T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1148 Esas
KARAR NO : 2024/1051
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2023
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;Davacı tarafın 27.07.2023 düzenleme ve faiz başlangıç tarihli 8.101.559,08 TL tutarlı cari hesap alacağının olduğunu, şimdilik 500.000,00 TL tutarın takibe konu edildiğini, borcun ödenmediğini, davalı tarafın icra takibine itiraz ettiğini, itirazın iptali ile icra takibinin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20‘sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideriyle ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen faturada yazılı malların davalı tarafa teslim edilmediğini, davacı tarafça malların teslim edildiğinin ispat edilemediğini, dava konusu faturanın davacı tarafça tek yanlı olarak düzenlendiğimi, müvekkili tarafından imzalanmadığını, ayrıca davacı tarafça dava konusu faturanın düzenlenmesine dayanak teşkil edecek herhangi bir sözleşme de ibraz edilmediğini, davacının delil listesinde ibraz ettiği cari hesaba ilişkin taraflar arasında mutabakat olmadığını, davacının mutabakat metni ibraz etmediğini, kaldı ki, dava konusu cari hesabın 8.101.559,08 TL olduğunu, icra takibinin 500.000,00 TL üzerinden başlatıldığını ve işbu davada da yalnızca 150.000,00 TL'nin talep edilmesinin müvekkilin davacıya gerçek anlamda hiçbir borcu olmadığını, davacının yalnızca "ya tutarsa" amacıyla hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, 8.101.559,08 TL alacaklı olduğunu iddia eden davacının, iş bu dava ile yalnızca 150.000,00 TL talep etmesi hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin de davacı yana tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 500.000,00 TL asıl alacak, 7.571,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 507.571,92 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "8.101.559,08 TL Cari Alacağın Şimdilik 500.000,00 TL Kısmı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında cari hesap borcunun ödenmediğini iddia etmekte iken, davalı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını, cari hesap mutabakatı bulunmadığını, fatura konusu malların kendilerine teslim edilmediğini iddia ettiği görülmektedir.
-Bu kapsamda davacı tarafın öncelikli olarak cari hesaba dayanak olan faturaya ilişkin ticari ilişkinin varlığını ispat etmek, akabinde iş bu fatura konusu mal ve/veya hizmetin ifa edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 23/05/2024 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2023 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 20.05.2024 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinin bulunmadığı, tüm bu nedenlerle davalı tarafın ticari defter kayıtları üzerinden inceleme yapılamadığı, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği ve takibe konu ettiği cari hesaba ait 2023 yılında 1 adet ve KDV dahil 8.286.550,00 TL tutarlı faturanın olduğu, 03.04.2023 tarihli, ... numaralı ve KDV dahil 8.286.550,00 TL tutarlı faturanın, açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, takibe konu edilen cari hesaba ait 1 adet faturanın taraflarca tutarlar birbirini teyit edecek şekilde karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 8.081.559,08 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde, 27.07.2023 düzenleme ve faiz başlangıç tarihli 8.101.559,08 TL cari hesap alacağı olduğunu beyan ettiği, dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinin de 27.07.2023 tarihinde 8.101.559,08 TL alacaklı olduğu, takip talebinin 500.000,00 TL asıl alacak, 7.571,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 507.571,92 TL yönünde olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlara göre 27.07.2023 tarihinde davalı taraftan 8.101.559,08 TL alacaklı olduğu ancak 18.08.2023 tarihli 20.000,00 TL tutarlı ödeme kayıt işlemi ile alacağın 8.081.559,08 TL tutara düştüğü, 18.08.2023-31.12.2023 tarihlerinde davalı taraftan 8.081.559,08 TL alacaklı olduğu, 05.09.2023 takip tarihi itibariyle de davalı taraftan 8.081.559,08 TL alacaklı olduğu, netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 8.081.559,08 TL alacağını talep edebileceği, talebe bağlılık ilkesi gözetilerek ve nihai takdir sayın mahkemenize bırakılarak 18.08.2023 cari hesap alacak tarihinden 05.09.2023 takip tarihine kadar işlemiş faizin 8.081.559,08 TL asıl alacak üzerinden yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla kademeli olarak 75.612,40 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faiz talep edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Davacı tarafın 11/07/2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini ıslah ederek takibe yapılan itirazın 507.571,92-TL üzerinden iptali ile takibin devamını talep ettiği görülmüştür.
-Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.
-Her ne kadar davalı tarafça ticari defterlerin süresinde ibraz edildiği iddia edilmiş ise de; mahkememizce defter inceleme gün ve saatinin ön inceleme duruşmasında 20/05/2024 günü saat 14:00 olarak belirlendiği, bu tarih ve saatte defterlerin hazır edilmesinin ve/veya yerinde inceleme talebi var ise bu husustaki taleplerin inceleme gün ve saatine kadar bildirilmesi gerektiğinin ihtar edildiği, davalı tarafın 20/05/2024 tarihinde göndermiş olduğu dilekçesinin 14:36 itibariyle gönderildiği, davalı tarafın süresinde bekletme talebine rağmen mahkemece bu talebin değerlendirilmediği ve beklenilmediği iddialarının fiili gerçeklikten ve yasal dayanaktan uzak olduğu anlaşılmakla, davalının bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir.
-Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir.
-Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen ve cari hesaba dayanak olan toplam 8.081.559,08-TL bedelli fatura alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
-Bunun yanında her iki tarafın vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın cari hesabına dayanak faturaların her iki tarafça ba-bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan cari hesap bedellerinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.
-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu bakiye cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından taleple bağlı kalınarak itirazın iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
-Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
-Davalı tarafından yargılama sürecinde itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılmasına, akabinde ıslah yoluyla arttırılmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. Maddesinde yer verilen kısmi davanın açılmasında dava türleri yönünden bir ayrıma gidilmemiş olup, para borcuna dayanan iş bu dava talep konusu yönünden bölünebilir olduğundan kısmi dava olarak ikame edilmesine engel bir husus bulunmamaktadır. Dava İİK'nın 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğundan yukarıda da yer verildiği üzere itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılması gerekmektedir. Takip dosyasında itirazın alacaklıya tebliğine ilişkin bir belge bulunmadığından davacının itirazı öğrendiği tarihin arabuluculuk başvuru tarihi olan 18/08/2023 olarak kabulü gerekmektedir.
-Bu haliyle davacı tarafın iş bu davada ıslah dilekçesini 11/07/2023 tarihi itibariyle sunduğu, bu nedenle 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tüm talepleri yönünden itirazın iptali isteminde bulunulduğu anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 500.000,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 100.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 34.155,00-TL karar ve ilam harcından peşin harç ve ıslah harcı olarak alınan toplam 6.376,29-TL harcın mahsubu ile bakiye 27.778,71- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 6.376,29-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 202,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 9.471,85-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%98,50) göre hesap edilen 9.330,55-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 79.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 7.571,92-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.120,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%98,50) göre hesap edilen 3.073,46-TL'sinin davalıdan, 46,54-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır