T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/568 Esas
KARAR NO : 2024/735
DAVA : İtirazın İptali (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/06/2023
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyası üzerinden haciz işlemi yapılarak menkul malların muhafaza altına alınmış olduğunu, bu işlem sonucunda muhafaza altına alınan menkuller için alacaklı vekili ile müvekkili arasında imzalanan 25/05/2016 tarihli yediemin teslim zabtı – ücret sözleşmesi – uyarınca günlük 116,00-TL bedelle müvekkiline teslim edilmiş olduğunu, muhafaza altına alınan mahcuzların muhafaza tarihinin üzerinden uzun süre geçmiş olmasına rağmen müvekkili yedinden alınmadığı gibi herhangi bir yedieminlik ücreti de ödenmemiş olduğunu, davalı taraf ile 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek depo ücreti için yapılan tüm şifahi görüşmelerin sonuçsuz kalmış, davalının ödeme yapmadığı gibi menkul malları satışa çıkarmamış veya yediemin değişikliği de yapmamış olduğunu, bu nedenle Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 01/08/2017 tarihinden 13/02/2023 tarihinde kadar birikmiş 2021 günlük alacağa tekabül eden 234.436,00 TL bedel üzerinden icra takibine geçilmiş olduğunu, davalı tarafın itiraz dilekçesinde borca ve tüm ferilerine itiraz etmiş olduğunu, davalı- borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine dava şartı olarak arabulucuya başvurulmuş ve anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı tarafın itirazlarının kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı müvekkilinin tacir olup görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğunu, bu nedenle de iş bu itirazın iptali davasını mahkememizde açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince imzalanmış olduğunu, davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu, davalı borçlunun borcunu ödememesi sonucun da, menkullerin müvekkiline teslim edildiği 01/08/2017 tarihinden 13/02/2023 tarihinde kadar birikmiş 2021 günlük alacağa tekabül eden 234.436,00 TL yediemin ücretinin tahsili için icra takibi yapılmış olduğunu, müvekkilinin bu ücretini talep ettiği icra takibinin de davalı- borçlunun kötüniyetli olarak ve sırf müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek maksadıyla yaptığı itirazla durmuş olduğunu, davalı borçlu vekili ile imzalanan ücret sözleşmesinde açıkça belirtilmesine ve borcun ödendiğine dair herhangi bir belge sunulmamasına karşı, davalının borcu olmadığına dair iddiasının kötüniyetli olduğunu, yine asıl alacağın likit olduğunu beyanla; davalı-borçlunun, icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan ve yine yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden, davalı – borçlunun, takip konusunun alacağın % 20’ sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı- borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, 01.08.2017 - 02.03.2018 arasındaki dönemde doğduğunu iddia ettiği yediemin ücreti yönünden daha önce müvekkilinin itirazı ile durdurulmuş olan İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takibini açmış olduğundan bu dönem aralığına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı icra takibine konu taleplerini 01.08.2017 ile 13.02.2023 tarih aralığında doğduğunu iddia ettiği yediemin ücreti yönünden yöneltmiş ise de; davacının daha önce 26.07.2017 ile 02.03.2018 arasındaki dönem için aynı tutanağa dayalı taleplerini İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı ilamsız takip dosyası üzerinden de yöneltmiş; anılan takibin müvekkilin itirazı üzerine durmuş olduğunu, dolayısıyla davacının taleplerinin 01.08.2017 ile 02.03.2018 arasındaki kısmı başka bir icra takibine konu edilmiş olduğundan bu döneme ilişkin taleplerin hukuken dinlenebilir yönünün bulunmadığını, itirazın iptali talebinin anılan dosya üzerinden yöneltilmesi gerektiği hususunun medeni muhakeme hukukunun ve icra hukukunun yerleşik kuralları kapsamında sabit olduğunu, davacının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasına ilişkin olarak süresi içerisinde itirazın iptali davası açmadığından anılan takipteki dönem aralığı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının İİK md. 88'de yer alan prosedürü tamamlamadan müvekkiline talep yöneltebilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca yine aynı hüküm doğrultusunda yedieminlik ücretine ilişkin taleplerin, ancak haciz yapılan icra dosyası üzerinden yöneltilebilecek ve bu ilişkiden doğan uyuşmazlıklarda da icra mahkemelerinin görevli olacağını, İİK md. 88/6 hükmünün uygulanması bakımından yedieminin özel veya resmi yediemin olması arasında bir farklılık bulunmadığını, davacı tarafından bu hükümde yer alan prosedür tamamlanmadığı gibi, bu yönde bir iddiada da bulunulmamış olduğunu, bu nedenle başkaca bir araştırmaya gerek olmaksızın davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, İİK md. 88'de yer alan işlemlerin, yedieminlik ücreti bakımından dava şartı niteliğinde olduğunu, ayrıca, aktarılan hükümlerden talebin müvekkiline değil, icra müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğinin de net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, İİK m. 88/6'daki prosedür uygulandığında da davanın ancak icra hukuk mahkemesinde görülebilecek olduğunu, Yargıtay içtihatları doğrultusunda davacının talebinin mahkememizde görülmesinin mümkün olmadığını, hacizli malların yediemine teslimi; kamusal niteliği olan, İİK md. 88'e göre yürütülen bir takip işlemi olduğunu, müvekkilinin üzerinde tasarruf hakkı olmayan (mülkiyeti takip borçlusuna ait) hacizli mallar için TBK md. 561 kapsamında saklama sözleşmesi akdetmesinin mümkün olmadığını, davacının, icra hukuku mevzuatı kapsamında teslim aldığı dava konusu mallara ilişkin olarak ilgili mevzuatta belirlenmiş bütün sınırlamalara tabi olduğunu, dolayısıyla Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği'nde yer alan hükümlerin davacı bakımından bağlayıcı olduğu gibi, ücretin belirlenmesinde de tarife hükümlerine göre değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğunu, aksinin kabulü halinde, icra hukukunun emredici hükümlerine göre davacıya teslim edilmek zorunda kalan hacizli mallar bakımından müvekkilinin hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı şekilde ücret ödeyerek zararla karşılaşması; buna karşın davacının ise hiçbir icra hukuku kuralıyla bağlı olmaksızın haksız şekilde kazanç elde etmesi sonucunu doğuracak olduğunu, icra hukukunda hacizli malların ne şekilde korunacağına ilişkin çerçevenin net bir şekilde belirlenmiş olduğunu, İİK md. 88/5 uyarınca: "Haczedilen mallar, Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir." davacının yukarıda aktarılan hüküm doğrultusunda lisanlı/yetkili olduğuna ilişkin bir veri bulunmadığını, ancak, bir an için "özel yediemin" olarak davacının müvekkili tarafından haczedilen malların korunması konusunda yetkili olduğu kabul edilse bile, bu yetkinin kapsamının belirlenmesinde resmi yedieminler bakımından kanun, yönetmelik ve sair ilgili tüm mevzuatla getirilen sınırlamaların davacıyı da bağlayacağını, davacının, tacir olarak icra hukuku kurallarının hakim olduğu alanda ticari faaliyette bulunurken resmi niteliği bulunan bu işle ilgili kanuni sınırlamalardan da haberdar olmak zorunda olduğunu, icra hukukunun bu yönde getirdiği emredici düzenlemelerin takibin bütün tarafları bakımından birçok güvenceyi de sağlamak amacıyla getirildiğinin gözden uzak bulundurulamayacağını, bu nedenle; -Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere- özellikle Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği ile getirilen sınırlamaların davacı bakımından da bağlayıcı olduğunu, davacı tarafça mahcuz malların sanki icra müdürlüğünün dahili bulunmaksızın müvekkille aralarında yaptıkları bir ticari sözleşme gibi ele alınmış olduğunu, oysa, yapılan işlemlerin bünyesi gereği hacizli malların yediemine teslimi yönündeki iradeyi oluşturanın ve malları teslim edenin müvekkili değil, icra müdürlüğü olduğunu, talebe dayanak "Yediemin Teslim Zaptı"; isminden de anlaşılacağı üzere mahcuzların icra müdürlüğü tarafından yediemine teslimine ilişkin tutulan bir tutanak olduğunu, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde yapılan özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olmadığını, icra hukukunun emredici kuralları gereği takip alacaklısı müvekkilinin, borçludan haczedilen ve muhafazasına karar verilen mallar üzerinde bir tasarruf yetkisi bulunmadığını, hacizli malların müvekkiline ait olmadığını, dava konusu hukuki ilişkinin, İİK'daki sınırlamalara ve usullere tabi ve kendine özgü bir sözleşme değil, TBK md. 561 vd. hükümleri kapsamında saklama sözleşmesi olarak nitelendirilecek ise anonim şirket olan müvekkili adına sözleşmeyi ancak şirket yetkilileri imzalayabileceğinden ve dava konusu Yediemin Teslim Zaptı müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmamış olduğundan, dava konusu belgenin müvekkili bakımından hiçbir bağlayıcılığı bulunmadığını, avukatın yetkileri icra takip işlemleri ile sınırlı olduğundan, vekil sıfatıyla ticari sözleşme imzalanarak müvekkilininin borç altına sokulmasının mümkün olmadığını, borçlar hukukunun ve ticaret hukukunun temsil konusundaki yerleşik ilkeleri uyarınca iddia konusu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler tarafından imzalanması gerektiğinden hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca taraflar arasındaki ilişki TBK md. 561 uyarınca "genel saklama sözleşmesi" olarak nitelendirilecek ise; borçlar kanunundaki saklayanın yükümlülüklerine ilişkin hükümler kapsamında dava konusu malların ne durumda olduklarının; kanuni yükümlülüklere uygun şekilde korunup korunmadıklarının da tespiti yönünden araştırma yapılmasını talep ediyor olduklarını, dava konusu mahcuzlar üzerindeki hacizler düşmüş olduğundan bu malların İİK md. 88/6 kapsamında "muhafazasına gerek olmayan mal" niteliğinde olduğunu, talebe dayanak Yediemin Teslim Zaptı'nın konusu "hacizli mallar" olduğundan haczin düştüğü tarihten sonraki dönem için davacının müvekkilinden talepte bulunabilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu haciz ve muhafaza işlemi ve hacizli malların davacıya ait yediemin deposuna icra müdürlüğü tarafından teslim edilmesine ilişkin işlemin 25.05.2016 tarihinde gerçekleşmiş olduğunu, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün haciz işlemlerinin gerçekleştirildiği ... Talimat sayılı dosyası içeriğinde de görüleceği üzere davacıya teslim edilen mahcuzlar hakkında satış talebinde bulunulmasından sonra icra müdürlüğü tarafından 1. satış tarihinin 26.12.2016 olarak; 2. satış tarihinin ise 10.01.2017 olarak belirlenmiş; her iki satışta da mahcuzlara alıcı çıkmaması üzerine satışın düşmüş olduğunu, İİK md. 129 hükmü uyarınca 6 ay içerisinde yeniden satış talebinde bulunulmamış olması nedeniyle 10.07.2017 tarihi itibariyle dava konusu mahcuzlar üzerindeki bütün hacizlerin düşmüş olduğunu, dolayısıyla davacının talebine konu dönem aralığında talebe konu taşınırlar "mahcuz" sıfatını kaybetmiş olduklarından davacının talebinin hukuken dinlenebilir yönü bulunmadığını, dolayısıyla bu taşınırlar hakkında 10.07.2017 tarihinden sonra müvekkilinin herhangi bir icra takip işlemi gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, borçluya ait malların borçlu tarafından iade alınması için icra müdürlüğü tarafından İİK md. 88/6 hükmü uyarınca muhtıra gönderilmesi, malların borçlu tarafından iade alınmaması halinde ise mallar satılarak muhafaza bedellerinin satış bedelinden karşılanması gerektiğini, davacının bu hukuki imkanları kullanmayarak doğrudan müvekkilinden talepte bulunmasının açıkça kötüniyetli ve hukuka aykırı olduğunu, davacının iddiasının kabul edilmesi halinde; sanki bir kez yediemine teslim edilmekle bu malların artık ilanihaye müvekkili sorumluluğunda yedieminde kalacağı gibi açıkça hakkaniyete aykırı bir sonuç doğacağını, İİK md. 88/6 hükmünün ise, yukarıda açıkladıkları sakıncanın önüne geçmek adına düzenlenmiş, ayrıca, yönetmeliğin 16. maddesinin en başta aktardıkları hükümleri uyarınca davacının, deposunda bulunan mallar üzerindeki haczin devam edip etmediği araştırmak ve artık muhafazasına gerek kalmadığı tespit edilen malların satışı için icra müdürlüğüne talepte bulunmakla yükümlü olduğunu, Yedieminin, satışı icra müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bir hacizli malı ihale alıcısına teslimden kaçınamayacağı gibi, üzerinde artık haciz bulunmayan bir malın icra hukuku kapsamında saklanmasının hukuki dayanağı kalmadığından bu mallar hakkında alacaklı müvekkilinden bir talepte bulunulmasının da düşünülemeyecek olduğunu, tüm bu hususların, dava konusu ilişkinin icra hukuku karakterli olduğunu ve taraflar arasında TBK md. 561 vd. hükümleri kapsamında bir genel saklama sözleşmesi bulunmadığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davacıya ait depoda bulunan dava konusu taşınırların müvekkili tarafından 11.08.2021 tarihinde yeniden haczedilmiş; bu menkulleri elinde bulunduran davacı tarafın, yediemin olarak muhafaza ettiği bu mahcuzlar hakkında ücret talebi bulunmadığını beyan etmiş olduğunu, davacının beyanının talimat dosyasında bulunan haciz tutanağı ile de sabit olduğunu, davacının beyanı uyarınca bu tarihten sonraki dönem için yediemin teslim tutanağında belirlenen günlük 116,00 TL üzerinden ücret talep edebilmesi mümkün olmadığından bu haciz işleminden sonraki dönem açısından yediemin ücretinin yediemin ücret tarifesine göre belirlenmesi gerektiğini, öte yandan; bu haciz işlemi sonrasında satış talebinde bulunulmasının ardından 1. ihale tarihi 29.03.2022; 2. ihale günü ise 29.04.2022 olarak belirlenmiş; her iki satışta da alıcı çıkmaması üzerine satış düşmüş; aynı menkuller üzerindeki hacizlerin ise 2. ihaleden sonra 6 ay geçmesi ile 29.10.2022 tarihinde düşmüş olduğunu, dolayısı ile davacı tarafın huzurdaki davada sadece ikinci haczin gerçekleştiği 11.08.2021 tarihi ile haczin düştüğü 29.10.2022 arasındaki dönem için talepte bulunabilecek; davacının haciz işlemindeki beyanı doğrultusunda yediemin ücretinin resmi tarifeye göre hesaplanması gerekeceğini, bu hesaplama için mahcuzların kıymetinin ve hacminin belirlenmesi gerektiğinden davacının alacağının likit olmadığını ve icra inkar tazminatı talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, yukarıdaki itirazları baki kalmak kaydıyla; bir an için takibe dayanak Yediemin Teslim Zaptına göre hesaplama yapılması kabul edilse bile, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ücretten hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, yukarıda açıklandığı üzere davacının talepleri usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak bir an için Yediemin Teslim Zaptına göre hesaplama yapılması kabul edilse bile burada fahiş olarak belirlenmiş günlük ücret üzerinden hesaplama yapılması hakkaniyete açıkça aykırı olduğundan yerleşik Yargıtay kararları uyarınca ücretten hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini beyanla; davacının huzurdaki davaya konu taleplerinin 01.08.2017-02.03.2018 arasına tekabül eden kısmı için daha önce İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından takip başlatmış olduğundan bu kısım yönünden davanın usulden reddine, İİK md. 88 hükmü uyarınca icra dairesi aracılığıyla yöneltilebilecek talep bakımından davacının dava ehliyeti bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine, davada İcra Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan mahkememizin görevsizliğine, neticede haksız davanın reddine, davacının % 20'den aşağı olamamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, saklama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... talimat sayılı dosyasında muhafaza altında bulunan menkul mallara ilişkin taraflar arasında yapılan saklama sözleşmesi kapsamında 01/08/2017 ila 13/02/2023 tarih aralığında davacının yediemin ücreti alacağı bulunup bulunmadığı, yediemin ücretinin başkaca icra dosyalarında takibe konu edilip edilmediği, yediemin günlük ücret miktarı, malların yedieminde kalma süresi ve davacı alacaklı ise miktarı hususlarındadır.
Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 234.436,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusunun vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği ve takibin durmuş olduğu anlaşıldı.
İstanbul .... İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak .... Esas sayılı takip dosyasının uyap üzerinden mahkememize gönderilmesinin istenilmesine, İstanbul .... İcra ... E. sayılı dosyası ikmalen dosyaya celbedildiğinde dosyanın yediemin ücreti konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile rapor tanziminin istenmesine karar verilmiş olup, İİK Mevz. Kayn. Nit. Hes. Uzmanı bilirkişi .... 21/03/2024 tarihli raporunda özetle; davalı tarafın alacaklı olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından dava dışı borçlu aleyhine alacaklarının tahsili amacıyla yazılan haciz talimatı ile Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... Talimat sayılı dosyasından hacze çıkılmış olup, 25/06/2016 tarihinde toplam değeri 64.245,00 TL olan 215 adet mahcuz haczedilmiş ve malların Güven Yediemin Deposu'na bırakılmış olduğunu, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasından satış kararı alınmış ve malların satışa çıkarılmış, ancak 1. ve 2. ihalelerde istekli çıkmadığından satışın düşürülmüş olduğunu SONUÇ OLARAK: Lisanslı yediemin depoları yönetmeliği ücret tarifesi esas alındığında ilgili mahcuzlara
ilişkin yediemin ücretinin 14.849,00 TL olduğunu, alacaklının İstanbul ... İcra
Dairesinin .... E. sayılı dosyası ile iş bu tutardan daha fazla tutar (25.500 TL)
için takip yaptığını, tarafların aralarında akdettikleri yedieminlik ücreti sözleşmesinin esas alınması ve
İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile yapılan takip
gözetilmeksizin yapılan hesaplamada takip dosyası kapsamında yediemin ücreti
alacağının 234.436,00 TL olduğunu, tarafların aralarında akdettikleri yedieminlik ücreti sözleşmesinin esas alınması ve İstanbul .... İcra Dairesinin .... E. sayılı dosyası ile yapılan takip gözetilerek
yapılan hesaplamada takip dosyası kapsamında yediemin ücreti alacağının
209.844,00 TL olduğunu bildirmiştir.
Dosyanın davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu beyan ve itirazlar doğrultusunda ek rapor tanzim edilmek üzere bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi 14/06/2024 tarihli ek raporunda özetle; tarafınca düzenlenen 21/03/2024 tarihli kök raporda gerek Lisanslı Yedieminler Yönetmeliği gerekse de taraflar arasında düzenlenen yedieminlik ücreti sözleşmesi esas alınarak alternatifli hesap yapılmış olduğunu, bu hesaplardan hangisinin hükme esas alınacağının mahkememiz takdirinde olup, yapılan hesaba yönelik maddi hataya dayalı bir itirazda bulunulmadığından kök raporda bir değişiklik yapılmasına gerek görülmediğini bildirmiştir.
Davaya konu icra takibi "yediemin teslim sözleşmesi"ne dayalı olup, dosya arasında mevcut yediemin teslim zaptı-ücret sözleşmesi uyarınca taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sabittir.
Davalı vekilince aynı sözleşmeye dayalı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı takip dosyası nedeni ile takip yapıldığı belirtildiğinden ve dosyanın celp edilip incelenmesinde aynı sözleşmeye ve aynı talimat dosyasına konu hacizli malların muhafazasına ilişkin olduğu anlaşılmakla tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek adına ve takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereğince belirtilen dosya borcu işbu dosya kapsamında hesap edilen boçtan düşülmüştür.
Her ne kadar davalı tarafça "İİk m.88'de belirtilen prosedürün uygulanmadığı, tarife hükümleri uyarınca hesaplama yapılması gereği" savunmasında bulunulmuş ise de dosyada mevcut haciz tutanakları ve diğer belgeler ile sabit olduğu üzere sözleşmeye konu malların davalı tarafın alacaklısı olduğu icra takibine ilişkin haczedilerek davacı tarafa yediemin olarak teslim edildiği, mallar üzerinden haczin düşmesinin davacının sözleşme kapsamındaki muhafaza edimini yerine getirmesine engel teşkil etmediği, davalı takip alacaklısının da bu yönde bir talebi bulunmadığı anlaşılmakla, davalının bu yöndeki iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.
Taraflar arasında saklama sözleşmesi bulunduğu, tarafların sözleşme özgürlüğü gereğince ücreti serbestçe kararlaştırabilecekleri, tarafların ücreti sözleşme ile kararlaştırmış olmaları nedeniyle Adalet Bakanlığı Yönetmelik hükümlerinin uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
Dosya kapsamında sözleşme özgürlüğü ve hizmetin verilmiş olması da gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşmenin usulüne uygun ve geçerli olduğu, 01/08/2017- 13/02/2023 tarihleri arasındaki yediemin ücret bedelinin davacı tarafından talep edilebileceği, İstnabul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyasına konu 212 düşülmesi sonucu kalan 03/03/2018-13/02/2023 tarihleri arasındaki dönem için 209.844,00 TL talep edilebileceği hesaplanmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmeye göre Yargıtay (kapatılan) ... Hukuk Dairesinin yerleşik kararları gereği, mahcuzların değeri, depoda kaldığı sürenin uzunluğu, ortaya çıkan yediemin ücretinin miktarı göz önüne alınarak, TBK 51.maddeye göre hakkaniyet indiriminin yapılması gerekmektedir. (İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi 2020/2277 E. -2024/34 K. Sayılı ilamı)
Buna göre verilen hizmet süresi dikkate alındığında (2021) günlük 116 TL'den ödenmesi gereken toplam yedieminlik ücretinin 234.436,00 TL olduğu, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Takip dosyasına konu borcun düşülmesi sonucu 209.844,00 TL alacağın talep edilebileceği, hacze konu malların değeri ve eldeki davadan önce çok uzun bir süre davacı-yedieminde kalmış olması gibi nedenlerle hakkaniyet kuralları gereğince Türk Borçlar Kanun 52.maddesine göre yüzde 70 hakkaniyet indirimi yapılmasının yerinde olacağı, bu doğrultuda davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarının 62.953,20 TL olduğu anlaşılmakla takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile belirlenen miktar üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Hakkaniyet indiriminine konu olan kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve mahkeme masrafına hükmedilmemiştir.
Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Buna göre davalı borçlu tarafından sözleşme ve tutanaklar ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE TBK 52. Maddesi uyarınca %70 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak takibin 62.953,20-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 12.590,64-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 14.334,44 TL harçtan peşin alınan 2.831,41 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.503,03 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 837,72-TL'nin davalıdan, 2.282,28-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 3.011,31 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 3.566,00 TL yargılama giderinden kabul oranı (%89,51) ret oranı (%10,49) dikkate alınarak hesaplanan 3.191,93-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davalı tarafça sarf edilen 10,00 TL yargılama giderinden ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 1,05 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 33.476,60 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2024
Katip ....
Hakim ....