T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/85 Esas
KARAR NO: 2023/1183
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/02/2020
KARAR TARİHİ: 21/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin, kimya mühendisi olarak müvekkili şirkette 08.07.2014 tarihinde Ar-Ge sorumlusu pozisyonunda işe başlamış olduğunu, ...'nin, daha sonra müvekkili şirket nezdinde 26.06.2018 tarihinde üretim müdürü olarak yükselmiş ve işletme departmanının başına geçmiş olduğunu, şirket bünyesinde yaklaşık 6 yıl boyunca AR-GE kısmında görev alan davalının, üretim müdürü olduktan sonra müvekkili şirketin bütün üretimi, imalatı, ithalatı, ihracatı yapılacak ürünlerin tamamının kendi kontrol ve denetim mekanizması dahilinde işliyor olduğunu, davalının, müvekkili şirket ile arasında herhangi bir sorun veya sıkıntı olmamasına rağmen, kişisel sebepleri nedeniyle sözde tekstil sektöründe kayınpederi ile iş yapması durumundan dolayı kendi isteği doğrultusunda 18/11/2019 tarihinde istifa dilekçesini tanzim ederek insan kaynakları yöneticisine vermiş olduğunu, buna müteakip istifa dilekçesinin şirket kontrol ve onay mercii tarafından imzalanarak, önel süresi belirlenmiş ve davalı önel süresini kullanarak 13/01/2020 tarihinde müvekkili şirketten ayrılmış ve ilişiği kesilmiş olduğunu, müvekkili şirektin, davalı hakkında işten ayrıldıktan sonra haricen araştırmalar yapmış ve neticesinde; davalının aslında hizmet akdi ile şirket bünyesinde çalışmakta iken 07/11/2019 tarihinde halen iş sözleşmesi devamında, yine şirkette çok önemli bir pozisyonda bulunan şirketin pazarlama müdürü/yöneticisi ... ile beraber her ikisinin de müşterek müdür ve ortak sıfatıyla yer aldığı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ünvanı adı altında bir şirket kurmuş olduklarını ve İstanbul Ticaret Odasına ... sicil no ile kaydını gerçekleştirdiğini öğrenmiş olduklarını, müvekkili şirkette üretim müdürü olarak hayati bir pozisyonda olan ve ikili güven ilişkisine dayalı olarak görev alan davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ederek müvekkili şirkete karşı rekabet etmeme borcuna aykırı davranmış olduğunu, müvekkili şirkette işletme departmanının başında bulunan davalının üretim müdürü olarak asli görevlerinin: isletmenin genel amaçları ve bütçeleri doğrultusunda, AR-GE, Proje, üretim Planlama ve üretim birimleriyle iş birliği halinde satış hedeflerinin gerektirdiği üretim planına katkı sağlamaktan, bu plana göre üretim fanliyetlerinin yürütülmesinden, yönetimindeki insan gücünü etkin kullanarak işletme ve üretim tezgahlarının sağlıklı ve en yüksek verim ile çalıştırılmasından, üretimde aksayan hususlara önlem alınmasından, işletme maliyetlerini verimlilik yöntemleri, teşvik projeleri, israf azaltma teknikleri ile indirgemeye yönelik çalışmaların yürütülmesi esası oluşturmakta olduğunu, asli görevinin haricinde ise; yönetime ilişkin, üretim planlama ve kontrole ilişkin, bakım ve onarıma ilişkin, Ar-ge'ye ilişkin genel ve diğer sorumlulukları da bulunmakta olduğunu, davalının, şirketin üretim ile ilgili baştan sona kadar ürün yelpazesini kendisi ekibi ile birlikte sağlamakta olduğunu, bu görev ve sorumlulukta bulunan davalının şirketin çark mekanizmasının kilit ismi durumda olduğunu, şirketin almış veya alacağı görünen tüm işlere, AR-GE kısmında hedeflenen tüm ticari bilgi, birikim ve sırlara vakıf olan davalının hizmet akdi çerçevesinde müvekkili şirkete karşı ayrıca ve özellikli olarak sadakat yükümlülüğü kuralına uyarak, doğru, güvenilir, tarafsız, etik kurallara bağlı olması ve şirket ile herhangi bir şekilde haksız rekabet yahut rekabet oluşturabilecek bir eylem içerisinde bulunmaması gerektiğini, ancak davalının, müvekkili şirkete karşı bu yükümlülüğünü ihlal etmiş olduğunu, müvekkili şirket ile sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ederek haksız rekabet teşkil edecek eylemi gerçekleştiren davalı ..., bu eylemi ile müvekkili şirket nezdinde doğmuş veya ileride doğabilecek müspet zararlarını engellemek amacıyla, davalı ... tarafından kurulan şirketin faaliyetlerini durdurma hususunda tedbiren karar verilmesi gerektiğini, davalı ... kurmuş olduğu şirketin internet sitesine, sosyal medya hesaplarına bakacak olunursa, makine bazlı ürünlere bakıldığında müvekkili şirketin grup çatısı altında olan ve %70 ortağı bulunduğu ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de bu makinelerin üretimini, imalatını yaparak piyasaya sunduğunu söylemek gerektiğini, müvekkili şirket ... A.Ş. ile aynı adreste faaliyet göstermekte olduğundan ötürü davalının ... A.Ş. yönünü de bilebilecek ve öğrenebilecek konumda olduğunu söylemek gerektiğini, davalı ... ortağı olduğu şirketin internet adresinde ana sayfasında yer alan teknik destek sekmesinde bulunan; eğitim danışmanlığı, teknik servis desteği gibi hizmetlerin aslında müvekkili şirket nezdinde çalışmaları esnasında öğrenmiş oldukları teknik bilgi, birikim ve eğitimlerle edindiğini, davalı ... ve diğer ortağı ...'ın müvekkili şirket bünyesinde çalıştıkları zaman müşteri firmalara beraber ziyaret gerçekleştirerek bu hizmetleri vermekte olduğunu, davalı ... diğer ortağı olan pazarlama yöneticisi/müdürü ... ile beraber müvekkili şirkette çalışmakta olduğu süreçte öğrenmiş olduğu ve piyasada sadece müvekkili şirketin sunmuş olduğu teknik bilgi, destek, eğitim hizmetlerini rekabet eden davalı şirketlerinde de kullandıklarını ve sunduğunu görmekte olduklarını, yine bakıldığı zaman sadece müvekkili şirketin hazırladığı ve müvekkili şirkete özgü bazı bilgi ve resimlerin yer aldığı ... A.Ş. kitapçığında bulunan ürünlerin fotoğraflarının davalının kurmuş olduğu internet sitesinde yer aldığına rastlanılmış olduğunu, davalı ... intemet sitesine bakıldığında sanki tüm ürünlerini Çin'den ithal ederek yurt içi piyasada satışını yapmaktadır gibi gözükmekte olduğunu, ancak bazı basit vida ve kovan üretimleri için yerli firmalarla yahut kendi üretimlerini yaparak gerçekleştirmeleri söz konusu olabileceği kanısında olduklarını, bu ihlalin müvekkili şirket nezdinde uğranılan zararın ötesine geçmesini engellemek ve bu ihtimali ortadan kaldırmak amacıyla davalı ... kurmuş olduğu şirketin faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini, yine davalı ... ile akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan hükme göre de; "İşveren işinin gereği, çalışana eğitim çalışmaları esnasında eğitim masrafları yapmış olmasından ve de çalışana işyeri ile ilgili ticari ve meslek sırlarını öğrettiğinden dolayı iş akdinin feshinden itibaren 3 yıl süre ile işverenin onayını ve kabulünü almadan işverene rakip ve aynı sektörde kurulu başka bir şirkete resmi veya gayri resmi ortak veya kurucu olmamayı, işverene rakip ve aynı sektörde iş kurmamayı bu sözleşmenin bir unsuru olarak kabul ve taahküt eder, aksi halde işverenin bu konuda uğrayacağı zarar ve ziyanı tazminle yükümlüdür. " müvekkilinin her türlü uğrayacağı zarar ve ziyanını tazmin etmekle yükümlü olan davalı ...'ın, kurmuş olduğu şirketin faaliyetlerine son verilerek müvekkilinin uğrayacağı zarar ve ziyanların da önüne geçilmiş olacağını, müvekkili şirkete karşı menfaat ihlali, yasağın ihlaline devam edilmesi veya önemli ölçüde etkilenmesi durumu söz konusu olduğunu, ayrıca işverenin haklı menfaatinin yanı sıra, işçinin hareketinin de aynen ifayı haklı kılması gerektiğnii ve haklı kılacak hareketin dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirmesi gerekli olduğunu, olayımıza bakıldığı zaman da davalı ... eylemlerinin dürüstlük kuralları gereğince aynen ifayı haklı kılacak derecede olduğunu, bir başka işte çalışma ihlimali yaput müvekkili şirketin izin veya icazeti ile faaliyet konusu farklı bir başka şirket kuruluşu ile iş yapma imkanı var iken; müvekkili şirket nezdinde çalışmaya devam ettiği süre içerisinde aynı faaliyet konusunda ve aynı sektörde bir şirket kurmasının hem kanunla hem de dürüstlük ve ahlak kuralları ile bağdaşmadığını, bu nedenle davalı ... tarafından kurulan ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin aynen ifa gereği BK 446' ya istinaden dava süresince ihtiyati tedbir kararı ile faaliyetlerinin durdurularak şirkete karşı muhalefetin men edilmesi gerektiğini, davalının, müvekkili şirkette üretim müdürü olarak çalışmakta olup, şirketin ticari ve üretim sırlarına, gizli bilgilerine, aktif-pasif müşteri portföyüne, ticari hedeflerine, organizasyonlarına, Ar-Ge çalışmalarına ilişkin bütün bilgi ve belgelere ulaşabilir olduğundan ve halihazırda rakabet içinde bulunan şirketin ortağı olması nedeniyle müvekkili şirketin şimdiye kadar uğramış olduğu ve ileride uğrayacağı olası maddi manevi zararların tazmini gerektiğini, davalının, müvekkili şirkette üretim müdürü olarak 2014-2020 yılları arasında bilfiil çalışmış olduğunu, şirketin üretim kısmında A dan Z ye her şeyi ile ilgilendiğini ve bütün siparişlere ilişkin kendi hareket kabiliyeti olduğunu, yurt içi ve yurt dışında siparişi tamamlanan ve teslimi gerçekleştirilen işler sonrasında memnuniyet amaçlı firma ziyaretlerini gerçekleştirmesi, Ar-Ge yatırımına dayalı olarak bütçe belirlemesi ve buna ilişkin şirketin tüm Arge çalışma plan ve programını yürüten isim olması, risk analizlerini yapması gibi işlerin tamamıyla davalının başında olduğunu, şirket için vazgeçilmez bir pozisyonda olduğunu, davalı ..., müvekkili şirket bünyesinde müvekkili şirketin sunduğu imkanlardan yararlanarak kendi mesleki çalışmalarını yapmış, müvekkili şirket bünyesinde bulunan takim tarafından geliştirilen ürünlere ve projelere ticari sırlar da dahil olmak üzere en ince ayrıntısına kadar hakim olmuş olduğunu, davalının iş sözleşmesini gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle uğramış olduğu bir müspet zarar söz konusu olduğunu, bu zararın davalı ... tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin .... Plastik San. Ve Tic. Ltd. Şti. 'ye yapmış olduğu iş sonrasında teslimatı sorunsuz şekilde gerçekleştirilen mal ve ürünlere ilişkin müşteri firmaya 06/09/2019 tarihinde gerçekleştirilen ziyaretinde tutulan raporda davalı ...; "çalışmalar sonucu istenilen sonuç elde edilememiştir." şeklinde beyanı bulunduğunu, oysa müşteri firmanın fabrikasının bulunduğu Sulh Hukuk Mahkemesinden istenilen delil tespiti sonrasında alınan bilirkişi raporunda davalı ... beyanlarının tam tersine olduğunu, müvekkili firmanın müşteri firmaya sorunsuz bir şekilde ürün ve malların teslimatını gerçekleştirdiğinin sabit olarak gözükmekte olduğunu, müvekkili şirketin davalı ... bu beyanları neticesinde müşteri firmaya karşı ve piyasada kendi ticari itibarının zedelenmesi ile karşı karşıya kalmış olduğunu, hakkaniyete ve gerçeğe aykırı olarak davalı ... verilen beyanları nedeniyle müvekkili şirketin müşteri firmaya 816.021,00 TL ürün ve malın hizmet-teslimi yapılmasına rağmen ödemelerini alamamış olduğunu, müvekkili şirketin, çalışanlarını alanında daha iyisi olabilmesi ve şirket menfaatlerini gerçekleştirebilmek amacıyla çalışanların tatepleri doğrultusunda mesleki eğitimlere, sertifika programlarına göndererek, çalışanlarının şirkete daha fazla katkı sağlaması yönünde bir çalışması söz konusu olduğunu, davalı ...'ın, müvekkili şirket nezdinde çalışırken talepleri doğrultusunda ücretli eğitim ve sertifika ptogramlarına katılarak plastik ve kauçuk sistemleri sektöründe mesleki bilgi ve birikimini geliştirmiş olduğunu, müvekkili şirketin davalı ... sunmuş olduğu bu imkana karşılık; davalı ...'ın, müvekkili şirket menfaatine bu bilgi ve birikimi kullanmamış, kendi şahsi olarak ortağı olduğu faaliyet konusu müvekkili şirket ile aynı olan bir şirket kurarak bu şirket için kullanmış ve kullanacak olduğunu, buna istinaden müvekkilinin davalı ... sunmuş olduğu tüm eğitim ve sertifika programlarının ücretinin iadesi gerektiğini beyanla; davalının sadakat yükümlülüğüne aykırılığı teşkil eden rekabet etmeme borcuna aykırılık oluşturan faaliyetinin sonucu kurulan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin müvekkili şirketin daha fazla zarara uğrama ihtimalinin olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik faaliyetlerinin İHTİYATEN durdurulmasına, müvekkili şirket nezdinde uğranılan zararın fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın rekabet yasağının işlendiği tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıya yükletilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; İş mahkemesinde açılan işbu davaya öncelikle görev yönünden itiraz ediyor olduklarını, davanın iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işçinin rekabet etmeme yükümlülüğünden kaynaklı tazminat davası olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin "Ticaret Mahkemeleri" olduğunu, müvekkili ...'nin; ... Üniversitesi "KİMYA MÜHENDİSLİĞİ" bölümünden 2012 yılında mezun olmuş, mezuniyetinin ardından aynı yıl "... Üniversitesi"nde Yüksek Lisansa başlamış olduğunu, Yüksek Lisansının konusunun "Polimer Bilimi ve Teknolojisi" olup, kısaca "Plastik Malzemelerin Üretilmesi ve işlenerek son ürün haline getirilmesi" olarak özetlenebileceğini, Yüksek lisansından mezun olduğu tarihten itibaren plastik malzemenin işlendiği ekipmanların kullanıldığı firmalarda ya da bu ekipmanların üretimini yapan firmada sırası ile üretim ve ar-ge departmanlarında yer almış olduğunu, 2014 yılında ise davacı şirkette ar-ge mühendisi olarak işe başlamış olduğunu, özel bir alanda eğitim alan müvekkilinin, bu eğitim ve bilgilerini de davacı şirket yararına kullanmış olduğunu, anılan nedenlerle müvekkilinin davacı şirketten öğrendiği bilgileri kullanmasının söz konusu olmadığını, aksine davacı şirketin müvekkilinin deneyim ve tecrübelerinden yararlanması söz konusu olduğunu, hatta müvekkilinin deneyim ve bilgilerini şirket içi eğitim olarak 2014 yılından itibaren her yıl düzenli olarak vermiş olduğunu, Yargıtay kararları uyarınca şirket kurulması ve hazırlık aşamaları sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturmayacağından davacının bu konudaki iddialarının da asılsız ve yersiz olduğunu, öte ...; müvekkilinin lisans ve yüksek lisansında aldığı eğitim ve kazandığı deneyim "plastik ve plastik malzemelerin üretilmesi ve işlenme teknolojileri" üzerine olduğunu, bu nedenle başka alanda mesleğini icra etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin takriben 10 yıllık çalışma hayatında edindiği bilgi birikimi ve tecrübesini, mesleği dışında bir işte çalışarak köreltmesi beklenemeyeceği gibi; rekabet yasağı boyunca iktisadi geleceğini tehlikeye düşürecek şekilde hiç çalışmamasının da mümkün olmadığını, kaldı ki; işverenin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra; işçinin rakip firmalarda çalışmamasını istemekte ancak bunun karşılığında hiçbir edim üstlenmemekte olduğunu, hizmet sözleşmesine sadece işçi aleyhine ceza koşulu getirilemeyeceğini, sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümlerinin geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatların öğretide benimsenmiş olduğunu, cezai şart içeren hükümlerin, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerli olduğunu, müvekkilinin ve dava dışı ...'ın 2019 yılı içerisinde yurt dışında müşteri ziyaretine hiç gitmemiş olduklarını, müşteri ziyareti ve fuar katılımının farklı şeyler olduğunu, müvekkilinin ve ...'ın sadece Almanya'da kurulan bir fuara davacı şirketin görevlendirmesi ile katılmış olduklarını, şirketlerin hangi fuara katılacağının ne zaman katılacağının şirket tarafından 1 yıl öncesinden belirlenmekte, hatta bu fuarla ilgili müvekkilininin biletinin de 28 Mart 2019 tarihinde şirket tarafından alınmış olduğunu, bu durumun sadece fuar katılımı olup, davacının hiçbir müşterisi ile irtibatı olmadığını, ayrıca müvekkilinin şirket ortağı olmasından takriben 1 sene öncesindeki fuara katılım olup, sadakat yükümlülüğüne aykırılık ile bağdaştırılacak hiçbir durum söz konusu olmadığını, yine müvekkilinin ortağı olduğu şirketin Almanya veya Hollanda merkezli müşterisi, iş ortağı vs. Bulunmadığını, davacı şirketin bu tarz afaki yorumlarla, "çamur at izi kalsın" şeklinde karalama politikası ile müvekkilini manen de üzmek istemekte; kendi görevlendirmelerini dahi farklı algı oluşturmak üzere anlatmakta olduğunu, davacı şirket içerisinde departman bölümlerine göre bütçe belirlenmiş olduğunu, bu bütçenin; departmanın çalışanları için ödenecek maaşlar, departmanın elektrik, su vs. giderleri gibi giderler yıllık hesaplama yaparak ayrılmakta olduğunu, bütçenin kullanım yetkisinin ise müvekkili ...'de olmadığını, müvekkili ...'nin, sadece bu departmana satın alınacak ürünler ile ilgili bilgi vermekle yükümlü olduğunu, bu bildirimleri genellikle marka dahi belirtmeyerek; sadece üründe bulunması gereken özellikleri içeren teknik bilgileri Genel Müdürün onayına sunarak yapmakta olduğunu, Genel Müdür de onayladıktan sonra gerekli ürünlerin alınmakta, müvekkilinin satın alma yönetmeliğinde imza yetkisi de bulunmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu harcamaların ise tamamıyla davacı şirketin kontrolü ve kaydı altında olduğunu, yapılan tüm harcamaların makbuzları ile birlikte şirket muhasebesine verilmek zorunda olduğunu, bunca yıl çalışan müvekkili hakkında 2017-2018 yıllarının dahi bütçesinden kuşku duydukları yazılmış, ancak müvekkili işten çıkana kadar hiçbir rahatsızlık dile getirilmediği gibi müvekkili ile çalışmaya da devam edilmiş olduğunu, tüm bu hususların davacı tarafından ispatı gerektiğini, davacı şirketin ... Ltd. Şti (Kayseri) isimli müşterisinin davacı şirketten PE(polietilen) ham madde geri dönüşüm kovan vida ve filtre ünitesi satın almış, ancak bu müşterinin daha sonra davacının malzemelerinde kusur bulunduğunu iddia ederek ödeme yapmak istememiş olduğunu, davacı firmanın ise ... firmasının geri dönüştürmek istediği ham madde de problem olduğunu iddia etmiş, bunun üzerine müvekkili ve ekibi tarafından Kayseri'de ... firmasının dönüştürmek istediği ham madde ile muhtelif denemeler yapılmış ve bu denemelerde istenilen eriyik kapasitesine ulaşılamadığının görülmüş olduğunu, muhtelif denemelerin tamamının ... tarafından yapılmamış olduğunu, önceki denemelerin de şirketin farklı çalışanları tarafından yapılmış ve yine sonuç alınamamış olduğunu, buna ilişkin " çalışmalar sonucu istenilen sonuç alınamadı" şeklindeki rapor imzalanmış olduğunu, bu incelemelerin hiçbirisinde müvekkilinin tek başına olmadığını, proje sorumlusunun da müvekkilinin yanında olduğunu ve bilgisi bulunduğunu, tamamıyla ekip çalışmasının sonucu olarak bilimsel bir veri ortaya konulmuş ve 5N1K özelinde yapılan gizli değerlendirmeler olmasının mümkün olmadığını, daha sonra İncesu Sulh Hukuk Mah.'nin ... D. İş sayılı delil tespiti incelemesine yine müvekkilinin, şirketin diğer çalışanları ve bilirkişi ile birlikte gitmişler ve inceleme yapılmış olduğunu, ancak buradaki önemli farkın : Bu incelemeye uygun olan ham maddenin bu kez davacı şirket tarafından temin edilerek İstanbul'dan götürülmüş ve bununla inceleme yapılmış, daha önceki denemelerde ... firmasının temin ettiği hammadde ile inceleme yapılmış olduğunu, ancak bu sayede istenilen verilere ulaşılabilmiş olduğunu, işbu delil tespiti davasının da amacına ulaşmış ve ... Firmasının ham maddesinin kusurlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, anılan bu olayda işbu dava konusu olabilecek hiçbir durum bulunmadığını, müvekkilinin işini layığı ile yapmış, olumsuz durumları rapor etmiş, şirketini bilgilendirmiş olduğunu, iş bu bilgilendirme neticesinde davacı şirketin haklılığını ispat etmek amacıyla ... Firmasına delil tespiti davası açmış olduğunu, müvekkilinin doğru bilgilendirmesi olmasaydı, davacı şirketin delil tespitini dahi ispat edemeyecek olduğunu, bu olayda görüldüğü ve dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin üzerinde mobbing uygulanarak, müvekkiline atfedilemeyecek olaylar nedeniyle baskı uygulanmış olduğunu, müvekkilinin haklı olarak davacı şirket yanından işten ayrılmak istemesinin sebeplerinden birisinin de bu olduğunu, müvekkilinin 2014 tarihinden itibaren tüm dikkat ve özeni ile davacı şirkette çalışmış, ancak müvekkilinin tüm özveri ve çabaları ile çalışmasına rağmen; davacı şirketin müvekkilinin iş hukukundan kaynaklanan haklarını ihlal etmeye başlamış, 48 saat aralıksız çalışmasına rağmen dinlenme izni kullandırtmamış, iş yerinde müvekkiline ayrımcılık yapmış olduğunu, müvekkilinin fazla mesai hakları ödenmemiş, yurt dışı çalışmaları olduğu halde izin kullandırtılmamış olduğunu, tüm bu sebeplerle müvekkilinin haklı nedenlerle fesih hakkını kullanmış, bu konuda müvekkilinin dava hazırlığında olup, haklarını saklı tutuyor olduğunu, müvekkilininin haklı nedenle feshi söz konusu olup; rekabet yasağının sona ermiş olduğunu, bu konuda açacakları davanın bekletici mesele yapılmasını talep ediyor olduklarını, davacı şirketin faaliyet konusu ile müvekkilinin ortağı olduğu şirketin faaliyet konuları farklı olduğundan davacı şirket ile rekabet halinde olmadığını, İTO kaydındaki davacı şirket ile müvekkilinin ortağı olduğu şirketin NACE KODLARInın da farklı olduğunu, Kanunun 445. maddesinde rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtilmiş olduğunu, bu çerçevede iş sözleşmesinde 3 yıl olarak belirlenen rekabet yasağının süre olarak fahiş olup TBK 445. maddeye de aykırı olduğunu, davacı şirketin faaliyetini "BAYİLİK SİSTEMİ İLE YÜRÜTMESİ BULUNMADIĞINDAN" belirli ve devamlı bir müşterisi de bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davacının müşteri bilgilerine sahip olması ve buna bağlı bu bilgileri kullanarak davacıya zarar verme ihtimali bulunmadığını, müvekkili davacı şirkette üretim mühendisi olarak çalışsa da; davacı şirketin üretim yaptığı ürünler özel formülü olan, kimse tarafından bilinmeyen, gizlilik içeren ürünler olmadığını, aksine piyasada birçok şirket tarafından hem üretimi hem ithalatı yapılan ürünler olduğunu, bu anlamda müvekkilinin öğreneceği bilgilerin ticari sır olmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla, rekabet yasağının tanımının yer aldığı Borçlar Kanunu'nundaki "işverenin önemli bir zararına neden olma" şartının gerçekleşmemiş olduğunu, ayrıca müvekkilinin ortağı olduğu şirketin kovan ve vida üretimi yapmamakta olduğunu, davacı şirketin üretime ilişkin ne gibi zararının olacağını, müvekkilinin hangi alanlarda ona zarar verebileceğini ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin, davacı şirkette çalışmakta iken edinmiş olduğu tecrübe ve bilgileri davalı şirkete aktarması ve şirketin faaliyet alanında kullanmasının ticari hayatın bir gereği olup müvekkilinin davacıya ait ticari sırları ifşa ettiği anlamını taşımadığını, davacının hangi ticari sırlarının ihlal edildiğini ve müvekkilinin davacı firmada çalışırken elde ettiği iş sırlarını, müşteri çevresi veya üretim sırlarını, yaptığı işler hakkında edindiği bilgileri davacıya önemli bir zarar verebilecek şekilde kullandığını davacının ispatlaması gerektiğini, davacı ... dava dilekçesinde; internet sitesinde yer alan resimlerin ve bilgilerin kendi kitapçığında bulunan resim ve anlatımlar olduğunu iddia etmiş olduğunu, ancak bu bilgiler, genel teknik bilgiler olup, davacı şirketten alınmasının söz konusu olmadığını, hiçbir cümlesinin de birbirinin aynısı olmadığını, yine teknik çizimlerin de hiçbir şahsa aidiyeti olabilecek resimler olmadığını, klasik teknik resim ve bilgiler olduğunu, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin "rekabet yasağı"na ilişkin maddesinde, yasağa aykırı davranışın bir ceza koşuluna bağlanmamış olduğunu, bu nedenle davacının herhangi bir zarara uğradığını veya zararın kapsamını ispat etmek zorunda olduğunu, ancak ceza koşulunun işçi aleyhine tek taraflı olarak kararlaştırıldığı durumlarda ceza koşulu geçerli olmayacağından davacının artık zararını ve illiyet bağını ispat etmek zorunda olduğunu, kaldı ki; müvekkilinin davacı zararına herhangi bir eylem ve faaliyeti de bulunmadığını, davacı şirketin manevi tazminat isteyebilmesi için haksız fiil neticesinde ticari itibarının zedelenmesinin, onur şeref ve haysiyetinin ihlal edilmesinin, kişiliğe karşı haksız tecavüzün gerçekleşmiş olmasının gerektiğini beyanla; davacının haksız davasının reddine, yargılama ve vekalet ücreti giderlerinin davacı ... üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, işçi ile işveren arasından düzenlenen belirsiz süresi iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmünce işveren tarafından açılan işçinin sadakat yükümlülüğüne aykırılığı davranışı nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın mahkememize Bakırköy .... İş Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
İş Mahkemesinde devam eden yargılama aşamalarında davacı ve davalı tanıklarının dinlenildiği, davacı tanıklarının davacı iddialarını doğrular, davalı tanıklarının ise davalı iddialarını doğrular nitelikte beyanda bulundukları görülmüştür.
Mahkememizin 07/03/2022 tarih ve .... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 01/06/2021 tarih 2021/3076 E.-2021/9789 K. sayılı ilamı ile " Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir. Benzer bir durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesinde 03.03.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanunun 30. maddesi ile yapılan değişikliğin sonucu olarak kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri için söz konusudur. Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılmasına rağmen 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu’nun 5.maddesinde belirtilen aksine hükmü karşıladığı kabul edilmektedir. Aksi halde tüm fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir. İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır." şeklinde karar tesis edildiği görülmüştür.
Somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme uyarınca davacının talep edebileceği tazminat alacağının kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Göreve ilişkin usul kurallarının dava şartı olması ve dava şartlarının da kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle resen dikkate alınacak hususlardandır. Dava şartları mevcut olmadığında açılan davanın HMK'nun 115/2 , HMK'nun 114/1-c maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davaya bakmaya görevli mahkemenin Bakırköy .... İş Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizin 07/03/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı İstinaf edilmiş olmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 12/01/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "6098 sayılı TBK' nun Rekabet Yasağı kenar başlıklı 444. maddesinde; " Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." denildiği, 6102 sayılı TTK' nun 4/1-c. maddesi uyarınca, TBK' nun 444 ve devamındaki maddelerde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin tazminat davaları tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalar olduğu, davanın mutlak ticari dava olarak kabulünde güdülen amacın ticari sır kavramının ticaret mahkemesince değerlendirilmesi olduğu, bu itibarla, davacı tarafça haksız rekabet oluşturduğu iddia olunan eylemin iş akdinin sona ermesinden sonra meydana geldiğinin ileri sürülmüş olması da nazara alınarak davanın Ticaret Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerektiği ( Yargıtay HGK’nın 2011/11-781 Esas ve 2012/109 Karar sayılı 29/02/2012 tarihli İlamı, Yargıtay HGK’nın 2011/9-508 Esas, 2013/292 Karar sayılı 27/02/2013 tarihli İlamı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/8763 Esas - 2019/13748 Karar sayılı İlamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2017/5116 Esas - 2017/2490 Karar sayılı İlamı) dava dilekçesinde, davacı şirkette çalışan davalının işten ayrılmasına yakın zamanda kendi kurduğu şirket dolayısıyla sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdünü ihlal ettiği ve haksız rekabet ettiği iddiasına dayanılmış ve davacı şirketin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istenmiş olduğu, gerek dava dilekçesinde davalıya isnat edilen yükümlülük ihlallerinin kapsamı, gerek davalının iş akdinin feshinden sonra başka bir işyerinde ortak olarak çalışmaya başlamış olması ve gerekse de davanın özelliğine göre; davalının rekabet yasağını ihlal eden davranışının açık biçimde iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğu; bu davranışın, iş akdinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444 ve 447 maddeleri (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348.maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, somut olayda dosya kapsamına göre, davalının rekabet yasağına aykırılık oluşturduğu iddia edilen eylemlerinin iş akdinin sona erdikten sonraki döneme ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği SONUÇ OLARAK; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince mahkememizin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE" karar verilmiştir.
Davacı vekilinin birleştirme talebinde bulunduğu Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş olup incelenmesinde davacısının işbu dosya davacısı olduğu, davalısının ... olduğu, belirtilen dosyada davacı şirket defterlerin üzerinde inceleme yapıldığı ve yapılan inceleme ile davacı şirketin belirtilen süreler içerisinde bir zararının olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili 05/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Nolu dava dosyasında alınan Bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda sadakat borcuna aykırı davranan ve haksız rekabette bulunan davalı ... faaliyet gösterdiği şirketin müvekkili şirket ile Haksız Rekabet ettiğinin Tespitine ve Haksız rekabetin önlenmesi ile haklı olarak ikame edilen davanın tüm talepler yönünden KABULÜNE, maddi tazminat taleplerini 1.000,00 TL'den 49.000,00 TL arttırım gerçekleştirmek suretiyle 50.000,00 TL'ye arttırdıklarını, arttırdıkları alacak miktarı üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte TAHSİLİNE, 60.000,00 TL manevi tazminat ücretinin bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda müvekkili şirketi maddi-manevi zarara uğratmış olan davalı ... TAHSİLİNE, müvekkili şirket ile rekabet etmeme borcuna aykırı davranan davalının kurmuş olduğu şirketin haksız rekabet hükümleri kapsamında faaliyetlerine son verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın dayanağı taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin XII. Rekabet Yasağı başlıklı maddesi olup maddede "İşverenin, işinin gereği olarak çalışanına eğitim çalışmaları esnasında eğitim masrafları yapmış olmasından ve de çalışanına iş yeri ile ilgili ticari ve mesleki sırlarını öğrettiğinden dolayı iş akdinini feshinden itibaren 3 yıl süre ile işverenin onayını ve kabulünü almadan işverene rakip ve aynı sektörde kuruşu başka bir şirkette resmi veya gayri resmi ortak veya kurucu olmamayı, işverene rakip veya aynı sektörde iş kurmamayı bu sözleşmenin bir unsuru olarak kabul ve taahhüt eder. Aksi halde işverenin bu konuda uğrayacağı zarar ve ziyanı tazminle yükümlüdür." düzenlemesinin yer aldığı görülmüştür.
Davalıya ait SGK kayıtları celp edilmiş olup incelenmesinde 08.07.2014-13.01.2020 tarihleri arasında davacı şirkette Arge Şefi olarak çalıştığı ve işten çıkış kodunun işçi tarafından fesih olarak belirtildiği görülmüştür.
Davacının talebi belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı şartının ihlali nedeni ile uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın dayanağı olarak ileri sürülen sebepler davalının işten ayrılmasından evvel faaliyet konularının aynı olduğu iddia oluna ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketini kurduğunu, edinmiş olduğu ticari sırları ve müşteri çevresini kendi şirketine taşıdığı ve belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlal edilmesi sebepleri belirtmiştir. ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine ait ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davalının ve dava dışı ...'ın imzaya yetkili müdür oldukları, faaliyet konusu olarak plastik işleme ve üretim makinaları, ekstrüzyon ve enjeksiyon ile bilumum plastik, kauçuk ve kimyasal madde, hammadde, yarı mamul ve mamüllerinin alım satımı, ithalat ve ihracatı ve kurulum ve montaj hizmetleri olarak belirtildiği, davacı şirketin ise plastik ve kauçuk makinelerinin imalatı (plastik ve kauçuk işlemek için veya bu malzemelerden ürün imalatı için kullanılan makineler) alanında faaliyet gösterdiği, faaliyet konularının benzer olduğu görülmüştür. Bu anlamda TBK m.444 de yer alan şartlatın gerçekleşmiş olduğu kanaatine varılmış ise de, dava dilekçesinde dayanılan ticari sırların davalı tarafından edinilmiş olduğu bilgisi dosya kapsamı ile ispatlanabilmiş değildir. Yine davalının edinmiş olduğu müşteri çevresini kendi kurduğu şirkete taşımış olduğu iddiası yönünden ise, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Dosyasında alınan bilirkişi raporunda hem davacı şirketin hem de dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin müşterisi olan iki müşteriye rastlandığının belirtildiği ve satışların dava tarihinden sonraki bir döneme ait olduğunun belirtildiği görülmüştür. Kaldı ki davalının edinmiş olduğu müşteri çevresini ve tecrübeyi devam eden iş hayatın kullanması da olağan hayatın bir gereği olup somut olay bakımından haksız rekabet teşkil edebilecek yoğunlukta olmadığı da sabittir. Taraflar arasında yer alan haksız rekabet yasağı hükmünde açık olarak işçinin işverenin bu konuda uğrayacağı zarar ve ziyanı tazminle yükümlü olduğu belirtmesi yapılmış ise de Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Dosyasında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının zararının bulunmadığı, dayanak iş sözleşmesinde yer alan şartın gerçekleşmediği görülmüştür. Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde manevi tazminat isteminin de yer aldığı görülmüş ise de dosya kapsamında davacının belirtilen fiiller nedeni ile manevi zararının oluştuğu hususu ispatlanabilmiş değildir. Açıklanan bu nedenlerle dava dilekçesinde yer alan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
DAVA DİLEKÇESİNDE YER ALAN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN AYRI AYRI REDDİNE;
1-Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 1.024,65 TL peşin harç ile 837,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.861,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1.591,80 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 680,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafça sarf edilen 40,15 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/11/2023
Katip ....
¸
Hakim ...
¸