T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/764 Esas
KARAR NO: 2023/1205
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/08/2023
KARAR TARİHİ: 24/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ithalat ve ihracat sektöründe, eşyanın gümrük işlemleri tamamlanana kadar özel bir statü ile antrepoda saklanması ve korunmasına yönelik Muratbey Gümrük Müdürlüğü denetimi altında geçici depolama hizmeti veren bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete ait emtiaların antrepoda saklanması ve korunmasına yönelik hizmet vermiş olduğunu, bu hizmet karşılığında ekte yer alan 46.700,00 TL bedelli iki adet faturayı kestiğini ve davalı tarafa tebliğ ettiğini, ardından Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine haksız ve kötü niyetli şekilde, yalnızca zaman kazanmak adına itiraz ettiğini, "..." isimli Transit Refakat Belgesinde (T1) görüleceği üzere, kadın takıları ve kol saati cinsi eşyanın davalı şirket tarafından satın alındığını, söz konusu emtiaların Türkiye'ye ulaştığını ve müvekkil şirketin geçici depolama alanına indirildiğini, buna ilişkin olarak ekte Transit Refakat Belgesini (T1) ve diğer belgelerini sunduklarını, davalı şirketin emtiaları süresi içerisinde almaması sebebiyle emtiaların geçici depolama alanında korunduğunu, davalı şirkete hatırlatma yükümlülüğü olmamasına karşın iletişime geçildiğini, ardiye ücretinin işlemeye devam ettiğinin bildirildiğini, ancak davalı şirketten herhangi bir olumlu yanıt alınamadığını, geçici depolama alanına terk edildiğini, geçen süre zarfında emtialar için T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından tasfiye kararı verildiğini, davalı şirkete ait emtiaların müvekkile ait geçici depolama alanında müvekkil şirketin görev tanımında yer alan kapsamda eksiksiz ve düzgün bir şekilde saklanmış ve korunmuş, davalı şirketin ilgili süre içerisinde emtiaları teslim almaması üzerine Muratbey Gümrük Müdürlüğü gözetimi altında makul sürede ve usulüne uygun bir şekilde tasfiye işlemleri talep edilmiş ve Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından tasfiye işlemlerinin gerçekleştirildiğini, Gümrük Kanunu'nun 58. Maddesi'mde; "İhracat, hariçte işleme, transit veya antrepo rejimi için beyan edilen serbest dolaşımda bulunan eşya, gümrüğe verilen beyannamenin tescilinden itibaren Türkiye Gümrük Bölgesinden çıkıncaya veya imha edilinceye ya da gümrük beyannamesi iptal edilinceye kadar gümrük gözetimi altında kalır." düzenlemesine yer verildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 574. Maddesinde yer alan "ardiye sahibi ardiye ücretinin yanısıra, muhafazanın sebebiyet vermediği nakliye, gümrük, kayıt vb. bütün masrafları talep edebilir." hükümleri uyarınca davalı şirket tarafından emtiaların ilgili süre içerisinde alınmaması nedeniyle oluşan ardiye ücretinden ve tasfiye masraflarından davalı şirket sorumluluğunun kabulü gerektiğini, yine Tasfiye Yönetmeliği'nin "Eşyanın İmhası" başlıklı 63. Maddesinin 10. Fıkrası; "İmha giderlerinin eşya sahibinden alınması esastır." şeklinde olduğunu, buna göre, emtianın imha edilmesi için yapılacak giderlerden eşya sahibi sorumlu olduğundan, müvekkili şirketçe yapılan tasfiye masraflarından davalı şirket bizzat eşya sahibi olarak sorumlu olduğunu, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarihli, 2019/1219 Esas, 2020/3993 Karar sayılı ilamında; "Taraflar arasında emtianın antrepoya boşaltılmasıyla sözleşmesel ilişkinin kurulduğu tartışmasız olup, mahkemece bu tarihten itibaren emtianın çıkışının durdurulduğu 31.10.2013 tarihine kadar olan antrepo ücretinden davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır." hususlarına yer verildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2014 tarihli, 2013/16465 Esas, 2014/3303 Karar sayılı ilamında ise "Davacı vekili, müvekkili antreposunda bekleyen 31.08.2001 antrepo giriş-özet beyan tarihli 1 kap 168 kg.eşyanın 31.08.2001 tarihinden 20.12.2010 tarihine kadar ödenmemiş ardiye ücretinin tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporuna göre taraflar arasında kurulmuş olan sözleşme uyarınca davalı şirket adına davacının antreposunda bekleyen 15 kg.lık malın ardiye ücretini davacının talep edebileceği, davacının, davalıdan talep edebileceği biriken ardiye ücretinin davacının işlettiği gümrüklü antrepoda bekleyen eşyanın gerçek kilosu ile yani 15 kg.baz alınmak suretiyle davacının kendi kademeli tarifesi üzerinden yapılan hesaplama sonucu 360.55 TL.olup, bu miktar üzerinden davanın kabulü gerektiği..." hususlarına yer verildiğini, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2018 tarihli, 2016/6653 Esas, 2018/1023 Karar sayılı ilamının "Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu alacağın .... girişte ödenen KDV ve gümrük ardiye bedeli olduğu, malın İspanyadaki şirket tarafından teslim alınmaması nedeniyle İspanya bakımından millileşmediği, bu nedenle KDV için ödenen bedelin .... İspanyadaki temsilcisi tarafından İspanyol makamlarından istenmesi gerektiği, davacının bu miktarı davalıdan talep edemeyeceği, fakat davacının muayene ücreti, depolama gibi gümrük hizmetleri için ödenen ücretin ... satım olmasına rağmen alıcının teslim almaması nedeniyle gönderenden talep edebileceği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir." şeklinde olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı/borçlunun Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamını, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden ve takibin durmasına sebep olan davalı/borçlunun, takipteki alacak miktarının % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle ;öncelikle yetkisiz yerde başlatılan icra takibine dayanan davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafça, Çatalca İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, müvekkili aleyhine başlatılan takibe itiraz ettiklerini, itiraz dilekçesinde yetkiye itiraz ettiklerini, icra dairesi tarafından yetkiye itirazlarının kabul edildiğini, bu durumda, borçlu tarafça takibin yetkili yere gönderilmesinin ve borçluya yetkili icra müdürlüğü aracılığı ile ödeme emrinin tebliğ edilmesinin talep edilmesi gerektiğini, aksi takdirde geçerli bir icra takibinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili ile davacı taraf arasında herhangi bir sözleşme veya ticari bir ilişki bulunmadığını, müvekkiline ait "..." isimli şirket bulunmakta olduğnu, 14.12.2022 tarihi itibariyle ticaretten terkin edildiğini, müvekkilinin Türkiye'de satmak üzere yurt dışından almış olduğu ürünlerin 2022 nisan ayında Türkiye'ye geldiğini, iş bu ithalat ürünlerinin müvekkil ile aralarındaki vekalet ilişkisi gereği dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin antreposuna alındığını, daha sonra müvekkili tarafından 30/06/2023 tarihinde '' ürünlerin bir kısmının TSE işlemlerinin olumlu olanlarının gümrükten çekildiğini, olumsuz olanların ise masrafları kendilerine ait olmak üzere Gümrük Müdürlüğü'nce imha edilmesi'' talep edildiğini, imha talebinin akabinde müvekkili tarafından eşyaların antrepoda beklediği süre için ardiye hizmeti bedeli dava dışı ... Ltd. Şti.'ye banka kanalıyla ödendiğini, müvekkilinin sözleşmeye dayalı olarak çalıştığı bir antrepo bulunmasına rağmen, ithal ettiği ürünlerin davacı şirketin antreposuna teslimini talep etmesinin basiretli bir tacir olan müvekkilden beklenemeyeceği gibi, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, müvekkilinin bu antrepoya teslimi yönünde bir talimatının da bulunmadığını, kesinlikle alacağı kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkile gönderilen faturaların fahiş olduğunu, Gümrük Müdürlüğü'ne terk edilen mallarla antrepo ücretlerinin tasfiye bedelinden ödenmesi gerektiğini, Gümrük Müdürlüklerinde Bulunan Ve Sahipleri Tarafından Terk Edilen Malların Tasfiyesine İlişkin Tasfiye Yönetmeliğinin 64. Maddesinde satış bedelinin paylaştırılması yönteminin açıkça düzenlendiğini, tasfiyenin gecikmesinden kaynaklanan masraflardan eşya sahibinin sorumlu olmadığını, Tasfiye Yönetmeliği'nin 4. Maddesine göre; tasfiye edilecek eşya için tasfiyelik hale geldiği tarihten itibaren en geç 10 gün içinde tasfiye listesinin hazırlanması ve gümrük birimi ile tasfiye idaresine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığından müvekkilimden ticari faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle yetkili icra dairesinde açılmış geçerli bir takip bulunmadığından yetki itirazlarının kabulü ile beraber davanın öncelikle usulden reddini, davanın esastan reddini, talep edilen faiz miktarı/oranı fahiş olduğundan faizin talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava davacı tarafından davalı aleyhine Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, gümrük kayıtları ve vergi dairesi kayıtları celp edilerek dosya içerisine alınmış, taraf delilleri toplanmıştır.
-Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.803,02 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "2 adet fatura" olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde takibe ve yetkiye itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
- İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı)
-İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.
-İtirazın iptali davasının dinlenilme koşullarından birisi de, takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış olmasıdır.
-Somut olayda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazda Bakırköy İcra Müdürlükleri yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunulduğu görülmektedir.
-Yetkili icra dairesi; İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir.
-Bilindiği üzere yetkiye ilişkin hükümleri 6100 sayılı HMK m. 5-19 “Yetki” başlıklı ikinci kısmında düzenlenmiş olup, çok genel bir açıklamayla bunlar; davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi, sözleşmenin ifa olunacağı yer mahkemesi, gayrimenkulün bulunduğu yer mahkemesi ve diğer yetki belirlemeleridir.
-Davalının yerleşim yeri mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir.
-Böylece, kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (HMK.m.5) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz. Onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir.
-Bu noktada, somut uyuşmazlığın çözümü için alacaklının kendi ikamet yerinde dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
-Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri ile ilgili düzenlemeyi içeren ve kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralı niteliğinde bulunan 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesinde; “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir” düzenlemesi bulunmaktadır.
-Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 Sayılı TBK.89 maddesine göre belirlenecektir.
-6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun (TBK) 89.maddesinde; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3.Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir .'' şeklinde düzenlemeyi içermektedir.
-Ancak yukarıda da yer verildiği üzere TBK'nın 89 ve HMK'nın 10. maddelerine göre alacaklının yerleşim yerinin tayini içini akdi ilişkinin varlığının ihtilafsız olması gerekir. Davalı, davacıyla arasında akdi ilişkiyi kabul etmediği gibi kendisi tarafından davacı şirkete verilmiş herhangi bir talimat verilmediğini, aksine dava dışı 3. Kişi ile depolama hususunda anlaşma olduğunu bildirmektedir.
-Bu kapsamda davacının para alacağının varlığı belirli olmadığından ve taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı ihtilaflı olduğundan yetkili icra dairesinin davalının adresinin bulunduğu icra dairesi olduğu, davalının yerleşim yeri Bakırköy yargı çevresinde olduğundan davalının icra dairesinin yetkisine itirazının yerinde olduğu kanaatine varılarak, usulüne uygun geçerli bir icra takibi bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK 115.maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.126,02 TL harçtan mahsubu ile bakiye 856,17-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Çatalca Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır