T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1038 Esas
KARAR NO : 2024/1251
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/10/2023
KARAR TARİHİ : 06/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/01/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisine ait ...... plakalı ve ..... plakalı iki adet aracı ile ...... Turizm ünvanlı şahıs şirketi adı altında öğrenci ve personel taşıma işi yaptığını, iki adet aracı için ..... 'den izin ve ruhsat alarak ticari faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin ..... ve diğer bazı firmaların personel taşıma işini üstlendiğini, müvekkilinden de taşıma işinin bir kısmını yapmasını istediğini, müvekkilinin iki adet araç ile davalı şirketin anlaşması olan ..... Marketleri ve diğer bir kısım firmaların personellerini taşıdığını, her ay fatura düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin müvekkilinin taşıma yaptığı ayda araçları için aldığı yakıtları faturalandırarak müvekkilinin alacağından mahsup ettiğini, davalı şirketin Temmuz ve Ağustos ayları ile geçmiş dönemin bir kısmının faturalarının ödemesini yapmadığını, müvekkilinin cari hesaptan 279.946,03 TL alacağı olduğunu, alacağın tahsili amacı ile davalı hakkında Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın gerekçe göstermeden borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, müvekkilinin her iki aracı ile yaptığı taşımaya ilişkin olarak her ay düzenli şekilde fatura düzenleyerek davalı şirkete göndermiş, faturalarını da kendi defterlerine kaydetmiş olduğunu, aynı şekilde davalının yaptığı ödemelerin de kayıtlarında mevcut olduğunu, ayrıca ..... SERVİS GÜZERGAH YOL İZİN BELGELERİ sisteminden araçların davalı şirket ..... için çalıştığının da görüleceğini, açıklanan nedenlerle davacı şirketin Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik kötü niyetle yapılmış olması sebebiyle iptalini, davalı /borçlu aleyhine asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi incelendiğinde sözleşmeye dayandığının görüleceğini, sözleşmenin araç kira sözleşmesi olduğunu, ihtilafın çözüm yerinin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirkete ait ticari defterleri ve dosyaya delil listesi ile ibraz edecekleri diğer delillerin bilirkişi marifetiyle incelendiğinde müvekkili şirketin ticari defterlerinde davacı tarafa borcu olmadığı aksine müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunun görüleceğini, davacının itirazen durmuş olan takibe karşı itirazın iptali davası açtığını, davanın açılan icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacının iddiasını genişletmesine muvafakat etmediklerini, açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilerek davanın görevli sulh hukuk mahkemesine gönderilmesini, görevsizlik nedenli ile davacı aleyhine ücreti vekalet ücretine hükmedilmesini, aksi kanaat olması halinde davacının davasının reddini, davacının kötüniyetli takip yapmasından ötürü %20den aşağı olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, kötüniyetli takip sebebiyle davacının %10 dan aşağı olmamak üzere idari para cezasına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasını iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyası ile cari hesap fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, İBB Ukome kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ...... İcra müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 279.946,03 TL asıl alacak, 11.253,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 291.199,03 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "faturalar ve cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalı şirket adına taşıma işi yapıldığını ancak ticari ilişki kapsamında fatura ve cari hesap borcunun ödenmediğini iddia etmekte iken davalı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişkin itirazı bulunmayıp söz konusu taşıma işi nedeniyle davacı yana borcunun bulunmadığını iddia ettiği görülmektedir.
-Davalı tarafın cevap dilekçesinde göreve ilişkin beyanlarını sunduğu, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunduğundan görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu ileri sürdüğü görülmektedir.
-Tarafların iddia ve savunmalarına göre davalı tarafında ihale ile alınan işlerdeki personel taşıma işinin bir kısmının davacı tarafça üstlenildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı yan davalıya personel taşıma hizmeti verdiğini ileri sürmüş, davalı yan ise bu sözleşmeyi inkar etmemiştir. Yine Mahkememizce celp edilen Ukome kayıtlarında davacı tarafından yerine getirilen taşıma hizmetinde araç sürücülerinin davacı tarafından temin edildiği görülmektedir Bu haliyle taraflar arasındaki ilişkinin yalnızca araç kiralama işinden ibaret olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin bir taşıma işi olduğu, TTK'nın 850. maddesi kapsamında, yolcu taşıma işini belli bir ücret karşılığında taşımanın üstlenmesi nedeniyle taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesinin tipik unsurlarını içermediği ve taşıma sözleşmesi niteliğinde olduğu sabittir.
-Bu haliyle taşıma işinin TTK'da düzenlenmesi nedeniyle, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan dava mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan davalı yanın görevle ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki taşıma işi kapsamında davacı tarafın sözleşme kapsamında üstlendiği edimi yerine getirdiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafşaron ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; davacının ibraz olunan defterlerin süresinde oluşturulduğu olduğu, davacının 2023 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davalının ibraz olunan e-defter Beralarının süresinde oluşturulduğu olduğu, davacının 2023 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, takip ve dava tarihi itibariyle davacının 279.946,03TL (takipteki asıl alacak miktarı kadar) davalıdan alacağı olduğu bu itibarla tüm bu inceleme değerlendirmeler ışığında davacının takibe konu alacağını dayanağı faturalarının dar anlamda TTK 21/2 bağlamında davalı aleyhine borç doğurduğu, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın esas taşıma hukukuna ilişkin olmakla esasen davacı faturalarının davalı aleyhine borç doğurup doğurmadığı hususu taşıma uzmanın değerlendirmelerine göre tayin olunması gerektiği, davalının ticari defter kayıtlarına göre de davacının 03.10.2023 takip tarihi itibariyle 44.969,04TL davacıdan alacaklı göründüğü, takip konusu alacağının dayanağı faturaların davalı defter ve kayıtlarında bulunmadığı gibi iptal, itiraz yada iade edildiğine dair, dosya muhteviyatında bir belgeye yada kayda rastlanmadığı, davacı e-arşiv düzenlediği faturalarda açık yada kapalı olduğuna dair bir ibareye rastlanmadığı, davalı e-fatura mükellefi olup düzenlediği faturaların açık kesildiği, merkez bankası verilerinden, 03.10.2023 ödeme tarihi itibari ile yasal faiz oranının %9 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına ödeme tarihinden itibaren %9 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faiz yürütülebileceği karşılaştırmalı form BA/BS formlarında fark bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda yer alan tespitler nazara alınarak davacı vekiline cari hesaba dayanak olan fatura ve belgelerin asıllarını ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davacı tarafından sunulan beyan dilekçesinde cari hesaba dayanak faturaların;
31.10.2022 tarih --...... -fatura nolu 99.929,02 TL. bedelli,
30.11.2022 tarih -- ....... -fatura nolu 106.269,55 TL. bedelli,
31.12.2022 tarih --....... -fatura nolu 125.513,50 TL. bedelli,
31.01.2023 tarih --......... -fatura nolu 147.231,75 TL. bedelli,
28.02.2023 tarih --........ -fatura nolu 128.985,15 TL. bedelli,
31.03.2023 tarih --........ -fatura nolu 154.899,90 TL. bedelli,
30.04.2023 tarih --........ -fatura nolu 138.462,70 TL. bedelli,
31.05.2023 tarih --....... -fatura nolu 157.810,20 TL. bedelli,
30.06.2023 tarih --........ -fatura nolu 142.310,40 TL. bedelli,
31.07.2023 tarih --........ -fatura nolu 176.461,79 TL. bedelli,
31.08.2023 tarih --....... -fatura nolu 145.452,18 TL bedelli faturalar olduğunun bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememizce dosyanın daha önce rapor düzenleyen SMMM bilirkişiye tevdi edilerek; tarafların ticari defter ve belgelerinde kayıt faturaların davacı tarafın sunmuş olduğu 06/05/2024 tarihli dilekçedeki her bir fatura yönünden ayrı ayrı incelenmesi, ilgi faturaların tarafların ticari defterlerine kayıt edilip edilmediğinin tespiti ile her bir taraf yönünden dökümünün yapılması, 06/05/2024 tarihli dilekçede yer alan her bir fatura yönünden Ba-bs faturalarının vergi dairesine kayıtları nazara alınarak ayrı ayrı irdelenmesi, ilgili faturalar yönünden tarafların ticari defter ve belgelerinde yer alan ödemelerin ayrı ayrı gösterilmesi varsa davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının ayrı ayrı dökümlerinin yapılması ve bu doğrultusunda ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle; davacının 2022 ve 2023 yılı defterleri incelendiğinde yevmiye defterleri işlendiği ancak yasal süresinde kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davalının ibraz olunan e-defter Beralarının süresinde oluşturulduğu olduğu, davacının 2023 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davalı ..... Turizm düzenlenen e-arşiv fatura olduğu ve davaya konu faturalara yasal sürede itiraz etmediği ve bununla ilgili iade faturasına rastlanmadığı, devletin sisteminde fatura her iki tarafta da göründüğü görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmektedir.
-Bilirkişi kök ve ek raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinde cari hesap ve faturalar yönünden birbirlerini alacaklı gösterdikleri sabittir.
-Yine raporda yer alan tespitlere göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın 31.07.2023 tarih ...... nolu 176.461,79 TL bedelli fatura ile 31.08.2023 tarih ..... nolu 145.452,18 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, iş bu faturaların davacı tarafça defterlere işlendiği, davalı tarafın iş bu faturaları ticari defter ve belgelerine kaydetmediği görülmektedir.
-Bu haliyle tarafların ticari defter ve belgelerinin birbiri ile uyumlu olmadığı sabit olduğundan davacı tarafın alacak iddiasını ticari defter ve belgelerle ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Bunun yanında her iki tarafın vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın cari hesabına dayanak faturaların her iki tarafça ba-bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Bu haliyle her ne kadar davalı tarafça davacı yanın söz konusu faturalar, taşıma işi ve cari hesap nedeniyle alacaklı olmadığı iddiası ile takibe itiraz edilmiş ise de takibe konu faturaların davalı tarafından ilgili vergi dairesine bildiriminin yapıldığı, davacı tarafın davalı adına taşıma işini üstlendiğinin ukome kayıtları ile sabit olduğu, mevcut deliller ile davacı yanın taşıma işini gerçekleştirdiğine ilişkin ispat külfetini yerine getirdiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu bakiye cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın kısmen iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
-Davacı tarafın dava dilekçesinde dava değerini 279.946,03 TL olarak gösterdiği ve davayı takipteki iş bu asıl alacak üzerinden ikame ettiği anlaşılmakla, davacının takipteki işlemiş faiz talebi yönünden ayrıca değerlendirme yapılmamıştır.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura , cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 279.946,03 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 55.989,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 19.123,11-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.324,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.798,33- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.324,78-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 6.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 387,75-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 7.157,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 44.791,36- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı06/12/2024
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır