T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/737 Esas
KARAR NO : 2024/706
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/07/2023
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında 23.02.2023 tarihli Satış Sözleşmesi imzalanmış olup, söz konusu sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından davalıya 100.000,00-TL kaparo ödenmiş olduğunu, söz konusu sözleşmenin 4.maddesi uyarınca davalının, müvekkili şirkete sözleşme konusu malı siparişinden itibaren 3 hafta içerisinde teslim etmesi gerektiğini, ancak sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren neredeyse 5 aylık süre geçmesine rağmen, davalının sözleşme konusu malın teslimini gerçekleştirmemiş olduğunu, davalı tarafa Ankara ..... Noterliği'nin 24.05.2023 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirketin sözleşmeden haklı nedenle döndüğü ve bu nedenle sözleşme kapsamında ödenen kaparonun faizi ile birlikte müvekkili şirkete geri ödenmesi gerektiği ihtar edilmiş ve bu ihtarın 18.05.2023 tarihinde davalı şirklete tebliğ edilmiş olduğunu, ancak ihtarname ile temerrüte düşen davalı tarafın, kaparoyu müvekkili şirkete iade etmemiş olduğunu, davalı tarafla anlaşmaya varılamaması neticesinde, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmesi amacıyla taraflarınca arabuluculuğa başvuru yapılmış olduğunu, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde tarafların anlaşmaya varamamış olduklarını beyanla; haklı davanın kabulü ile, davalı şirkete ödenen 100.000,00-TL kaparonun fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin 23.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi edimi olan 50.000,00 USD ödeme borcunu
yerine getirmediği gibi kdv muafiyetinden
yararlanamadıkları için siparişi iptal ettiklerini
müvekkili firmaya bildirmiş olduklarını, davacı alıcı firma ile .... Makinesi Model: ...
makinenin 50.000,00 USD bedel ödenerek satışı hususunda 23.02.2023 tarihli satış
sözleşmesiyle anlaşılmış olduğunu, 23.02.2023 tarihli satış sözleşmesi imzalandıktan sonra alıcı firma yetkililerinin
KDV muafiyetinden yararlanmak amacıyla başvuruda bulunduklarını, KDV
muafiyetinin gerçekleşmesi ile ödeme yapıp malı teslim alabileceklerini
bildirmiş olduklarını, ancak daha sonra KDV muafiyetinden yararlanamadıklarını bu
şartlar altında 50.000,00 USD ödeme güçlerinin bulunmadığını, sözleşmeyi
feshettikleri bildirmiş olduklarını, davacı firma yetkilisinin .... no’lu telefon ile müvekkili firmanın Muhasebecisi’ne whatsapptan mesaj göndermiş olduğunu, mesajlarında KDV
iadesi alamadıkları için siparişi iptal ettiklerini bildirmiş olduğunu, hal böyle iken
makinanın teslim edilmediği ve bu suretle siparişin iptal edildiği hususunun tamamen
kötü niyetli mahkememizi yanıltmaya çalışan bir kurgu olduğunu, makinenin fesih tarihine kadar ifaya hazır bir şekilde
Selimpaşa fabrikada bekletilmiş olduğunu, alınan çekin TBK 178 maddesi anlamında cayma parası olduğunu, satış sözleşmesinin 5. Maddesinde ... nolu 10 Mart 2023 vadeli kapora
açıklamasıyla çek alındığının, alınan ödemenin geri dönülmez olduğunun, sözleşmede
yazılı olduğunu, geri dönülmez ifadesinin kullanılmasındaki amacın siparişin alıcı tarafından iptali
halinde ödenen tutarın iade edilemeyecek olmasından kaynaklanmakta olduğunu, geri
dönülmez herhangi bir şart ya da sebep olmaksızın çekin iadesinin mümkün
olmadığını vurgulamak için olduğunu, alıcının kapora olarak yapmış olduğu ödemeyi geri dönülmez şartıyla ödediğini kabul etmiş olduğunu, alınan çekin TBK 178 manasında cayma parası olduğunun bir diğer ispatının ise
çekin asıl alacaktan mahsup edilmeyip ödeme sonrasında iade edileceğinin
kararlaştırılması olduğunu, bu paranın bağlanma parası olduğunun kabulü halinde asıl
alacaktan mahsubu yapılacağının kararlaştırılması gerektiğini, zira BK
177.maddesinin 2. fıkrasına göre; “Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça,
bağlanma parası esas alacaktan düşülür.” denilmiş olduğunu, ödenen tutarın asıl
alacaktan düşülmeyeceğinin kararlaştırıldığının sözleşmede açıkça belirli olduğunu, geri dönülmez şartı ile alınan kaporanın asıl alacaktan mahsup edilmeyip ödeme sonrasında iade edileceğinin kararlaştırılması ödenen bu tutarın cayma parası olduğunu gösterdiğini, ödenen tutarın TBK 177 manasında bağlanma parası
olduğunun mahkememizce değerlendirilmesi halinde
haksız ve kötü niyetli fesih nedeniyle uğranılan
zararın ödenmesi gerektiğini beyanla; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasında 23.02.2023 tarihli satış sözleşmesi imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmayıp uyuşmazlık; sözleşme ile davacı tarafa devredileceği kararlaştırılan makinenin davalı tarafından sözleşmede belirtilen sürede teslime hazır hale getirilip getirilmediği, davalı tarafın borcunu ifasında temerrüde düşüp düşmediği, sözleşmenin feshinin davacı veya davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı tarafın çek ile yapmış olduğu ödemesinin cayma parası veya bağlanma parası olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri kapsamında davacı tarafın ödemeyi talep edebilip edemeyeceği hususlarındadır.
Davacının talebine konu ... Bankası A.Ş. ..... Şubesine ait .... Iban numaralı hesaba tanımlı keşidecisi .... San. Tic. Ltd. Şti. olan .... çek seri nolu 10.03.2023 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çek in ödeme bilgileri dosyaya celp edilmiş olup incelenmesinde çekin davalı şirket tarafından ibtaz edilmiş olduğu ve çek bedelinin ibraz edene ödenmiş oluğu yazılan müzekkere cevapları ile sabit hale gelmiştir.
Davacı vekili 22/05/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, müvekkili şirketin sözleşmeden haklı nedenle döndüğünü ve bu nedenle sözleşme kapsamında ödenen kaparonun ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete geri ödenmesi gerektiğini, davalı tarafça müvekkili şirketçe ödenen tutarın TBK 178 manasında cayma akçesi olduğu yönelik savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davalıya ödenen paranın kural olarak TBK 177. maddede yazılı olan bağlanma parası olduğunu, söz konusu paranın cayma akçesi olarak verildiğinin davalı tarafından ispat edilememiş olduğunu, sözleşmenin ifa edilememesi durumunda, sözleşmenin kurulması esnasında verilen bağlanma parasının iade edilmesi gerektiğini, bu doğrultuda fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 10.000,00 TL üzerinden açtıkları kısmi davanın müddeabihini 90.000,00 TL arttırma gereği hâsıl olduğunu beyanla; davanın ve ıslah talebinin kabulü ile 100.000,00 TL alacaklarının 23.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların dosyaya yansıyan beyanları uyarınca araların 23.02.2023 tarihli satış sözleşmesi imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekilince sözleşme konusu makinenin teslim edilmediği belirtilmiş ise de davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde makinenin fesih tarihine kadar teslime hazır bir şekilde bekletildiği belirtilmiştir.
Alacaklının temerrüdü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 106. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Öğretide alacaklının temerrüdü, borca uygun şekilde borçlu tarafından teklif edilen edimin haklı bir nedene dayanmaksızın alacaklı tarafından kabul edilmemesi olarak, bir başka anlatımla; yapılacak veya verilecek şey usulüne uygun kendisine arzedildiği halde alacaklının haklı bir nedeni olmaksızın onu reddetmesi veya borçlunun borcunu ifa edebilmesinin daha önce alacaklı tarafından yapılması gereken işlemlere bağlı olması halinde, alacaklının gereken işlemleri yapmaktan kaçınması olarak tanımlanmakta, koşulları; a)Borç muaccel olmalı, b)Borçlu ifayı borca uygun şekilde teklif etmiş olmalı, c)Alacaklının ifayı haklı bir nedene dayanmaksızın reddetmiş olmalı, şeklinde sayılmaktadır.
Buna göre somut olayın değerlendirmesinde her ne kadar davalı vekilince makinenin teslime hazır halde bekletildiği belirtilmiş ise de, bu hususta davacı tarafa yapılmış bir ihtar veya bildirime ilişkin ispata elverişli delil dosyaya sunulabilmiş değildir. Davacı tarafın temerrüde düşmüş olduğunun kabul edilebilmesi için davalının sözleşme yükümlendiği tarihte makineyi teslime hazır hale getirdiği, bu hususta davacı tarafa gerekli ihtarı yaptığı ancak buna rağmen davacı tarafın makineyi teslim almadığını ispatlaması gerekmektedir. Ne var ki davalı tarafça bu hususta delil sunulmamıştır.
Davalı vekili yapılan çek ödemesinin cayma parası niteliğinde olduğunu savunmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun ) " Bağlanma parası " başlıklı 177 nci maddesi; “Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.” şeklinde olup; aynı Kanun'un " Cayma parası " başlıklı 178 inci maddesi ise; “Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.” hükmünü içermektedir.
Bağlanma parası (pey akçesi), sözleşme yapılırken bir kişinin vermiş olduğu paradır. Kaparo olarak da adlandırılan bu para cayma parası değildir. Sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu para, alacaktan düşülür (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 119, 120).
Bağlanma parasında olduğu gibi cayma parasının istenebilmesi için de sözleşmenin geçerli olması gerekmektedir. Çünkü, cayma parası da bir fer'i (yan) borçtur. Bu sebeple, sözleşme herhangi bir nedenle geçersiz ise, artık cayma parasından da söz edilemeyecektir ((HGK'nın 22.09.2022 tarihli ve 2020/3-551 E., 2022/1147 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ödeme şekli başlıklı 5. maddesinde sipariş geri dönülmez ön ödeme yapılması ile alınır ve kapora olarak alınan çek ödeme sonrası iade edilir hükümleri yer almaktadır. Belirtilen ifadeler yapılan ödemenin cayma parası olarak kararlaştırıldığını ifade edecek nitelikte değildir. Bu nedenle yapılan ödemenin kapora ödemesi olarak yapılmış olduğu ve sözleşmenin feshedilmiş olması ve çek bedelinin de davalı tarafından tahsil edilmiş olması nedeni ile ödenen bedelin ödemeyi yapan tarafa iade edilmesi gerekmektedir. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile 100.000,00 TL 'nin 10.03.2023 tarihinden itibaren işeyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE,
1- 100.000,00 TL 'nin 10.03.2023 tarihinden itibaren işeyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,
2- Alınması gereken 6.831,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL peşin harç ile 1.537,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.806,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.024,15 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 539,70 TL, ıslah harcı 1.537,00 TL ile tebligat ve posta masrafı 59,50 TL olmak üzere toplam 2.136,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸