T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/1054 Esas
KARAR NO: 2024/1321
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/02/2024
KARAR TARİHİ: 23/12/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; davalının, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile aleyhine yürüttükleri ilamsız icra takibinde borca itiraz etmiş ve takibin durdurulmasını istemiş olduğunu, borçlunun itirazlarının haksız olup, borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borcun 25.07.2023 tarihli davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, bunun üzerine davalı hakkında Bakırköy ... . İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 172.632,00 TL asıl alacak ve 5.491,12 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapılmış, davalının 13.12.2023 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurmuş olduğunu, davalının, icra takip dosyasına sundukları faturadan dolayı borçlu bulunduğunu, davalının, itirazında söz konusu alacak için "Ancak müvekkilin alacaklıya herhangibir borcu bulunmamaktadır." beyanıyla borca itiraz etmiş, ancak icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmemiş ve ödeme belgesi de sunmamış olduğunu, davalı şirket vekili itiraz dilekçesinde, müvekkili alacaklı şirkete herhangi bir borçları olmadığını belirtmiş ve alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz etmiş, ancak yapılan bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin, borçlu şirketin haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olduğunu, itiraz üzerine dava şartı olması nedeniyle taraflarınca arabulucuya başvurulmuş ancak karşı tarafın arabuluculuk görüşmelerine katılmamış olduğunu, piyasanın içinde bulunduğu sıkıntılı ekonomik durum ve davalının kötü niyetli olarak mal kaçırma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle; davanın sonuçsuz kalmaması, tahsil kabiliyetini yitirmemesi ve müvekkili şirketin daha fazla mağdur olmaması için davalının taşınır, taşınmaz mallarıyla bankalardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ TEDBİR konulmasını talep ediyor olduklarını beyanla; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, uygun görülecek teminat karşılığında ekli listede yer alan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle herhangi bir hak kaybına uğramamak adına zamanaşımı itirazları bulunduğunu, bunun dışında huzurdaki davaya konu icra takibine dayanak gösterilen fatura içeriğine itiraz ettiklerini kabul etmediklerini bildiriyor olduklarını, davacı taraf her ne kadar icra takibine dayanak gösterilen faturaya itiraz edilmediğini beyan etmiş ise de faturaya sözlü olarak itirazda bulunulmuş olduğunu, bilindiğini üzere faturaya itiraz, TTK m.18/3’te belirtilen durumlara ilişkin olmadığından hiçbir şekilde belirtilen özel şekillerin kullanılması suretiyle faturaya itiraz edilmesinin zorunlu olmadığını, zira, kanunun faturaya itirazı özel bir şekle tabi tutmamış olduğunu, işbu sebeple fatura içeriğinin doğruluğunu ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, mahkememizin aksi kanaatte olması ihtimaline binaen, faturanın içeriğine itiraz edilmemesi içeriğin kabulü anlamına doğrudan gelmeyecek olup, aksi ispat edilebilir nitelikte olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirketin dış cephe kaplama işlerini alt yüklenici olarak üstlendiği .... Projesi kapsamındaki işlerin görülmesi için davacı taraftan iskele ve ekipmanları kiralanmış olduğunu, işler tamamlandıktan sonra da ilgili davacı firmaya tutanak karşılığı iade edilmiş olduğunu, söz konusu tutanakların bilahare dosyaya ibraz edilecek olduğunu, bu aşamada ilgili şantiyede asıl yüklenici firmanın da davacı taraftan iskele kiralamış, iskele ve ekipmanlarının kiralanması ve işin tamamlanması sonrası kendileri de ilgili ekipmanları davacı tarafa iade etmiş olup, burada bir karışıklık olması ihtimaline binaen bu hususun taraflarınca belirtilmesi gereği doğmuş olduğunu, zira ana yüklenici tarafından dahi olsa, taraflarınca kiralanan iskele ve ekipmanları iade edilmiş durumda olduğunu, işbu sebeple dava dışı üçüncü kişiden ve davacı taraftan da iadeye ilişkin tutanakların celp edilmesi gerektiğini, kaldı ki ilgili şantiyede keşif yapılması halinde tüm iskele ve ekipmanların iade edildiğinin rahatlıkla tespit edilebilecek olduğunu, işbu sebeple fatura içeriği gerçek durumu yansıtmadığından icra takibine yapmış oldukları itirazın haklı bir itiraz olduğunu, kanunun tanıdığı bir hakkın kullanılması, o hakkı kullananın kötüniyetli olduğunu göstermediğini, nitekim delillerinin toplanması akabinde ilgili icra takibine yapmış oldukları itirazın haklılığını da subuta erecek olduğunu, bir an için iskele ve ekipmanlarının iade edilmediği düşünülse dahi; faturaya konu ürünlerin değer tespitinin yapılması için bilirkişi incelemesi yapılması zarureti bulunduğunu, davacı taraf müvekkili şirketin taşınmazları ile ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuş ise de bu talebin reddi gerektiğini, zira müvekkili şirketin uzun yıllardır alüminyum dış cephe kaplama işi ile iştigal etmekte olup, alanında öncü ve tanınmış firmalardan biri olduğunu ve sermayesinin 79.178.000,00 TL olup, davacı tarafın sermayesinin yaklaşık 70 katından fazla olduğunu, yıllık cirosunun bu rakamın çok çok üstünde olduğunu, 11.06.1996 tarihinden bugüne mevcut bir firma olduğunu, herhangi bir mali acz içerisinde olmadığını, aynı zamanda herhangi bir şekilde adres değiştirme kaçma şüphesi de bulunmadığını, dava sonucunda müvekkili şirketin haksız çıkması halinde, davacı tarafın alacağına kavuşmama ihtimali bulunmadığını, dolayısıyla mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali mevcut olmadığı için ihtiyati tedbirin koşulları oluşmamış olduğunu, kaldı ki salt faturaya dayalı olarak ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin mümkün olmadığını, işbu sebeple davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini beyanla; öncelikle koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın tümden reddi ile, alacaklının işbu icra takibin açmakta kötüniyetli davranması hasebiyle %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasında ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı, davalı tarafın savunmasına göre davacı taraftan kiralanan iskele ve ekipmanların davacı tarafa teslim edilip edilmediği, takibe konu faturanın kira alacağına veya teslim edilmeyen malların bedellerine ilişkin olup olmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı, davalı tarafın savunmasına göre davacı taraftan kiralana iskele ve ekipmanların davacı tarafa teslim edilip edilmediği, takibe konu faturanın kira alacağına veya teslim edilmeyen malların bedellerine ilişkin olup olmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 29/07/2024 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi .... 24/08/2024 tarihli raporunda özetle; taraflardan davalı tarafın duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmiş ve yerinde inceleme talep etmiş olup davacı tarafın ise incelemeye gelmemiş olduğunu, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, 2023 yılı ticari defterlerinin incelendiğini, defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğunun ve lehinde delil niteliği taşıdığının kanaatine varılmış olup, nihai kararın mahkememize ait olduğunu, davalının Ticari defterlerinin incelenmesinin ise davalının ticari defter kayıtlarına
göre davacının davalıdan olan alacağının takip tarihi itibariyle 172.632,47 TL
olduğunun tespit edilmiş olduğunu, başka bir deyişle davacının takipte asıl alacak talebinin
172.632,00 olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre; davacının
davalıdan 172.632,47 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacı ile davalı BA-BS beyanlarının birbirleri ile mutabık olduklarını, bu
beyanların davacının düzenlediği faturalar yününden davacının beyanını
desteklemekte olduğunu davacının davalıya 25.07.2023 tarihinde .... numaralı 172.632,00 TL (KDV DAHİL) tutarında e-fatura düzenleyip gönderdiğinin tespit
edilmiş olduğunu, davalının bu faturayı ticari defterlerine kaydetmiş olduğunu, davacı tarafından davalıya teslim edilen iskele malzemelerine ait imzalı
fotokopi teslim tutanağı belgelerinin dosyaya sunulmuş olduğunu, ancak davalı tarafından
iskele malzemelerinin davacıya iade (teslim) edildiği hususunda herhangi bir
evrak veya belgeye dosya kapsamında rastlanmamış olduğunu, davacının davalı ile ilgili alışverişine konu borçların ödeme tarihlerinin yazılı
olduğu bir sözleşme sunulmamış olduğunu, yada takip öncesi borçluya çekilmiş herhangi
bir ihtarname bulunmadığından takipte işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaatine
varılmış olup nihai takdirin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir.
Mahkememiz ... Esas, .... Karar sayılı kararı ile "Dava, faturaya dayalı ilamsız icra takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile takibe konu faturanın ve faturalara konu hizmetin davalıya verilip verilmediği, faturalar nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmiş olup davacı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı, davalı taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı defterlerin lehlerine delil niteliği taşıdığı, takip tarihi itibari ile davacı tarafa 172.632,47 TL borçlu olduğu, tarafların BA-BS kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu, BA-BS kayıtlarının uyumlu olması ve davalı tarafın defter ve belgeleri itibari ile davacının davalıdan takibe konu asıl alacak tutarınca alacaklı olması nedeni ile davacı iddiasının ispatlanmış sayılması gerektiği, aksinin veya borç nedeni ile ödeme yapılmış olduğunun davalı tarafından ispatlanması gerektiği, davalının takip öncesi mütemerrit olup olmadığı dosya kapsamı ile sabit olmadığından takipte yer alan işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulü ile davalı tarafın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısemn iptali ile takibin 172.632,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 34.526,40 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacıya tarafa verilmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile kısmen kabul kısmen red kararı verilmiştir.
Mahkememizce verilen kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesine gönderilmiş olup dairenin ... Esas, ... karar sayılı kararı ile "Somut olayda dava, iskele ve ekipmanlarının kiralanması nedeniyle itirazın iptali davası olduğu, uyuşmazlığın temeli açısından gerek dava dilekçesinde gerekse cevap dilekçesindeki beyanlardan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. İşbu sebeple, kira ilişkilerinden kaynaklanan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olmasına karşılık görevsiz mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemesince davanın görülmesi hukuka aykırı olup, davalı tarafından gerçekleştirilen istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile istinaf sebepleri incelenmeksizin yerinde olduğu anlaşılmıştır." gerekçesi ile kaldırmıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 4. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu davalar düzenlenilmiş olup, “a” bendi, “Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, görürler.” hükmünü içermektedir.
Davanın, iskele ve ekipmanlarının kiralanması nedeniyle itirazın iptali davası olduğu, uyuşmazlığın temeli açısından gerek dava dilekçesinde gerekse cevap dilekçesindeki beyanlardan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, açıkça kira ilişkisinden doğduğuna göre; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yukarıda zikredilen 4/1-a maddesi gereğince huzurdaki davanın da Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). Bir mahkemenin verdiği görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiş ise bu görevsizlik kararı, dosyanın gönderildiği mahkemeyi bağlamaz. Bu mahkeme de kendisinin görevli olmadığına, ilk mahkemenin görevli olduğuna veya bir başka mahkemenin görevli olduğuna karar verebilir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki kira ilişkisinin irdelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığa bakma, delilleri değerlendirip sonuçlandırma görevi mahkememize değil, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4/1-a maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemelerine aittir. Her iki tarafın tüzel kişi tacir olması sulh hukuk mahkemelerinin göreve ilişkin özel düzenlemelerini bertaraf etmeyecektir. Dolayısıyla mahkememizin görevsiz olduğu kanaatine varılmakla; HMK.'nun 114. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine,
2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/12/2024
Katip ..
¸e-imzalıdır
Hakim ....
¸e-imzalıdır