T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/833 Esas
KARAR NO: 2023/1324
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/09/2022
KARAR TARİHİ: 22/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ayakkabı- tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, 22.06.2022 tanzim tarihli fatura sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız bir şekilde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkilinin alacağının itiraz edilmemiş fatura, tahsilat makbuzu, mal kabul fişi ve ticari defter kayıtları ile sabit olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasının talepname koşulları ile devamını ve alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hükmedilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini,fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasını, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müşteri taleplerine göre mal tedariki sağlayıp yurt dışı ihracat ve lojistiği yaptığını, müvekkilinin müşterini göndermek için verdiği siparişleri satıcını gösterdiği nakliyecisi ....'ya teslim ettiğini, davacının talebi ile 2.250,00 USD ödemeyi de nakden davacının nakliyecisine teslim ettiğini, sipariş edilen mallar yerine sahte mallar getirilip bırakıldığını, yapılan kontrolde sipariş edilen marka ve modelden farklı mal gelmesi nedeni ile durumun derhal davacıya haber verildiğini, tescilli markalara ait sahte ürünler olması nedeni ile ürünlerin ihracatının gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, malların depoda durmakta olduğunu, müvekkilinin sahte malların tespit ettikten sonra derhal para iadesi talep ettiğini, davacı tarafa iade faturası kesildiğini, ancak davacı tarafın söz vermiş olmasına rağmen iade faturası kesilen malları geri almadığını, müvekkilini oyaladığını, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile malların sahte olduğunun anlaşılacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, kötü niyetli davacının icra takibinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 38.988,00 TL asıl alacak, 288,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.276,40 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "22/06/2022 tarihli faturadan kaynaklı alacak" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı taraf 22/06/2022 tarihli fatura uyarınca ilgili ürünlerin davalı yana teslim edildiğini ancak fatura borcunun ödenmediğini iddia etmekte iken davalı tarafın ilgili ürünlerin 2.250,00 USD'lik bedelinin davacı yanın nakliyecisine ödendiğini ayrıca teslim edilen ürünlerin sahte olması nedeniyle iade talep edildiğini ancak davacı tarafça sahte ürünlerin iade alınmadığını iddia ettiği görülmektedir.
-Bu kapsamda taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde; davalı tarafından ileri sürülen ödeme iddiasının yerinde olup olmadığı ile taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca davalıya teslim edildiği ihtilafsız olan ürünlerin ayıp nedeniyle iadesinin gerekip gerekmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
-Davalı taraf açıkça faturaya konu bedelin 2.250,00 USD'sinin davacının nakliyecisine ödendiğini iddia etmektedir. Bu durumda ödeme iddasını ispat yükü davalı tarafa geçmiş olup davalı ödeme yaptığı hususunu kanıtlamakla yükümlü hale gelmiştir. Başka bir ifadeyle, davalı tarafın fatura tebliği ya da faturaya konu edimin ifasına yönelik herhangi bir itirazı olmayıp, bizzat ödeme iddiasında bulunan tarafın bu aşamadan itibaren takibe konu fatura bedelini ödediği hususunu ispat etmesi gerekmektedir. İspat yükü kendisinde olan davalı taraf borcunu ödediğini uyuşmazlığın miktarı gereğince yazılı delillerle ispat etmelidir.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Türk Ticaret Kanun'un 23. maddesinde ise "(1)Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır....c)Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." denilmek suretiyle açık veya mutad inceleme sonucunda ortaya çıkacak ayıplara ilişkin tacirin ihbar ve muayene külfeti izah edilip bunun yanı sıra TBK'nın satıcının ayıba karşı tekeffül borcuna ilişkin hükümlere atıf yapılmıştır.
-Türk Borçlar Kanunu'nun 219 maddesinde "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." denilerek satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun kapsamı izah edilmiş aynı Kanun'un 222 maddesinde ise "Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur." hükümlerine yer verilmiştir.
-Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinde de "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." denilerek alıcının muayene ve ihbar külfeti ve bu yükümlülüğe aykırı davranışın sonuçları izah edilmiştir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ve dava konusu ürünlerin incelenerek dava konusu faturada belirtilen ürünler olup olmadığı, faturaya konu ürünler ise davalının siparişe ve faturaya konu malların sahteliğine ilişkin iddiaların yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla SMMM ve Tekstil Mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 02/02/2023 tarihli raporda özetle; davacı ...’nınincelenen 2022 takvim yılına ait ticari defterlerininsahibi lehine
delil olma vasfına haiz olduğu,
davacı ....’nın incelenen 2022 yılına ait resmi defter ve belgelerinde, Davalı
... Lojistik Tic. Ltd. Şti. ... Hesap Kodu ile Alıcılar hesabında hareket
gördüğü, icra takip tarihi ve 2022 yılı sonu itibariyle hesabın 38.988,00 TL borç bakiyesi
verdiği, mal satış ve mal iade e-arşiv faturalarının kayıtlandığı, davalı şirketçe düzenlenen
ve yukarıda örneği verilen 22.06.2022 tarih ...seri numaralı 38.988,00 TL karşılığı 2.250,00
USD bedelli tahsilat makbuzunun davacı tarafından kayıtlanmadığı, mal satış ve iade e-
arşiv faturalarının BA-BS formlarıyla beyan edildiği, aşağıda örneği verilen dosyaya
mübrez vergi dairesi yazısından anlaşılacağı üzere davacının bilanço üsülüne (1.sınıf-şirket muhasebesi) göre defter tuttuğundan TACİR vasfına haiz olduğunun tespit edildiği,
davalı ... Lojistik Tic. Ltd. Şit.’ninincelenen 2022 takvim yılına ait ticari
defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,
davalı ... Jojistik Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2022 yılına ait resmi defter ve
belgelerinde, Davacı Ali Koca ... Hesap Kodu ile Satıcılar hesabında hareket
gördüğü, icra takip tarihi ve 2022 yılı sonu itibariyle hesabın 4,73 TL borç bakiyesi verdiği,
mal alış ve mal iade e-arşiv faturalarının kayıtlandığı, Davacı adına düzenlendiği iddia
edilen ve yukarıda örneği verilen 22.06.2022 tarih ...seri numaralı 38.988,00 TL karşılığı
2.250,00 USD bedelli tahsilat makbuzunun davalı şirket tarafından kayıtlandığı, mal alış ve
iade e-arşiv faturalarının BA-BS formlarıyla beyan edildiğinin tespit edildiği,
davacı ...’nın ticari defter kayıtlarında Davalı ... Lojistik Tic. Ltd.
Şti.’den 38.988,00 TL alacaklı göründüğü, Davalı ... Lojistik Tic. Ltd. Şti.’nin ticari
defter kayıtlarında Davacı ....’dan 4,73 TL alacaklı göründüğü, her iki tarafın
kayıtlarının birbirini desteklememesi ve taraflar arasında ki mali uyuşmazlık sebebinin
yukarıda örneği verilen ve davalı şirketçe düzenlenen 38.988,00 TL karşılığı 2.250,00 USD
bedelli tahsilat makbuzunun davacı tarafından kayıtlanmaması olduğunun tespit edildiği,
ilgili tahsilat makbuzunda dava konusu malı teslim edip aynı gün davacı adına tahsilat
yaptığı iddia edilen, makbuzda imzası ve GSM numarası bulunan dava dışı .... ile
Davacı ... arasında doğrudan veya dolaylı bir bağ olup olmadığı hususunun
değerlendirilmesi sayın mahkemenin takdirlerinde olduğu,
30.01.2023 Pazartesi günü saat 12:00’de davaya konu dilekçe ile belirtilen “....
Mah. .... Cad. ... A19 Blok no:10K -Z8 Esenler/İstanbul” ... firma
işyerinde inceleme sonucu: Dava konusu ürünler faturada “spor” olarak belirtilmiş olup
tespit edilen ürünler de spor ayakkabı olup faturadaki ürünler olduğu,
faturada 1.000 adet spor ayakkabı yazılmış olup tespitteki bilgi ve sayımlara göre
toplam (153+112+124+112+108+137+110+112=)968 adet muhtelif marka, numara ve
modellerde spor ayakkabı olduğu,
faturaya konu malların sahteliğine ilişkin iddiaların yerinde olup olmadığı hakkında
belirtilen nedenlerle ilgili ürünlerin orjinalleri ile uyumlu olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının değerlendirilmesi ve özellikle incelemesi yapılan ürünlerin davaya ve taklibe konu fatura ile iade faturasında yer verilen ürünler olduğuna ilişkin tespitin hangi kriterler gözetilerek yapıldığı hususunda inceleme yapılarak ek rapor düzenlenmesi amacıyla yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 06/04/2023 tarihli ek raporda özetle;30.01.2023 Pazartesi günü saat 12:00’de davaya konu dilekçe ile belirtilen “... Mah.
... Cad. ... A19 Blok no:10K -Z8 Esenler/İstanbul” ... firma işyerinde
inceleme yapıldığı, ancak taraf vekillerinin yerinde incelemeye katılmadığı,
dava konusu ürünlerin mal kabul fişi, sipariş fişi üzerinde "... - spor" yazdığı,
yerinde incelemede gösterilen dava konusu ürünlerin spor ayakkabı olduğu ve kolilerinin
üzerinde de "..." yazdığı somut olarak görüldüğü, dolayısıylatespit edilen ürünlerin
de faturadaki ürünler olduğu,
faturada 1.000 adet spor ayakkabı yazılmış olup yerinde incelemedeki bilgi ve sayımlara
göre toplam (153+112+124+112+108+137+110+112=)968 adet muhtelif marka, numara ve
modellerde spor ayakkabı olduğu,
sonuç olarak tespit ve değerlendirmemizde herhangi bir değişiklik bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar, tarafların iddia ve savunmaları ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından düzenlenen 22/06/2022 tarihli 38.988,00 TL bedelli faturaya konu ürünlerin davalı yana teslim edildiği ihtilafsızdır.
-Yine yukarıda belirtildiği üzere öncelikle davalı tarafın ürünlerin sahteliğine ilişkin iddialarının irdelenmesi gerekmektedir.
-Mahkememizce bilirkişi vasıtası ile yapılan incelemede bilirkişi raporunda yer verildiği üzere davaya konu faturada ürünlerin ... numaralı siparişe istinaden 8 adet ayakkabı kolisinden ibaren ürünün davalı tarafa teslim edildiği ve ilgili ürünlerin dava tarihi itibariyle halen davalı yan uhdesinde olduğu görülmektedir. Bu ürünlerin incelenmesinde inceleme tarihi itibariyle mevcut 968 adet ürünün, logolar-silik baskı- baskı hataları- ürün tabanları-ürünlerdeki etiketler ürünlerindeki üretim hataları-kalitesiz aşınmış taban-kalitesiz baskı-dikiş hataları-tasarım farklılıkları-lekeler nedeniyle orjinal markalara ait ürünler olmadıkları, ürünler markaları itibariyle sahte nitelikte oldukları tespit edilmiştir. Yine düzenlenen ek raporda ilgili ürünlerin davacı tarafından teslim edilen ürünler olup olmadığı yönünde "vekillerinin yerinde incelemeye katılmadığı,
dava konusu ürünlerin mal kabul fişi, sipariş fişi üzerinde "... - spor" yazdığı,
yerinde incelemede gösterilen dava konusu ürünlerin spor ayakkabı olduğu ve kolilerinin
üzerinde de "..." yazdığı" şeklinde tespit yapıldığı görülmüştür.
-Bu kapsamda davalı tarafça sunulan ve incelenen ürünlerin sahtelik nedeniyle ayıplı oldukları, davalı tarafın ilgili ürünlerin sahteliği nedeniyle kullanım amacı bakımından değerini ve ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran esaslı unsuların mevcut olduğu tartışmasız şekilde sabittir. Ancak her ne kadar davalı tarafça davacı tarafından teslim edilen ürünlerin sahte olduğu ve bu kapsamda satışı yapılan malların ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de ilgili ürünlerin davacı tarafından teslim edilen ürünler olduğuna dair tek ibarenin koliler üzerinde "..." yazması olduğu, bu hususun teslimden sonra her zaman tek taraflı düzenlenebilecek hususlardan olduğu, bu nedenle ilgili ürünlerin davacı tarafından teslimi yapılan ürünler olup olmadığının mevcut haliyle tespit edilmesinin mümkün olmadığının kabulü gerekmiştir.
-Bu haliyle davalı tarafça muayene ve ihbar yükümlülüğünün usulüne uygun olarak yapıldığına ilişkin bir bilgi ya da belge ibraz edilmemiştir. Bu durumun aksi düşünülse dahi davalı alıcı tarafından ayıplı ve sahte olduğu iddia edilen ürünler üzerinde teslimden sonra yargı makamlarınca yapılmış bir tespit ya da inceleme de dosyaya ibraz edilmemiştir. Yine davalı tarafça bu hususta bir ihbarda bulunulmadığı gibi yalnızca iade faturası düzenlemekle yetinilmiştir. Bu nedenle davalı tarafın fatura konusu ürünlerdeki ayıp/ sahtelik iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Davalı tarafın dava konusu fatura yönünden bir diğer iddiası fatura bedeli yönünden 2.250,00 USD bedelin davacı yanın nakliyecisi "..."'ya ödendiği hususuna dayanmaktadır. Mahkememizce SGK ve sicil kayıtları temin edilmiş, ...'nun davacı şirketi temsile yetkili kişilerde ve/veya davacının sigortalı bir çalışanı olmadığı görülmüştür. Yine davalı tarafça ilgili kişiye ödeme yapılması hususunda davacı tarafından verilen talimata ilişkin bir bilgi ya da belge ibraz edilmemiştir. Bu kapsamda davacı şirketi temsile yetkili olmayan ve/veya çalışanı olmayan kişilere yapılan ödemenin geçerli bir ödeme olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşıldığından davalı tarafın ödemeye ilişkin iddialarını ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Bu doğrultuda davacı tarafın 22/06/2022 tarihli faturaya konu ürünleri davalı yana teslim ettiği, davalı tarafça fatura bedelinin ödendiğine ilişkin bir yazılı belgenin ibraz edilmediği anlaşılmakla, davanın kabulüne, davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.988,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.988,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 7.797,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.663,27-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 469,44-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.193,83- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 469,44-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 7.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 103,00 tebligat ve posta masrafı olmak üzere 7.183,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır