T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/344
KARAR NO : 2024/753
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 10/04/2023
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/07/2024
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti. ...... ve ...... tarafından iki ortaklı olarak 12/01/2015 tarihinde tescil edilerek kurulduğunu,16/01/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin ... sayısında ... sayfasında ilan ile ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti. unvanını aldığını, akabinde 24/03/2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin ... sayısında .... sayfasında ilan ile hisse devri yapılarak davalı ......'a ortaklık verildiğini, bu hali ile .... Mimarlık Müh. Elekt. İnş Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti. ...... ve ...... ve .... tarafından üç ortaklı olarak tescil edildiğini, son olarak 09/01/2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin ... sayısında ... sayfasında ilan ile hisse devri yapılarak ...'a ortaklık verildiğini, bu hali ile ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti. ...... ve ...... ve ... ve ... tarafından dört ortaklı olarak tescil edildiğini, 400 hisseye ayrılmış olan sermayenin 120 pay karşılığı ......'a, 80 pay karşılığı ....'a, 120 pay karşılığı .... 'a ve 80 pay karşılığı ......'a ait olduğunu, ortaklar pay defteri Silivri .... Noterliğince ... sayı numarası ile 07/05/2018 tarihinde onaylandığını, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektiren haklı sebeplerin mevcut olduğunu, davacı şirketin aile şirketi olduğunu, ......, ...... ve ... kardeş olup ... ise ......'ın eşi olduğunu, ...... ile davalı .... boşanma kararı almış olup davalı .... İstanbul Anadolu ... Aile Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile 14/09/2022 tarihinde boşanma davası açıldığını, ... açılan boşanma davasından sonra davacı şirkete ait olan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah.,... ada, ... parsel 1 - 2 ve 16 nolu bağımsız bölümleri 31/01/2023 tarihinde dava dışı öz abisi .... 'e muvazaalı olarak sattığını, bu satıştan diğer ortakların bilgisi olmadığı gibi satıştan elde edilen parayı da şirket hesabına devrettiğini, diğer ortak taşınmazlar üzerindeki ipoteği kaldırmak üzere başvuru yaptıklarında mal kaçırmak kastı ile yapılan bu satışları tesadüfen öğrendiklerini, taraflarınca dava dışı ...'e ilgi taşınmazların tapularının şirkete devri hususunda dosya esası bilgileri daha sonra bildirileceği üzere Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tapu iptali ve tescil davası açıldığını, ayrıca davalı ..... hakkında yine dosya bilgileri daha sonra bildirileceği üzere Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na güveni kötüye kullanmak iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı .....'ın faaliyetleri bununla da kalmamış olup ...... ile arasında boşanma davası açıldıktan sonra yapılan hiçbir genel kurul toplantısına katılmadığını, davalı ......, ...... ile devam eden boşanma davası sebebi ile kişisel hırslarına yenik düşerek şirketi zarara uğrattığını, hal böyle olunca; şirkete ait taşınmazları muvazaalı olarak satan ve satış bedelini şirket hesabına geçirmeyen, genel kurul toplantılarına katılmayan, müdür ve ortak olarak özen ve sadakat yükümüne aykırı davranan, şirket çıkarlarını hiçe sayan, diğer ortak ile husumeti olduğundan şirket işleyişini sekteye uğratan davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve müdürlükte azline karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; tedbir talebinin kabulü ile, dava süresi boyunca davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olan ...'ın yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davanın kabulü ile, davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olan ...'ın TTK m.630/f.2 gereğince yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davalı .....’ın ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti. ortaklığından çıkartılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı şirketten hisse alabilmek için ailesinden 300 gram altın aldığını, işbu altınları bozdurarak davacı şirketten 140 pay hisse satın aldığını, davacı şirketin kuruluş sermayesi 10.000 TL olup her biri 25,00 TL değerinde 400 paya ayrıldığını, TSG 'nin 24/03/2016 tarihli 9039 sayısının 568. Sayfasında müvekkilin 3.500,00 TL değeninde paya sahip olduğu ilan olduğunu, 25/03/2016 tarihinde ise 2016/02 sayılı ortaklar genel kurulu kararı ile müvekkili davacı şirkete müdür olarak atandığını, 2016 yılından itibaren altın fiyatlarında çok ciddi yükselmeler yaşanmış olup 2023 yılının mayısının ilk haftası itibariyle Merkez bankasının açıkladığı alış fiyatlarına göre 1000/1000 saflık değerinde altının gramı 1.285,64 TL'den satıldığını, müvekkili 300 gr altını bu gün itibariyle bozdurmak istese az 385.692,00 TL ettiğini, 2016 yılındaki altın fiyatları bu kadar büyük bir değişimle katlanarak artarken müvekkili davacı şirketten yatırımının karşılığı olarak yıllarca kar payı dahi alamadığını, davacı şirket ise her geçen gün ticari hayatına devam edip günümüze değin sürdüğünü, müvekkili talep ettiği halde davacı şirketin cari hesap ve tablolarına ulaşamadığını, ancak davacı şirketin ticaret hayatındaki aktif varlığını yıllarca sürdürmesi, ortaklıkta kalması ve hakkı olan alacakları alacağı konusunda kendisinde inanç oluşturduğunu, dava dilekçesinde söz konusu şirketin bir aile şirketi olduğunu, müvekkili ve davacı şirketin bir diğer ortağı olan ...... ile aralarında İstanbul Anadolu ... Aile Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile 14/09/2022 tarihinde boşanma davası açıldığından bahisle müvekkilin ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiğini, müvekkil, söz konusu şirkete yatırım yaparak pay sahibi olmuş olup kendisine eşi tarafından herhangi bir pay devri yapılmadığını, limited şirkete yatırını yaparak paydaş olmak isteyen herhangi bir yatırımcı gibi şirketteki hisselerini ailesinden aldığı para ile satın almış ve paydaş olduğunu, müvekkili, davacı limited şirketteki hisselerini kurmuş olduğu evlilikle kazanmamış olup söz konusu aile birliğinin sonlandığında da kaybetmesi beklenemeyeceğini, hal böyleyken davacı şirketin aile şirketi olmasından bahisle müvekkilin şirket ortaklığından çıkar iması gerektiğine dair talebinin kabulü mümkün olmadığını, davacının bir diğer iddiası ise müvekkilin dava dışı ...'e şirkete ait olan taşınmazları devretmiş olduğunu, söz konusu iddia neticesinde davacı şirketin Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayısı ile âçmış olduğu dava derdest olup müvekkilin iddia edilen muvazaalı işlemi yapıp yapmadığına dair tahkikat sürdüğünü, davacının iddiası sözde olup ancak söz konusu dava sonuçlanınca gerçekler açığa çıkacağını, hal böyleyken davacının iddia ettiği davanın, sonucu beklenmeden bu iddialara dayanarak müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılması beklenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için bu durumun gerçek olduğu düşünülse bile aşağıda detaylıca anlatılacak sebeplerle müvekkil yıllardır davacı şirketten bir kuruş kar payı alamadığını, müvekkil herhangi bir limited şirkete yatırım yapan her paydaş gibi kar payı kazanmak için ortak olduğu şirketten kar payı alamamasının yanında hisse almak için verdiği paraları tabiri caizse hibe etmiş gibi kendisine davranılmış, hiçbir kazanç ve itibar sağlayamadığını, davacı şirket muvazaalı satışlar yaparak ve el altından işlemler gerçekleştirerek kar elde etmesine rağmen müvekkile şirketle ilgili bilgi vermekten kaçınmış söz konusu kar paylarını müvekkilden saklamış ve vermediğini, kabul olmamakla beraber, müvekkilin yıllar içinde birikmiş alacakları iddia edilen işlemden çok daha fazla olup söz konusu taşınmazların devri müvekkilin alacaklarının bir kısmını ancak karşılayabilecek nitelikte olduğunu, neticeten; itirazların kabulüne ve davanın reddi ile dava masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dosyanın 1 SMM ve 1 sektör uzmanı bilirkişiye tevdii ile davacının ticari defter ve kayıtlarının tetkiki ile davacının iddiasına konu hususların tetkiki, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirir haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, şirket malvarlığını azaltıcı işlemlerinin bulunup bulunmadığı, müdürlük görevini özen ve sadakat yükümlerine uygun olarak yerine getirip getirmediği, TTK m.630/1 de belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususları değerlendirilerek rapor tanziminin istenmesine karar verilmiş olup, SMM ... ve Hukukçu Prof. Dr. ...'ın 26/03/2024 tarihli raporunda özetle; dava konusunun, davacı şirketin, davalının ortaklıktan çıkarılması ve davalının yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması talebinden ibaret olduğunu, dosyaya mübrez tapu kayıtları ve satış senetlerinden mezkur gayrimenkullere ilişkin davacı şirket ile davadışı .... arasında satış işleminin gerçekleştiğini, davacı şirket yetkilisi olarak davalı .....'ın imzasının bulunduğunu, davacı şirket ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede dava konusu gayrimenkullerin şirket aktifinde yer almadığını böylece gayrimenkullerin satışına ilişkin muhasebe kaydının da bulunmadığını, davalı yanın mezkur satışa ilişkin herhangi ödeme belgesi sunmadığını, haklı nedenle ortaklıktan çıkarılma koşullarının sebep unsuru bakımından gerçekleştiğini, ortaklar kurulu kararının bulunduğunu, bu kararın iptali yönünde bir mahkeme kararı bulunmadığını, ortağın ayrılma payının ödenmesi koşuluyla ortaklıktan çıkarılma koşullarının oluştuğunu, .... 'ın yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılması bakımından talep hakkını sadece ortaklara ait olduğu oysa bu yöndeki talebin davacı sıfatıyla şirket tarafından yöneltildiğini, şirketin bu anlamda aktif husumet ehliyetini haiz olmadığını, ayrıca ortaklar kurulunca her zaman müdürün görevini sınırlandırılabileceği ya da görevden alınabileceğini, bu anlamda davacı şirketin bu talep bakımından hukuki yararının da bulunmadığını bildirmişlerdir.
Davanın, limited şirket tarafından açılan şirket ortağının şirket ortaklığından çıkarılması ve müdürlük yetkisine son verilmesi istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlık konularının davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirir haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, şirket malvarlığını azaltıcı işlemlerinin bulunup bulunmadığı, müdürlük görevini özen ve sadakat yükümlerine uygun olarak yerine getirip getirmediği, TTK m.630/1 de belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarına ilişkin olduğunu anlaşılmıştır.
TTK'nın 616/1.b maddesinde, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun kanundan kaynaklanan devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. TTK'nın 630. maddesinde de "Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır" hükmü düzenlenmiştir.
Sıfat (husumet) kavramı, gerek doktrinde gerekse uygulamada dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkiyi ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Davanın taraflarına göre de, aktif husumet (davacı sıfatı) ve pasif husumet (davalı sıfatı) şeklinde ayrıma tabi tutulmaktadır. Sıfat yokluğu savunması yargılamanın her aşamasında davanın taraflarınca ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de, re'sen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında, genel kurul kararı ile müdürün yönetim hakkı ve temsil yetkisinin sınırlandırılabileceği, TTK'nın 616/1.b maddesi uyarınca müdürlerin atanmaları ve görevden alınmalarının genel kurulun kanundan kaynaklanan devredilemez yetkileri arasında olduğu, TTK'nın 630/2-3 madde ve fıkraları uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde ise, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını her ortağın mahkemeden talep edebileceği ve bu itibarla, davacı şirketin TTK'nın 630/2-3 vd. maddelerine dayalı olarak işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının şirket müdürünün azli talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması istemi bakımından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 640. maddesi gereğince, şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülmemiş olsa bile, haklı sebebe dayanılarak şirketin istemi üzerine bir ortağın mahkeme kararıyla şirketten çıkarılabilecektir. Maddede açıkça öngörüldüğü gibi, bir ortağın mahkeme kararıyla şirketten çıkarılmasına dair davayı ancak şirketin açabilecektir. Şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı yasanın 621/1-h maddesi gereğince temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun katılımıyla alınmış bir genel kurul kararının varlığı gerekli ve zorunlu olup, yargılama aşamasında bu eksiklik tamamlanmıştır.
Doktrinde haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. Türk yargı kararlarında ise; Haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir.
Ortağın haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin TTK'nın 640. maddesinde, nelerin haklı sebep sayılacağı belirtilmemiştir. Bu durumda şirket kavramı ve şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen, şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Ancak haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığının her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacı taraf davalının şirkete ait olan taşınmazları muvazaalı olarak 3.kişiye sattığını ve elde edilen paranın şirket hesaplarına aktarılmadığını iddia etmiş, tanzim olunan bilirkişi raporu ile satışın gerçekleştiği, satış işlemlerinde davalının imzasının bulunduğu, şirket kayıtlarında satış bedelinin olmadığı ve ödeme belgesi de sunulmadığı tespit edilerek davalının ortaklıktan çıkarılması koşullarının oluştuğu kanaatine yer verilmiş ise de, taşınmazların tapularının iptali için kayıt malikine karşı Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayıtlı davanın derdest olduğu, bu husus dışında şirket ortaklığından çıkarılması bakımından haklı sebep teşkil edebilecek bir olayın ileri sürülmediği, şirketin zararı bulunmakta ise sorumluluk davası açılması imkanı bulunduğu anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 179,90 TL'den tenzili sonucu eksik bakiye 247,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.10/07/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır