T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/287 Esas
KARAR NO : 2024/1091
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/03/2023
KARAR TARİHİ : 01/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/12/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında da dokuma kumaş yönünden bir ticaret yapıldığını, davalı ile müvekkil firma ticaretlerini Amerikan Doları üzerinden yapmakta olduklarını, takibin yapıldığı 18.08.2022 tarihinde davalının müvekkiline 4.351 USD borcu olmakta ve mevcut rakamın da takip tarihi itibariyle 78.318 TL'ye denk düştüğünü, davalı aleyhine icra takibi yapmadan önce birçok kez sözlü olarak ikaz edildiğini, davalının ikazları dikkate almadığı ve borcu da ödemediği için davalı aleyhine Silivri İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyasıyla 18.08.2022 tarihinde icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun 22.08.2022 Tarihinde 23.511,92 TL ödeme yaptığını, yapıldıktan sonra ödeme emrinin 26.08.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının da 31.08.2022 tarihinde süresi içerisinde takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itirazın kötü niyetli olduğunu, davalıya müvekkili firma tarafından faturalar gönderilmiş olmasına rağmen davalı tarafın sürekli iade faturası kesmesine rağmen mal iadesi yapmamakla birlikte borcunu da ödemediğini, bu durumun hem mail yazışmalarıyla hem de ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğunu, davalının ödeme yaptığı 22.08.2022 Tarihinde 1 dolar= 18.15 TL olması sebebiyle davalının da ödemiş olduğu 23.511,92 TL =1295 USD'ye denk gelmesi ve ödenen rakam sonrası davalının borcu 3.056 USD olup 1 USD =19 TL olarak hesaplama yapıldığında davalının borcunun 58.064,00 TL olduğunu, davalı tarafça borca itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmişse de söz konusu borç para borcu olduğu için ve para borcu da götürülecek borç niteliğinde olduğundan davacının yetkiye ilişkin itirazının yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle davalı/borçlu tarafından Silivri İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı icra dosyasına yapılan borca, borcun konusuna, faize, yetkiye ve diğer tüm ferilerine yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitini, müvekkile %20 icra inkâr tazminatı ödenmesini, yargılama gideri ve ilam vekâlet ücretinin davalı-borçludan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkili şirket arasında, “Türk Lirası “ üzerinden ,boya rulosunda kullanılan kumaş ticareti söz konusu olduğunu, müvekkiline gönderilen ürünlerde sorun çıktığından dolayı, artık kendileriyle çalışılmayacağından ötürü ,haksız ve mesnetsiz işbu davayı açarak, hiçbir haklı neden olmadan geriye yönelik kur farkı talepleri oluştuğunu, kendilerine olan cari hesap borcunun tamamını ödedikten sonra , davacı tarafın her hafta müvekkiline fatura keserek haksız kur farkı talebinde bulunduğunu; işbu faturaların da müvekkili tarafından kabul edilmeyip, iade edildiğini, davacı tarafın geriye yönelik kur farkı talep etmesinde mali ve hukuki engeller olduğunu, mali yönden beyannamelerin kural olarak yılda 4 defa verildiğini ve yıl sonunda kesinleştiğini, yani cari hesap kapatıldıktan sonra, heyatnameler verildikten sonra, mutabakat yapıldıktan sonra , geriye dönük talep olamayacağını, ticari defterlerle bu hususun netleşeceğini, davacı tarafın 23.9.2021 ve 22.4.2022 tarihlerinde mail atarak hesap mutabakatı yaptığını, bu maillerde davacı tarafın beyan ettiği hesaplar ile müvekkilinin şirket mali kayıtlarının birbirini tuttuğunu, ayrıca davacı tarafın şirket yetkilisi olan ...’nın müvekkili şirket yetkililerinden .... ile defalarca .... üzerinden karşılıklı yazışmalar yapmış olup, hesaplar konusunda da sorun olmadığının belirtildiğini, müvekkilinin şirket mutabık kalınan rakamlar üzerinden, en son 22.8.2022 tarihinde ödeme yaparak hesabı kapattığını, taraflar arasında Türk Lirası üzerinden ticaret yapılırken, birden çok hesap mutabakatı da yapılmışken, davacı taraf bunların yanında bir de cari hesap yapıp, müvekkili şirkete göndermişken, taraflar arasında ödemede döviz kuru üzerinden bir anlaşma da yokken; davacı taraf haksız olduklarını bile bile, icra takibi, akabinde dava açması nedeniyle, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı talepleri olduğunu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve dayanaksız davanın reddini, haksız davacının takipte gösterilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına ödemesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 18/08/2022 tarihli cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
- Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 4.351,00 USD alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "Cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın takip talebinde cari hesap alacağına dayanarak icra takibi başlattığı görülmektedir.
-6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 29/11/2023 tarihli raporda özetle: ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin kontrolü yapıldığında; davacı tarafın yasal fiziki tasdiklerinin uygun olduğu, davalı tarafın fiziki tasdiklerinin ve yasal e-defter beratlarının uygun olduğu, davacı taraf ve Davalı taraf defterlerini, karşılaştırma yaparak incelediğimizde tarafların defterlerinin birbirini doğrulama şartı ve sahibi lehine delil olma şartı sağlanamadığı, davalı taraf defterlerinin yasal mevzuat ve içtihatlara uygun olduğu, davalı tarafın avans, kısmi veya tam bir cari hesap son bakiyesi bedeli ödemesi yaptığını gösterir bir belge mevcut olmadığı, davacı tarafın yevmiye defterlerinde cari hesap son bakiyesi bedellerinin ödendiğini gösteren bir kayda rastlanılmadığı, davacı ve Davalı tarafın FORM BA-BS beyanlarını incelediğimizde beyanların yapıldığı, ancak Davacı tarafın 2021 yılında bir fatura eksik beyan olduğu, dava konusu olayda ödemenin yapılmadığı veya e-fatura sistemi içinde fatura veya faturalara itiraz süresi içinde itiraz edilmediği için faturaların tesliminin gerçekleştiği ve açık faturalar olduğu, davacı tarafın yevmiye defterlerinde ve cari hesap muavinlerinde, cari hesap son devir bakiyesi bedellerinin ödendiğini gösteren bir kayda rastlanılmadığı, davalı tarafın avans, kısmi veya tam bir cari hesap son devir bakiyesi bedeli ödemesi yaptığını gösterir bir belgede mevcut olmadığı, taraf kayıtlarından, davalı taraf cari hesap muavin defteri veya ekstresini Tablo-7’de görüldüğü gibi itiraz konusu olan cari hesap son devir bakiyesini baz alarak oluşturulduğunda davacı yanın davalı taraftan Tablo-7’de görüldüğü gibi 18/07/2022 tarihi itibariyle 41.991,00-TL alacağı olduğu, döviz karşılığı olarak aynı tarih itibariyle 4.351,00-USD Amerikan Doları alacağı olduğu, davacı ve Davalı tarafların Form BA-BS kayıtlarında dava konusu alacaklara ait faturaların görüldüğü ancak davacı tarafın 2021 yılında bir fatura eksik beyan olduğu, cari hesaba konu mallar ile ilgili 10/02/2021 tarihi cari hesap devir bakiyesi ve sonrasında düzenlenen satış faturaları döviz üzerinden düzenlenmiş ve kurların belirlenmiş olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası bilirkişi kök raporunda yer alan cari hesap alacağının dökümünün yapılması, ilgili alacağa dayanak olan ve taraflarca ticari defterlere kaydedilen fatura v.s. belgelerin tek tek dökümünün yapılması, yine kök raporda davacı tarafın 18/07/2022 tarihi itibariyle cari hesap muavininde yer alan bedellerin raporun izahat ve sonuç kısmında farklı olarak belirlenmesine ilişkin açıklama getirilmesi, yapılacak dökümlerde tarafların ticari defterleri arasındaki cari hesap farklılıklarının hangi fatura ve işlemlerden kaynaklandığının ayrı ayrı belirtilmesi, cari hesap farklılığına dayanak olan faturaların kur farkı faturasından kaynaklanması halinde ilgili kur farkı faturalarının hangi ticari işlere ilişkin olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi, tespit edilemiyor ise buna ilişkin gerekçelere raporda yer verilmesi suretiyle ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle; taraflarıncari hesap bakiyeleri 18/07/2022 tarihinde TL bazında eşitlik ve denklik sağladığı, devreden bakiyeler ticari ilişkilerin başladığı tarih sonrasında satışlar, iadeler ve ödemeler sonrasında ortaya çıkan devir bakiyesi bakiye kapanmadığı sürece sürekli kalan bakiyeler devrettiği, devreden son bakiyenin davacı tarafça dövize endeksli değerlendirilip, kur farkı faturası lehine olduğu için fatura edildiği, taraflar arasında karşılıklı olarak, 18/07/2022 tarihi sonrasında iade faturaları düzenlendiği, kök raporda tespit edilen hesaplamalar ve tespitlerin geçerli olduğu, dava dosyası ... E. incelendiğinde tarafların sundukları bilgi ve belgeler kapsamında, sehven yapılan yazım hatasının düzeltildiği, kur farkı, süreklilik arz eden işlemler sonrasında devreden bakiyenin kapanmaması nedeniyle, devre konu işlemlerin değerlemesi sonrasında ortaya çıkan değerleme farkı olduğu, bu farkın devir bakiyesi kapanmadığı sürece dönem sonu değerlemeye tabi olacağı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememizce davacı vekiline cari hesaba ve kur farkı talebine dayanak olan tüm fatura ve belgelerin onaylı örneklerini ibraz etmek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı tarafça sunulan dilekçe ile bir kısım fatura ve belgelerin onaylı suretlerinin dosyaya ibraz edildiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyası daha önce düzenlenen kök ve ek raporda eksiklerin bulunması nedeniyle belirlenen yeni bir SMMM bilirkişiye tevdi edilerek, ticari defterlerde kayıtlarında 18/08/2022 tarihi itibariyle cari hesap alacağı yönünden alacak borç durumunun tespiti, 18/08/2022 tarihi itibariyle tarafların sundukları bilgi ve belgeler nazara alınarak cari hesap alacağının hangi faturalardan kaynaklandığının ayrı ayrı dökümünün yapılması, varsa kayıtlardaki farklılıklarının hangi faturalardan kaynaklandığının ayrı ayrı belirtilmesi, 18/08/2022 tarihi itibariyle cari hesap alacağına dayanak olan faturaların kur farkı faturası olup olmadığının belirlenmesi, kur farkı faturasından kaynaklanması halinde kur farkı faturasına dayanak olan işlemlerin döviz cinsinden yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, varsa kesilen kur farkı faturalarının yapılan işlere ve ilgili dönem döviz kurlarına uygun olup olmadığının belirlenmesi, kur farkı faturasına dayanak olan satışların ödemesinin çek ile yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ve bu doğrultuda rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 30/07/2024 tarihli raporda özetle; tarafların incelenen ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu ve lehinde delil niteliği taşıdığı, taraflar Arasındaki ticari ilişkinin 2020 yılında başladığı, 18.07.2022 tarihinde davacının ticari defterlerinde davalı 41.991,00 TL davacıya borçlu olduğu, davalının ticari defterlerinde 18.07.2022 tarihi itibariyle ise davacı 41.990,76 TL alacaklı olduğu, görüldüğü üzere taraflar arasında bu tarih ve öncesi tarihlerde önemsiz küçük sayılabilecek 1,00 TL nin altında küsürat farkları olduğu ciddi bir bakiye farkının olmadığından 18.07.2022 tarihine kadar olan sürede mutabık oldukları, yapılan tüm ödemelerin banka havalesi olarak yapıldığı, çekle herhangi bir ödemenin olmadığı, davacının davalıya düzenlediği faturaların ekseriyetle dövizli fatura olduğundan, davacının düzenlediği faturalar ile gelen ödemeler hesap hareketleri dövizli olarak takip edildiğinde davacının 18.07.2022 tarihinde 4.351,00 USD dolar alacaklı olduğu, davacının 06.08.2022 tarihinde ... numaralı 36.189,95 TL tutarında kur farkı faturası düzenlediği, 4.351,00 USD * 17,9685 KUR = 78.180,95 TL olduğu ve cari hesap bakiyesinin 41.991,00 TL olduğu (78.180,95 – 41.991,00 TL = 36.189,95 TL kur farkı), davacının 4.351,00 USD alacaklı olduğunun kabulü halinde düzenlemiş olduğu bu kur farkı faturasının usulüne uygun ve makul olduğu, davalı taraf 05.08.2022 tarihinde ... nolu 5.015,04 TL tutarlı ve .... nolu 4.265,07 TL tutarlı e-faturaları düzenleyip davacıya gönderdiği davacının kabul etmeyip süresinde iade ettiği, davalının düzenlediği bu faturalarının altında kumaşların fiyat ve gramajlarının farklı olduğu hususunda açıklamalar olduğu, ancak davalının davacıya düzenlediği ve davacının kabul etmeyip iade ettiği faturaların davalının düzenlemesi gerekip gerekmediği, davacının bu faturaları kabul edip etmemesi gerektiği gibi hususlarda kumaş cins-nevi-fiyatı gibi hususlardan kaynaklı olduğundan tespit yapılamadığı, bu faturalar hususunda konusunda uzman Tekstilci bilirkişiden görüş alınıp alınmaması hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğu, tüm bu anlatılan hususlar ve izah edilen nedenlerle davacının 18.08.2022 tarihi itibariyle 4.351,00 USD ve karşılığı 78.180,95 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır. TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmaz. Vergi mevzuatı gereği faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Dolayısıyla yabancı para borçlusu faturada yazılı TL tutarını ödemiş ise ve fiili ödeme tarihindeki kur tanzim tarihindeki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca tanzim tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere bu hususun tek istisnası çekle yapılan ödemelerdir. Çek bir ödeme aracı olduğundan, çekle yapılan ödemeler için TBK 99/2 fıkrasına göre kur farkı talep edilemez. Zira çekin üzerine fiili ödeme tarihindeki TL karşılığın yazılması zaten mümkündür (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/3819 esas, 2021/2489 karar sayılı, 16/03/2021 tarihli, 2020/4821 esas, 2021/65 karar sayılı ilamları, 18/01/2021 tarihli ilamları).
-Yukarıda yer verilen açıklamalar, alınan bilirkişi raporları kapsamında Mahkememizce yapılan değerlendirmede; 30/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturaların USD cinsinden olduğu, alım satım işlemlerinin USD cinsinden yapıldığı sabittir.
-Bu haliyle davacı tarafın kur farkı talep edebilmesi için ayrıca bir teamülün olması gerekmediği gibi taraflarca sözleşme ile kur farklı talep edilebileceğinin kararlaştırılmasına da gerek bulunmamaktadır.
-Yine taraflar arasındaki ödemelerin banka hesabı aracılığı ile TL cinsinden yapıldığı sabit olup, davacı tarafın bu kapsamda kur farkı talep edebileceği kuşkusuzdur.
-Davacı tarafın kur farklı talep edebileceğinin kabulü akabinde davacı tarafın takip talebinin USD cinsinden olduğu nazara alınarak bu hususun irdelenmesi gerekmektedir.
-Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 26/05/2022 tarih 2020/6941 esas 2022/4076 karar sayılı ilamında; "kur farkı alacağı yabancı para alacağı (döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlediği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacaktır. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Kur farkı alacağı ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacaktır. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de, TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir." hususlarına yer verilmiştir.
-Bu kapsamda istikrar kazanmış Yargıtay içtihatları nazara alındığında davacı tarafın kur farklı talep edebilmesi mümkün ise de bu alacağın TL cinsinden talep edilmesi gerekmektedir.
-Ancak her ne kadar taraflar arasındaki uyuşmazlık kur farkı faturasından kaynaklansa da davacı tarafın takip talebindeki alacağının dayanağı cari hesap olup, cari hesap farklılığına dayanak olan faturaların davalı tarafça itirazi kayıt olmadan ticari defterlere işlendiği, yine ilgili faturaların vergi dairesine bildirildiği görülmektedir. Yine davalının düzenlendiği 05.08.2022 tarihinde .... nolu 5.015,04 TL tutarlı ve .... nolu 4.265,07 TL iade faturalarında alacağın TL -Döviz cinsine ilişkin bir itirazının bulunmadığı, davacı ve davalı tarafın cari hesap kayıtlarının 18/07/2022 tarihi itibariyle uyumlu olduğu ( 41.991, TL = 4.351,00 USD) , akabinde davacı tarafından düzenlenen 06/08/2022 tarihli kur farkı faturasının düzenlendiği, düzenlenen bu faturanın da davalı tarafça ticari defterlere işlendiği sabittir.
-Bu kapsamda davalı tarafın cari hesap alacağına ve kur farkı faturasına doğrudan bir itirazının bulunmadığı, düzenlendiği iki adet iade faturalarının; faturalara konu kumaşların fiyat ve gramajların farklılığına ilişkin olduğu, davalı tarafın bu iddialarını ispat edecek nitelikte bir tespit ve/veya ayıp iddiasının ortaya konulmadığı anlaşılmakla davacı tarafın USD cinsinden cari hesap / kur farkı alacağını tahsil etmesine engel bir hususun bulunmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Her ne kadar davacı tarafça takip talebinde döviz cinsi alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz talep edilmiş ise de talep edilen faiz cinsi ve miktarının yasaya uygun olmadığı, davacı tarafın asıl alacağa 3095 sayılı kanun uyarınca devlet bankalarının dolar cinsinden açılmış 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz üzerinden faiz talep edebileceği anlaşılmakla davanın iş bu yönden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, bu husus takibin ve davanın ferilerine ilişkin olduğundan davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
-Yapılan açıklamalar doğrultusunda takip tarihinden sonra / dava tarihinden önce yapılan ödemeler nazara alındığında davacı tarafın bakiye 3.056,00 USD yönünden takibin haklı sebebe dayandığı, iş bu miktar yönünden davalı borçlunun itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Silivri İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 3.056,00 USD asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanun uyarınca devlet bankalarının dolar cinsinden açılmış 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.966,35-TL karar ve ilam harcından peşin harç olarak alınan 599,99-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.366,36- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 599,99-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 162,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 4.341,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama giderlerinin davalı yan üzerinde bırakılmasınna,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 30.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Silicri Arabuluculuk bürosunun .... nnumaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/11/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır