T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/583
KARAR NO : 2024/794
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 09/06/2023
KARAR TARİHİ : 17/07/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2024
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 12/03/2022 tarihinde gerçekleştirildiğini, bahsi geçen toplantıda kararlar alındığını, davalı şirketin % 39,37 oranında hissesini elinde bulunduran davacının genel kurul toplantısına katıldığını, muhalefet şerhlerini sunduğunu, müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının davalı şirket yönetimi tarafından haksız biçimde ve kanunen izin verilen ölçü dışında kısıtlandığını, raporların genel kurul toplantısından önce hazır bulundurulmadığını, 7 numaralı gündem maddesine bu hususta müvekkili tarafından şerh düşüldüğünü, finansal tabloların son dakika ve imzasız olarak verildiğinin, yeterli inceleme yapılmadığının belirtildiğini, müvekkilinin iç denetçi olarak görev yapmasına ve oy oranına rağmen yeterli bilgi verilmediğini, şirketi denetlemesinin engellendiğini, toplantı öncesinde müvekkiline mobbing yapıldığını, müvekkilinin iç denetim sürecine gereği gibi katılamadığını, önceki yıllarda genel kurul toplantılarının gündem maddesi olan iç denetim raporunun okunması ve görüşülmesi maddesinin bu yıl gündeme dahil edilmediğini, olağan genel kurul toplantısı gündemine 2022 yılı iç denetim sonuçlarının görüşülmesi talebini eklemeyi önerdiğini, iç denetim raporunda hata payının yüksek olduğu hususunun müvekkili tarafından bildirildiğini, toplantı sonrasında da müvekkiline baskı yapıldığını, müvekkilinin şirketin ana girişinin ötesine geçerek odalarına girmesinin dahi engellendiğini, müvekkilinin genel kurul toplantısı sırasında yeterli bilgi sahibi olamadığı ve kendisine manevi baskı uygulanarak iradesi sakatlandığı için 7 ve 8 numaralı gündem maddesindeki kararlarda olumlu oy kullanmak zorunda kaldığını, müvekkilinin olumlu oyunun karar nisabının oluşmasını sağladığını, ibraya ilişkin müvekkilinin oylarının butlan ile malul olması sebebiyle 7 ve 8 numaralı kararlar için karar nisabının sağlanamadığını, bu kararların geçersiz olduğunu, benzer biçimde ibra edilmemiş şirket müdürü seçimine yönelik müvekkilinin olumsuz oy kullandığı 10 numaralı gündem maddesindeki kararında da sakatlandığını, müvekkilinin toplantının ertelenmesi talebinin reddedildiğini, hisse devri konusunda taraflar arasında 10/03/2022 tarihinde bir protokol imzalandığını, bahsi geçen protokolün 6.maddesi uyarınca müvekkilinin devredeceği hisselerin ödenmeyen kısımlarına ait tüm şirket haklarının devredene ait olacağı ve ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin şirketten yapılacak ödemeye güvenerek şahsi tasarruflarda bulunduğunu, müvekkilinde ibra yapmaması halinde ödeme yapılmayacağına ilişkin bir intiba oluştuğunu, ibra etmesine rağmen ödemelerin aksatıldığını, mobbingin devam ettirildiğini, protokolün gereklerinden birinin şirketin anonim şirkete dönüştürülmesi olduğunu, bu sebeplerle müvekkilinin 7 ve 8 numaralı kararlara olumlu oy kullanmak zorunda kaldığını, müvekkilinin genel kurul toplantısı sırasında kendisine yeterli bilgi verilmediğini, verilen bilginin de hatalı olduğunu farkettiğini, genel kurul çağrı usulünde tutarsızlıklar bulunduğunu, toplantı tutanağının eksik olduğunu, toplantıda konuşulan hususların tutanağa yansıtılmadığını belirterek davalı şirketin 10/03/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 no’lu kararın iptaline, 7, 8 ve 10 nolu gündem maddesindeki kararların butlanının tespitini/iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; 10/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısının şirket menfaatleri çerçevesinde davacı da dahil olmak üzere tüm pay sahiplerinin ortak biçimde gördüğü lüzum üzerine TTK m.617/3 ve 416/1 hükümleri uyarınca çağrısız genel kurul şeklinde yapıldığını, davacının da ne toplantı öncesinde ne de sonra itirazının bulunmadığını, genel kurul toplantı tutanağının eksik olduğu iddiasının yersiz olduğunu, davacının her bir sayfada imzasının bulunduğunu, pay sahiplerinin toplantı tutanağını imzalama yükümlülükleri bulunmadığı gibi imza atmalarına engel bir durumun bulunmadığını, TTK’nun 437/1 maddesi şirket belgelerinin pay sahiplerine gönderilmesini değil, incelemelerine hazır bulundurulmasını düzenlediğini, davacının toplantı öncesinde bilgileri inceleme talebinin bulunmadığını, toplantı öncesinde böyle bir talebi bulunmayan, çağrısız toplantı gününün belirlenmesine itiraz etmeyen, toplantı öncesinde ve sırasında da karar alınmasını engelleme imkanı bulunmasına rağmen bu imkanlarını kullanmayan davacının müdür seçilemediği için alınan kararların geçersizliğini iddia etmekte ve hakkın kötüye kullanarak kararların iptali için bahaneler ürettiğini, davacının genel kurul toplantısının yapıldığı sırada muhasebe ve iç denetim sorumlusu olarak görev yaptığını, genel kurul tarihindeki görevleri itibariyle finansal tablolar ve verileri hakkında bilgi sahibi olmadığı iddiasının dinlenemeyeceğini, genel kurul sonrasında gerçekleştiği iddia edilen vakaların genel kurul kararlarının iptaline bir etkisinin olmayacağını, davacının tamamen kendi saiklerine dayanarak iradesinin sakatlandığını ileri sürdüğünü, protokolün sadece hisse devir planlamasına ilişkin olduğunu, davalı şirketin bu protokolün tarafı olmadığını, davacı tarafın tüm asılsız iddialarına rağmen ilgili sunum ile finansal tablolar arasında bir farklılık bulunduğuna yahut finansal tabloların kasten yanıltıcı bir biçimde hazırlandığına dair ne bir iddiada bulunduğunu ne de bu yönde bir delil sunduğunu, 7 numaralı karar bakımından davacının oyunun zaten etkili olmadığını, 8 numaralı karar yönünden irade sakatlığı ile şirket müdürünün ibrası bakımından kullandığı oyun yönü arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın gerçek dışı iddiaları ile müdür seçilmesi arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, etki prensibi de dikkate alındığında müdür seçimine ilişkin 10 numaralı kararın geçersizliği iddiasının hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dosyanın 2 kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile uyuşmazlık konularına ilişkin bilirkişi raporu tanzimine karar verilmiş olup; Hukukçu Prof. Dr. .... ve SMMM ....'nın 16/03/2024 tarihli kök raporunda özetle; Dava konusu genel kurulun TTK md. 617 f. 3 ün atfına istinaden TTK md. 416 bağlamında toplanmış bir hazırlararası genel kurul niteliğinde olduğunu, pay sahiplerinin çağrısız toplantıya itirazları bulunmadığını, davacının erteleme talep etmekle birlikte toplantıya devam ederek zımnen çağrısız genel kurula rıza gösterdiğini, davacının iptalini talep ettiği genel kurul kararlarından 5, 7, 8 ve 10 nolu kararlardan; 5 ve 10 nolu kararlarda sadece olumsuz oy kullandığı muhalefet şerhine ise rastlanmadığını, muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediği hususunda ise beyanın ötesinde bir delile rastlanmadığı bu durumda iptal davasının koşullarının oluşmadığını, 7 nolu kararda tutanağa geçen ifadenin kararda olumlu oy kullanılmış olması karşısında muhalefet şerhi olarak kabul edilemeyeceğini, anılan karar bakımından da iptal koşulunun oluşmadığını, 8 nolu kararda olumsuz oy kullanılmış olmakla birlikte muhalefet şerhine rastlanmadığı bu yönüyle kararın iptali koşulunun oluşmadığını, davalı şirket genel kurulunda alınan 7, 8 ve 10 nolu kararların butlanı noktasında davacının iradesinin sakatlandığına dair heyetçe bir tespit yapılması mümkün olmayıp yargılamayı gerektiren bu iddia karşısında davacının ileri sürdüğü şekilde iradesinin sakatlandığı ispat edilmiş olsa dahi bu durum genel kurulda alınan kararların butlanına yol açmayacağı şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Taraf itirazları irdelenmek suretiyle ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş olup; Hukukçu Prof. Dr. ... ve SMMM ....'nın 10/06/2024 tarihli ek raporunda özetle; kök rapordaki görüş ve kanaatlerini koruduklarını bildirmişlerdir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanması gereken 445 vd maddeleri gereğince açılan genel kurul kararlarının iptali/yokluğunun tespiti talebine ilişkin olup, uyuşmazlığın davalı şirketin 10/03/2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların butlan/iptali şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
TTK'nun 445 maddesinde, 446 ncı maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, 446.maddesi toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin iptal davası açabileceğini düzenleme altına almıştır.
Dava konusu genel kurul, TTK'nun 617/3 atfına istinaden TTK m.416 bağlamında toplanmış bir hazırlararası genel kurul toplantısıdır. Çağrısız genel kurul olarak da bilinen ve bütün pay sahiplerinin hazır olması halinde gerçekleştirilen bu genel kurul olağan ya da olağanüstü toplanabilir. Davacı çağrının usulüne aykırı olduğunu belirtmiş ise de, toplantı tutanağının incelenmesinde toplantının çağrısız olduğu ve tüm pay sahiplerinin asaleten toplantıda hazır bulunduğu anlaşılmaktadır. Toplantının çağrısız yapılabilmesi ortaklar tarafından itiraz edilmemesine bağlıdır. Zira, pay sahiplerinin çağrısız genel kurulu kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Çağrısız genel kurulu kabul etmeyen pay sahibinin itiraz etmesi ya da toplantıyı terkederek toplantının gerçekleşmesini önleme imkanı bulunmaktadır. Tek bir pay sahibi ortağın da itiraz hakkını kullanmak suretiyle toplantının yapılmasına engel olması mümkündür. Davacı vekili, dilekçesinde müvekkilinin toplantının ertelenmesi talebinin kabul edilmediğini ileri sürmüş ise de, toplantıya devam edilmiş ve kararlarda oy kullanmıştır. Davacının iptalini talep ettiği 5 no'lu denetçi seçimi ve 7 no'lu finansal tabloların oylanmasına ilişkin gündem maddelerinden denetçi seçimine ilişkin 5 no'lu gündem maddesinde davacının muhalefet şerhi bulunmamaktadır. İptalini talep ettiği 7 no'lu gündem maddesinde ise davacı olumlu oy kullanmıştır. Her ne kadar finansal tabloları inceleme hakkını saklı tuttuğunu belirtmiş ise de, bu ibarenin muhalefet şerhi olarak da değerlendirilmesi mümkün değildir. Davacı yan, faaliyet raporlarının toplantının hemen öncesinde kendisine sunulduğunu ve inceleme fırsatı bulamadığını öne sürmüş ise de, olumsuz oy kullanması ve muhalefet şerhi eklemesi imkanı bulunmakta iken olumlu oy kullanan davacı bakımından iptal koşulunun gerçekleştiği söylenemez. Davacı şirket müdürünün ibrasına ilişkin 8 no'lu kararda olumlu oy kullanmış ise de, müdür seçimine ilişkin 10 no'lu kararda olumsuz oy kullanmıştır. Bununla birlikte 10 no'lu karara ilişkin muhalefet şerhi bulunmamaktadır. Davacı, iradesinin sakatlandığını belirtmiş ise de oy kullanırken iradesinin sakatlığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. İbra, tek taraflı yenilik doğuran bir hukuki işlem olup geri alınması de mümkün değildir. Davacının iptal/butlanını talep ettiği kararlar yönünden iptal/butlan koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 179,90-TL'den tenzili sonucu eksik bakiye 247,70-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.17/07/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır