T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/185 Esas
KARAR NO : 2025/252
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/02/2024
KARAR TARİHİ : 14/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2020 yılında başlayan ticari ilişki gereği davalıya dövize endeksli kimyevi maddeler satıldığını, taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşme bulunmadığını, 2020 yılından itibaren başlayan cari hesap ilişkisinde hem TL hem de USD satımı yapıldığını ancak taraflar arasında TL üzerinden satışın 09.06.2020 tarihinde sona erdiğini, buna mukabil taraflar arasında USD üzerinden satıma ilişkin ticari ilişkinin devam ettiğini ve satılan döviz bazlı acetone ve metil asetat maddesinin satışına dair faturaların, faturanın düzenlendiği tarihte TCMB döviz alış kurunu dikkate alarak TL karşılığını da belirterek düzenlendiğini, davalıya döviz cinsinden düzenlenen satış faturaları ve kur farkı faturaları TTK'daki usule uygun olarak tebliğ edildiğini ve iş bu faturaların davalı tarafça kabul edilerek kesinleştiğini, davalının faturalarda belirtilen tarihlerde ödemeleri yapmadığını, ticari alım satımın USD cinsinden yapıldığını ve faturaların döviz cinsinden düzenlendiği halde davalı tarafından davacının o tarihte TL alacağı olmadığı halde yapılan kısmi ödemelerin TL cinsinden olduğunu, bu nedenle kur farkından kaynaklanan alacağın doğduğunu, davalının cari hesabına göre 30.667,30 TL ve ayrıca 29.392,30 USD borçlu olduğu halde ödeme yapmamakta ısrar ettiğini, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca itiraz ettiğini, itirazın iptali ile takibin asıl alacak olan 29.392,30 USD (Amerikan Doları) alacağın 3095 sayılı kanun 4/a mad. gereğince kamu bankalarının Amerikan Doları üzerinden açılan bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi işletilerek devamını, yine takipte talep edilen 30.667,30 TL (Türk Lirası) alacağına da avans faizi işletilerek devamını, dava konusu alacak faturalara dayalı cari hesap alacağı olup likit nitelikte bulunduğundan İİK’nin 67/2 maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacıya olan cari hesaba ve sair hesaplara dayalı tüm alışverişlere dayalı ödemelerin bizzat banka ödemeleri ile ödemiş bulunduğunu, taraflar arasındaki cari kayıtlar ve banka kayıtları üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile bu hususun kanıtlanacağını, tüm faturaların gerek TL gerekse ödeme tarihindeki döviz kurları karşılı veya doğrudan döviz olarak zamanında ödendiğini, ödemelerin davacı tarafından ilgili faturalara yansıtılmaması nedeni ile bu kur farkı iddiasını gündeme geldiğini, davalının döviz faturası olsa dahi, faturanın ödeme tarihindeki güncel kurlar üzerinden tüm ödemelerini gönderdiğini, davacının müvekkilin banka aracılığı ile göndermiş olduğu bu bedellere ödemelerin yapıldığı tarihlerde herhangi bir beyan veya bildirimde bulunmadığını, şimdi de kötü niyetli olarak iş bu kur farkı iddiası ile haksız ve mesnetsiz icra takibini açtığını, icra takibinden veya başkaca hiçbir kayıt ve belgeden dolayı borcu bulunmadığının tespitini, icra takibinin iptalini, itirazın iptali davasının reddini, davacı yan basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve iş bu haksız icra takibi ve itirazın iptali davasını açmış olduğu için davacı şirketin İİK. 67/2 maddesi uyarınca %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, delil listesinde sunmuş olunan diğer delillerin toplanmasını, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile birden fazla fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 30.667,30,30 TL ve 29.392,30 USD bedel üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "üç adet fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda takip konusu faturalar ve tarafların iddia ve savunmalarının irdelenmesinde davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına ilişkin alacak isteminde bulunulduğu görülmektedir. Davalı taraf ise müvekkilinin ödeme tarihindeki kurlar üzerinden hesaplama yaparak ödemeleri gerçekleştirdiğini, ödeme tarihinde davacı tarafın bu bedellere bir itirazının bulunmadığını iddia etmektedir.
-6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve ödeme iddialarının değerlendirilmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 23/10/2024 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2020-2021-2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2020-2021-2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, takibe konu edilen davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2022 yılında 3 adet faturanın olduğu, 2adet faturanın hem USD hem TL olarak düzenlendiği ve KDV dahil 1.041.362,48 TL=70.557,39 USD tutarlı olduğu, 1 adet faturanın TL olarak düzenlendiği ve KDV dahil 436.519,94 TL tutarlı olduğu, davacı tarafın TL olarak düzenlenen faturanın 30.667,30 TL tutarı ile USD ve TL olarak düzenlenen faturanın 29.392,30 USD tutarı üzerinden takibe geçtiği, faturaların açıklama kısmına Metil Asetat-acetone diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, takibe konu 3 adet faturanın 2022 yılına ait olduğu ve taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, dosya muhteviyatına sunulan banka kayıtlarında, davalı tarafın davacı tarafa yaptığı ödemelerinUSD ve TL para cinsinden yapıldığı, iş bu ödemelerin tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davacı tarafın davalı tarafla olan cari hesabını USD ve TL olarak, davalı tarafın sadece TL olarak tuttuğu, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 15.01.2020 tarihli 97.378,16 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 31.12.2022 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 30.667,30 TL ile 29.392,30 USD olmak üzere TL olarak toplam 580.253,34 TL alacaklı olduğu, 31.12.2023-01.01.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 30.667,30 TL ile 29.392,30 USD olmak üzere TL olarak toplam 878.917,32 TL alacaklı olduğu, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 15.01.2020 tarihli 97.378,16 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 01.07.2023-31.12.2023-01.01.2024 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 144.121,04 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 30.667,30 TL ile 29.392,30 USD olmak üzere TL olarak toplam 878.917,32 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı taraftan 144.121,04 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında TL olarak 1.023.038,36 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın tarafların ticari defterlerine yaptığı tek taraflı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, davalı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak 3.929,09 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işleminin 384,77 TL tutarlı olanını kendi lehine, 4.313,86 TL tutarlı olanını davacı lehine yaptığı, davalı tarafın ticari defterlerindeki tek taraflı kayıt işlemleri irdelendiğinde, 384,77 TL tutarlı kayıt işleminin 31.01.2020 tarihli ve kur farkından doğan karlar açıklamalı olduğu, 4.313,86 TL tutarlı kayıt işleminin 19.08.2022 tarihli ve davacı tarafa ait fatura olduğu, artı eksi durumunda yapılan kayıt işlemlerinin 3.929,09 TL olarak davacı taraf lehine olduğu, davacı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak 1.026.967,32 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işleminin 1.054.343,43 TL tutarlı olanının kendi lehine, 27.376,11 TL tutarlı olanının davalı taraf lehine olduğu, davacı tarafın ticari defterlerindeki tek taraflı kayıt işlemleri irdelendiğinde, davacı tarafın 2020-2021-2022-2023 yılında ticari defterlerinde yapılan tek taraflı kayıtlı işlemlerinin tamamının kur farkı hesaplamalarından kaynaklandığı, davacı tarafın tek taraflı olarak toplam 1.054.343,43 TL kendi lehine olan kur farkı kayıt işlemi yaptığı, davalı tarafın yaptığı ödemelerle ilgili de davalı tarafa göre yine kur farkından kaynaklı olarak toplam 27.376,11 TL daha fazla kayıt yaptığı, yapılan kayıtlara ilişkin ödemelerin USD olarak yapıldığı, yapılan kur farkı kayıt işlemlerine ilişkin tüm detayların 2 tablo halinde tek tek ayrıntılı olarak sunulduğu, artı eksi durumunda yapılan kayıt işlemlerinin 1.026.967,32 TL olarak davacı taraf lehine olduğu, davacı tarafın takip tarihi itibariyle kendi ticari defterlerine yaptığı kur/kur farkı hesaplamalarından kaynaklı olarak 30.667,30 TL + 29.392,30 USD alacağın takdirinin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, davacı tarafın takip tarihi itibariyle takibe konu faturalar yönünden alacağının bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren SMMM bilirkişiye tevdi edilerek tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının değerlendirilmesi, davacı tarafından kesilen kur farkı faturalarının yapılan ödemeler ve fatura bedelleri nazara alınarak ilgili dönem döviz kurlarına uygun olarak hesaplanıp hesaplanmadığı hususunun irdelenerek ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 21/12/2024 tarihli ek raporda özetle; davacı tarafın faturalar üzerinde, döviz kuru olarak fatura tarihinden 1 gün önceki TCMB döviz satış kurlarını uyguladığı, iş bu faturaların TL karşılıklarının ticari defterlere karşılıklı olarak işlendiği, Davacı tarafın USD ödemeler üzerinde, döviz kuru olarak ödeme tarihinden 1 gün önceki TCMB döviz satış kurlarını uyguladığı, davalı tarafın USD ödemeler üzerinde, döviz kuru olarak ödeme tarihinden 1 gün önceki TCMB döviz alış kurlarını uyguladığı, davalı tarafından yapılan iş bu ödemelerin TL karşılıklarının ticari defterlere karşılıklı olarak işlendiği, davacı tarafın davalı tarafla olan cari hesabını USD ve TL olarak, davalı tarafın sadece TL olarak tuttuğu, davalı tarafın yaptığı ödemelerle ilgili de davacı tarafından davalı tarafa göre kur farkından kaynaklı olarak toplam 27.376,11 TL daha fazla kayıt yapıldığı ve yapılan kayıtların davalı taraf lehine olduğu, kök raporda tespit edildiği ancak yine belirtmek ve detaylandırmak gerekirse, davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı alacağın 2 ana kalemden oluştuğu, 1. Her ay sonu yapılan kur değerleme/kur farkı kayıt işlemleri= 1.026.967,32 TL (+) 2. Davalı tarafın yaptığı ödemelerin davalı taraf lehine yapıldığı kayıt işlemleri= 27.376,11 TL (-) davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer alan alacak tutarı= 1.026.967,32 TL (=) davacı tarafın takip tarihi itibariyle takibe konu faturalar yönünden alacağının bulunmadığı, taraflarının kök rapora yaptığı itirazlarının değerlendirildiği, sayın mahkemenin talep ettiği
hususların irdelendiği ve kök rapordaki sonuç ve kanaati değiştirecek herhangi bir durum
bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, TARAFLARIN bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ..... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır. TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmaz. Vergi mevzuatı gereği faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Dolayısıyla yabancı para borçlusu faturada yazılı TL tutarını ödemiş ise ve fiili ödeme tarihindeki kur tanzim tarihindeki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca tanzim tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere bu hususun tek istisnası çekle yapılan ödemelerdir. Çek bir ödeme aracı olduğundan, çekle yapılan ödemeler için TBK 99/2 fıkrasına göre kur farkı talep edilemez. Zira çekin üzerine fiili ödeme tarihindeki TL karşılığın yazılması zaten mümkündür (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/3819 esas, 2021/2489 karar sayılı, 16/03/2021 tarihli, 2020/4821 esas, 2021/65 karar sayılı ilamları, 18/01/2021 tarihli ilamları).
-Bu haliyle davacı tarafın kur farkı talep edebilmesi için ayrıca bir teamülün olması gerekmediği gibi taraflarca sözleşme ile kur farklı talep edilebileceğinin kararlaştırılmasına da gerek bulunmamaktadır.
-Yine taraflar arasındaki ödemelerin banka hesabı aracılığı ile TL cinsinden yapıldığı sabit olup, davacı tarafın bu kapsamda kur farkı talep edebileceği kuşkusuzdur.
-Davacı tarafın kur farklı talep edebileceğinin kabulü akabinde davacı tarafın takip talebinin USD cinsinden olduğu nazara alınarak bu hususun irdelenmesi gerekmektedir.
-Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin 26/05/2022 tarih ..... esas ..... karar sayılı ilamında; "kur farkı alacağı yabancı para alacağı (döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlediği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacaktır. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Kur farkı alacağı ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacaktır. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de, TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir." hususlarına yer verilmiştir.
-Bu kapsamda istikrar kazanmış Yargıtay içtihatları nazara alındığında davacı tarafın kur farklı talep edebilmesi mümkün ise de bu alacağın TL cinsinden talep edilmesi gerekmektedir.
-Bu kapsamda davacı tarafın döviz cinsinden takibe konu olan 47.382,19 USD ve 23.175,20 USD bedelli iki adet faturanın kur farkı faturası olduğu, mevcut içtihatlar kapsamında davacı tarafın kur farkı alacağını döviz cinsinden talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı tarafın iş bu faturalar yönünden itirazın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
-Davacı tarafın takibe konu ettiği fatura ve cari hesaba dayalı 30.667,30 TL'lik talebi yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafın iş bu kayıt yönünden kendi lehine 27.376,11 TL tutarlı kaydının bulunduğu, yine bu bedelin kur farkından kaynaklandığı, yukarıda belirtildiği şekilde üzere kur farkının TL cinsinden talep edilebilmesi için teamülün bulunması gerekmediği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden yapılmasının yeterli olduğu, yine ödemelerin çek aracılığı ile yapılmadığı, davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davacı lehine gösterilen kayıt miktarının davacı lehine 27.376,11 TL olduğu sabit olmakla davacı tarafın takipteki 27.376,11 TL'lik talebinin geçerli bir alacağa dayandığı sabit olduğundan itirazın kısmen iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davacı tarafından başlatılan ilamsız icra takibindeki fatura ve kur farkı hesaplamalarının bilirkişi tarafından hesaplanması gerektirdiği, bu bedellerin gerçek miktarının tereddütsüz olarak tespitinin ancak yargılama aşamasında yapılabileceği anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 27.376,11 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.870,06 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 11.746,67-TL haçrtan mahsubu ile bakiye 9.876,61- TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 1.870,06-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 11.500,00 TL bilirkişi ücreti 249,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 12.176,60-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%2,89) göre hesap edilen 352,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 27.376,11-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 140.749,22-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%2,89) göre hesap edilen 104,07-TL'sinin davalıdan, 3.495,93-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/03/2025
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır