T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1257 Esas
KARAR NO : 2024/773
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/12/2023
KARAR TARİHİ : 12/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan dosya incelemesi neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, İstanbul ili .... ilçesi ... mahallesi ... ada 1 parselde( .... ada 1 parsel yeni parselasyonla) kayıtlı villa olarak tasarlanmış bulunan altı adet villa ev inşa etmekte olduğunu, müvekkili şirketin 6 adet villanın inşaatın yapımı esnasında, C-30 tabir edilen kaliteli cins hazır beton kullanmaya karar vermiş ve bu hususta aleyhine tespit talep olunan davalı .... firmasıyla anlaşmış olduğunu, davalı .... firması yetkililerinin, müvekkili şirket yetkilileri ile yaptıkları anlaşma doğrultusunda, hazır betonu, her villa için inşaata dökme işlemi uygulanması sureti ile teslim etmişler ve ekte sunulu irsaliyeleri düzenlemiş olduklarını, irsaliyeleri kontrol eden müvekkili şirket temsilcilerinin, inşaata uygulanan hazır betonun kalite cinsinin anlaşmaya uygun olarak C-30 olarak yazıldığını görmüş ve bu nedenle uygulama sırasında herhangi bir şekilde itiraz olanağı olmadığını, kısa bir süre sonra müvekkili şirketin yaptığı inşaatların gelmiş olduğu safahat gereği, bir inşaat mühendisine kontrol ettirmeye karar vermiş, yapılan kontrolde inşaatların tamamında kullanılan hazır betonunun kalitesiz olduğunun ortaya çıkmış olduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin bunun üzerine Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne başvurarak inşaatlardan beton üzerinden alınan numunenin kontrolünü talep etmiş olduklarını, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'nün alınan numuneler üzerinde yaptığı analizde, davalı .... firması tarafından teslim edilip, inşaatın tümüne uygulanan hazır betonun irsaliyeler üzerinde yazılı olduğu gibi C-30 kıvam kalitesinde hazır beton değil de çok daha kalitesiz olan C-15 cinsi düzeyleri kalitesinde hazır beton olduğunun ortaya çıkmış olduğunu, müvekkili şirketin, C 30 kıvam dereceli kaliteli hazır beton yerine, kendisine verilen kıvam derecesinin nerdeyse iki katı düşük kalitesiz betonu, taşıyıcı kolonlarda veya üst tablada kullanabilmesinin mümkün olmadığını, kıvam derecesi bu denli düşük kalitesiz hazır betonun ticari olarak tek kullanılma şeklinin sadece zeminlerde yalıtım amacıyla kullanılabilmesi olduğunu, nitekim, müvekkilinin, davalı firma tarafından, kendisine sözleşmeye aykırı olarak çok daha düşük kıvamda teslim edilen hazır betondan dolayı uğramış olduğu zararın mahiyeti ve miktarının tespiti amacıyla, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin .... D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti için talepte bulunulmuş olduğunu, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin .... D. İş sayılı dosyasından da vereceği kararda anlaşılacağı üzere, müvekkilinin, davalı tarafından, kendisine sözleşmeye aykırı olarak teslim edilen düşük kıvamlı hazır betondan dolayı uğradığı zararın, BK 227. maddede belirtilen seçimlik haklardan, bedel iadesi, bedelden indirim, misliyle değişim ya da ücretsiz onarım yoluyla giderilebilmesi mümkün olmadığını, maalesef, müvekkilinin inşa ettiği binaların yıkılıp, deprem yönetmeliğine uygun olarak yeniden yapılması gerektiğini, söz konusu zararın tazmini amacıyla, davalı şirketle sözlü olarak yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalmış, davanın ilk bakışta görünen haklılığı, davalının tüzel kişi şirket olması dolayısı ile dava sonunda doğabilecek tahsil zorluğu ve telafisi imkansız zararlar doğması ihtimaline binaen, ihtiyati tedbir talepli olarak, işbu davanın açılması zorunluluğu ortaya çıkmış olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davalı tarafından, sözleşmeye aykırı olarak teslim edilen hazır betondan dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini amacıyla, miktarı Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin .... D.İş sayılı dosyasında tespit edilecek olan şimdilik 10.000,00 TL tutarındaki zararın, dava tarihinden itibaren belirlenecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, dava süresince davalı şirketin tüm taşınır ve taşınmaz mallarına 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, ilk önce Silivri'de dava açmış, dava dilekçesi ise "Silivri Asliye Ticaret Mahkemesi'ne" hitaben düzenlenmiş olduğunu, UYAP'ta kayıtlı belgelerin incelenmesinde, Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dosyanın re'sen gönderildiği, davacının herhangi bir talebinin olmadığının anlaşılmış olduğunu, TTK m. 5/3'e göre, Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında iş bölümü değil, görev ilişkisi bulunduğunu, davacının, davasını UYAP üzerinden Silivri'de açmış olduğunu, davacının dilekçesinin başlığının "Asliye Ticaret Mahkemesi" olduğu dikkate alındığında, yerleşik kararlar gereğince, Mahkeme'nin, bunu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yazılan dilekçe olarak kabul etmesi ve akabinde görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, davacı tarafça, dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesi yönünde bir talebinin olmadığı, Silivri ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin re'sen gönderme kararının HMK m. 20'ye aykırı olduğunu düşündüklerinden, dosyanın Silivri ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iadesini talep etmeleri gerektiğini, davacı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmamış olduğunu, gerek süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmaması, gerekse davacının genel alacak iddiasının zamanaşımına uğramış olması nedeniyle, zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep ediyor olduklarını, davacı tarafça, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş dosyası ile yaptırılan tespite taraflarınca itiraz edilmiş olduğunu, söz konusu dosyada hazırlanan raporun, davacı tarafın, tek taraflı talebine dayanarak hazırlattığı, bilimsellikten uzak bir rapor olduğunu, Yargıtay kararları gereğince, itiraza uğramış olan delil tespiti raporunun, taraflar lehine hak doğurmayacağını, davacı tarafça, gerek tespit dosyasına, gerekse mahkememize herhangi bir sözleşme sunulmamış olduğunu, dava dilekçesinin ekinde herhangi bir delil bulunmadığını, dava dilekçesinde, işin yapılış tarihi, kapsamı vs. hiçbir bilgi verilmemiş, belge sunulmamış olduğunu, davacı tarafın, müvekkilinden bir alacak talep edebilmesi için, öncelikle, dava konusu ettikleri villalara ait tüm betonların müvekkili tarafından döküldüğünü ispat etmesi gerektiğini, davacının, sadece müvekkilinden mi beton aldığı, başka firmalardan beton alıp almadığına dair dosyada bilgi bulunmadığını, bunun dışında davacı tarafın, inşaat ruhsatını sunması gerektiğini, üçüncü olarak, yapı denetim raporlarını sunması gerektiğini, tespit dosyasında yer alan bilirkişi raporundaki fotoğraflar incelendiğinde, villaların tamamlanmış ve oturuma hazır halde olduğu, bazı camlarda perdeler olduğunun görülmekte olduğunu, mevcut mevzuata göre, inşaatlara beton dökülürken, beton sağlayıcısı ve yapı denetim firmaları tarafından her dökümden numune alınarak karot incelemesi yapılmakta olduğunu, davacı tarafça herhangi bir numune sunulmadığına göre; bu inşaatın kaçak bir inşaat olduğunu, şayet inşaat kaçak değilse, yapı denetim firmaları tarafından alınan numunelerin gerçeğe aykırı olduğunu, şayet, inşaat aşamasındaki beton numuneleri, standartları sağlamamasına rağmen inşaata devam edilmişse, bu halde de sorumluluğun davacı tarafa ait olacağını, başka bir seçenek bulunmadığını, davacı tarafın, beton dökülürken alınan numunelere itiraz etmediğinin, yapı denetim firmaları tarafından numunelerin onaylandığının anlaşılmakta olduğunu, aksi durumda, inşaata devam edilmesinin mevzuat ve uygulama gereği mümkün olmadığını, betonun, gerekli direnimi sağlamamasına rağmen inşaata devam edilmesinin, müteahhitin kaçak yapı yaptığı anlamına gelmekte ve sorumluluğunu doğuracak olduğunu, dava dilekçesinde yazılanın aksine, hiçbir inşaat bittikten sonra, inşaat mühendisine kontrol ettirilmediğini, inşaat yapım işlerinin tamamında, inşaata başlanılabilmesi için, sorumlu şantiye şefinin bulunması gerektiğini, şantiye şefinin ise, inşaat mühendisi olacağını, inşaat devam ederken numuneler alınarak inşaata devam edilmekte olduğunu, davacı tarafın, kaçak olarak inşaa ettikleri yapılarla ilgili olarak Belediye ve Bakanlık tarafından yıkım kararı verilmesi üzerine, bu davanın açıldığının düşünülmekte olduğunu, dava dilekçesinde, "irsaliyeleri kontrol eden müvekkil şirket temsilcileri, inşaata uygulanan hazır betonun kalite cinsinin anlaşmaya uygun olarak C-30 olarak yazıldığını görmüş ve bu nedenle uygulama sırasında herhangi bir itiraz olanağı olmamıştır" denilmiş olduğunu, bu iddianın, yukarıda da açıkladıkları üzere gerçek olmasının mümkün olmadığını, inşaat işlerinde üçlü kontrol sağlanmakta olduğunu, beton firması tarafından, beton gönderilirken numune alınmakta, inşaat sahibi tarafından kontrol yapılmakta, ayrıca Bakanlık onaylı yapı denetim firması tarafından da numune (karot) alınarak kontrol yapılmakta olduğunu, bu aşamalarda nihai kararın yapı denetim firmasına ait olduğunu, yapı denetim firması tarafından, kalitesine onay verilmeyen betonun kırılması ve standartlara uygun beton dökülmesi gerektiğini, dolayısıyla, davacının iddiasının aksine, inşaat bittikten sonra kontrol diye bir durum söz konusu olmadığını, dava konusu işin, İstanbul'un merkezinde çoklu villa yapım işi olduğunu, bu kapsamdaki bir işin, hiçbir aşamasında denetim olmaksızın, inşaatın bitirilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin, müvekkilinin uzun yıllardır müşterisi olduğunu, değişik inşaat işleri için beton satılmış olduğunu, bu betonların dava konusu villa inşaatında mı, başka inşaatlarında mı, duvar işlerinde mi, çevre işlerinde mi kullanıldığını; eğer villada kullanıldıysa hangi villalarda kullanıldığını, villada kullanıldıysa sadece temel betonunda mı, kolonda mı, duvarda mı, çatıda mı kullanıldığının belirsiz olduğunu, bunların tamamını davacı tarafın ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin verdiği bilgilere göre, davacı tarafın villa betonlarının, dava dışı başka bir firma tarafından dökülmüş olduğunu, mahkememiz tarafından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verilmiş olduğunu, gelen cevapta, dava konusu arsa üzerinde, müvekkiline ait bir kaydın olmadığının belirtilmiş olduğunu, dolayısıyla, dava konusu edilen villaların betonunun müvekkili tarafından dökülmediğinin ortaya çıkmış olduğunu beyanla; öncelikle dosyanın Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iadesine, davanın mahkememizde görülmesine devam edilmesi halinde, süresinde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle davanın reddine, haksız ve kötüniyetle açılan davanın reddine, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yeniden müzekkere yazılarak, İstanbul İli, .... İlçesi, ... Mah. .... Ada, 1 Parsel'de kayıtlı (.... Ada 1 PArsel Yeni Parsel Numarası) taşınmaz üzerinde hangi firmaların beton döktüğüne ilişkin kayıtların celbine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin, davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı mal satışından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın mahkememize Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13/12/2023 tarih ve ... Esas .... Karar sayılı görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
Mahkememizin 19/03/2024 tarihli celsesine davacı taraf mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamış, davalı vekili de aynı duruşmada davayı takip etmediğini beyan etmekle, taraflarca takip edilmeyen davanın HMK' nun 150. maddesi gereğince davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 150. maddesinde davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek esas kaydının kapatılacağı düzenlenmiştir. Mahkememizin bu dosyası işlemden kaldırıldığı 19/03/2024 tarihinden itibaren yasal süre olan 3 ay içerisinde yenilenmediğinden 19/06/2024 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açılanan nedenlerle:
1-Davanın H.M.K'nun 150/1,5 ve 320/4 maddesi uyarınca 19/06/2024 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 10.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 12/07/2024
Katip ....
¸
Hakim ...
¸