T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1265 Esas
KARAR NO : 2024/1284
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 13/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekilinin büyükbaş ve küçükbaş et alım satımı yapan, büyük restorant ve firmalar et tedarik işi ile iştigal ettiğini, davalı taraf ile yapılan anlaşma gereğince; davalı tarafın davacı müvekkili şirketten dosya konusu faturalarda da belirtildiği üzere; büyükbaş hayvan et alımı yapmış olmasına rağmen; gerçekleştirilen işlere istinaden kesilen faturalara karşılık davalı tarafça belirtilen tarihlerde ödeme yapılması yönünde taraflar mutabakata vardıklarını, yapılan anlaşma gereğince satışı gerçekleşen ürünlere yönelik olarak icra dosyasına konu olmuş ve dilekçenin ekinde de sunulmuş olan; 07.12.2020 tarihli 85.637,90 TL bedelli SATIŞ faturası, 16.12.2020 tarihli 59.490,26 TL bedelli SATIŞ faturası, 22.12.2020 tarihli 99.784,47 TL bedelli SATIŞ faturası, 20.04.2021 tarihli 108.693,04 TL bedelli SATIŞ faturalarının düzenlendiğini, davalı tarafa faturalar usulüne uygun olarak gönderildiğini ve davalı şirketin yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz sunmadan faturaları kabul ettiğini, sonuç itibariyle, davacı müvekkilinin alacağını temin etmek için yasal yollara başvurmuş, davalı şirkete karşı Büyükçekmece .... İcra Dairesi - .... Esas Sayılı dosya ile icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak davalının bu bedelleri ödemekle yükümlü olmasına rağmen icra takibine hiçbir borcu bulunmadığı iddiasıyla haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, açıklanan nedenlerle Büyükçekmece .... İcra Dairesi .... Sayılı icra dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilerek, davalı tarafça yapılan haksız ve kötü niyetli itirazdan dolayı %20den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına ve ticari avans faizi işletilmesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının talepleri zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin borcu bulunmadığını, davacı yanın alacak iddiasına dayanak oluşturmaya çalıştığı söz konusu faturaların soyut, afaki ve mesnetsiz olduğunu, iddia edilen faturalardan kaynaklanan veya başkaca sebeple davacı yana müvekkil şirketin herhangi bir borç bulunmadığını, faturanın dayanağı akdi ilişkinin varlığının davacı yanca ispat edilemediğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla, söz konusu fatura içeriğinde belirtilen emtianın teslim edildiğine dair de herhangi bir ispatı bulunmadığını, faturanın dayanağı olan bir akdi ilişkinin bulunmasının şart olduğunu, fakat davacı yanca böyle bir akdi ilişki kanıtlanmamakla birlikte temelde bir borç ilişkisi de bulunmadığını, kaldı ki münferiden yapılan alım satım ilişkisinden kaynaklı müvekkil adına kesilen fatura bedellerinin davacı şirkete ödendiğini, açıklanan nedenlerle zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dikkate alınarak davanın reddini, davacı yan alacak iddiasını hiçbir şekilde ispatlayamadığından haksız ve mesnetsiz davanın reddini, alacak ve icra takibinde kötüniyetli olduğu aşikâr olan davacı yanın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı yan davacıya yüklenmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyası ile dört adet faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, ticaret sicil kayıtları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davalı tarafın bilanço esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı anlaşılmakla gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 272.304,12-TL asıl alacak, 12.708,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 285.012,20 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "farklı tarihli dört adet fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalıya et satış yaptığını, bu satışlar kapsamında kesilen faturalar kapsamında ürünler teslim edilmesine rağmen fatura borçlarının ödenmediğini iddia etmekte iken davalı tarafın faturalar kapsamında ticari ilişki bulunmadığını, kendilerine teslim edilen ürün ya da hizmet bulunmadığını iddia ettiği görülmektedir.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini, akabinde sözleşme kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin yukarıda yer verilen hususlarda incelenmesi amacıyla bilirkişiye tevdi edilmiş, taraflara ön inceleme duruşmasında "Davacı / Davalı vekiline; davacı / davalı tarafın 2019-2020-2021-2022 yılı ticari defter ve kayıtlarını inceleme günü olan 10/06/2024 günü saat 15:00' da mahkememizde hazır etmelerinin veya yerinde inceleme talepleri var ise bu tarihe kadar defterlerin bulunduğu adresi bildirmeleri hususlarının ayrı ayrı ihtarına, hazır etmedikleri veya belirlenen tarihe kadar adres bildirmedikleri takdirde ibrazdan vazgeçmiş sayılacaklarının ve usulüne uygun tutulduğu anlaşıldığı takdirde karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre karar verileceğinin ihtarına" karar verilmiştir.
-Akabinde davacı tarafın ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla yerinde inceleme talep ettiği, davalı tarafın ise ticari defter ve belgelerin sunmadığı ve inceleme için adres bildirmediği görülmüştür.
-Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ön raporda; "yapılan aramalara, mailleşmelere rağmen davacı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediğinin bildirildiği" görülmüştür.
-Davacının yerinde inceleme talebine rağmen defter ve belgeleri bilirkişi incelemesine sunmadığı görüldüğünden, Mahkememizce bu hususta ara karar tesis edilmiş ve ilgili ara kararda; "Davacı vekiline davacı şirketin 2019-2020-2021-2022 yılı ticari defter ve kayıtlarını Mahkememiz kalemine ibraz etmek üzere iş bu ara kararın tebliğinden itibaren 3 günlük kesin süre verilmesine, 3 günlük kesin süre içerisinde davacı şirketin 2019-2020-2021-2022 yılı ticari defter ve kayıtlarının Mahkememize ibraz edilmemesi halinde iş bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve usulüne uygun tutulduğu anlaşıldığı takdirde karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre ve/veya dosyanın mevcut deliller kapsamında karara çıkartılacağının ihtarına, " karar verilmiştir.
-Ancak Mahkememizce davacı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davacı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.
-Her ne kadar davacı tarafça ilgili belgelerin bilirkişiye mail yoluyla gönderildiği bildirilmiş ise de bilirkişi tarafından bu hususun doğrulanmadığı, aksi yönde bir kabul halinde dahi yerinde inceleme talep eden davacının iş bu talebiyle yerinde inceleme talebi kapsamında inceletme görevini yerine getirmesi gerektiği, bu görevi yerine getirmemesi rağmen verilen kesin süre içerisinde Mahkememize defterleri ibraz etmemesinin mail yoluyla bilirkişiye gönderildiği belirtilen ticari defterlerin sunulması olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı tarafın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir.
-Mahkememizce davacı tarafça defterlerin ibraz edilmemesi halinde mevcut belgeler ve ba-bs formları kapsamında inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi amacıyla dosya yeniden SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen raporda; Davacı şirketin 2020 BA-BS formalarında incelendiğinde; davacı tarafın 2020 yılında ait 5 adet
hizmet satım bildirimde bulunduğu, davalı tarafın şahıs firması olduğu bu hususta BA-BS Formları üzerinde inceleme
yapılamadığı, davacı tarafından 4 adet faturanın ödenmediğine dair Büyükçekmece .... İcra Dairesi
.... Esas numarası ile takibe geçmiş ise de davacı tarafından ticari defter ve dosya
kapsamında gerekli belgeler sunulmadığı bu hususta davacı tarafından alacaklı olup olmadığı
davacı yanın ispata muhtaç olduğu,
davalı yanın 16.06.2024 tarihinde 15:00 da mahkeme salonunda yapılan incelemeye
katılmadığı ve yerinde de inceleme talebinde bulunulmadığı bu hususta davalı tarafında ticari
defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı tarafından davalı yana faturaların tebliğ edil ve yine takibe konu faturalara
istinaden davalı tarafından alacak bakiyesinin olduğu davacı tarafından ispat edilmesi halinde
davacının tarafın icraya konu 4 adet fatura tutarında alacaklı olacağı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere davacı tarafın sözleşmeye ve faturalara konu ürünlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak davalı yana teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Mahkememizce davacı tarafa yapılan ihtarata rağmen kesin süre olarak belirlenen defter inceleme gün ve saatinde ticari defterler ibraz edilmemiştir. Bu haliyle davacı tarafın faturaya ürünleri eksiksiz ve ayıpsız haliyle davalı yana teslim ettiği hususunu ticari defter ve kayıtlarıyla ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Yine yukarıdaki ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tarafların vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde; takibe konu faturaların yalnızca davalı tarafça vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafın bilanço esasına göre defter tutan gerçek kişi tacir olması nedeniyle bildirim yükümlülüğünün bulunmadığı, davalı tarafça takip konusu faturaların vergi dairesine bildirilmediği görülmüştür. Bu haliyle avacı tarafın faturaya ürünleri eksiksiz ve ayıpsız haliyle davalı yana teslim ettiği hususunu vergi dairesi kayıtları ile ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Mahkememizce davacı vekiline dava konusu ettiği faturalar yönünden varsa sevk irsaliyeleri ile teslime ilişkin belgelerinin onaylı örneklerini ibraz etmek üzere iş bu ara kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde istenilen bilgi ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde bu hususta tekrar delil bildirme hakkından vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davacı tarafından sunulan beyan dilekçesinde; takibe konu e-faturaların ibraz edildiği, ilgili faturaların irsaliyeli fatura olmadığı, faturalarda teslim alan imzasının bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle yukarıdaki açıklamalarda da yer verildiği üzere fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Davalı tarafça faturalar nedeniyle ticari ilişkinin varlığı inkar edilmiş bulunduğundan ve davalı tarafça sözleşmenin varlığı ispat edilemediğinden tek başına faturalara itiraz edilmemesi davacı satıcıyı teslim olgusunu ispat yükünden kurtarmayacaktır.
-Bu haliyle davacı tarafın dava ve takip konusu faturalar nedeniyle alacağının varlığını mevcut deliller ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.442,24-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.014,64-TL harcın davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 45.601,95-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır