduğunu, işçinin işe alınmasına, işten çıkarılmasına karar veren, işçiye emir ve talimatları veren, çalışma esaslarını belirleyen merci ...... olduğunu, işbu sebeple işçinin asıl ve gerçek işvereninin davacı olduğunu, bu nedenle davanın müvekkili şirket açısından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bütün bu açıklamalar ışığında, somut olayda muvazaa olgusunun gerçekleşeceğinin ve bu durumda da işçinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılacağının Yasa koyucu tarafından hüküm altına alınmış olduğunu, müvekkili şirketin işçinin asıl işvereni ..... tarafından ihale edilen işe ait ihaleyi kazanmış ve bu meyanda burada çalışan tüm işçilerle ihale dönemi ile sınırlı olmak üzere iş akdi imzalamış olduğunu, Yasa ve Alt İşveren Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde; somut olayda geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulmaması nedeni ile müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aleyhe beyan teşkil etmemesi kaydıyla müvekkili şirketin davacıya ödenecek kıdem tazminatı ve tali nitelikte işçilik alacaklarında sorumlu olacağı düşünülse dahi yasal mevzuat gereği bu sorumluluğun davacı ile müteselsil olarak ve yarı yarıya hesaplanması gerektiğini, hiçbir şekilde aleyhe beyan teşkil etmemek kaydı ile; bütün bu açıklamalarının mahkememiz tarafından kabul edilmemesi halinde ise sözleşmede işbu konudaki sorumluluk ve İş Kanunu'na yapılan atıf nedeni ile müvekkili şirketin sözkonusu kıdem tazminatından doğan sorumluluğu 1475 S.Y. 14/5 maddesi, 4857 Sayılı Yasa'nın 2/6 maddesi, B.K. 167. maddesi ve emsal nitelikteki Yargıtay kararları uyarınca davacıyı istihdam ettiği tarihteki brüt ücret tutarının yarısı ile sınırlı olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasındaki Hizmet Alım Sözleşmelerinde ve ilgili şartnamelerde kıdem tazminatından doğan sorumluluğun müvekkillerine ait olduğu yönünde hüküm olmadığını ifade etmiş bulunuyor olduklarını, kaldı ki; şartnamelere bu yönde hüküm konulması halinde işbu hükümlerin B.K. 20. vd. maddeleri gereği yok sayılacağının izahtan yoksun olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunun 2/6. Maddesinde; “ Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü yer aldığını, işbu maddenin emredici hüküm olup; müvekkili şirketlerle idare arasında, asıl işveren ile alt işveren ilişkisini Kabul etmememekle birlikte bu ilişkinin varlığının kabulü halinde dahi; söz konusu tazminattan doğan sorumluluk konusunda müvekkili ile idare arasındaki müşterek-müteselsil sorumluluk ilişkisinin taraflarca hüküm altına alınan sözleşmenin gereği olduğunun kuşkusuz olduğunu, Yargıtay'ın anılı hükmün kıdem tazminatından doğan sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu düzenlemediğine karar vermiş olduğunu, yukarıda detaylı olarak yapmış oldukları husumet itirazının kabul edilmemesi ve taraflar arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunun kabulü halinde dahi tarafların sorumluluğunun yarı yarıya olacağını, davacı emir ve talimat yetkisini elinde bulundurduğundan baştan beri işçinin asıl işvereni kabul edilecek olduğunu, bu halde de asıl işeren sıfatıyla işçiye ödediği kıdem tazminatının yarısından sorumlu olacağını, diğer yarısından sorumluluğun ise işçinin çalıştığı yüklenici şirketler tarafından çalıştırılan süre uyarınca paylaşılacak olduğunu beyanla; işçinin asıl işvereni davacı olduğundan davanın müvekkili şirket yönünden husumetten reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi nedeniyle çalıştırılan dava dışı işçinin işçilik alacaklara nedeniyle açtığı İstanbul ..... İş Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasından verilen hüküm gereğince, İstanbul Anadolu ...... İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine davacının ödediği tutarın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davanın zamanaşımı süresinde açılıp açılmadığı, davacının dava dışı işçiye ödediği işçilik ücretlerini davalıdan rücuen tahsilini talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarı hususlarındadır.
Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, uyuşmazlık konularının tespiti için dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, İş Hukuku Uzmanı bilirkişi .... Solak 05/12/2024 tarihli raporunda özetle; davacı tarafça, Hizmet Alım Sözleşmeleri ile ödeme belgeleri, davalı tarafça ise dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesine ilişkin dekont sunulmuş, mahkememizce davaya konu taleplerin dayanağı olan İstanbul ...... İş Mahkemesi'nin .... Esas ve İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyalarının ve dava dışı işçiye ait SGK hizmet dökümünün celp edilerek dosyaya kazandırıldığının görülmüş olduğunu, İstanbul ..... İş Mahkemesi’nin ...... E. dosyasının incelenmesinde:
davacının ......'nın, davalının İETT Genel Müdürlüğü olduğunun, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi
raporunda işçinin son işverenin İlgi ...... Ltd. Şti. olduğunun tespit edilmesine rağmen, gerek
davacı gerek davalı tarafça davanın, işçinin son işvereni olduğundan bahisle davanın, ..... Grup İnşaat
Taahhüt Otomotiv Turizm Gıda Emlak Temizlik Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ne ihbarının talep
edildiği, mahkemece de bu şirkete davanın ihbar edildiği, huzurdaki davanın davalısı olan şirkete ise davanın
ihbar edilmediği, dolayısıyla mahkemenize sunulan kıdem tazminatına ilişkin ödeme belgesinin iş
mahkemesi dosyasına sunulmadığı ve işçi tarafından da bu ödemeye ilişkin dosyaya beyanda bulunulmadığı
için, yapılan ödeme mahsup edilmeksizin hüküm kurulduğunun,
yapılan yargılama neticesinde işçinin 05/01/2007-14/05/2018 tarihleri arasında toplam 11 yıl 4 ay 9 günlük
kıdemine istinaden ve kıdeme esas ücretinin 3.200-TL olduğunun kabulü ile hüküm kurulduğunun, işçinin 2015 Kasım’dan fesih tarihine kadar olan yol ücretinin hüküm altına alındığının, yapılan yargılama neticesinde,
Davanın Kısmen Kabulü ile Kısmen reddine karar verilerek;
36.069,70- TL NET kıdem tazminatının, fesih tarihi olan 14/05/2018 tarihinden itibaren mevduata
uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8.030,00-TL NET yol ücreti alacağının, 2.000,00-TL lik bölümüne dava tarihinden, bakiye kalan
bölümüne ıslah tarihi olan 09/11/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak
davacıya verilmesine,
İhbar tazminatı ile fazlaya ilişkin diğer taleplerin reddine,
davacı tarafça yapılan 1.043,70 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan
1.010,91 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve
takdir olunan 6.532,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
davacı tarafça peşin yatırılan 786,40 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile davacıya
ödenmesine, dair karar verildiğinin görülmekte olduğunu, İstanbul Anadolu ...... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde:
alacaklı ...... tarafından İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü aleyhine
09.02.2021 tarihinde başlatılan ilamlı icra takibinde, Kıdem Tazminatı Alacağı 36.069,70 TL, İşlemiş Faiz 22.089,91
TL, Yol Ücreti Alacağı 8.030,00 TL İşlemiş Faiz 308,00
TL, Yargılama Gideri 1.010,91 TL, Peşin Harç Alacağı 786,40 TL, Vekalet Ücreti 6.532,96 TL Toplam 52.429,97 TL asıl alacak, 22.397,91
TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.827,88-TL’nin, alacağın tahsiline kadar işleyecek faizi, masraf ve vekalet ücreti ile
tahsilinin istendiğini, takibe ilişkin icra emrinin borçluya 22.02.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, İcra Müdürlüğü'nce yapılan dosya hesabı raporuna istinaden 25/03/2021 tarihinde 86.800,00 TL ödeme yapıldığı görülmüş olup, dosya kapsamında başkaca ödemeye rastlanmamış olduğunu, dava dışı işçinin SGK kaydının incelenmesinde: dava dışı işçinin dosya kapsamında yer alan hizmet döküm cetveli incelendiğinde, dava dışı işçinin iş mahkemesinde hüküm altına alınan süre içerisindeki çalışmalarının toplam 4093 gün olarak tespit edilmiş olduğunu, davalı tarafından sunulan ödeme belgesinin incelenmesinde: davalı tarafça sunulan ödeme belgesinin incelenmesinde, dava dışı işçinin 25/10/2013-14/05/2018 tarihleri arasındaki çalışmalarına istinaden ve 2.267,30 TL üzerinden kıdem tazminatı tahakkuk ettirilerek toplam 10.254,05 TL ödeme yapıldığının, sunulan ibranamenin işçinin gerçek alacak miktarını karşılamadığı gibi, yasal unsurları da taşımadığını, bu itibarla geçerli bir ibranamenin söz konusu olmadığının görülmekte olduğunu, huzurdaki davada uyuşmazlığın, dava dışı işçiye ödenen işçilik haklarının, asıl işveren tarafından alt işverenlere rücu hakkı olup olmadığı, rücu hakkının olduğunun değerlendirilmesi durumunda ise kimin ne oranda sorumlu olduğu noktasından ileri geldiğini, uyuşmazlık konusuna ilişkin, Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin yerleşik hale gelmiş içtihatları yol gösterici nitelikte olup, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerektiğinin ifade edilmekte olduğunu, bu halde eğer sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş sözleşmelerinden doğan alacaklarına ilişkin kimin ne oranda sorumlu olacağına dair düzenleme var ise, anılan hükmün uygulanması gerektiği; eğer bu yönde bir düzenleme yok ise de "tacir olan davalının çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda olduklarını ancak, davacı Bakanlığı da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği"nden hareketle sonuca gidilmesi gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, somut olayda, dava dışı işçinin çalışmış olduğu işin, hizmet alımı yolu ile temin edildiği, akdedilen
sözleşmelerde,
“Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş İle İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları
Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin
şartlarda, Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.”
düzenlemesinin bulunduğunun görülmüş olduğunu, genel şartnamede ise, çalışanların özlük haklarının düzenlenmiş
olup, “Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı
işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretinin
ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici bunların ücretleri hakkında da aynen
kendi elemanları gibi işlem yapmak zorundadır" şeklinde düzenlenerek yüklenicinin çalışan elemanlarla ilgili
olarak sorumlu olduğunun vurgulandığının anlaşılmakta olduğunu, öte yandan, huzurdaki dava her ne kadar son işveren olan davalıya yöneltilmiş ise de,
dava dışı işçinin çalışmış olduğu otobüs temizliği hizmeti işinin ihale yapılarak yerine getirildiğinin ve işçinin de farklı dönemlerde, ihaleyi kazanan dava dışı diğer alt işverenler nezdinde çalışmasının da bulunduğunun, gerek
dosya kapsamından, gerekse işçinin SGK kayıtlarından anlaşılmakta olduğunu, bu itibarla, işçinin çalışmış olduğu
her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından,
davalı alt işverenin sorumluluğunun da sadece kendi dönemi ile sınırlı olması gerektiğini, davalının "son işveren" olmasının
da bu sonucu değiştirmeyeceğini, bu nedenle, davalı alt işverenin, işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden miktarın belirlenmesi gerektiğini, yukarıda alıntılanan sözleşme ve şartname hükümlerine göre mahkememizce davalı alt işverenin,
dava dışı işçinin tazminat ve alacaklarından, işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden miktarın tamamından
sorumlu olduğunun kabulü halinde tamamından, aksi durumun kabulü halinde asıl işverenle birlikte yarı
yarıya sorumlu olması şeklinde, alternatifli olarak hesaplama yapılacak olduğunu, dava dışı içinin çalışmış olduğu son alt işveren olan davalı şirket (eski unvanı ile ...... Hizmetler Ltd. Şti.) haricindeki diğer alt işverenlere huzurdaki davada husumet yöneltilmediğinin görülmüş olduğunu, İş Mahkemesi tarafından, işçinin 2015 Kasım’dan fesih tarihine kadar olan toplam 31 aylık yol ücreti
alacakları hüküm altına alınmış olup, işçi fesih tarihinden önceki 31 ayın 4 ayı dava dışı ...... Otomotiv ve
Savunma San. A.Ş. nezdinde, 27 ayı ise davalı nezdinde çalışmış olup; 8.030 TL yol ücretinin, takipte talep edilen toplam asıl alacağın (8.030 / 52.429,97 = ) %15,32’sine tekabül
etmekte olduğunu, bu oran esas alınarak, bu alacak kalemine yönelik faiz ve takip sonrası feriler; ödenen toplam tutar - talep
edilen asıl alacak tutarı * %15,3 formülü ile hesaplanarak 86.800 – 52.429,97 = * %15,32 = 5.265,49 -TL
bulunmuş olduğunu, buna göre, yol ücretine ilişkin sorumlu olunan tutar, 8.030- TL asıl alacak + 5.265,49 -TL feriler olmak üzere
toplam 13.295,49-TL olarak hesaplanmış olup, bundan davalının payına düşen miktar (13.295,49-TL / 31 *
27 = ) 11.579,94 -TL olarak hesaplanmış, dava dışı işçinin Kasım 2015-Şubat 2016 arasındaki 4 aylık
çalışmasına istinaden hesap edilen toplam 1.715,55-TL, bahse konu dönemde işçiyi çalıştıran ......
Otomotiv ve Savunma San. A.Ş.’ye husumet yöneltilmediğinden değerlendirmeye konu edilmemiş olduğunu, buna göre ayrıntısı yukarıda verilen hesaplamalar sonucu, davalının yol ücretine ilişkin sorumlu olabileceği tutarın kıdem tazminatı ve ferileri toplam tutar 73.504,51 TL davalı nezdindeki çalışma süresine isabet eden miktar 26.363,21 TL, davalı nezdindeki çalışma süresine isabet eden miktarın yarısı 13.181,61 TL olarak hesaplanmış olduğunu, davalı tarafça, dava dışı işçiye 20/09/2018 tarihinde ödenen toplam 10.254,05 TL kıdem tazminatı ödemesinin, hesaplanan tutardan mahsup edilmesine kanaat getirilmesi halinde ise, bakiye sorumluluğu 16.109,16 TL (yarısı 8.054,58 TL) olarak hesaplanmış olup, takdirin mahkememize bırakılmış olduğunu, 1. Seçenek: davalı tarafça dava dışı işçiye yapılan ödeme dikkate alınmaksızın Yol Ücreti ve Ferileri Tamamından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 11.579,94 TL, Yarısından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 5.789,97 TL, Kıdem Tazminatı ve Ferileri Tamamından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 26.363,21 TL, Yarısından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 13.181,61 TL, Tamamından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde toplam 37.943,15 TL, Yarısından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde toplam 18.971,58 TL, 2. Seçenek: Yol Ücreti ve Ferileri Tamamından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 11.579,94 TL, Yarısından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 5.789,97 TL, Kıdem Tazminatı ve Ferileri Tamamından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 16.109,16 TL, Yarısından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde 8.054,58 TL, Tamamından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde toplam 27.689,10 TL, Yarısından Sorumlu Olduğuna Kanaat Getirilmesi Halinde toplam 13.844,55 TL olarak hesaplanmış olduğunu SONUÇ OLARAK: dosyada mevcut deliller doğrultusunda yapılan hesaplama sonuçlarının, yukarıdaki seçenekli olarak gösterildiğini, dava dışı işçinin SGK hizmet dökümünde tespit edilen işverenleri olan ve sorumlu olabileceği tutarların aşağıdaki gibi hesaplanan şirketlere, huzurdaki davada husumet yöneltilmediğinden değerlendirmeye konu edilmediğini, ....... Temizlik Hizmetleri Çalışma Süresine İsabet Eden Miktar 5.351,66 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Miktarın Yarısı 2.675,83 TL, ..... Grup İnş. Taah. Otm. Turz. Çalışma Süresine İsabet Eden Miktar 21.801,73 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Miktarın Yarısı 10.900,86 TL, ..... Temizlik Hizmetleri A.Ş. Çalışma Süresine İsabet Eden Miktar 2.909,29 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Miktarın Yarısı 1.454,65 TL, ..... Otomotiv ve Savunma San. A.Ş. Çalışma Süresine İsabet Eden Miktar (1.715,55+15.408,47) 17.124,02 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Miktarın Yarısı (857,77+7.704,24) 8.562,01 TL, ..... Kurumsal Hizmetler Hiz. A.Ş. Çalışma Süresine İsabet Eden Miktar 1.670,15 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Miktarın Yarısı 835,07 TL şeklinde hesaplanmış olduğunu bildirmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da, anılan madde hükmü uyarınca davacı ile davalı arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar.
İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay 13. HD'nin 28.01.2014 tarih ve 2013/22286 E., 2014/2147 K; 25.02.2014 tarih ve 2013/23685 E., 2014/5067 K., sayılı ilamları ile Dairemizin 23.06.2014 tarih ve 3992 E., 4794 K.; 13.11.2014 tarih ve 9000 E., 7235 K; 30.10.2014 tarih ve 1137 E., 677 K; 26.10.2015 tarih ve 5859 E., 6854 K. sayılı ilamları da bu yöndedir.
Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağının açıkça düzenlenmiş olması halinde tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacaktır.
Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, her bir alt işveren kendi dönemi ile sınırlı olacak şekilde hesaplanacak olan bedelden tam olarak sorumludur. Eğer sözleşmede ve şartnamelerde bir hüküm yer almıyorsa bu durumda her bir alt işverenin sorumlu olduğu hesaplanan bedelden, davacı alt işverenlerle birlikte yarı oranında sorumludur.
Somut olayda, dava dışı işçinin çalışmış olduğu işin, hizmet alımı yolu ile temin edildiği, akdedilen
sözleşmelerde,
“Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş İle İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları
Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin
şartlarda, Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.”
düzenlemesinin bulunduğu, genel şartnamede ise, çalışanların özlük haklarının düzenlenmiş
olup, “Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı
işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretinin
ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici bunların ücretleri hakkında da aynen
kendi elemanları gibi işlem yapmak zorundadır" şeklinde düzenlenerek yüklenicinin çalışan elemanlarla ilgili
olarak sorumlu olduğu görülmüştür.
Yapılan bu açıklamalar, yasal mevzuat ve istikrar kazanmış yargı kararları bir arada değerlendirildiğinde dava dışı işçinini farklı alt işverenler bünyesinde çalışmasının bulunduğu, davalının son işveren olduğu ve eski ticaret unvanının ...... Sosyal Hizmetler Ltd. Şti. olduğu, dosyaya celp edilen ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere dava dışı işçiye davalı şirket tarafından bir kısım ödemeler yapıldığı, ne var ki yapılan ödemenin sorumlu olunan miktarı karşılamadığı anlaşılmakla davalı tarafın ibraname düzenlendiği gerekçesi ile davanın konusuzu kaldığı itirazının yerinde olmadığı, yapılan ödemelerin yapılması gereken ödemelerin toplam tutarından mahsubu gerektiği, davalı alt işveren bünyesinde çalışmış olduğu dönemin toplam çalışmasının % 35,87'ine tekabül ettiği, İstanbul ...... İş Mahkemesinin ...... E. Sayılı dosyasında hüküm altına alınan yol ücreti alacağı yönünden bilirkişi raporunda yapılan hesabın dosya kapsamına uygun ve gerekçeli olduğu, davalının dava dışı işçiye yapılan ödemelerin mahsubundan arta kalan tutarın tamamından sorumlu olduğu, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 11.579,94 TL yol ücreti ve fer'ileri, 16.109,16 TL kıdem tazminatı ve fer'ileri olmak üzere toplam 27.689,10 TL dava dışı işçiye yapılan ödemenin 25/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmeisne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-11.579,94 TL yol ücreti ve fer'ileri, 16.109,16 TL kıdem tazminatı ve fer'ileri olmak üzere toplam 27.689,10 TL dava dışı işçiye yapılan ödemenin 25/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,
2-Alınması gereken 1.891,44 TL harçtan peşin alınan 1.531,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 359,73 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 481,57 TL'nin davalıdan 1.078,43 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 1.612,41 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 5.422,75-TL yargılama giderinden kabul oranı (%30,87) ret oranı (%69,13) dikkate alınarak hesaplanan 1.674,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 27.689,10 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/01/2025
Katip .....
.
Hakim ......