T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/829 Esas
KARAR NO: 2023/1169
DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ: 15/09/2022
KARAR TARİHİ: 16/11/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile dava dışı ... arasında 10/10/2017 tarihli hisse devir sözleşmesi imzalandığını, müvekkiline ... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin 5000 adet nama yazılı payı devredildiğini, ... devir tarihi itibariyle şirketin %89,5'ine sahip olduğunu, bu hissedarlığının yanında şirketin kurulduğu 2002 yılından itibaren şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalı şirketin pay defterine tescil ve devre onay talebinin sebepsiz olarak reddetme hakkı bulunmadığını, ... şirketinin esas sözleşmesinde geçersiz red hakkı tanıyan madde olmadığını beyanla müvekkili .... 'nun davalı şirkette hissedar olduğunun tespiti ile müvekkilinin davalı şirketin pay defterine hissedar olarak tesciline, dava süresince şirketi hisselerinin devrinin önlenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava konusu hisselerin "davalık" olduğunun İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü 'ne bildirilmesini ve ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesini, hisseyi devreden taraf olması ve dava sonucuna sorumluluğunun doğacağı sabit olduğundan davanın ...'na ihbar edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;
Dava ile davacının davalı şirketin pay defterine kaydı talep edildiğini, taleplerin haksız, dayanaksız, kanuna, hukuka ve hakkaniyete aykırı ve gerçek dışı olduğunu, davacının ilk defa 01.06.2022 tarihli Beyoğlu .... Noterliğinden çekilen ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; 10.10.2007 tarihli "HİSSE DEVİR SÖZLEŞMESİ" başlıklı belgeye istinaden müvekkil şirketin 5.000,00 adet nama yazılı hisse ve buna bağlı ilmuhaberleri devir ve temlik aldığından bahisle şirketin 610 hissesinin kendi adına pay defterine tescilini, bu hususta taraflarının bilgilendirilmesini, aksi halde doğrudan veya dolaylı olarak uğradıkları zararın tazmini için yasal yollara başvuracaklarını bildirdiğini, ihtarnamenin 06.06.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, bahsedilen sözleşme üzerinden 15 yıla yakın bir zaman geçtiğini, geçen zaman zarfında herhangi sözlü ya da yazılı talep olmadığını, ihtarnamede bahsi geçen nama yazılı hisse ve buna bağlı ilmühaberlerin sunulmadığını, yapılan araştırmada şirketin hiç 'nama yazılı pay senedi veya ilmuhaber kağıdı bastırmadığını ortaya çıktığını, davacının ıddiıalarının samımiıyetsiz ve art niyetli olduğunuü, ZÜU / tarihinde şirket hissedarıyla adi yazılı şekilde hisse devri sözleşmesi yaptığını iddia ettiğini, şirketin hiçbir zaman bastırmamış olduğu nama yazılı hisse ve buna bağlı ilmuhaberleri devir ve temlik aldığından bahsettiğini, ödemeye dair hiçbir belge sunamadığını ve hisse devri sözleşmesi yapıldıktan 15 yıl sonra pay defterine kayıt talep ettiğini, taleplerin her halükarda zamanaşımına uğradığını, hisse devrinin yapıldığını iddia ettiği tarihten bu yana davacının hiç bir genel kurula katılmadığını ve katılmayı talep etmemiş olması, genel kurullara çağrılmaması, ticaret sicil kayıtlarında, şirketin hazirun cetvellerinde yer almaması, şirket'in finansal durumu ile ilgilenmemesi, borcunu-alacağını sormaması hayatın doğal akışına aykırı olduğunu beyanla açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA; Davacının davalı şirkete ortak olup olmadığı, usulüne uygun pay devrinin bulunup bulunmadığı, davaya konu hisselerin pay defterine kaydının yapılıp yapılmayacağı hususlarının olduğunun tespitine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafından ibraz edilen ticari defter ve belgeler ile dosya münderecatının incelenmesi neticesinde; davacı ile davalı şirket ortaklarından ... arasında akdedilen 10.10.2007 tarihli "HİSSE DEVİR SÖZLEŞMESİ" payları hisse senedine veya ilmühabere bağlanmamış davalı şirket çıplak paylarının alacağın temliki yoluyla geçerli bir biçimde devredildiğini gösterdiği, Mülga TTK döneminde geçerli olan bölünme teorisi doğrultusunda payların mülkiyetinin davacıya geçtiği ancak devir pay defterine işlenmediğinden davacının şirkete karşı pay sahibi sıfatı kazanamadığı, 6012 s. TTK nın yürülüğünden sonra davalı şirket esas sözlleşmesinde kanuna uyum amaçlı değişiklikler yapıldığı ancak bağlama ilişkin 7. Maddenin Kanuni düzenlemeye uyumlu hale getirilmediği, bu durumda şirket esas sözleşmesinin bağlam hükmü içermediği, davacının mülkiyetini elde ettiği payların pay defterine kaydını talep edebileceği, davalı şirketin bağlama ilişkin bir düzenlemesi bulunmadığından pay devrinin deftere işlenmesi talebini reddedemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı ile davalı şirket ortaklarından ... arasında akdedilen 10.10.2007 tarihli "HİSSE DEVİR SÖZLEŞMESİ" payları hisse senedine veya ilmühabere bağlanmamış davalı şirket çıplak paylarının alacağın temliki yoluyla geçerli bir biçimde devredildiğini gösterdiği, Mülga TTK döneminde geçerli olan bölünme teorisi doğrultusunda payların mülkiyetinin davacıya geçtiği ancak devir pay defterine işlenmediğinden davacının şirkete karşı pay sahibi sıfatı kazanamadığı, 6012 s. TTK nın yürürlüğünden sonra davalı şirket esas sözleşmesinde kanuna uyum amaçlı değişiklikler yapıldığı ancak bağlama ilişkin 7. Maddenin Kanuni düzenlemeye uyumlu hale getirilmediği, bu durumda şirket esas sözleşmesinin bağlam hükmü içermediği davacının mülkiyetini elde ettiği payların pay defterine kaydını talep edebileceği, davalı şirketin bağlama ilişkin bir düzenlemesi bulunmadığından pay devrinin deftere işlenmesi talebini reddedemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
6762 Sayılı TTK.nın Türk Ticaret Kanunu’nun TTK.nun 416. maddesine göre, nama yazılı hisse senetleri esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir .Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur şu kadarki devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.
6762 sayılı TTK'nın 411. maddesinde ''Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmuhaberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabidir.
6762 Sayılı TTK'nın 418/1-2 maddeleri gereğince, şirket devir keyfiyetine esas mukavelede derpiş olunan sebeplerden dolayı pay defterine kayıttan imtina edebilir. Sebep gösterilmeksizin dahi kayıttan imtina olunabileceği şartının esas mukaveleye konması caizdir'' .hükümleri düzenlenmiştir.
Davacı tarafça her ne kadar hissedar olduğu iddiası ile hissedarlığının tespiti ve tescili talep edilmişse de dava da sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup davacının dava dilekçesi ekinde dava dışı ... ile davacı arasındaki 10/10/2017 tarihli hisse devir sözleşmesi fotokopisi sunulmuş olup, sözleşmede ''dava dışı ...'nın davalı şirkette bulunan 44.750 adet nama yazılı payının 5000 adedini, paya bağlı ilmuhaberler ile birlikte davacıya devrettiğinin, pay bedelinin nakden tahsil edildiğinin'' yazılı olduğu, davalı şirket esas sözleşmesinin 7. maddesinde ''hisse devri sözleşmesinin şirkete karşı geçerli olabilmesi için devrin yönetim kurulunca onaylanması ve pay defterine tescili şarttır yönetim kurulu devri onaylamayıp pay defterine kayıttan sebepsiz olarak imtina edebilir'' şeklinde yazılı olduğu, bu kapsamda TTK 416 maddesine göre devrin davalı şirkete karşı hüküm ifade etmesinin pay defterine kaydı ile mümkün olabilmesini davalı şirketin onayı ile olabileceği, davacı tarafça dosyaya böyle bir onayın alındığına ilişkin ve davalı şirkete ait nama yazılı hisse senedi veya ilmuhabere ilişkin bir delil sunulmadığı, ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun '' (HMK) 190.maddesine göre “ (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. '' hükmü dikkate alındığında davacı tarafça davaya konu iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla davanın sübut bulmadığından reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 269,85 -TL'nin harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1793,14 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1523,29 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/11/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır