T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/533 Esas
KARAR NO : 2024/776
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/07/2017
KARAR TARİHİ : 12/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/08/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında davalının yüklenicisi olduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... ada, 1 parsel ve .... ada, 1 parsel sayılı taşınmazlar üzerine müvekkili davacı ... bina inşa edilmesi konulu 17/10/2016 tarihli, 23 madde ve eklerinden oluşan alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, davalının yüklenicisi olduğu .... isimli projenin 1. ve 2. Etap ve 40 adet villadan oluştuğunu, davacı müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasından sonra hemen sözleşme konusu işlerin yapımına başladığını, sözleşmeye göre .... ada, 1 parseldeki işlerin bedelinin KDV dahil 1.500.500,00 TL olduğunu, yapılacak işlerin dökümünün sözleşmenin ekinde yer aldığını, müvekkilinin, 1. etap 20 villalık işinin, 20 dairenin karkas olarak yapılmış, 11 tanesinin de tuğlası örülmüş halde teslim aldığını, etaptaki yapılması taahhüt edilen işlerin öngörülen süreden önce davacı müvekkili şirket tarafından tamamlandığını, yapılan işlerde kullanılan tüm malzemelerin müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, işçilerin maaşının müvekkili şirket tarafından ödendiğini, sözleşmenin eki olan işler ve daha fazlasının, davacı müvekkili şirket tarafından yapıldığını, davalıdan işlerin kabulünün talep edildiğini ancak davalı şirketin kabule yanaşmadığını, müvekkilinin Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden yapılan işlerin tespitini talep ettiğini, Samsun .... Noterliği'nce keşide edilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile, tespit edilen yapılan işler bedelinin, davalıdan talep edilmesine rağmen keşide edilen ihtarnameye cevap verilmediğini, davalının, tespit yaptırıldıktan sonra iş sahasına davacı müvekkili ve işçilerini almadığını, davacı müvekkili şirketin ofis malzemelerinin dahi inşaat sahasında kaldığını, taahhüt konusu işin, davalının ödeme yapmaması sebebiyle iş sahasında tespit yaptırılmasıyla beraber davacıyı iş sahsında almaması sonucu, davalının kusuru ile tatil edildiğini, davacı müvekkilinin hem yapmış olduğu işler bedelini tahsil edemediğini, hem de dava konusu sözleşmeden elde etmeyi öngördüğü kardan mahrum kaldığını, davalı işverenin sözleşmenin kurulmasından sonra kendi edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin kurulmasında dahi sözleşme hükümlerine aykırı davranarak müvekkili davacı şirketin ekonomik güçlüğe düşmesine neden olduğunu, sözleşmenin bütünü incelendiğinde sözleşmenin zayıf tarafı olan alt yüklenici olan davacı müvekkili aleyhine gabin içeren birçok madde bulunduğunu, sözleşmenin süresi başlıklı 1/3. maddesinde işveren veya arsa sahiplerinden kaynaklanan sebeplerden dolayı projenin bitim süresinin uzaması halinde, yüklenicinin buna itiraz etmeyeceğinin ve ek fiyat talebinde bulunmayacağının, yüklenicinin mevcut yükümlülüğünü iş bitene kadar aynen yerine getireceğinin düzenlendiğini, aynı maddenin 4. fıkrasında; yüklenicinin işin bitim tarihinde geçici kabul için hazır hale getirmemesi durumunda geçici kabul için teslimde geciktirdiği her gün için toplam iş bedelinin %3’ ü kadar gecikme cezası ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 1. maddesinin 5. bendinde; yüklenicinin yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda, işverenden sözleşme konusuna uyulmaması halinde, yükleniciye 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyeceğinin ve sözleşmenin 1. maddesinin 6. bendinde; yüklenicinin sözleşme koşullarına uymaması halinde işverene 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyeceğinin düzenlendiğini, aynı sözleşmenin 6. maddesinde; iş veren tarafından geçici kabule engel bir aykırılık tespit edildiğinde, belirtilen süre içerisinde söz konusu aykırılığın giderilmemesi durumunda yüklenicinin geciktiği her gün için %0,5 tutarında gecikme cezası ödeyeceğinin yazılı olduğunu, sözleşmenin bütünü ve bu hükümler incelendiğinde alenen gabin içerdiğini, sözleşme özgürlüğü her ne kadar tarafların aralarında bir sözleşme kurarken onun içeriğini ve kapsamını diledikleri gibi belirleyebilmeleri anlamına gelse de, Borçlar Kanunu'nun sözleşmenin sınırlarını “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür” şeklinde düzenleyerek sözleşme konusunun serbestçe belirlenmesinin sınırlarını bir araya getirdiğini, sözleşmenin bir tarafının karşı tarafın zayıf ve kötü durumundan faydalanıp onu sömürmesinin ahlaka aykırı olduğunu, işveren ve davacı müvekkili arasında imzalanan sözleşmenin tamamı incelendiğinde edimler arasında açık bir oransızlık bulunduğunu, işverenin içinde bulunduğu durumdan kendi lehine aşırı derecede yararlandığını, bu durumun müvekkili davacıyı zarara uğratarak tazmini zor zararlara uğramasına neden olduğunu, sözleşmenin 1. maddesinin 5 ve 6. bendinde; davalı işveren ve davacı müvekkiline sözleşme koşullarına uyulmadığı hallerde eşit koşullarda cezai yaptırım öngörüldüğünü, ancak sözleşmenin tamamı incelendiğinde “Edimler arasında işveren lehine açık bir oransızlık (Gabin)” bulunduğunun ortada olduğunu, zaten davalı işverenin sözleşme hükümleri gereğince ödemesi gereken bakiye miktarını da yatırmadığından davacı müvekkilini maddi olarak zor durumda bıraktığını, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini, davacı müvekkilinin sözleşmede zayıf taraf olmasından yararlandığını, bu durumun da sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) içeren maddelerinin iptalini gerektirecek objektif ve sübjektif şartların koşullarını oluşturduğunu, müvekkili davacının, davalı ile yapılan sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmek için büyük meblağlarda yatırım yaptığını, davacının yaptığı işler karşılığında davalının hakediş bedelini ödememesi sebebiyle ekonomik zorluğa düştüğünü, sözleşmenin gabin içeren hükümlerinin iptalini gerektirecek objektif ve sübjektif koşulların oluştuğunu ileri sürerek 17/10/2016 tarihli sözleşmenin gabin içeren maddelerinin hükümsüzlüğünü içeren taleplerinin kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacının bakiye alacağı olan 50.000,00 TL ile davacının mahrum kaldığı kâr olan 2.000,00 TL’nin mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, taahhüt konusu işin davalının kusuru ile tatil edildiğinin tespit edilmesine ve kendi kusuru ile mütemerrit olan davalının davacı aleyhine geç teslim nedeni ile aşırı yararlanma ve uygulama imkanı bulunmayan ceza-i şart tahakkuk ve tatbik edemeyeceğinin tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davasının koşullarının gerçekleşmediğini, dava konusu sözleşmenin 8.maddesine göre yüklenicinin işverenin yazılı iznini almaksızın işin hiçbir bölümünü alt yükleniciye devredemeyeceğini, ancak davacının, sözleşmeye aykırı olarak işverenin izni ve bilgisi dışında .... Gayrimenkul İnşaat ile Alt Yüklenici Sözleşmesi yaparak işin bir kısmını ...’ya devrettiğini, sözleşmeye açıkça aykırılık oluşturan bu hususun davalı müvekkili tarafından haklı fesih sebebi oluşturduğunu, davacının, işi devretmiş olduğu alt yüklenici ...’ya gerekli ödemeleri yapmaması nedeniyle alt yüklenici ... ve ona bağlı olarak çalışan ..,...,...., ..., ..,...,... gibi kişilere davalı müvekkilinin ödeme yapmak sorunda kaldığını, yapılan ödemelerin bu kişilerin beyanları, müvekkilinde bulunan makbuz ve tutanaklarla sabit olduğunu, bununla beraber .... İnşaat’ın ödeme yapmadığı bazı işçilerin davalı şirketin ofis ve mallarına zarar verdiğini, bu hususun, ... Polis Merkez Amirliği’nin 04/01/2017 tarihli şikayetçi ifade tutanağı, 19/01/2017 tarihli bilgi alma tutanağı, 04/01/2017 tarihli bilgi alma tutanağı ile görgü tespit ve araştırma tutanağı ile sabit olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacının gabin iddiasında bulunabilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmeyi imzaladığı sırada tacir sıfatına haiz olan davacının deneyimsizliğinden veya düşüncesizliğinden bahsedilemeyeceğini, tacir sıfatını haiz borçlunun Türk Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin 2. fıkrasıyla 182. maddesinin 3. fıkrasında ve 525. maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemeyeceğini, bununla birlikte davacı şirketin ... ile yaptığı alt yüklenici sözleşmesinde cezai şart olarak yükleniciye gecikme faizi olarak toplam iş bedelinin günlük %3’ünü öngörmüş olmasına rağmen müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmedeki %0,5 tutarındaki faiz hakkında gabin iddiasında bulunmasının da kötü niyetli hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, sözleşme hükümlerinin bir kısmının iptalinin, Anayasa’daki sözleşme hürriyetine ve Borçlar Kanunu’ndaki sözleşme serbestisi ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, Anayasa'nın 48. maddesinde sözleşme hürriyetinin düzenlendiğini, Borçlar Kanunu'nun 26. maddesinde tarafların istedikleri gibi sözleşme yapabileceklerinin hüküm altına alındığını, davacının sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin iptali talebinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmede bulunan cezai şart hükümlerinin sözleşmenin esaslı unsurlarından olup, davacının sözleşme şartlarını ihlal ettikten sonra bunların geçersizliğini ileri sürmesinin kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.
-Taraflar arasında davalının yüklenicisi olduğu İstanbul İli, .... İlçesi, ... ada, 1 parsel ve .... ada, 1 parsel sayılı taşınmazlar üzerine davacı ... bina inşa edilmesi konulu 17/10/2016 tarihli, 23 madde ve eklerinden oluşan alt yüklenici sözleşmesi imzalanmıştır.
-Mahkememizin 10/05/2019 tarih ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile " tacir olan davacının yapacağı sözleşmenin aleyhine bir sonuç doğurup doğurmayacağı hususunu araştırması ve öngörmesi gerektiği, tacir olması sebebiyle kendisinden basiretli bir şekilde davranması beklenen davacının zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliğinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla kendisi tarafından ileri sürülen bu iddialara itibar edilemeyeceği, davacının taahhüt konusu işin davalının kusuru ile tatil edildiği ile kendi kusuru ile mütemerrit olan davalının davacı aleyhine geç teslim nedeni ile aşırı yararlanma ve uygulama imkanı bulunmayan ceza-i şart tahakkuk ve tatbik edemeyeceğinin tespit edilmesine karar verilmesine ilişkin talepleri değerlendirildiğinde, söz konusu taleplerinde davacının haklı olduğuna dair dosya kapsamında bir delilin bulunmadığı, bu taleplerin de ispata muhtaç olduğu, bu haliyle sübut bulmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi’nin .... Esas ... Karar sayılı ilamı ile "O halde, mahkemece yapılması gereken iş; davacı ... taahhüt konusu işin davalının kusuru ile tatil edildiği iddialarının kanıtlanması yönünden tanıklarını bildirmesi için süre verilmesi, bildirilen tanıkların dinlenmesi, tanık beyanlarının değerlendirilmesi akabinde işin gecikmesinde hangi tarafın kusurlu olduğunun tespit edilmesi ile yapılan tespit kapsamında sözleşme maddeleri ile cezai şart hükümlerinin değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun karar verilmesinden ibarettir. " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
-Yapılan yargılama ve kaldırma kararı doğrultusunda taraflar arasındaki ihtilafın; işin gecikmesinde hangi tarafın kusurlu olduğunun saptanması noktasında toplandığı görülmektedir.
-Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi’nin ... Esas .... Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacı tarafın 28/03/2018 tarihli delil listesi ile davalı tarafın 30/03/2018 tarihli beyan dilekçesinde bildirmiş olduğu tanıkların güncel adreslerini bildirmek üzere kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde davalı tarafça adres bildirilmediğinden dinlenmesinden vazgeçilmiş, davacı tanıkları ..., ... ve .... dinlenerek beyanları dosya içerisine alınmıştır.
-Akabinde kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılması ve taraflar arasındaki sözleşme, tespit dosyaları ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgeler dikkate alınarak, tespit tarihi itibariyle davacının yapmış olduğu işlerin bedelinin davacı tarafın davalı ... sözleşme kapsamında almış olduğu ödemelerin miktarlarının, ayrıca sözleşmenin davacı tarafça eksiksiz bir şekilde tamamlanması halinde sözleşme kapsamında hak kazanacağı hakediş bedeli ile yapılan ödemeler arasındaki farkın belirlenerek hesaplama yapılması amacıyla dosyanın bir inşaat mühendisi ve bir hakedişler alanında uzman hesap bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 14/01/2024 tarihli raporda özetle; Asözleşme feshinin haklı gerekçesinin bulunup bulunmadığı bakımından yapılan incelemede, takdiri Sn. Mahkemeye ait olmak üzere, fesih ihtarnamesinde yer verilen hususların; genel geçer mazeretler niteliğinde bulunduğu ve teknik açıdan sözleşme feshini gerektirebilecek herhangi bir husus tespit edilemediği, tanık ifadelerine ilişkin takdirin; Sn. Mahkemeye ait bulunduğu, tespit İsteyen sıfatıyla, Davacı - Yüklenici - .... İnşaat’ ın talebi üzerine, 06.01.2017 tarihinde Büyükçekmece .... SHM nezdinde açılan, .... D. İş sayılı delil tespit davası kapsamında, Bilirkişiler; ... ( İnş. Müh. ) & ... ( Mak. Müh. ) & ... ( Elk. Müh. ) tarafından düzenlenen 21.02.2017 tarihli Raporda; Bilirkişilerin, özetle ve mealen << ... 1. Etapta yer alan 20 adet villanın tümünün karkas halde ve bunlardan 11 adet villanın ise tuğlası örülmüş bir şekilde, tespit isteyen .... İnşaat tarafından teslim alındığının beyan edildiği … .... isimli proje için, tespit talebinde bulunan ... İnşaat tarafından 1.641.000 TL tutarında harcama yapıldığı, söz konusu harcama miktarının yaklaşık % 75’ ine karşı gelen 1.255.000 TL sinin malzemeye ve % 25’ ine karşı gelen 386.000 TL’ sinin ise işçilik bedeli olduğu … >> tespitlerinde bulunduklarının görüldüğü, dava konusu işlerin gecikmesinde hangi tarafın kusurlu bulunduğu bakımından yapılan incelemede, takdiri Sn. Mahkemeye ait olmak üzere; genel piyasa teamülleri ve uygulamaları ile örtüşmediği değerlendirilen, son derece ağır ödeme koşulları ( sözleşme - m.4.1 ve 4.2 ) ile davacı - Yükleniciye her hangi bir hak ediş ödemesi yapılmamış olmasının; dava konusu işlerin gecikmesine neden olmuş olabileceği, sözleşme - cezai şart maddelerinin, piyasa teamülleri ve genel uygulamalar ile örtüşüp örtüşmediği bakımından yapılan incelemede, takdiri Sn. Mahkemeye ait olmak üzere; Sözleşme - m.1.3 - m.1.4 - m.1.5 ve m.1.6’ da yer alan cezai müeyyidelerin; Davacı - Yüklenici aleyhine ve piyasa teamülleri ile genel uygulamalara aykırı hükümler ve ağır koşullar içerdiği,dolayısıyla teknik açıdan sözleşmenin ve projenin uygulanabilirliğini; hemen hemen imkansız hale getirdiği, dosyasına sunulu belgelerle, taraflar arasındaki kesin hak edişin hesaplanması veya kesin hesabın çıkarılması mümkün görülmemekle birlikte, sözleşme feshi akabinde, Tespit İsteyen sıfatıyla, Davacı - Yüklenici tarafından Büyükçekmece ... SHM nezdinde açılan, ... D. İş sayılı delil tespit davası kapsamında, Bilirkişiler; ... ( İnş. Müh. ) & ... ( Mak. Müh. ) & .... ( Elk. Müh. ) tarafından düzenlenen 21.02.2017 tarihli Rapor hesaplamalarına kısmen itibar ( sözleşme kapsamı işler genel tamamlanma oranı, takdiren yaklaşık % 70 ) edilerek, Davacı - Yüklenici Kesin Hak Edişinin; KDV dahil 1.148.700 TL ( = 1.641.000 TL x % 70 ) olabileceği; ayrıca dosya kapsamı belgelerden, Davalı - İş Sahibi tarafından, Davacı - Yükleniciye yapılmış doğrudan her hangi bir hak ediş ödemesinin ise tespit edilemediği, davalı - İş Sahibi tarafından, Davacı - Yükleniciye her hangi bir hak ediş ödemesi yapılıp yapılmadığı ve yapılmış ise yapılan hak ediş ödemesinin tutarı bakımından yapılan incelemede; iş bu dava kapsamında düzenlenen 07.12.2018 tarihli Raporda; Mali Bilirkişi - .... ( SMM) tarafından, Kurulumuzca da itibar edilen << … davalı ticari defterlerine göre ve dava tarihi itibariyle; .... koduna göre davalının, davacıdan 280.000 TL ve 159.00.00.01 koduna göre ise davalının, davacıdan 227.800 TL tutarında alacağının bulunduğu … 159.00.00.01 nolu hesaptaki 227.800 TL tutarındaki evrakların; gerek her zaman düzenlenebilecek evrak niteliğinde bulunması, gerek günlük ödeme limitleri üzerinde kasa ödemesi olarak gösterilmesi, gerek ödemeleri teslim alan kişilerin ödeme tahsilat yetkilerinin bulunup bulunmadığının bilinmemesi ve gerekse teslim edilen çeklerin tahsil edilip edilmediğinin bilinmemesi nedeniyle; ispata muhtaç bulunduğu … >> tespitlerinde bulunulduğu, bu durumda Davacı - Yüklenici nam ve hesabına, Davalı - İş Sahibi tarafından, Davacı - Yüklenici alt taşeronlarına ödendiği iddia edilen bedellerin, ödenip ödenmediği ve ödenmiş ise miktarının takdirinin ise Sn. Mahkemeye ait bulunduğu, taraflarınsair hususlardaki taleplerinin takdirinin ise Sn. Mahkeme’ ye ait bulunduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Dava konusu sözleşmenin "Sözleşmenin Süresi" başlıklı 1.1. Maddesinde; "Yüklenici, sözleşmenin imzalanması ve işverence yer teslim belgesinin tanzimi ile işe başlamakla mükelleftir. Sözleşmede belirtilen süre yer teslimi ile başlar. Yer teslimi için ayrı bir belge düzenlenmemesi halinde 01/11/2016 tarih itibariyle yüklenici işe başlamakla yükümlüdür." şeklinde, 1.2.maddede; "Sözleşme konusu iş, bu sözleşmede öngörülen tüm hüküm ve koşullara uygun olarak tamamlanacak ve en geç 31/07/2017 tarihinde tamamlanıp geçici kabul için hazır olacaktır." şeklinde, 1.3.maddesde; "işveren veya arsa sahiplerinden kaynaklanan sebeplerden dolayı projenin bitim süresinin uzaması halinde, yüklenici buna itiraz etmeyecek ve ek fiyat talebinde bulunmayacaktır. Yüklenici mevcut yükümlülüğünü iş bitene kadar aynen yerine getirecektir." şeklinde, 1.4. Maddede; " Yüklenici işin bitim tarihinde geçici kabul için hazır hale getirmemesi durumunda yüklenici, geçici kabul için teslimde geciktiği her gün için toplam iş bedelinin bedelinin %3 kadar gecikme cezası ödeyecektir." şeklinde,1.5.maddede; " Yüklenici yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda, işverenden sözleşme konusuna uyulmaması halinde yükleniciye 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyecektir." şeklinde ve 1.6 maddede " Yüklenici sözleşme koşullarına uymaması halinde işverene 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyecektir." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
-Sözleşmenin "Yüklenicinin Yükümlülükleri" başlıklı 2.1. maddesinde davacı taşeronun yükümlülükleri "yüklenici, sözleşme kapsamında yapacağı işleri, işin ekili ve tecrübeli bir yükleniciden beklenilen şekilde, sözleşme hüküm ve icaplarına; sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ekli listedeki model ve miktarlara, ürünün teknik özelliklerine ve standartlarına, işveren’in talep ve ihtiyaçlarına, fen ve sanat kurallarına, iyi niyet esaslarına ve işin gereğine, birinci sınıf işçilik anlayışına, işveren’nin ve yetkili elemanlarının direktiflerine uygun şekilde ifa, ikmal ve süresi içinde kusursuz ve noksansız vaziyette faaliyete hazır teslim etmeyi kabul ve taahhüt etmektedir." şeklinde düzenlenmiştir.
-Davacı taşeron taahhüt konusu işin, davalının ödeme yapmaması sebebiyle iş sahasında tespit yaptırılmasıyla beraber işçilerinin iş sahasına alınmamaları sonucu, davalının kusuru ile tatil edildiğini, bu nedenle hem yapmış olduğu işler bedelini tahsil edemediğini, hem de dava konusu sözleşmeden elde etmeyi öngördüğü kardan mahrum kaldığını ve kendi kusuru ile mütemerrit olan davalının geç teslim nedeni ile aşırı yararlanma ve uygulama imkanı bulunmayan ceza-i şart tahakkuk ve tatbik edemeyeceğini ileri sürmekte, davalı ise; işin gecikmesinde bir kusurunun bulunmadığını savunmaktadır.
-Bu kapsamda alınan raporlar, dinlenen tanık beyanları ve sözleşme hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede; davacı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edimlerini tespit dosyası ile sabit olduğu üzere %70 oranında ifa etmesine rağmen bu süreçte hak ediş ödemesi alamadığı, bu durumun davacı yüklenicinin şartlarını ağırlaştırdığı, yine dinlenen tanık beyanları kapsamında davalı iş sahibi tarafından işin tatil edildiği gerekçesiyle yüklenici çalışanlarının şantiyeye alınmadığı sabit hale gelmiştir.
-Bu haliyle davalı iş sahibince, davacı yüklenicinin işçilerinin şantiyeye girişi engellendiği sabit olduğu gibi, yine davalı iş sahibi tarafından 10/01/2017 ve davacının ihtarına karşı verdiği 27.01.2017 tarihli ihtarnameyle fesih iradesi açıklanıp davacıya bildirilmek suretiyle sözleşme feshedildiği görülmektedir.
-Bu haliyle davalı iş sahibi tarafından sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğinin ispat edilemediği görülmektedir.
-Feshedilen sözleşme yönünden öncelikli olarak tasfiyenin hangi şekilde yapılacağı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-Eser sözleşmelerinde sona erme üzerine, her iki tarafında talep edebileceği tasfiyenin dayanağı, TBK’nın 125/III. maddesidir. Bu maddeye göre sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Sözleşmenin fesih ya da dönme suretiyle sona ermesi halinde geriye etkili sonuç doğuracağı yani, sözleşme hiç yapılmamış gibi başa dönüleceğinden, taraflar sözleşme ile üstlendikleri borçlarını ifa etme yükümlülüğünden kurtulacakları gibi, daha önce ifa ettikleri edimleri, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceklerdir.
-Bu kapsamda davacı tarafın bakiye alacak isteminin değerlendirilmesinde; Mahkememizce kaldırma kararı akabinde alınan raporda da yer verildiği üzere; davacının sözleşme feshi akabinde yaptığı tespit doğrultusunda kesin hak edişinin KDV dahil 1.148.700,00 TL olduğu, bu miktarın sözleşme kapsamındaki işlerin %70'ine denk geldiği, davalı tarafça sözleşme kapsamında ödeme yapıldığına dair bir bilgi ve belgenin ibraz edilmediği görülmekle, davacı tarafın iş bu yöndeki alacak talebinin yerinde olduğu, fesih akabinde iş bu miktar yönünden davalı iş sahibinin sebepsiz zenginleştiği Mahkememizce kabul edilmiş, bu doğrultuda bedel arttırım dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Davacı tarafın kar kaybı talebi bakımından yapılan değerlendirmede; yukarıdaki açıklamalarda da yer verildiği üzere dava konusu sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından feshedildiği ihtilafsız olup, feshedilen sözleşme kapsamında cezai şart talep edilmesi mümkün değildir. Yine açıklamalarda yer verildiği üzere dava konusu sözleşmenin feshedilmesi yönünden davalı iş sahibi tarafından ileri sürülen sebeplerin haklı sebep olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda davacı tarafın kar kaybı taleplerinin sözleşme feshi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
-Taraflar arasındaki eser sözleşmesinin feshi halinde olumlu ve olumsuz zarar talepleri gündeme gelecektir.
-Olumlu zarar, tamamen haklı olan tarafın sözleşmeden tamamen haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusunu oluşturup, olumlu zarar kapsamında kalan kâr mahrumiyeti sözleşmeden dönen tarafın tamamen haklı dahi olsa isteyebileceği alacak kalemlerinden değildir. Sözleşmeden dönmenin bir başka sonucu olan olumlu zararın tazmininde; tazminat isteyen kişi hem sözleşmeden dönen taraf olmamalı ve hem de kusuru bulunmamalı; tam aksine, karşısındaki kişi hem sözleşmeden dönen taraf ve hem de dönmede kusurlu olmalıdır.
-Davalı iş sahibi sözleşmenin feshedildiği ve fesihte kusurlu olduğu sabit olduğundan davacı yüklenici kâr kaybı talebi yerindedir. Bunun miktarının da kesinti yöntemi esas alınarak hesaplanması gerekir.
-Kesinti yöntemine göre yüklenicinin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının, öncelikle yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (eser tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan imalât sebebiyle yükleniciye ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenip bulunacak bu miktarların ilk olarak bulunan yapılmayan iş bedelinden çıkartılarak hesaplanması gerekir.
-Ancak Mahkememizce kaldırma kararı öncesi yapılan incelemede, davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği gibi, verilen kesin sürelere rağmen hak edişlerin ve diğer belgelerin Mahkememize ibraz edilmediği görülmektedir. Yine davacı tarafından sunulan bir kısım belgelerin de her zaman düzenlenebilecek nitelikte imzasız belge niteliğinde oldukları, bu haliyle sunulan belgelerin yukarıda belirtildiği şekilde kar kaybının hesaplanması ve ispatı bakımından yeterli olmadığı görülmektedir.
-Bu haliyle her ne kadar davacı tarafça kar kaybı talebinde bulunulması mümkün ise de davacı tarafça bu hususta hesaplama ve tespit yapılabilmesi yönünden ispata elverişli bir bilgi ya da belgenin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir
-Davacı tarafın aşırı yararlanma-gabin ve hükümsüzlük iddiaları yönünden yapılan değerlendirmede; aşırı yararlanma yani gabinin düzenlendiği 6098 sayılı TBK 28. maddesinin "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmünü ihtiva ettiği, buna göre tacir olan davacının yapacağı sözleşmenin aleyhine bir sonuç doğurup doğurmayacağı hususunu araştırması ve öngörmesi gerektiği, tacir olması sebebiyle kendisinden basiretli bir şekilde davranması beklenen davacının zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliğinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla kendisi tarafından ileri sürülen bu iddialara itibar edilemeyeceği dikkate alındığında davacının gabin içerdiği iddia edilen sözleşme hükümlerinin iptaline ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafın bakiye alacak istemi olan 1.148.700,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 78.467,70-TL karar ve ilam harcından peşin harç ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 19.616,92-TL harcın mahsubu ile bakiye 58.850,78- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 19.616,92 harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 11.300,00 TL bilirkişi ücreti, 1.561,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 12.892,40-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%99,82) göre hesap edilen 12.869,99-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 156.357,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen kar kaybı bedeli nedeniyle hesap edilen 2.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen tespit talepleri nedeniyle hesap edilen maktu 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır