T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1030 Esas
KARAR NO : 2025/202
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
ASIL DAVA TARİHİ : 26/10/2023
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 09/05/2024
KARAR TARİHİ : 28/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Asıl davada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ile davacı müvekkili arasında mevcut ticari ilişkiler sebebiyle davalının, davacı yandan 29.04.2022 tarihinde ..... tel erozyon adlı ürün alındığını ve bu ürünün bedeli davalı tarafından ödenmediğini, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... E. Sayılı dosyası ile belirtilen toplam 188.294,11 TL lik borcun tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu dosyaya konu ödeme emri 26.09.2023 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğini ancak söz konusu ilamsız takibin, davalı yanın yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine durduğunu, davalı yanın, davaya konu fatura borcuna ilişkin olarak müvekkiline toplamda 300.000,00 TL bedelli çekler tanzim ederek müvekkilinin ödeme niyetini ve borcunu kabul ettiğini açıkça gösterdiğini, buna ilişkin olarak müvekkilinin, ...... Bankasına ait ..... numaralı çekleri ibraz ettikleri tahsilat makbuzu ibareli belge ile ticari defterlerine işlediğini, davalı tarafın basiretli bir tacir olarak serbest iradesi ile söz konusu anlaşmayı yapmış, anılan ürünleri teslim etmeyi kabul etmiş olduğunu ancak ürünleri teslim almasına rağmen ödemeleri tamamlanmadığını, davalı yanca icra takibine karşı yapılan itiraz kötü niyetli olup, somut delillerin mevcudiyeti karşısında alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmolunması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile Küçükçekmece İcra Dairesi ...... E. Numaralı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, itirazın kötüniyetli olması nedeniyle takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Birleşen Dosyada davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketi davalı taraftan 29/04/2022 fatura tarihli tel erozyon makinesi satın aldığını, tarafların ...... Makinesi olarak adlandırılan ürünün alımı hususunda 559.084-TL karşılığında anlaştıklarını, davalı tarafından 29/04/2022 tarihinde fatura edilen ürünün ilk ödemesi için müvekkili şirketi tarafından çek düzenlenmiş olup, 31/07/2022 tarihinde 100.000-TL, 31/08/2022 tarihinde 100.000-TL ve 31/10/2022 tarihinde 100.000-TL olmak üzere vade tarihlerinde ödemeleri müvekkil şirket tarafından gerçekleştirildiğini, ayriyeten 10/07/2022 tarihinde banka havalesiyle 100.000-TL daha ödeme gerçekleştirildiğini, toplamda anlaşılan bedelin 400.000-TL'sinin müvekkili şirketten tahsil edildiğini, kanun gereği satılan malın bazı özelliklere sahip olmasının ve bazı özelliklere de sahip olmamasının satıcı tarafından alıcıya bildirilmesi gerektiğini ancak mevcudiyette davalı şirketin, müvekkili şirketine ayıplı malı teslim ettiğini ve tam - sağlam bir ürün teslim etmiş gibi davrandığını, müvekkili şirketinin makineyi satın aldığı firmanın servisi hariç hiçbir servisle çalışmadığını, orijinal ürünlerine dokunmadığını, makineyi olduğu gibi muhafaza ettiğini, basit bir bilirkişi incelemesinde dahi makinenin problemli olduğu ve çok az kullanıldığının tespit edileceğini, davanın kabulünü, maddi zarar, manevi zarar, kar kaybı, ticari itibar kaybı, munzam zarar, bedel iadesi ve denkleştirmenin tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdine, fazlaya ilişkin hakları blirkişi raporunca tam ve kesin olduğunda arttırılmak üzere maddi tazminat, manevi tazminat, kar kaybı, ticari itibar kaybı, munzam zarar, bedel iadesi ve denkleştirmeye karşı şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsilini, müvekkili tarafından yapılan ödemelere ilişkin bedellerin iadesini ve denkleştirmeyi, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ettiği ve dava görülmüştür.
YANIT:
Asıl dava dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davalı müvekkili şirketinin isminin dava dilekçesinde yanlış gösterildiğini, davalı şirketin tam adı ..... MAKİNA SAN. VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. iken dava dilekçesinde davalının adı ..... VE ..... LTD. ŞTİ. şeklinde yanlış olarak gösterildiğini, davacı tarafından açıkça hata yapılmış olup, HMK md.119 gereği söz konusu dava dilekçesinin unsurlarındaki noksanlık dolayısıyla işbu davanın açılmamış sayılması ve usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketinin aynı sektörde yaklaşık 7 yıldır hizmet verdiğini, 7 yıllık ticari hayatında yasal olmayan hiçbir faaliyet ve durum içerisine girmediğini, ilgili davacı firma ile de 2022 yılının Nisan ayında ...... Makinesi olarak adlandırılan ürünün alımı hususunda 559.084,00 TL karşılığında anlaştıklarını, taraflarına 29/04/2022 tarihinde fatura edilen ürünün ilk ödemesi için davalı şirket tarafından çek düzenlenmiş olup, 31/07/2022 tarihinde 100.000-TL, 31/08/2022 tarihinde 100.000-TL ve 31/10/2022 tarihinde 100.000-TL olmak üzere vade tarihlerinde ödemeleri müvekkil şirket tarafından gerçekleştirildiğini, ayriyeten 10/07/2022 tarihinde banka havalesiyle 100.000-TL daha ödeme gerçekleştirildiğini, toplamda anlaşılan bedelin 400.000-TL'sinin müvekkilinin şirketten tahsil edildiğini, davacının yurt dışından sıfır diye getirtilen ancak boyanmak suretiyle elden geçirildiğini, ikinci el makineler olmasından kaynaklandığının düşünüldüğünü beyan ederek davanın reddini, Küçükçekmece İcra Dairesi ...... Esas Sayılı dosyası icra dosyasının ve ödeme emrinin iptalini, müvekkili şirketi aleyhine haksız yere dava açıldığından talep edilen bedelin %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Birleşen dava dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının geçerli bir ayıp ihbarında bulunmadığını, kaldı ki her iki tarafın da tacir olup Ticaret Kanunu hükümleri ile bağlı olduklarını, basiretli bir tacir gibi davranmanın da en önemli görevlerinden biri olduğunu, huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava dilekçesinde "ilgili ürün teslim edildiği tarihten itibaren gerek kurulumda gerekse üretimde hata vermesi sebebiyle ürününün gizli ayıp barındırdığı tarafımızca tespit edilmiştir." şeklinde beyanda bulunduğunu, dolayısıyla hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla ürünün tesliminde ayıp barındırdığı davacı tarafından fark edilmiş ve bu durumun dava dilekçesinde ikrar edildiğini, davacı tarafın tazminat isteminde bulunamayacağını, tazminat taleplerinin yersiz olduğunu, açıklanan nedenlerle birleşen dosya davacısı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı birleşen dosya davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, asıl dava yönünden; davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasıyla fatura alacağına dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, birleşen dava yönünden ise davalı birleşen davacının, davacı birleşen davalı şirketten satın aldığını iddia etiği makinenin ayıplı olması nedeniyle, kar kaybı, ticari itibar kaybı, munzam zarar, bedel iadesi ve denkleştirme alacağı talebini içerir maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
-Mahkememizce birleşen davacı vekiline süre maddi manevi tazminat taleplerini ayrıştırmak, her bir maddi tazminat talebi ( kar kaybı, munzam zarar vb ) ile manevi tazminat talebini dava değeri yönünden ayrı ayrı belirlemek ve bu doğrultuda taleplerini açıklamak üzere HMK 31 ve 119/1-ğ maddesi uyarınca kesin süre verilmiş, birleşen davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde; 29/04/2022 fatura tarihli, 559.084,00-TL bedelli kusurlu ..... Makinesi'nin müvekkil tarafından ödenen 400.000,00-TL'sinin ödeme tarihindeki kur baz alınarak makinenin güncel değeri üzerinden denkleştirmeye tabi tutularak bedelinin iadesini, bedel iadesi ve denkleştirmenin tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdiini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bedel iadesi ve denkleştirmeye karşı şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte karşı taraftan tahsilini, dava dilekçesinde yer alan Maddi - Manevi Tazminat taleplerimizi haklarımız saklı kalmak kaydıyla bu aşamada geri çektiğimizi bildirerek, güncel talebimiz doğrultusunda dosyanın karara çıkmasını talep ettiği görülmüştür.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, servis kayıtları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş, keşif icra edilmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 159.000,00 TL asıl alacak, 29.294,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 188.294,11 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "..... Numaralı 29-04-2022 Tarihli 559.084,00 Tl Bedelli Fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında ..... makinesinin davacı -birleşen davalı tarafından satışının yapıldığı ve makinenin teslim edildiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık davacı birleşen davalı satıcı tarafından teslim edilen makinenin ayıplı olup olmadığı, varsa bu ayıpların belirlenmesi, teslim edilen makine nedeniyle satıcının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Bu kapsamda satıcının sözleşme kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana teslim eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Her iki tarafın da tacir olduğu nazara alındığında uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
-Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1-c hükmü de uygulanacaktır.
-Türk Borçlar Kanunu'nunda ayıp durumunda alıcının seçimlik hakları 227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
-Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
-Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur.
-TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
-6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası keşfin icra edilmesi akabinde, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi, yapılacak incelemenin yalnızca takip talebine dayanak olan fatura yönünden yapılması, dava ve takibe konu olan faturanın içeriğinde yer alan makine yönünden davalı tarafın ayıp iddialarının yerinde olup olmadığı, varsa ilgili makinede gizli-açık ayıp niteliğinin belirlenmesi, yine varsa ilgili ayıbın giderilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise ilgili ayıbın giderim bedelinin belirlenmesi, ayıba ilişkin incelemenin tarafların iddia ve savunmaları ile dosyada mevcut servis kayıtları ile keşif mahallinde yapılan tespitlerler doğrultusunda yerine getirilmesi amacıyla 1 bilgisayar mühendisi, 1 makine mühendisi bilirkişi , 1 SMMM bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 31/05/2025 tarihli raporda özetle; yerinde yapılan incelemelerde ..... Makinesinin üretim hızının ekrana komut olarak verilen hız değerlerinin altında çalıştığı ve bunun zaman kaybına neden olduğu, yerinde yapılan incelemelerde ..... Makinesinde üretilmiş numune parçaların incelenmesinde parçaların birleştirme anında aralarında milimetrik boşlukların olduğu, kalıp imalatı yapılan bu tür makine bu miktarda hatanın tolerans değeri aralığında sayılamayacağı, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile davacı Davalıya 559.084,00 TL tutarında satış yaptığı karşılığında 400.000,00 ödeme aldığı ve davalıdan 159.084,00 TL davalının hesap bakiyeleri ve ticari defter kayıtları mutabık ve birbirlerini doğrular nitelikte olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren makine mühendisi ve bilgisayar mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek, kök raporda ilgili makinede bulunan hataların kullanımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ilgili hata ve kusurların ilk kullanımda fark edilebilecek nitelikte olup olmadığı, yine ilgili servis kayıtları nazara alınarak davalı tarafça ileri sürülen hata ve eksiklerin makinenin ilk tesliminden itibaren bulunup bulunmadığı, bu eksik ve hataların servis vasıtası ile giderilip giderilmediği, ayrıca kök raporda yer verilmesi istenen "varsa ilgili makinede gizli-açık ayıp niteliğinin belirlenmesi, yine varsa ilgili ayıbın giderilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise ilgili ayıbın giderim bedelinin belirlenmesi," hususlarına kök raporda yer verilmediği anlaşılmak iş bu eksiklerin giderilerek ve tarafların kök rapora ilişkin hukuki nitelikte olmayan teknik itirazlarının irdelenerek ek rapor alınmasına karar verilmiş olup; bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/11/2024 tarihli ek raporda özetle; ...... tipi tel erozyon makinası için kök raporda tespiti yapılmış olan kusurlar noktasında keşif günü makine üzerinde toplam takribi 4-5 saat süresince çalışma yapılmış olup, cihazda kodlanan hız değerleri sonrasında cihazda oluşan imalat hatalarının kullanım kaynaklı olmadığı, kök raporda belirtildiği üzere 80 Hz kodlanmış olmasına rağmen makinenin çalışma süresince maksimum 73,8 Hz seviyesine çıktığı ve yine çalışma hızı 250 Hz olarak ayarlanmış olup maksimum 143,6 Hz seviyesine çıktığı tespit edildiği, yine kök raporda ...... Makinesinden çıkan parçalarda milimetrik boşlukların olduğu tespit edilmiş olup, bu veriler doğrultusunda cihazda tespiti yapılmış olan haraların kullanım kaynaklı olmadığı, makinenin üretiminden kaynaklı olabileceği kanaati oluştuğu, makinede tespiti yapılmış olan hataların cihazın çalışması süresince hangi zaman aralığında vereceği tespit edilemediği için makinenin teslimi itibariyle tespit konusu hataların tespit edilip edilemeyeceği net olamayacağı gibi, makinenin teslim tarihinin 29.04.2022 olduğu, ilk malzemeli servis faturasının 27.03.2023 olduğu göz önüne alındığında, makinede tespiti yapılmış olan arızaların ilk teslimden sonra oluşmuş olabileceğinin değerlendirildiği, kök raporda tespiti yapılmış olan makinedeki hataların kök rapor tarihi itibariyle servis tarafından giderilmemiş olduğu tespit edildiği, makinede tespiti yapılmış olan hataların makinenin çalışma anında hangi aşamada ve sürede vereceği belli olmadığından tespit edilmiş olan kusurlar gizli ayıp olarak değerlendirilmiş olup, tespiti yapılmış olan ayıpların dosyası evraklarında bulunan servis formlarındaki verilerinde değerlendirilmesi neticesinde tespiti yapılmış olan ayıpların servis tarafından giderilemediği ve bu yönüyle ayıpların giderilemeyeceğinin değerlendirildiği, bundan dolayı da ayıbın giderilme bedelinin tespit edilmediğinin değerlendirildiği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
-Bilirkişi kök ve ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda dosyanın incelenmesinde, davacı birleşen davalı satıcı tarafından dava ve faturaya konu makinenin alıcıya teslim edildiği sabittir. Davalı alıcının iddiası ürünün ayıplı olduğu, defalarca servis talep edilmesine rağmen ayıpların giderilmediği noktasındadır.
-Mahkememizce dava konusu makine üzerinde keşif icra edilmiş, keşif anında ve sonrasında bilirkişilerde ilgili makinede alıcının bildirdiği şikayetlerin incelenmesi istenmiş ve bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitlere göre cihazda kullanımdan kaynaklı bir hatanın bulunmadığı, ilgili makinede imalattan kaynaklı olarak kodlanan hız değerlerinin değişkenlik gösterdiği, hız değerlerinin altında çalıştığı, bu miktarda bir hatanın kalıp imalatı yapan ürünlerde tolerans değeri aralığında sayılmayacağı, makineden çıkan parçalarda milimetrik boşlukların bulunduğu, makinede üretimden kaynaklı hataların bulunduğu, servis fatura ve belgelerine göre iş bu hataların servis tarafından giderilmediği ve makinenin gizli ayıplı olduğu belirlenmiştir. Yine dosyada mevcut servis kayıtlarına ve satıcı tarafından sunulan belgelere göre satıcı tarafından bakımlara ve kullanımlara ilişkin özel bir bilgilendirmenin alıcıya yapılmadığı, servis kayıtlarında sarf malzemelerinin değiştirilmesine ilişkin bir tavsiye ya da bilgilendirmenin bulunmadığı görülmüştür.
-Bu haliyle her ne kadar davacı birleşen davalı satıcı tarafından satış sözleşmesine konu ..... Erozyon makinesi davalı-birleşen davacıya alıcıya teslim edilmiş ise de teslim tarihinden sonra ilgili makinede ayıpların ortaya çıktığı, iş bu ayıpların kullanımdan kaynaklanmadığı, yine ilgili ayıpların servis başvurusuna ve incelemelerine rağmen giderilemediği ve iş bu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu sabittir. Satıcı tarafından, alıcının tacir sıfatıyla süresine ayıp ihbarında bulunmadığı iddia edilmiş ise de gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesi uyarınca alıcının makul süre içerisinde servis talep ettiği, alıcının olağan süre içerisinde ayıp ihbarında bulunduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Bu haliyle taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca makine bedelinin 559.084,00 TL olduğu, iş bu bedelden 400.000,00 TL'nin alıcı tarafından ödendiği, ilgili makinenin ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme talebinin yerinde olduğu ve sözleşme kapsamında ödenen iş bu 400.000,00 TL'nin alıcı olan davalı-birleşen davacıya iadesinin gerektiği anlaşılmakla birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Asıl davada ise satıcı tarafından teslim edilen makinenin gizli ayıplı olduğu, bu kapsamda bakiye fatura bedelinin davacı satıcı tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar birleşen davacı tarafça denkleştirici adalet ilkesine dayanılarak bedelin hesaplanarak iadesi talep edilmiş ise de taraflar arasındaki satış sözleşmesinin geçerli bir sözleşme niteliğinde olduğu, alıcı tarafından makinenin bir süre kullanıldığı, bu haliyle sözleşmeden dönme kapsamında yalnızca bedel iadesi talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı birleşen davacı tarafından bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-ASIL DAVANIN REDDİNE,
2-BİRLEŞEN BAKIRKÖY ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ..... ESAS SAYILI DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
-Sabit olan 400.000,00 TL alacağın birleşen dosya dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Asıl dava yönünden;
a)-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 2.274,13-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.658,73- TL harcın davacıya iadesine,
b)Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
c)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.030.127,060,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas Sayılı Dosyası yönünden;
a)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 27.324,00 TL harçtan peşin harç ve tamamlama harcı olarak alınan 7.427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.896,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
b)Davacı tarafından peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 7.427,60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafından birleşen davada yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 11.750,00 TL tebligat, bilirkişi ve posta masrafı olmak üzere toplam 12.177,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, (Bilirkişi ...... 'ye takdir edilen toplam 9.000,00 TL bilirkişi ücreti sistem hatası nedeniyle ödenemediğinden, ilgili bilirkişiye ödeme yapıldıktan sonra bakiye kalan miktarın iadesi kaydıyla)
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/02/2025
Katip ......
e-imzalıdır
Hakim .....