T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1071
KARAR NO : 2025/180
DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : 08/11/2023
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025
DAVA: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: Davacı ve davalının karı koca olup dava dışı şirketi birlikte kurduklarını, davalının şirketin kuruluşundan beri tek yetkili müdür olduğunu, müvekkiline karşı Küçükçekmece ... Aile Mahkemesinin ... esasına kayıtlı olarak boşanma davası açtığını, davalının genel kurul yapmadığını, ticaret sicil kayıtlarına göre son genel genel kurulun 16/03/2021 tarihli olduğunu, şirketle haksız rekabet içerisinde olduğunu gösterir faaliyetler içerisinde bulunduğunu, davalının müdürü olduğu şirketle aynı adreste % 100 kendisine ait olan ... Ambalaj Kağıtcılık ünvanlı şirket kurduğunu tespit ettiklerini, kuruluşun 04/02/2020 tarihli olduğunu, aynı iş kolunda şirket olmasının rekabet yasağına aykırılık taşıdığını, vergileri zamanında ödemediğini, şirketi ortakları hukuka aykırı olanak borçlandırması ve bağlılık yükümüne aykırı olduğundan müdürlükten azlinin gerektiğini, kar dağıtılmadığını, müdürlükten azil sebepleri yaklaşık olarak ispat edildiğinden kayyım atanmasının gerektiğini belirterek davanın kabulü ile davalının şirket müdürlüğünden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: tebligatın usulsüz olduğunu, taraflar arasındaki boşanma davasının devam ettiğini, davacının haksız, kötüniyetli olarak dava açtığını, davacının şirket genel kurulunun toplanmasını talep edebileceğini, bu hususunun azil sebebi olamayacağını, .... Ambalaj şirketinin davacının bilgisi dahilinde kurulduğunu, davacı tarafın rızası hilafına kurulmuş olması halinde 16/03/2021 tarihinde şirket müdürlüğünün 5 yıl uzatılması kararının verilmeyeceğini, kar dağıtımı yapılabilmesi için şirketin bu yönde karar almasının gerektiğini, bu hususun da müdürün azli sebebi sayılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile uyuşmazlık konularına ilişkin olarak bilirkişi raporu tanziminin istenmesine karar verilmiş olup, Bilirkişi YMM ... ve Hukukçu Prof. Dr.....'nın 17/09/2024 tarihli kök raporunda özetle; Mali Yönden: Dava dışı şirketlerin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, dava dışı ... Ambalaj Koli Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin faal olduğunu, 2023 yılı öz sermaye tutarının enflasyon muhasebesi öncesi tutarı gösterdiğini, davacı tarafın kâr dağıtılmadığı iddiasına yönelik olarak son beş yıllık net kâr/zarar tutarlarına bakıldığında, 2021 takvim yılı haricindeki zarar dışında, diğer yıllarda kâr elde edildiğinin görüldüğünü, kâr dağıtımının zorunlu olmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde “vergilerin zamanında ödenmediğini” iddia ettiğini, gerçekleştirilen incelemede son beş yıllık periyotta tahakkuk eden vergilerin sırasıyla %89, %87, %92, %77 ve %80 oranında ödendiğinin görüldüğünü, ödeme oranlarının yüksekliği ve 31.12.2023 tarihi itibariyle ödenecek bakiye tutarın nispeten düşük bir meblağı ihtiva etmesi nedeniyle, bu konuda eleştiriyi gerektiren bir hususun bulunmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde mealen “şirketin davalı ortağa hukuka aykırı olarak borçlandırıldığını” iddia ettiğini, davalı şirket hissedarının 31.12.2023 tarihi itibariyle şirketten alacağı tutarın 48.451.570,15-TL olduğunu, şirketin aktif yapısı, satış tutarları, öz sermaye tutarları, net kâr tutarları, davalı şirket hissedarının şirkete aktardığı parasal tutarın ve yıl sonu bakiyeleri karşılaştırıldığında, şirket hacmiyle mütenasip olmayan bir parasal ilişkinin mevcut olduğunun görüldüğünü, dava dosyasında yer alan ...'e ait 18.09.2018-19.09.2023 tarihleri arasındaki hareketleri gösteren 86 sayfalık .... Bankası....Şubesi ... numaralı TL hesabına ilişkin hesap ekstresinin incelenmesinde, bireysel hesapların olağan seyrine aykırı birçok para girişi olduğunu, bir kısım para girişlerinin açıklamalar kısmında karton, koli, separatör, kutu vb. ifadeler yer alırken, bir kısmında da sadece gönderici adı ve soyadının yer aldığını, mevcut verilerle kesin bir yargıda bulunmak mümkün değilse de, gelen paraların kayıt dışı satışlara işaret edebileceği hususunu belirtmekte fayda olduğunu, sahte fatura iddialarına yönelik olarak, dava dosyasında anılan firmalara ait herhangi bir vergi inceleme raporu veya yargı kararının bulunmadığını, dolayısıyla öncelikle adı geçen şirketlerin hesap hareketlerine bakıldığını, daha sonra rakamsal bazda nispeten yüksek tutarlı hareketlere sahip olan firmaların her yıla ilişkin en yüksek tutarlı 5'er faturası kontrol edilmek suretiyle incelemelerin tamamlandığını, anılan firmalar tarafından düzenlenen faturaların şekli yapısından veya içeriğinden hareketle, bu faturaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduklarına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığını, Hukuki Yönden: davacı vekilinin, Yapı Kredi Bankasındaki şirket hesabından davalının şahsi hesabına “koli ödemesi” açıklaması ile paralar geldiği iddiası bakımından, davalının şahsi hesabına, bireysel hesapların olağan seyrine aykırı birçok para girişinin olduğunu, gelen paraların kayıt dışı satışlara işaret edebileceğini, bu durumda davalının özen ve bağlılık yükümlerine (TTK m. 613) aykırı davrandığından bahsetmenin mümkün olacağını, davacı vekilinin, davalının dava dışı şirketin vergi borcunu ödemeyerek özen ve bağlılık yükümüne aykırı hareket ettiği iddiası bakımından, son beş yıllık periyotta tahakkuk eden vergilerin sırasıyla %89, %87, %92, %77 ve %80 oranında ödendiğini, dolayısıyla bu konuda eleştiriyi gerektiren bir hususun bulunmadığını, davacı vekilinin, davalının tek işi şirket ortaklığı olmasına rağmen şirketin ödenmiş sermayesinden yüksek oranda Ortağa Borç hesabı bulunduğunu, davalının şirketi davalıya borçlandırmasının özen ve bağlılık yükümüne aykırı olduğu iddiası bakımından, davalının 31.12.2023 tarihi itibariyle şirketten alacağının 48.451.570,15-TL tutarında olduğunu, şirket hacmiyle mütenasip olmayan bir parasal ilişkinin mevcut olduğunu, bu durumda davalının özen ve bağlılık yükümlerine (TTK m. 613) aykırı davrandığından bahsetmenin mümkün olduğunu, davacı vekilinin, taraflar arasında devam eden davalar ve savcılık şikayetleri ile husumetin ispat edilmiş olduğu iddiası bakımından, söz konusu davalar ve şikayetler henüz sonuçlanmadığından tek başına bunların mevcudiyetinin davalının özen ve sadakat yükümlerine aykırı davrandığına delalet etmeyeceğini, davacı vekilinin, davalının dava dışı şirket ile haksız rekabette bulunduğu iddiası bakımından, her iki şirketin adresinin birebir aynı olduğunu, her iki şirketin iştigal konusunun örtüştüğünü, dosya içeriğinde rekabet yasağının kaldırıldığına dair bir genel kurul kararına rastlanmadığını, ancak her iki şirketin aynı adreste bulunması hasebiyle davacının .... Ambalaj'ın kurulduğundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu sebeple davacının zımni izninden bahsedilmesinin mümkün olduğunu, takdirin Mahkemeye ait olduğunu, davacı vekilinin, müvekkiline şirketin mali yapısı hakkında bilgi ve belge verilmediği iddiası bakımından, limited şirket ortaklarının, kural olarak her zaman ve her yerde (genel kurulda veya genel kurul dışında) sözlü veya yazılı olarak, müdürlerden bilgi talep edebileceklerini, somut uyuşmazlıkta davacının bilgi alma ve inceleme talebinin yerine getirilmediğinin anlaşıldığını, davacı vekilinin, şirketin yıllardır genel kurul yapmadığını, son genel kurulun 16.03.2021 tarihli olduğu iddiası bakımından, uygulamada birçok aile şirketinin birden fazla hesap dönemine ilişkin olağan genel kurullarını tek seferde yaptıklarını, bu sebeple iki yıldır genel kurul yapılmamış olmasının tek başına davalının azline yol açmayacağının düşünüldüğünü, davacı vekilinin, kar dağıtılmadığı iddiası bakımından, dosya kapsamından şirketin en son ne zaman kar dağıttığı anlaşılmadığından bu konuda bir değerlendirme yapılamadığını, davacı vekilinin, şirketin yıllık faaliyet raporunun bulunmadığı iddiası bakımından, davacının, mevcut olmadığını iddia ettiği yıllık faaliyet raporunun hangi döneme ait olduğunu somutlaştırması gerektiğini, öte yandan dosya içeriğinde herhangi bir yıllık faaliyet raporuna rastlanmamış olmakla birlikte söz konusu raporun hazırlanıp hazırlanmadığının heyetçe bilinmediğini, davacı vekilinin, şirketin herhangi bir denetim sürecinden geçmediği iddiası bakımından, dava konusu edilen dönem 2023 yılından önceki dönemi de kapsadığından yalnızca 6434 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın değil aynı zamanda 06.05.2018 tarih ve 30432 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2018/11597 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın da göz önüne alınması gerektiğini, yukarıdaki açıklamalar karşısında davalı müdürün görevden alınmasını gerektirir haklı sebeplerin bulunduğunu bildirmişlerdir.
Taraf itirazları irdelenmek üzere ek rapor tanzim edilmesi hususunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş olup, Bilirkişi YMM ... ve Hukukçu Prof. Dr.....'nın 25/11/2024 tarihli ek raporunda özetle; Mali Yönden: Davacı vekilinin mali yönden herhangi bir itirazı bulunmadığını, kök rapordaki mali tespitlerin aynen geçerli olduğunu, davalı vekili, “davacı yanın dava dilekçesinde müvekkilinin .... Bankasındaki şahsi mevduat hesabına delil olarak dayanmadığı, hesabın celbi talebinde bulunmadığı, usule aykırı suretle beyan dilekçesi adı altında dosyaya hesap hareketlerini delil olarak kazandırmaya çalıştığı kötüniyetli bu emelinde başarılı olduğu, bilirkişi görüşüne tesir ettiği, bu nedenlerle bilirkişinin banka hesaplarına dair değerlendirmelerinin yok hükmünde sayılması gerektiğini” ifade ettiğini, mali bilirkişi olarak dava dosyasında yer alan banka hesap ekstresi incelenerek, mali yönden kanaatlerini ifade edildiğini, anılan hesap ekstresinin dikkate alınıp alınmayacağı hukuki bir değerlendirme olup, takdirin Mahkemenin olduğunu, davalı vekili, “Müvekkilinin şirkete reel olarak 31.741.955-TL para koyduğunu belirterek, şirkete hesabına yatırılan tutarlara ilişkin banka dekontlarını sunarak dosyada yeni bir bilirkişi raporu alınmasını” talep ettiğini, kök raporda, davalı ortağın şirketten alacağı tutar hesaplanırken yukarıda belirtilen 31.741.955-TL'nin tamamı dikkate alındığını, defter incelemelerinde Ortaklar Cari Hesabına ait muavin dökümlerin tamamının birer örneği alınarak, kurumlar vergisi ekinde yer alan bilançolar, yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış kayıtlarıyla karşılaştırılıp, bakiye alacak tutarı tespit edilerek rapora yansıtıldığını, dolayısıyla davalının yatırdığı tutarlar gözardı edilmemiş olup, tamamı hesaplamalara dahil edildiğini, özetle, davalının şirkete yatırdığını belirttiği tutar olan 31.741.955-TL'nin, hesaplamaya mesnet teşkil eden defter kayıtlarında da (16.433.200+9.031.900+6.276.855=) 31.741.955-TL olarak yer aldığını, dolayısıyla gözardı edilen herhangi bir tutar bulunmadığını, Hukuki Yönden: sicil kayıtlarından, 16.03.2021 tarih ve 2021/01 sayılı genel kurulda ibraya dair bir karar alındığı görülmediğini, ancak davalının 16.03.2026 tarihine kadar müdür seçildiğinin görüldüğünü, davalının 5 yıl daha (münferiden temsile yetkili) şirket müdürü seçilmesine rağmen haklı sebeple azlinin istenip istenemeyeceğini değerlendirildiğinde, davalı müdürün 16.03.2021 tarihine kadarki fiil ve işlemlerinden dolayı haklı sebeple azlini talep etmenin çelişkili işlem yasağına aykırı olup olmadığının Mahkemenin takdirlerinde olduğunu, davalı müdürün 16.03.2021 tarihinden sonraki fiil ve işlemlerinden dolayı ise çelişkili işlem yasağından bahsetmenin mümkün olmadığını, diğer itirazlar bakımından ise kök rapordaki görüşlerini muhafaza ettiklerini bildirmiştir.
Mahkememizce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün .... sicil no’sunda kayıtlı dava dışı ... Ambalaj Koli Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne onay ve denetim kayyımı olarak müştereken imzaya yetkili Dr..... ve YMM ... atanmıştır.
Dava, TTK m.630/2 gereğince açılan şirket müdürünün azli talepli dava olup, uyuşmazlığın; şirket müdürünün görevden azlini gerektirir haklı sebebin mevcut olup olmadığı, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal edip etmediği hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
6102 Sayılı TTK'nın 630. maddesinde de, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." hükmünü haizdir. (Yargıtay 11. HD'nin 03/05/2017 tarih ve 2015/15039 Esas, 2017/2589 Karar.)
6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmekte olup, mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliler ve itibar olunan bilirkişi raporlarına göre davalının şirketten alacaklı olduğu tutarın 48.451.570,15 TL olup, bu miktarın şirketin aktif yapısı, satış tutarları, öz sermaye tutarı, net kar tutarları, ortağın şirkete aktardığı para ile örtüşmediği, davalı ve şirket arasında uygun olmayan parasal ilişkinin mevcudiyetinin tespit edildiği, kayıt dışı satışa ilişkin emarelerin bulunduğu, davacının bilgi alma ve inceleme taleplerinin yerine getirilmediği, müdür olarak eylem ve işlemlerinin dava dışı şirketin çıkarlarını zedeleyecek nitelikte olduğu ve şirketi finansal olarak güç duruma düşürdüğü tespit edilmekle açılan davanın kabulü ile aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,
1-TTK 630/2 maddesi gereğince davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ,... sicil numarasına kayıtlı ... Ambalaj Koli Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ni temsil yetkisinin kaldırılmasına,
2-Kararın kesinleşmesinden sonra, Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,
3-Alınması gereken 615,40-TL'nin davacı tarafından peşin yatırılan 269,85-TL'den tenzili sonucu eksik bakiye 345,55-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan ilk yargılama harç gideri olan 539,70-TL, davetiye, müzekkere ve bilirkişi gideri 35.885,25-TL olmak üzere toplam 36.424,95-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
7-Mahkememizce atanan kayyımların görevlerinin karar kesinleşinceye kadar devamına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.26/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır