T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/738
KARAR NO : 2025/1157
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/07/2023
KARAR TARİHİ : 10/12/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025
DAVA; Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: davalıların şirketin önemli belgelerini genel kurulun bilgisi ve onayı dışında şirket dışına çıkardıklarını, davalının davacıların şirkete girişlerini önlediğini, şirketin iyi yönetilmediğini, davalının görevden alındığı 2021 yılına ait 16/12/2022 tarihli genel kurulda ve 2022 yılına ait 10/03/2023 tarihli genel kurulda ibra edilmediğini, davalının görev yaptığı döneme ilişkin olarak inceleme başlatıldığını, yüklü miktarda ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, davalının peyderpey şirket kasasından para çekerek şirketi zarara uğrattığını, davalının şirkete kayyım atanması talepli davalar açarak şirketi zor durumda bıraktığını, davalının şirket ortaklarına şahsi davalar açarak birden çok avukata danışmanlık gideri altında ödemeler yaptığını, bir kısım avukatların şirket adına iş ve işlem yürütmemesine rağmen bu ödemelerin yapıldığını, şirket kasasında nakit varlıkları ve alacakları olduğu halde davalıya teslim edildiğini ancak davalının güveni suiistimali ve iyi idare edememesi nedeniyle ödeme güçlüğüne düştüğünü, davalı şirketin uzun zaman önce açtığı ve ciddi çalışmalar yaptığı Arge merkezini gerekçe göstermeden kapattığını, davalının tek başına yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirket banka hesaplarından para çektiğini, dönem dönem de şirket hesabından kendisine ödemeler yaptığını, yönetici omduğu dönemde davalının şirkete ait kredi kartını kişisel harcamalarında kullandığını belirterek davanın kabulü ile zararların meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte dava dışı şirkete ödenmesine, doğrudan zararların tespiti ile ticari avans faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın iddialarının varsayımsal ve afaki iddialar olduğunu, şirkette azınlık olarak pay sahibi konumunda bulunan müvekkilinin hak arama hürriyeti kapsamında kendisinin ve şirketin haklarını savunmasının olağan olduğunu, her bir dava ya da savcılık dilekçesinin somut olaylara dayandığını, müvekkilinin şirketi zarara uğratma amacı olmadığı gibi şirketi asıl zarara uğratanların davacılar olduğunu, davacılar vekilinin iddialarının aksine müvekkilinin şirket yönetiminde bulunduğu dönemde şirket aleyhine açılmış bir dava olmadığını, müvekkili tarafından alınan 12/07/2022 tarihli özel inceleme raporunda şirketin yasal defterlerinin usulüne uygun tutulmadığına ve ikincil bir defter tuttuğuna, beyanname ve bilançoların gerçek durumu yansıtmadığına, şirketin iç kaynaklarının ortaklar tarafından kullanıldığına ve şirket karının ilişkili firma aracılığıyla dışarıya aktarıldığına ilişkin kuvvetle ihtimal veriler olduğuna kanaat getirildiğini, şirketin maddi olarak zarara uğramakta iken müşterilere karşı kötü intiba bırakılmasın diye kayyım atanmasından çekinilmesinin kabul edilebilir olmadığını, şirket nam ve hesabına avukatlık hizmeti alındığını ve makbuz kesildiğini, Arge merkezinin kapatılmasının şirketin faydasına olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde çalışanların maaşlarının asgari kısmının banka üzerinden kalanının ise elden ödendiğini, müvekkilinin hiçbir zaman şirket kasasından şahsi harcama yapmadığını, restoranlarda yapılan harcamaların ise şirket müşterisi ile ya da şirket içi işlerle ilgili yapılan harcamalar olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dosyanın 2 kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile uyuşmazlık konularına ilişkin olarak bilirkişi raporu tanzimine karar verilmiş olup, Bilirkişi Hukukçu Prof.Dr. ... ve SMMM ...'nun 21/05/2024 tarihli kök raporunda özetle; Davacılar vekilinin, davalının bazı avukatlara “danışmanlık” adı altında yüklü ödemeler yaptığı iddiasına ilişkin olarak şirketlerin avukatlardan danışmanlık hizmeti almalarında herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığını, davacılar vekilinin, söz konusu avukatların bir kısmının hem davalının hem de dava dışı şirketin avukatlığını yaptığı iddiasına ilişkin olarak dosyada bu iddiayı kanıtlar mahiyette herhangi bir delil bulunmadığını, dolayısıyla heyetçe bu iddianın gerçek olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, öte yandan her ne kadar davacılar vekili dava konusu dönemde dava dışı şirketin herhangi bir yeni davası bulunmadığını iddia etmekte ise de şirketlerin yalnızca dava takibi için değil dava dışı işler için de avukatlara başvurduğunun bilindiğini, bununla birlikte yukarıda anılan avukatlara yapılan ödemelerin tamamının tek bir yılda (2022 yılında) gerçekleştirildiğinin ve ödemelerin toplamının 1.362.839,51-TL'yi bulduğunun görüldüğünü, bu durumda davacılar vekilinin bu iddiasının değerlendirilebilmesi için dava dışı şirketin 2022 yılında takip etmiş olduğu davaların/icra takiplerinin listesi ile her bir dava/icra takibi kapsamında ödenen harç, masraf, vekalet ücretinin yine şirketin 2022 yılında almış olduğu danışmanlık hizmetlerinin incelenmesi gerektiğini, davacılar vekilinin, davalının, şirket hesabından, ... ile ... Müşavirlik/... isimli kişilere “danışmanlık hizmeti” adı altında yüklü ödemeler yapıldığı iddiasına ilişkin olarak şirketlerin yeminli mali müşavirlik şirketlerinden danışmanlık hizmeti almalarında herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığını, öte yandan davacılar vekilinin, bu kişilere yapılan ödemelerin fahiş olduğuna yönelik iddiasının takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, davacılar vekilinin, davalının, bir danışmanlık şirketi ile sözde anlaşma yaparak bu şirkete de yüklü ödemeler yaptığı iddiasına ilişkin olarak şirketlerin danışmanlık şirketlerinden danışmanlık hizmeti almalarında herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığını, öte yandan davacılar vekilinin, bu kişilere yapılan ödemelerin fahiş olduğuna yönelik iddiasının takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, davacılar vekilinin, şirketin Ar-Ge Merkezinin kapatılması ve Ar-Ge ekibinin dağıtılması ile hem şirketin teknolojik ilerleyişinin olumsuz etkilendiği hem de şirketin Ar-Ge Merkezi olması nedeni ile almış olduğu ekonomik desteklerin son bulduğu iddiasına ilişkin olarak şirketin “Ar-Ge merkezinin kapatılması kararının “iş adamı kararı” (business judgment rule) olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğunu, kaldı ki heyette yer alan Mali Bilirkişi tarafından kapatılan Ar-Ge Merkezinin şirkete ne oranda fayda veya zarar sağladığına ilişkin somut bir veriye rastlanılmadığının belirtildiğini, bilindiği üzere (diğer sorumluluk şartlarının yanı sıra) zarar yoksa sorumluluk da olmayacağını, davacılar vekilinin, davalının tek başına YK üyesi olduğu 03.09.2020-16.12.2022 tarihleri arasında şirket banka hesaplarından para çektiğini, dönem dönem de şirket kasasından kendi hesabına havaleler yaptığını, şirkete ait kredi kartını kendi kişisel harcamalarında kullandığını(Almanya uçak bileti, muhtelif restoranlarda yemek gibi), şirket hesaplarından da çok seferde nakit çekimi yaptığını, şirket döviz hesaplarından kendi şahsi hesaplarına transferler gerçekleştirdiği iddiasına ilişkin olarak heyette yer alan Mali Bilirkişi tarafından, bu kapsamda inceleme ve değerlendirme yapılabilecek ispat edici bir belgenin dosyada yer almadığının, aksine davalının şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacılar vekilinin, davalının olağan genel kurulu yapmaktan imtina etmesi neticesinde mahkeme kanalı ile yapılan genel kurul için kayyıma toplamda 15.000-TL ödenmek zorunda kalındığını, ayrıca davalının olağan genel kurulu süresinde yapmaması nedeni ile açılan davalar nedeni ile şirket kasasından ilam vekalet ücretleri ödenmek zorunda bırakıldığı iddiasına ilişkin olarak davalının olağan genel kurulu yapmaktan imtina etmesi neticesinde mahkeme kanalı ile yapılan genel kurul için şirket kasasından kayyım ....'a para (15.000-TL) ödenmek zorunda kalınmasının, davalının özen borcuna aykırı davrandığını gösterdiğini, bu sebeple davalının şirketi 15.000-TL zarara uğrattığı kanaatine varıldığını, buna karşın davalının olağan genel kurulu yapmaktan imtina etmesi neticesinde açılan davalar nedeniyle şirket kasasından ödenen ilam vekalet ücretlerinin miktarı bilinmediğinden bu konuda bir değerlendirme yapılamadığını, davacılar vekilinin, şirket çalışanlarından ...'ın şirkete dava açarak kıdem tazminatını alabildiğini, ...'a ödenecek rakam toplam 204.331,27-TL iken, davalı tarafça bu tutar ödenmediğinden şirket aleyhine bu kişi tarafından açılan icra takibi ve itirazın iptali davaları neticesinde bu kişiye 292.277,00-TL ödenmek zorunda kalındığı iddiasına ilişkin olarak, davalının ... isimli çalışana kıdem tazminatını ödemekten imtina etmesi neticesinde şirketin adı geçen çalışana fazladan 87.945,73-TL (292.277-TL - 204.331,27-TL) ödemiş olmasının davalının özen borcuna aykırı davrandığını gösterdiğini, bu sebeple davalının şirketi 87.945,73-TL tutarında zarara uğrattığı kanaatine varıldığını, dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde, tazmini talep edilen zarar kalemlerinden hiçbirinin “doğrudan zarar” niteliğinde olmadığını, sicil kayıtlarının incelenmesinden davalının, görevden alındığı 2021 yılına ait 16.12.2022 tarihli genel kurulda ve 2022 yılına ait 10.03.2023 tarihli genel kurulda ibra edilmediğinin görüldüğünü, şu halde davacıların sorumluluk davası açma hakkının TTK m. 558/2 hükmündeki 6 aylık hak düşürücü süreye tabi olmadığını, yalnızca zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bununla birlikte somut uyuşmazlıkta davalının zamanaşımı definde bulunmadığı görüldüğünden bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını bildirmişlerdir.
Taraf itirazları irdelenerek ek rapor tanzim edilmesi hususunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş olup, Bilirkişi Hukukçu Prof.Dr. ... ve SMMM ...'nun 07/09/2024 tarihli birinci ek raporunda özetle; Tarafların mali itirazları bakımından; davalı ... 'nun dava dışı şirketten olan alacağının, kök rapordan farklı olarak 422.038,60-TL olarak hesap edildiğini, bunun dışında kök rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, Tarafların hukuki itirazları bakımından; kök rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını bildirmişlerdir.
Dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdii ile itiraza konu hususların irdelenmesi, ayrıca danışmanlık hizmeti altında alınan mali danışmanlık hizmeti bakımından piyasa rayiçleri, yapılan işin hacmi değerlendirilerek fahiş sayılıp sayılmayacağı hususunda değerlendirme yapılarak ek rapor tanzimine karar verilmiş olup, Bilirkişi Hukukçu Prof.Dr. .... ve SMMM ...'nun 10/06/2025 tarihli ikinci ek raporunda özetle; Mali itirazlar bakımından; 27.11.2024 tarih ve 5 celse numaralı duruşma tutanağı kapsamında davalı tarafından dosyaya sunulan dilekçe ekinde herhangi bir belge görülmediğini, davacılar vekilinin mali itirazları bakımından, kök raporda ve ek raporda vardıkları sonucu değiştirecek bir veriye rastlanmadığını, davalı vekilinin mali itirazları bakımından, kök rapor ve ek raporda vardıkları sonucu değiştirecek bir veriye rastlanmadığını, Hukuki itirazlar bakımından; gerek kök rapor gerekse ek raporda vardıkları sonucu değiştirecek bir veriye rastlanmadığını bildirmişlerdir.
Dava, anonim şirket tarafından açılan sorumluluk davası niteliğinde olup, uyuşmazlık; konularının meydana geldiği iddia olunan zararın niteliği dolaylı mı doğrudan mı zarar olduğu, davalı tarafından dava dışı şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, sorumluluk davası koşullarının oluşup oluşmadığı, zarar meydana gelmiş ise miktarı ve davalıdan tahsilinin talep edilip edilemeyeceği hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 553/1.maddesinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları,
6102 sayılı TTK'nın 555/1.maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri,
6102 sayılı TTK'nın 557/1.maddesinde; birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı,
Bilindiği üzere, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka deyişle, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracaktır. Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecektir.
Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, esas itibariyle kusura dayalı bir sorumluluktur. Bu nedenle kusursuzluğunu ispat eden üye sorumluluktan kurtulur (TTK. m. 553). Kusur sorumluluğunun esasları zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağıdır. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğabilmesi için bu unsurların tümünün gerçekleşmesi, ortada bir zararın, hukuka aykırılığın ve zarar ile hukuka aykırılık arasında illiyet bağının bulunduğunun ayrıca ispatlanması gerekir. Bu unsurlardan birisinin gerçekleşmemesi (kanıtlanamaması) halinde, sorumluluk doğmaz. Yapılan işlemler sonucunda bir zararın oluşması halinde, bu zarar nedeniyle yöneticilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemi yapan yöneticilerin kusurlu olduklarının da ayrıca kanıtlanması gerekir. Bir başka deyişle, basiretli davranmakla yükümlü olan bir yöneticinin yapmaması gereken işlemlerin davalı tarafından yapılmış olduğunun ve bunun sonucunda da bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerekir.
Somut olayda, davacı taraf, davalının şahsi davaları için bazı avukatlara danışmanlık gideri altında ödeme yaptığını, bazı avukatlardan da danışma alınmamasına rağmen alınmış gibi gider olarak gösterilmek suretiyle şirketin zarara uğratıldığını iddia etmiştir.
Yapılan incelemeler neticesinde şirket kasasından Av. ...’a 13/10/2022- 16/12/2022 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu karşılığında toplam 155.000 TL ödeme yapıldığı, .... Yeminli Mali Müşavirlik AŞ – ...’a 30/06/2022- 16/12/2022 tarihleri arasında fatura karşılığı toplam 129.800 TL ödeme yapıldığı, Av. ...’ya 19/07/2022- 09/09/2022 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu karşılığında toplam 114.537,50 TL ödeme yapıldığı, ...’a 20/12/2021 – 03/06/2022 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu karşılığında toplam 27.140 TL ödeme yapıldığı, ... Denetim AŞ’ye 27/10/2021- 02-08-2022 tarihleri arasında fatura karşılığı toplam 659.856 TL ödeme yapıldığı, Av. ...’e 07/06/2022- 22/07/2022 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu karşılığında toplam 49.000 TL ödeme yapıldığı, Av. ...’e 31/03/2022 – 09/12/2022 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu karşılığında toplam 227.506,01 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı tarafa verilen süre içerisinde tespit edilen harcama kalemlerine ilişkin dayanak belge ve delil ibraz edilmemiştir. Bildirilen dosyalar celbedilmiş olup tetkikinde bir kısmının davalı tarafından dava dışı şirkete karşı açılan davalarda vekil olarak görev yapanlara yapılan ödemeler olduğu, davalı tarafından karşılanması gereken harcama kalemleri olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafa şirket defterlerinde alacaklı olarak göründüğü kalemlere ilişkin dayanak delil belge ve dekontları ibraz etmek üzere süre verilmiş ise de davalı taraf verilen süre içerisinde delil ve belge sunmamıştır. Ticari defterler davalının yönetici olduğu dönemde tutulmuş olup davalı lehine delil teşkil etmeyeceğinden bu miktarın mahsubu da mümkün değildir. Davacı tarafça talep arttırım dilekçesi ibraz edilmiş olup mahkememizce davanın kabulü ile 648.989,25-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak dava dışı ... İletişim A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-Davalı tarafın zamanaşımı itirazının REDDİNE,
-DAVANIN KABULÜ İLE 648.989,25-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak dava dışı .... İletişim A.Ş.'ye ÖDENMESİNE,
1-Alınması gereken 44.332,46-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 341,55-TL ile tamamlama harcı 10.741,56-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 33.249,35-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir KAYDINA,
2-Davacılar tarafından sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 11.352,96-TL'nin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
3-Davacılar tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 20.495,62-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
4-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 103.348,39-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
5-Davacılar tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının talep halinde davacılara İADESİNE,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 10/12/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır