T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/328 Esas
KARAR NO : 2025/280
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2024
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı/Borçlu .... Madencilik İnş. San. Ve Tic., inşaat malzemeleri üretim ve satışı işi ile iştigal eden müvekkilinden den uzun yıllardır inşaat malzemesi satın almakta olup, 1.236.323,86 TL tutarında bakiye borcunu ödemeyen Davalı/Borçlu firma aleyhine taraflarınca Bakırköy .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, itiraz üzerine arabuluculuk aşaması da tüketilmekle, huzurdaki dava ikame edildiğini, müvekkilinin Davalı/Borçlu ... Madencilik İnş. San. Ve Tic. A.Ş.'den olan ticari ilişkiden kaynaklanan alacaklarına ilişkin olarak Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış olup, davalı/borçlunun müvekkiline borcu bulunmadığı iddiasıyla, borca ve ferilere itiraz ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin, maddi hatalara ilişkin ve sair her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin ... Madencilik İnş. San. Ve Tic. A.Ş.'den olan alacaklarının tahsili için Bakırköy .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyası ile başlatılmış olan icra takibinde tüm borca ve ferilerine itiraz eden Davalı/Borçlunun anılı itirazının iptali ile, İİK. gereğince alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, davalı/borçlu ... Madencilik İnş. San. Ve Tic. A.Ş.'nin mal kaçırması ihtimaline binaen öncelikle teminatsız, hükmedilmesi halinde teminat mukabili olarak, taşınmaz ve taşınır malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini, yargılama harç, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı borç sebebi açıklaması ile başlattığı takip bulunmakta olup derdestlik dava şartı itirazında bulunduklarını, davacı şirketin 2018 yılında cari alacak borç sebebi belirterek müvekkili şirketi aleyhine İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ...E. Numarası ile takip başlattığını, bu takipte davacı borcun sebebini "12.10.2018 tarihli, 1.487.618,75 TL tutarlı cari alacak," olarak belirttiğini, müvekkili şirketi tarafından işbu takibe yetki itirazında bulunulduğunu ve davacının yetkili icra dairesine gönderilmesi talebi üzerine dosya Küçükçekmece .... İcra Dairesi'ne gönderilerek ... E. Numarası ile müvekkili şirketine ödeme emri gönderildiğini, müvekkili şirketinin işbu takibe vaki itirazı nedeni ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirket, tarafından tespit edilen, ... ... tarafından yetki süresi sona erdikten sonra düzenlenen bonoların toplam tutarı 98.476.511,89.-TL olduğunu, lehine bono düzenlenen diğer şirketler yine ... ...'un paydaşı ve/veya yetkilisi olduğu 2 farklı aile şirketi olduğunu, bu şirketler tarafından lehlerine düzenlenen bonoların 2019 yılında icra takibine konu edildiğini ve müvekkili şirketin ciddi bir ekonomik krize girdiğini, müvekkili şirketinin tüm malvarlığı haczedildiğini, adeta kıpırdayamaz hale getirildiğini, düzenlenen bono tutarlarının oldukça yüksek olması ve halihazırda tüm kaynaklarının haczedilmiş olması nedeni ile uzun süre menfi tespit davası dahi açılamadığını, nihayet 2020 yılında ... ...'un düzenlediği takibe konu edilen bonolar için İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Kaydı ile menfi tespit davası ikame edildiğini, bu davada düzenlenen bilirkişi raporlarında müvekkili şirketinin bono düzenlenme tarihte anılan tutarlarda borçlu olmadığı tespit edildiğini, dosyada henüz karar verilmediğini, 2021 yılında ... ...'un müvekkili şirketi zararlandırıcı haksız ve mesnetsiz işlemleri için Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Numarası ile dava ikame edildiğini ve davacı şirket lehine düzenlenen bonoların da işbu davaya konu edildiğini, işbu yargılamada ise İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Sayılı dosya bekletici mesele kabul edilerek menfi tespit davasının kesinleşmesini beklediklerini, davacı da dahil olmak üzere lehine bono düzenlenen tüm şirketlerle süreçte yaşananlar nedeni ile tüm ticari faaliyetlerin sonlandırıldığını beyan ederek davanın reddine, davacının haksız ve kötü niyetli takibi nedeni ile %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Davacı tarafça dava dilekçesi ile cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminde bulunularak dava ikame edilmiştir.
-Davacı tarafın tahkikat aşamasında sunduğu ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporuna istinaden haklı davanın alacak davası olarak ıslahı ve kabulünü, 1.236.323,86 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ettiği görülmektedir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında alacağın kanıtlanmadığı hususlarında toplanmaktadır.
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalıya yapılan satışlardan kaynaklanan ve satışlardan dolayı düzenlenen fatura borçlarını ödemediği hususlarına dayanmaktadır.
-Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini, akabinde sözleşme kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, düzenlenen 23/12/2024 tarihli raporda özetle; davacı şirketin BA-BS formalarında incelendiğinde;BS Formlarında bildirimde bulunulduğunun görüldüğü, davalı şirketin BA-BS formalarında incelendiğinde; BA Formlarında bildirimde bulunulduğu görüldüğü, davacı tarafından davalı yana düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmediği, BA Formlarında tüm faturaların bildiriminde bulunduğu bu hususta davacı tarafın kesilen faturaların bilgisi dahilinde olduğu ve davalı tarafından itiraz edilmediği, fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu anlamı doğduğu, detaylıca verilen davacı taraf yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacının 3.034.438,86TL tutarında hizmet faturası kestiği buna karşılık davalı tarafından 1.798.115,00 TL tutarında ödeme yapıldığı davacının 31.12.2019 tarihi itibariyle davalıdan kaydı olarak 1.236.438,86 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı kayıtlarında ise davacı yana borç bakiyesinin 1.236.323,86 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür.
-Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir.
-Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Alınan bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davalının davacıya 1.236.323,86 TL borçlu göründüğü, her iki tarafın ticari defterinde de takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı yandan 1.236.323,86 TL alacaklı olduğu görülmektedir.
-Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap alacağının 1.236.323,86 TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar davalı tarafça davacı tarafından yapılan ıslahın usulüne uygun olmadığı iddia edilmiş ise de davacı tarafından iş bu davada ilk önce cari hesap alacağının tahsili amacıyla için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığı, ancak yargılama aşamasında davanın tam ıslah edilerek alacak davasına dönüştürüldüğü, tam ıslah dilekçesinde dava dilekçesine atıfta bulunularak talebin alacak olarak hüküm altına alınmasının talep edildiği, tam ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği, davacı tarafın sunduğu güncel vekaletnamesinde tam ıslah yetkisinin bulunduğu, davacı tarafından sunulan ıslah açıklamalı dilekçenin dava türünün değiştirilmesi yönünden yeterli olduğu, davacı taraf dava değerini değiştirmediğinden maktu ıslah harcının yatırılmasının yeterli olduğu bu nedenle davalı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Sabit olan 1.236.323,86 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 84.453,28-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 14.931,71-TL harcın mahsubu ile bakiye 69.521,57- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 14.931,71-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 7.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 586,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 8.013,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 185.085,34- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır