T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/51 Esas
KARAR NO: 2023/1178
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 16/01/2023
KARAR TARİHİ: 17/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/11/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava konusu hasarın meydana gelmesinde metro inşaatının yüklenicisi .... Madencilik İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kusurlu olduğunu, 01.12.2017 tarihinde ''... Mah. ... Cad. ... Rez. No:35 Bağcılar/İstanbul'' adresinde bulunan sigortalı .... Siteye ait binada, ... Madencilik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yüklenicisi bulunduğu metro yapımı inşaatından dolayı yağmur giderlerinde oluşturulan tıkanıklık sonucunda hasar oluşması sebebiyle meydana geldiğini, metro İnşaatı neticesinde yağmur giderlerinin tıkandığını, meydana gelen yağışlarda -3 ve -2 Katlarda bulunan toplantı odaları, ara koridor tavan ve duvar boyalarında hasarlar meydana geldiğini, davalı yüklenici şirketin meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, kusurlu olan davalı tarafın TBK genel hükümle ve sair mevzuat gereği, kusuru nedeniyle sebebiyet verdiği maddi hasarlardan sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun halefiyet başlıklı maddes gereğince maddi hasara sebebiyet veren davalı tarafa karşı rücu yetkisinin bulunduğunu, açıklanan nedenlerle avalı borçlu aleyhine başlatılmış olan Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından davalı tarafından yapılan itirazın iptalini, % 20’dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde, dava konusu zararın 01.12.2017 tarihinde meydana geldiğini, söz konusu zarara yönelik sigortalıları adına 2018 yılında ödeme yaptıklarını, yapılan ödemeye istinaden 2018 yılında icra takibi başlattıklarını beyan ettiğini, zararın meydana geldiği tarih ve davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi dikkate alındığında talep edilen tazminatların zamanaşımına uğradığının anlaşılacağını, her ne kadar dava dilekçesi ekinde meydana gelen zarara yönelik ekspertiz raporu ve fotoğraflar bulunsa da bu belgelerin tarafsız olmaması ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmaması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, görüleceği üzere dayanak olarak gösterilen ekspertiz raporu hiç bir delile dayanmadan tamamen soyut, varsayımlar üzerine hazırlandığını ve tek taraflı olduğunu, raporların hükm esas teşkil edebilecek nitelikte olmadığını, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, somut olayda davacı taraf, meydana gelen zararın müvekkili şirket çalışmalarından kaynaklı olduğunu iddia etse de bahsi geçen zarara müvekkili şirketin sebep olduğuna yönelik tek taraflı ve tamamen varsayımlar üzerine hazırlanan ekspertiz raporu dışında herhangi bir belge sunulmadığını, davacının iş bu davada salt zararı değil zarar ile fiil arasındaki bağı da ispat etmesi gerektiğini, kabul etmemekle birlikte davaya konu zarardan müvekkili şirket sorumlu olsa dahi davacı tarafın sunduğu belgelere göre zarar bedel tespiti yapılmasının kabul edilemeyeceğini, bu hususta uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dava konusu zararın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığından, zarar ile müvekkil şirket faaliyeti arasında illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığını, metro çalışması esnasında sigortalı binaya zarar verme kastının olmadığının son derece açık olduğunu, zararın müvekkili şirket tarafından gerçekleşip gerçekleşmediği dahi belli değilken müvekkil şirkete herhangi bir kusur ithafının mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin sorumlu olduğunu kabul etmemekle birlikte kusur tespiti yapılırken zararın meydana gelmesinde hangi faktörlerin sebep olduğunun bu faktörlerin tamamen müvekkili şirketten mi kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan, bu hususun mahkeme yargılaması sonucunda belirlenebilir olacağından borcun likit olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, icra inkar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete haksız isnatta bulunduğunu, herhangi bir delil bulunmamasına rağmen, bahsi geçen zarardan sorumlu tutularak hakkında icra takibi başlatılması ve itirazına yönelik dava açılmasının kabul edilemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunun izahtan vareste olduğunu, İcra ve İflas Kanunu hükümleri gereği davacının iddia alacağın %20sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle zamanaşımına uğrayan davanın usulden reddini, hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, icra takiplerinin iptalini, davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddini ve davacının iddia alacağın %20sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafından karşılanmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile dava dışı sigortalıya site sigorta poliçesi kapsamında ödenen bedelin davalı tarafın kusurlu olduğu iddiasıyla rücuen tahsili istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, hasar dosyası, ödeme evrakları dosya arasına alınmış ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 6.120,95 TL asıl alacak, 369,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.490,72 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "sigorta şirketi rücu dosyası" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-
Somut olayda taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacı tarafından teminat altına alınan iş yerinde meydana gelen hasar sebebiyle sigortalıya ödenen meblağın, davalı tarafın ilgili zarara kusurlu davranışlarıyla sebebiyet verip vermediğinin belirlenmesi, ödenen bedelin davalıdan tahsili mümkün ise miktarı noktasında toplanmaktadır.
-TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.(eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
-Halefiyet ilkesi doktrinde ''zarar gören sıfati ile sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle meydana gelen zararlar için üçüncü şahsa karşı harhangi bir hukuki sebebe binaen tazminat alacağına sahip ise, bu hakkı ödenen sigorta tazminatı miktarınca kanun icabı sigortacıya geçmesi hali'' şeklinde tanımlanmıştır.
-Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK, 05/02/2019, E. 2017/17-1088, K. 2019/65 tarih ve sayılı kararı).
-Buna göre davacı sigorta şirketi, sigortalısının uğradığı zararı karşılamış olmakla, halefiyet ilkesine göre, (TTK. m.1472) maddesi kapsamında, ödediği tazminat dolayısıyla sigortalının haklarına sahip olur ve zarardan sorumlu olan üçüncü kişilere karşı kusuru ölçüsünde doğrudan doğruya dava açarak rücu hakkını kullanabilir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda dava konusu hasarın meydana gelmesinde ya da ağırlaşmasında davalı tarafın kusurunun bulunup bulunmadığı, davalı tarafın kusuru mevcut ise davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenen bedelin olayın oluş şekline ve dönem piyasa rayicine uygun olup olmadığının belirlenmesi ve varsa fazlaya ilişkin ödenen bedelin tespit edilmesi amacıyla dosyanın 1 inşaat mühendisi ve 1 sigortacı bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 20/06/2023 tarihli raporda özetle;davacının dava dışı sigortalısı sitede meydana gelen dahili su hasarı, yağan yağmurun drenajı ile alakalı olduğu, bu drenajın, Davalının faaliyeti sırasında yapmış olduğu hatalı ve/veya yanlış inşaat faaliyeti sebebiyle tıkanması hususunda, dosya muhteviyatında, yeterli bir araştırma, teknik inceleme gibi kanıt niteliğinde bir belge bulunmadığı, yağan yağmurun şiddeti, bu şiddette yağan yağmurun site yağmur gider drenaj kapasitesinin karşılayıp karşılamadığı, tıkanmanın, site yönetiminin yağmur gider drenaj borularına yapmış olduğu temizleme bakım çalışmalarının yapılıp yapılmadığı hususları konusunda kanıt bulunmadığı, belirtilen sebeplerle dava konusu hasarın meydana gelmesinde ya da ağırlaşmasında davalı tarafın eldeki kanıtlara gore kusurunun bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede, her ne kadar davacı tarafça davalı tarafın kusurlu olduğu iddiası ile dava dışı sigortalıya ödenen bedelin sigorta poliçesi kapsamında halefiyet kuralları gereğince rücuen tahsili istemi ile takip başlatılmış ve akabinde iş bu dava açılmış ise de; sigorta şirketi tarafından sunulan hasar dosyası ve ekindeki tespitlerin davalı tarafın zarara konu olayda kusurunun bulunduğunun ispatına yeterli ve elverişli olmadığı, davacı tarafından zarar tarihi itibariyle yargı makamlarınca yapılan tespite ilişkin bir bilgi ya da belgenin dosyaya ibraz edilmediği, bu haliyle davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı 3. Kişinin haklarına halef sıfatıyla açılan iş bu davada davalı yanın kusurlu ya da ihmali davranışı ile zarara sebebiyet verdiğini ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 6.490,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
17/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır