T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/986 Esas
KARAR NO : 2024/702
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 27/09/2022
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait, ... Mah. .... Cad. No:35/46 adresindeki, şirket malzemelerini muhafaza etmek için kullanılan depoda 12.04.2022 tarihinde sabaha karşı hırsızlık olayı vuku bulmuş ve müvekkiline ait 300.000 TL değerindeki malzemelerin çalınmış olduğunu, yaşanan hırsızlık nedeni ile yaklaşık 300.000 TL zarara uğrayan müvekkili şirket sahibi ....'ın, ..... Polis Merkezine başvurarak şikayetçi olduğunu, müvekkili şirkete ait olan deponun bulunduğu sitenin güvenlik hizmetinin aralarında yaptıkları anlaşma gereği davalılar tarafından yerine getirilmekte olduğunu, müvekkiline ait depoda meydana gelen hırsızlık olayının, davalıların hizmet edimlerini ayıplı şekilde yerine getirmiş olmalarından kaynaklanmış olduğunu, davalıların güvenlik edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmemiş olduklarını, işbu durumun güvenlik kayıtlarının incelenmesi ile de ortaya çıkacak olduğunu, müvekkili şirkete ait deponun bulunduğu yere ait kamera kayıtları incelendiğinde sitede güvenlik görevlisi olarak çalışan .... isimli şahsın bahse konu hırsızlıkta kullanılan aracı, durdurmadan nereden geldiğini ve nereye gittiğini sormadan sorgusuz sualsiz içeriye aldığının sabit olduğunu, normal şartlarda siteye gelen her araç durdurulup, hangi kat sakinine geldiği hakkında bilgi alınmakta olduğunu, fakat bahse konu hırsızlık olayında kullanılan aracın Ön plakası bulunmamasına rağmen böyle bir şüpheli aracın durdurulmamış ve bilgi alınmadan siteye alınmış olduğunu, site yönetimlerinin görevlerini sadece aidatların tahsili, borçların ödenmesi, ana gayrimenkulün onarımı, temizliği, bakımı gibi işlerle sınırlandırmanın mümkün olmadığını, tüm bunların yanı sıra site yönetiminin asli görevinin KMK m.35 gereği ana gayrimenkulün korunması ve bunun için gerekli tedbirlerin alınması olduğunu, iş bu hırsızlık olayında ... Yönetimi site yönetiminin de kusuru bulunduğunu, davalı site yönetiminin gerekli tedbirleri almamakla birlikte hizmet sözleşmesi imzaladığı davalı güvenlik şirketini denetim yükümlülüğünü de yerine getirmemiş olduğunu, davalı güvenlik şirketi ile site yönetiminin müvekkilinin nezdinde meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu olduklarını, taraflarınca16.05.2022 tarihinde arabulucuya başvurulmuş olup taraflar arasındaki tüm çabalarına rağmen anlaşma olmadığını, işbu hırsızlık neticesinde, müvekkiline ait depoda bulunan 1X240 mm2 NYAF KABLO- 3X95+50 mm2 N2XH KABLO- 3X50+ 25mm2 N2XH KABLO- 3X25+ 16 mm2 N2XH KABLO- 3X95+ 50 mm2 N2XH KABLO- 3X35 + 16mm2 N2XH KABLO- 3X2,5 mm2 NHXMH KABLO- 4X10 mm2 FE 180 KABLO- 11 KJG HİLTİ- PİNOMATİK- MATKAP- KÜÇÜK KESME TAŞI- BÜYÜK KESME TAŞI- DEMİR MATKAP- ŞARJLI MATKAP- ÇANTA KAYNAK MAKİNESİ- TAKIM ÇANTASI VE EL ALETLERİ çalınmış olduğunu, çalınan bu malzemelerin yaklaşık değerinin 300.000 TL olduğunu beyanla; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulüne, müvekkilinin hırsızlık olayı neticesinde uğradığı zarara karşılık -belirsiz olarak- şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın hırsızlık olayının vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan alınarak taraflarına ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Şirketi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet itirazlarının değerlendirilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkili şirketin adından ve bulunduğu hizmet kolundan da anlaşılacağı üzere güvenlik şirketi olmadığını, bu sebeple güvenlik hizmeti vermesinin hukuken mümkün olmadığını, sair mevzuatta güvenlik hizmeti verme yetkisinin yalnızca güvenlik şirketlerine tanınmış olup; 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanuna tabi faaliyet gösterebileceklerini, buna karşın müvekkili şirket ....Şirketi'nin, İşletme Destek Hizmetleri kolunda hizmet veren sitelerde, temizlik ve sitelere destek personel sağlayan bir firma olduğunu, dolayısıyla yaşanan bir hırsızlık olayından müvekkili şirketin sorumlu tutulması veyahut güvenlik şirketi olarak anılmasının gerçekle örtüşmemekle birlikte hukuken de mümkün olmadığını, huzurda görülen davada, davacının tüm taleplerinin hırsızlığa ilişkin olup; müvekkili şirketin yönlendirme hizmeti vermesi hasebiyle davada taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkili şirketin güvenlik sıfatı bulunmadığı ve bulunması mümkün olmadığı için davaya husumet yönünden itiraz ederek davanın usulden reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla tüm talepler bakımından zamanaşımı itirazında bulunuyor olduklarını, müvekkili şirketin güvenlik hizmeti vermediğini, davacı yan, dava dilekçesinde her ne kadar müvekkili şirketin güvenlik hizmeti verdiğini ve bu sebeple sorumlu olduğu üzerine iddialarını temellenmiş ise de yukarıda detaylıca izah ettikleri üzere müvekkili şirketin güvenlik hizmeti vermesinin gerek yasal düzenlemelere gerekse kuruluş amacına aykırı olduğunu, diğer bir yandan müvekkili şirketin diğer davalı ..... Site Yönetimi ile yaptığı sözleşmede güvenlik hizmetine dair en ufak bir ibare de bulunmadığını, tüm bunlara karşın müvekkiline dava yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olup reddi gerektiğini, müvekkili şirketin görev ve sorumluluğunun yönlendirmeye ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca yönlendirme hizmeti vermekte olduğunu, işbu hizmetin kapsamının adından da anlaşılacağı üzere sanayi merkezine gelenlerin doğru adreslere yönlendirilmesini içermekte olduğunu, dava dilekçesinde, müvekkili şirket personellerinin güvenlik görevini yerine getirmediği, aracı durdurup aramadığı gibi hususlardan müvekkiline yönelik sorumluluk yükletilmeye çalışmakta ise de personelin görevinin yönlendirmeden ibaret olup müvekkilinin hukuken üzerine düşen edimleri yerine getirmiş olduğunu, davacı taraf her ne kadar Yargıtay kararlarına dayanmakta ise de müvekkilinin güvenlik şirketi olmaması ve site yönetimi sıfatı bulunmaması nedeniyle davacı tarafça sunulan içtihatların müvekkil bakımından emsal teşkil etmediğini, söz konusu sanayi sitesinin güvenlik hizmeti alınması gerekebilecek konum ve büyüklükteki bir site olabileceğini, fakat bu hizmeti müvekkili şirketin vermesinin hukuken mümkün olmadığı gibi üstlenmediği bir edimden dolayı müvekkili şirketin sorumlu olmasının da söz konusu olamayacağını, müvekkili şirketin yalnızca danışma personeli kaynağı sağlayan bir yönlendirme hizmeti vermekte olduğunu, diğer bir anlatımla müvekkilinin davacı ile yaptığı sözleşmeden doğan borcunun; görevi adresi tarif etmek olan, adres sorulan danışma görevlisini sağlamak olduğunu, somut olayda müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirmiş olduğunu, sözleşme gereği müvekkili şirketin personellerinin emir ve talimatları ... Site Yönetimi'nden almakta olduklarını, söz konusu hırsızlık olayının yaşanmasında davacı yanın dilekçesinde sorumluluk atfettiği personelin savunmasından da anlaşılacağı üzere emir ve talimatın müvekkili şirkette olmadığını, tüm bu somut olaylar ışığında yine de personellerin görevinin yalnızca yönlendirme olduğunu bir kez daha belirtiyor olduklarını beyanla; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle davanın müvekkili şirket yönünden husumet nedeniyle reddine, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... Site Yönetimi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işveren sıfatını haiz olmamakla birlikte güvenlik hizmetini .... Limited Şirketi'nden ("...") almakta olduğunu, ....'in iddialarının aksine şirketin güvenlik elemanlarını site yönetimlerine tahsis etme işini yapmakta bir diğer ifade ile şirketlerin güvenliğini çalışanları ile beraber sağlamakta olduğunu, davanın müvekkili açısından husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar davalı ....'in ticaret unvanı ve bulunduğu hizmet kolunun farklı olduğu bu sebeple söz konusu işi yapmadığı, taraf sıfatının olmadığı iddia edilmişse de Türk Ticaret Kanunu ("TTK") hükümlerine göre, şirketlerin faaliyet konuları arasında yer almayan veya belirtilmeyen işleri de yapabilmekte olduklarını, diğer davalı ...'in bu husustaki mesnetsiz beyanlarının mahkememiz tarafından dikkate alınmamasını talep ediyor olduklarını, bununla birlikte, her ne kadar ...'in müvekkili şirketle imzalanan sözleşmenin başlığına dayanarak cevap dilekçelerinde "Buna karşın müvekkil şirket .... LİMİTED ŞİRKETİ, İŞLETME DESTEK HİZMETLERİ kolunda hizmet veren sitelerde, temizlik ve sitelere destek personel sağlayan bir firmadır." şeklinde belirtmek suretiyle ve kendileri tarafından hazırlanan sözleşmeyi imzalatmak suretiyle yalnızca kanunu dolanma amacı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, zira hukuken ...'in güvenlik hizmeti veremeyeceğinin fiilen bu hizmeti vermediği anlamına gelmediğini, nitekim ...'in, çalışanlarını müvekkili şirket gibi kurumlara tesis etmek suretiyle güvenlik hizmeti vermekte olduğunu, diğer davalı ...'in yalnızca çalışanlarına dair hukuki sorumluluğunu def etmek için mesnetsiz beyanlarla mahkememizi yanıltma amacı gütmekte olduğunu, söz konusu sözleşmede "güvenlik hizmeti" ifadesinin belirtilmesinin yasal bir zorunluluk olmamakla birlikte böyle bir şekil şartı da bulunmadığını, pek tabi, sözleşme kapsamı ve çalışanın yönetim binası içindeki faaliyetleri dikkate alınacak olursa görülecektir ki, söz konusu çalışanların ... tarafından sitenin güvenliğini sağlamak üzere tesis edilmiş olduğunu, işbu hususun ... tarafından dosyaya sunulan sözleşme de yer alan personellerin özelliklerinin sayıldığı metin uyarınca dahi tespit edilebilmekte olduğunu, sözleşmenin 5.2. maddesinde açıkça çalıştırılacak personellerin "ÖZEL GÜVENLİK SERTİFİKASINA SAHİP" olması gerektiğenen belirtilmiş olduğunu, güvenlik hizmeti vermediğini iddia eden bir firmanın çalışanlarını tahsis ettiği şirketlerde çalışanlarına ait özelliklerden birini özel güvenlik sertifikasına sahip olarak belirtmesinin abesle iştigal olduğunu, ...'in müvekkili şirkete güvenlik hizmeti vermiş olduğunu, kaldı ki, söz konusu çalışanların sitenin güvenlik ihtiyacına binaen tahsis edildiğinin açık olduğunu, zira söz konusu site bir fuar alanı vb. tarzı bir işletme olmayıp müvekkili şirketin "yönlendirme" hizmeti gibi bir ihtiyacı bulunmadığını, söz konusu sitenin güvenliğinin sağlanması elzem olup bu itibarla sözleşme içeriğinin de güvenlik hizmeti verilmeye uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, her ne kadar diğer davalı cevap dilekçesinde: "İşbu hizmetin kapsamı adından da anlaşılacağı üzere sanayi merkezine gelenlerin doğru adreslere yönlendirilmesini içermektedir." şeklinde belirtse de müvekkili şirketin ne gibi bir yönlendirme hizmetine ihtiyaç duyulacağının taraflarınca anlaşılamamış olduğunu, zira söz konusu siteye yoğun giriş çıkış işçiler ve iş sahipleri tarafından yapılmakta olup kendileri işyerlerinin konumlarını bizzat bilmekte olduklarını, böyle bir yönlendirme hizmeti söz konusu olmadığını, bununla birlikte, diğer davalı ...'in cevap dilekçesi ekinde sunduğu savunma dilekçesinde de söz konusu çalışanın güvenlik hizmet çalışanlarından biri olduğunun açıkça anlaşılmakta olduğunu, görevi sadece yönlendirme üzerine kurulu bir şirketin çalışanlarının siteye gelen araçları kontrol ettiklerini ikrar etmelerinin diğer davalı ...'in işbu haksız beyanını bertaraf etmekte olduğunu, nitekim işbu hususun ...'in dava dilekçesinde açıkça; "Söz konusu sanayi sitesi güvenlik hizmeti alınması gerekebilecek konum ve büyüklükteki bir site olabilir." şeklinde belirterek güvenlik hizmeti zorunluluğunun altını çizmiş olduğunu, ne var ki, güvenlik hizmeti vermenin hukuken mümkün olmamasının bu hususta fiilen hizmet vermedikleri ve çalışanlarının kusurlu davranışlarından dolayı bir zarar doğması halinde sorumlu tutulmayacakları anlamına gelmediğini, söz konusu şirketin yalnızca danışma hizmeti vermemekle birlikte ek olarak "... YÖNETİMİ LİMİTED ŞİRKETİ
" ve "... KORUMA VE ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ" tahtında faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, söz konusu şirketlerin organik bağa sahip şirketler olup işbu şirketlerin ortakları ve yöneticilerinin aynı kişiler olduğunu, haliyle diğer davalı ...'in işbu husustaki beyanlarının hiçbir şekilde dikkate alınmaması gerektiğini, davanın bu itibarla ... Korumave Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti.'ye ihbarını talep ediyor olduklarını, sözleşme uyarınca güvenlik hizmeti veren çalışanın ... tarafından tahsis edilmekte ve çalışana yapılan ödemelerin ... tarafından yapılmakta olduğunu, işbu bedelin site yönetimine ... tarafından "Hizmet Bedeli" olarak yansıtılmakta olduğunu, personeldeki ihmaller ve görevini iyi yerine getirmeme hallerinin ...'e ihbar edilmekte, savunması alınan ... isimli şahsın da bu itibarla ... tarafından sigortalanmakta olduğunu, SGK'dan ve davalı şirketten söz konusu şahsa ilişkin özlük dosyasının celbini talep ediyor olduklarını, söz konusu şirketler arasındaki organik bağın açıkça göstermektedir ki, diğer davalı ...'in asılsız beyanlarla yalnızca kanunu dolanma amacı gütmekte ve sorumluluktan kaçmakta olduğunu, davanın müvekkili açısından husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla tüm talepler için zamanaşımı itirazları bulunduğunu, davacı tarafça iddia ve talep olunan tüm talepler zamanaşımına uğramış olduğundan davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla zamanaşımı itirazında bulunuyor olduklarını, müvekkili şirketin iddia edilen hırsızlık olayına ilişkin herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkili, ...'nin Site Yönetimi olup sitenin yönetiminden sorumlu olduğunu, kat maliklerinin bilgisi ve isteği ile belirlenen Güvenlik Şirketi ile çalışmaya başlandıktan sonra Site Yönetiminin görevinin, ilgili Güvenlik Şirketinin düzenli çalışıp çalışmadığını, sözleşmede yazılan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirip getirmediğini, bir aksaklık ya da eksiklik olup olmadığını kontrol etmekten ibaret olduğunu, Site Yönetiminin Güvenlik Şirketinin yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda “müdahale edemeyeceği” ya da “önceden öngöremeyeceği” hallerden ve Güvenlik Şirketinin ihmal, kusur ya da özensizliğinden kaynaklanan davranışlarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, örneğin Site Yönetiminin 24 saat Güvenlik Elemanlarının yanında beklemesinin, görevleri sırasında verimli çalışıp çalışmadıklarını her an denetim altında tutmasının “hayatın olağan akışına” uymayacağını, böyle bir yükümlülüğün Site Yönetiminin sürekli olarak Güvenlik Şirketini kontrol altında tutması anlamına geleceğini, k buna ne insan enerjisinin ne mesaisinin ne de zamanının yetmeyeceğini, böyle bir durumun kabul edilmesinin Güvenlik Şirketinin yerine getirmesi gereken ve sorumlu olduğu görev ve işlemlerden Site Yönetiminin her şekilde sorumlu tutulması, yani “kusursuz sorumluluk” anlamına geldiğini, bu durumda Site Yönetiminin görevinin yapılamaz hale geleceğini, dolayısıyla Güvenlik Şirketinin görevini yapmaması, ihmal etmesi, özen göstermemesi kısacası sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle, aynı anda müteselsilen Site Yönetiminin de sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete uymadığını, Site Yönetiminin hırsızlıktan sorumlu tutulabilmesi için Kat Maliklerinin onaylamadığı bir Güvenlik Şirketi ile sözleşme yapması ya da Güvenlik Şirketinin sözleşmeye uygun hareket etmediğini denetlememesi veyahut da bu tip eksiklikleri Kat Maliklerine zamanında söylememesi ve müdahale edilememesine neden olması gibi “kusurundan”, “ihmalinden”, “özensizliğinden” kaynaklanması gerektiğini, dava dilekçesinde bu hususta hiçbir iddia söz konusu olmadığı gibi yalnızca verilen güvenlik hizmetindeki kusurdan söz edilmiş olduğunu, müvekkilinin bu hususta herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin Site Yönetimi olarak sitenin güvenlik hizmetini yerine getirmek üzere ... ile anlaşma yapmakla bu husustaki sorumluluğunu ve yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunu, müvekkilinin söz konusu güvenlik hizmeti veren şirketi özenle seçmiş ve tahsis ettikleri çalışanlara karşı kontrol ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunu, hiçbir şekilde sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, söz konusu personelin aracı durdurup aramak gibi bir yükümlülüğü olmadığı gibi bu hususta en azından site giriş-çıkışlarında kimlere gelindiğini sorması ve şüpheli durumlarda detaylı inceleme yapmasının esas olduğunu, haliyle kusurlu davranışın mevcut olması halinde sorumluluğun çalışanda ve ... üzerinde doğacak olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunu, söz konusu güvenlik çalışanının olayda kusuru ispat edilse dahi, işbu site bir sanayi sitesi olup, söz konusu güvenlik açığının kim tarafından sebep olunduğunun öncelikle tespiti gerektiğini, müvekkilinin gerekli denetim yükümlülüğünü yerine getirmiş, ancak söz konusu güvenlik elemanının olaydaki kusuru, işyerinin kapısının kilitli olup olmadığı vb. diğer hususların ispata mecbur olduğunu, işbu hususta yeterli delil dosyaya sunulmadığı gibi bu haliyle taraflarına kusur atfının mümkün olmadığını beyana; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle davanın müvekkili şirket yönünden husumet nedeniyle reddine, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, davanın güvenlik görevlisi ...'e ihbarına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı şirket tarafından davalı site yönetimi ve güvelik şirketine karşı açılan hizmet sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; tazminat talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalılara husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, davacı tarafa ait iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeni ile davacı tarafın uğramış olduğu zararın tespiti, meydana gelen zarar nedeni ile davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğunun bulunması halinde meydana gelen zararı gidermesinin gerekip gerekmediği, gerekmekte ise miktarı hususlarındadır.
Dosyanın mahkememize Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
Mahkememizin 30/05/2023 tarihli celsesinde davalı tanığı .... 'ın hazır bulunduğu, tanığın beyanında; "ben davalı ...'te danışmanlık hizmeti veriyordum, olay olduğu zaman iş yerinde değildim, izinliydim, olaya ilişkin bilgilerim duyuma dayalıdır, normal şartlarda biz siteye giren araçları durdurarak firma sahiplerine bilgi verip o şekilde içeriye alıyorduk, olay tarihinde o saatte görevli arkadaşımız aracı durdurmadan içeriye almıştır" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 10/10/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı .... 'un hazır bulunduğu, tanığın beyanında; "ben davacı şirkette usta başı olarak 2018 yılından bu yana çalışıyorum, biz normalde şantiyenin kapısını kilitleyip, alarmı aktif hale getirip çıkıyoruz, olayın oluş şekline ilişkin herhangi bir görgüm ve bilgim bulunmamaktadır, ancak sabah bize şantiyede yer alan konteynırda kalan çalışanımız depoda hırsızlık olduğunu depoya geldiğinde kapının açık olduğunu gördüğünü söyledi, bizde şantiyeye vardığımızda deponun kapısının açık olduğunu gördük, sonrasında genel müdürümüze haber verdik, kamera kayıtları incelendi ve plakasız bir araçla içeride yer alan bir kısım ürünlerin çalındığı görüntülerden tespit edildi, sonrasında biz eksik ürünleri tespit ederek liste haline getirdik" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 10/10/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı .... 'nin hazır bulunduğu, tanığın beyanında; "ben yaklaşık 4-5 yıldır davacı şirkette teknisyen olarak çalışırım, hırsızlık olayının meydana gelişine ilişkin herhangi bir görgüm ve bilgim bulunmamaktadır, ancak o tarihte saban saatlerinde şantiyede çalışan arkadaşlarımız bizi arayarak hırsızlık olayının meydana geldiğini, deponun kapısının açık olduğunu söylediler, bizde şantiyeye vardığımızda depo kapısının açık olduğunu gördük, ekipler gelinceye kadar depoya girmedik, sonrasında eksik olan ürünler tespit edilerek sayım yapıldı" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "normalde siteye girişte gelen araçlar durdurularak nereye geldikleri sorulurdu" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Davacı şirkete ait " .... Mah. .... Cad. No:35/46" adresinde tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ile uyuşmazlık konularında hakimin katılımı olmaksızın HMK m. 278/son uyarınca bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle güvenlik uzmanı bilirkişi ve inşaat bilirkişisi aracılığıyla 22/12/2023 günü saat 11:00 itibariyle keşfen bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, Güvenlik Uzmanı bilirkişi .... ve İnşaat Mühendisi bilirkişi .... 29/12/2023 tarihli raporlarında özetle;
hırsızlık olayının vuku bulduğu belirtilen .... Mah. .... Cad. No:36/46 adresine 22/12/2023 tarihinde saat 12:50 sırasında intikal edildiğini, olay yerine gelindiğinde davalı taraflarının da olay yerinde görülmesi üzerine taraflarından teknik incelemelere geçilmiş olduğunu, hıksızlık olayının meydana geldiği İş Merkezinin 3 giriş/çıkış kapsının bulunduğu, bahse konu kapı girişlerine A-B-C kapısı şekline belirtildiği, iş merkezinin gerek ön ve gerek arka cephesinde ... yazısı bulunduğu, bahse konu İş Merkezinin -1.Katında bulunan davacıya ait depoya hırsızların C kapısından giriş yaptıklarının belirtilmesi üzerine C kapısı girişi ve sabit güvenlik noktasında yapılan incelemelerde; olay sırasında davalı ... Yönetimi Ltd. Şti. çalışanlarının her 3 kapıda da nöbet tuttukları, iş merkezine gelen araçların kapı girişlerinde durdurularak sorgulandıktan sonra içeriye alındıklarının beyan edilmiş olduğunu, hırsızların giriş yaptığı belirtilen C kapısı girişinde ve çıkışında kontrol noktası oluşturulduğu ve otomatik bariyer sistemi kurdurulduğu, diğer kapılarda da (A-B) aynı sistemin bulunduğu, keşfen inceleme yaptıkları tarihte Özel Güvenlik Personelleri tarafından kontrollü olarak giriş/çıkışların sağlandığı gözlenmiş, sorulması üzerine hırsızlık olay tarihinde davalı ... Yönetimi Ltd. Şti. Personellerinin bulunduğu, olaydan sonra 1 yıl özel güvenlik şirketinden hizmet satın alındığı, bilahere de mevcut güvenlik sisteminin 5188 sayılı Kanun ve Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik gereğince davalı ... Site Yönetimi bünyesinde kurularak hizmet verildiğinin öğrenilmiş olduğunu, olay tarihinde davacı .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin depo olarak kullandığı bölümün keşif tarihinde yaptıkları incelemelerde; bahse konu olayın vukuu bulduğu deponun farklı bir firma tarafından imalat yapılan işyeri olarak kullanıldığının saptanmış olduğunu, hırsızlık olayının meydana geldiği belirtilen otomatik kepenk önünde ayrıca demir doğrama kapsının da bulunduğu beyan edilmiş olduğunu, depoya girişe göre otomatik kepenk'in sağ yanında yine depoya giriş/çıkış yapılan 1 adet demir kapının bulunduğunun gözlenmiş olduğunu, olay tarihinde de tepo kapısı olarak kullanıldığı belirtilen demir doğrama kapının kilit sistemi incelenmiş olup, kapının kilit dilinin çevresinde ve hemen alt kısmında sert bir cisimle kanırtma izi ve demir plaka üzerinde deformasyon iz ve bulgularına rastlanılmış olduğunu SONUÇ OLARAK: hırsızlık olayı tüm yönleriyle birlikte ele alındığında; davacı .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin deposundan çalınan ürünlerin korunması ve muhafazası
bakımından davacı yana düşen tüm bireysel önlemleri yerine getirdiğinin anlaşılmakla; davacı firma yetkilisinin her hangi bir kusuru yada sorumluluğunun bulunmadığının değerlendirilmiş olduğunu, diğer yandan davalılardan .... Site Yönetimi İş Merkezi’nin 7/24 esasına
göre 365 gün özenle korunması bakımında kendilerine düşen görevi ve yükümlülükleri
tam ve eksiksiz olarak yerine getirmedikleri, İş Merkezinin “Güvenlik ve Koruma”
bakımından mesleki konularda eğitimsiz elemanlarla “yönlendirme elemanları ile” güvenlik hizmeti sağlanmaya çalışıldığı, sözleşme akdettikleri firmanın özel güvenlik
alanında faaliyette bulunmasının yasal olarak mümkün olmadığı, resmi üniforma
giydirilerek kapı giriş/çıkışlarında nöbet tutturulması ve iş merkezi sakinleri ile iş
merkezine gelen kişilerin üzerinde özel güvenlik görevlisi intibası oluşturulduğu
değerlendirilmiş olup, davalı ... Site Yönetimi’nin iş merkezinin korunması
bakımından yanlış bir tercih yaparak diğer davalı ... Yönetimi ile
“yönlendirme hizmet alımı sözleşmesi” yapılmasının isabetsiz olduğu anlaşılmakla;
olayın oluş biçimi de dikkate alındığında hırsızlık olayının gerçekleşmesinde % 35
oranında kusuru ve sorumluluğu bulunduğunu, diğer davalı ... Yönetimi tarafından istihdam edilen personellerden
özellikle olay tarihinde C kapısında nöbetçi olan “ ... tarafından bizatini
kendi el yazısıyla 12.04.2022 tarihli savunması” irdelendiğinde; davalı yanın
yeterince personeline giriş ve çıkış kapılarında uyulması gereken kuralları kesin bir
talimatla yazılı olarak verdiğine dair dosya kapsamında her hangi bir belge
bulunmamakla birlikte; personellerine tek tip üniforma giydirmesinin, sanki özel
güvenlik personeli istihdam edilmiş gibi “özel güvenlik görevlisinde aranan
özelliklerin sözleşmeye yazılması, adam çalıştıranın çalıştırdığı adamın işlediği
yukarıda açıklanın hususlarda daha doğrusu işin yapılması esnasında işçisinin
kendisine ve başkalarına zarar vermesini önlemek de işverinin sorumluluğunda
bulunduğu değerlendirilmekle; çalıştırdığı personeli denetlememesi, personelinin de
görev noktasında yeterli dikkat ve özeni göstermediği, bu durumda davalı ....
Yönetimi'nin hırsızlık olayının oluşmasında %65 oranında kusuru ve
sorumluluğunun bulunduğu kanaati hasıl olduğunu, bilirkişi heyeti arasında Elektrik Mühendisi Bilirkişi bulunmadığından ve
bakır kablo ile elektrikli el aletlerinin değer tespiti uzmanlık alanları dışında kaldığından
davacı yandan çalındığı beyan edilen bakır kablo ve elektrikli el aletlerinin olay tarihindeki
değeri üzerinden her hangi bir hesaplama yapılamamış olduğunu, mahkememizce Elektrik Mühendisi Bilirkişi görevlendirildiği takdirde dosya
içeriğinde ve bilirkişi raporunda yer alan ve çalındığı beyan edilen ürünlerin bedellerinin
tespitinin dosya üzerinden mümkün olabileceği bildirilmiştir.
İstanbul Valiliği'ne müzekkere yazılarak davalı ... Site Yönetiminin güvenlik görevlisi çalıştırılmasına dair yapmış olduğu başvuru ve bu başvuruya ait belgelerin mahkememize gönderilmesinin istenilmesine, müzekkereye ikmalen cevap verildiğinde bilirkişi heyetine elektrik-elektronik bilirkişisi dahil edilmesine, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile çalınan malların bedellerinin belirlenmesinin ve tarafların bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların değerlendirilerek ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş olup, Elektrik Mühendisi bilirkişi .... ve kök rapor sunan bilirkişi heyeti 10/05/2024 tarihli raporlarında özetle; Elektrik Mühendisliği açısından yapılan inceleme sonrasında fatura bedeli toplam 287.767,27 TL güncel bedel toplamı 2.084.386,42 TL olarak kablolara ait hesaplama yapılmış olduğunu SONUÇ OLARAK: hırsızlık olayı tüm yönleriyle birlikte ele alındığında; kök raporlarında olduğu gibi davacı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin deposundan çalınan ürünlerin korunması ve muhafazası bakımından davacı yana
düşen tüm bireysel önlemleri yerine getirdiği anlaşılmakla; davacı firma yetkilisinin
her hangi bir kusuru yada sorumluluğunun bulunmadığının değerlendirilmiş olduğunu, gerekçeleri kök raporda detaylarıyla birlikte arz ve izah olunduğu
üzere; davalılardan ... Yönetimi'nin hırsızlık olayının oluşmasında %65 oranında
kusuru ve sorumluluğu bulunduğuna dair kök raporun aynen korunmuş olduğunu, davalılardan ... Site Yönetimi İş Merkezi’nin sorumluluğunun kök raporda ayrıntılı olarak belirlenmiş olduğundan olayın oluş biçimi de dikkate
alındığında hırsızlık olayının gerçekleşmesinde % 35 oranında kusuru ve sorumluluğu
bulunduğu yönündeki görüşlerinin aynen korunmuş olduğunu, çalındığı beyan olunan ürünlerin toplam bedelinin ise elektrik mühendisi bilirkişi tarafından fatura bedeli toplamı 287.767,27 TL, güncel bedel toplamı 2.084.386,42 TL olarak kablolara ait hesaplama yapılmış olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı vekili 31/05/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde toplam 5.000,00 TL olan taleplerini 287.767,02 TL'ye ıslah ediyor olduklarını, ıslah taleplerinin kabulüne, söz konusu tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı tarafa ait depoda meydana gelen hırsızlık olayı nedeni ile oluşan zararının tazmini istemine ilişkindir. Davalılar deponun bulunduğu sanayi merkezi site yönetimi ve davalı site yönetiminin yönlendirme hizmeti aldığı tesis yönetimi şirketidir.
Davalı site yönetimi şirketi husumet itirazında bulunmuştur. Hırsızlık olayının meydana geliş şeklinde ilişkin celp olunan her türlü delilin bir arada incelenmesinde, hırsızlık yapılan aracın ön plakasının bulunmadığı, davalı site yönetim şirketi çalışanı ...'in kollukta alınan ifadesinde ve savunmasında aracı bekletmeden içeri aldığına yönelik beyanı dikkate alındığında davalı site yönetimi şirketinin BK m.49 hükmü ve adam çalıştıranın sorumluluğu hükümleri uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu olması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yine davalı site yönetimi de husumet itirazında bulunmuştur. Davacı tarafa ait deponun davalı sanayi sitesinde yer aldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya arasında yer alan gerekçeli ve denetlenebilir bilirkişi raporu ile de davalı sanayi sitesi yönetiminin 7/24 esasına
göre 365 gün özenle korunması bakımında kendisine düşen görevi ve yükümlülükleri
tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediği, İş Merkezinin “Güvenlik ve Koruma”
bakımından mesleki konularda eğitimsiz elemanlarla “yönlendirme elemanları ile” güvenlik hizmeti sağlanmaya çalışıldığı, sözleşme akdettikleri firmanın özel güvenlik
alanında faaliyette bulunmasının yasal olarak mümkün olmadığı, resmi üniforma
giydirilerek kapı giriş/çıkışlarında nöbet tutturulması ve iş merkezi sakinleri ile iş
merkezine gelen kişilerin üzerinde özel güvenlik görevlisi intibası oluşturulması gerektiği, diğer davalı ... Yönetimi ile
“yönlendirme hizmet alımı sözleşmesi” yapılmasının isabetsiz olduğu anlaşılmakla;
olayın oluş biçimi de dikkate alındığında hırsızlık olayının gerçekleşmesinde % 35
oranında kusuru olduğu tespiti yapılmıştır. Alınan ek bilirkişi raporu ile davalı site yönetimi şirketinin güvenlik hizmeti verme yetkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna göre davalı sanayi sitesi yönetimi de meydana gelen zarardan BK m.49 hükmü uyarınca sorumlu olacaktır.
Davalılar ayrı ayrı zamanaşımı itirazında bulunmuşlardır. Davalıların zamanaşımı itirazının olayın haksız fiile dayanması ve vuku bulduğu tarih nazara alınarak TBK m.72 hükmü uyarınca 2 yıllık zamanaşımının arabuculuya başvuru tarihi ve dava tarihi itibari ile dolmamış olduğu anlaşılmakla reddine karar verilmiş ve bu hususta alınan karar 02/07/2024 tarihli duruşma tutanağında belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunda davalıların meydana gelen olay nedeni ile sorumlulukları oransal olarak belirtilmiş ise de, davalılar arasında yer alan sözleşme hükümleri ve olayın meydana geliş şekli de dikkate alındığında davalı sanayi sitesi yönetiminin davalı site yönetim şirketinden güvenlik hizmeti almayı amaçlamış olması hususları bir arada değerledirildiğinde davalıların meydana geşen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesinde zararın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmektedir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ekinde çalınan emtialara ait faturaları sunmuş olup elektrik mühendisi bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca çalınan malların bedeli 287.767,27 TL hesaplanmıştır.
Yapılan bu açıklamalar, davacı vekilinin harçlandırılmış ıslah dilekçesi ve dosya arasında yer alan deliller uyarınca açılan davanın kabulü ile 287.767,02 TL çalınan malların bedelinin olay tarihi olan 12.04.2022 tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE;
1-287.767,02 TL çalınan malların bedelinin olay tarihi olan 12.04.2022 tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,
2-Alınması gereken 19.657,37 TL harçtan peşin alınan 85,39 TL peşin harç ile 4.950,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.035,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.621,98 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 166,09 TL, ıslah harcı 4.950,00 TL ile keşif, bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 15.323,35 TL olmak üzere toplam 20.439,44 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı ... Site Yönetimi tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.165,05 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸