T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/350 Esas
KARAR NO : 2025/40
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/04/2024
KARAR TARİHİ : 17/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklının müvekkili şirket aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’ nün ..... E. Sayılı dosyası üzerinden başlattığını, takip ile aslen hakkı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle ve müvekkili zarara uğratmak kastıyla tahsil ettiğini, davalı tarafından Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile icra takibi başlatılmış olması sebebiyle yapmış oldukları itirazlar netice vermeden, davalı/alacaklı tarafın haciz tehdidi ile karşı karşıya kalındığını, müvekkilinin dosya borcunu haciz tehdidi altında ödediğini, davalı, davacı müvekkilden sözde alacağını bu yolla tahsil ettiğini, dava konusu olan Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı icra takibine konu edilen çekin müvekkili şirket tarafından keşide edilmediğini, icra takibine konu edilen çekin keşideci kısmında bulunan imzanın müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, müvekkili firmaya ait 12 adet çek yaprağının 26/04/2023 tarihinde kaybolduğunu, bu durumun fark edilmesi üzerine derhal ilgili bankaya ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yapıldığını, ....... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatılmış olduğunu ve dosyanın halen derdest olduğunu, müvekkili firmanın elinden bilgisi dışında çıkmış olan davaya konu çekin yaprağının, kötü niyetli kişilerce doldurulup imza taklidi yoluyla tedavüle sokulduğunu, takibe konu çekteki imzanın sahte olduğunu, imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitini, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ..... E. sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptalini, borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 365.147,00 TL ’nin ödeme tarihi olan 10/05/2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadını, her türlü yargılama harç ve masrafları ile ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmilini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı dosya, takip borçlusunca herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödenmiş olduğunu ve dosyanın kapatıldığını, Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere davacı ödemesini ihtirazi kayıt düşmeden ödemiş olduğundan davacının ikame etmiş olduğu hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, davacının bir diğer iddiasının ise davacının söz konusu dosya borcunu haciz tehdidi altında ödemiş olduğu ve aslında böyle bir borcu bulunmadığına yönelik olduğunu, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi denilen ilke gereği, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalktığını, ticari hayatının olağan akışında hamili olduğu çeki takibe koymuş ve gerekli tüm hukuki prosedürleri ve hakkını kullanarak alacağını tahsil ettiğini, çekin davacı şirket yetkilisi tarafından ..... İnş. Dış. Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye aralarındaki borç ilişkisine karşılık olarak imzalanmış olduğunu, bu duruma ilişkin olarak müvekkilin hukuki olarak ispat yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili ile ...... İnş. Dış. Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Arasında ticari ilişkiler olduğunu, aralarındaki borca ilişkin olarak bir protokol hazırlanmış olup protokol içeriğine göre; ..... İnş. Dış. Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcuna karşılık olarak iş bu davaya konu çek ..... İnş. Dış. Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından müvekkile verildiğini, her ne kadar durum böyle olsa da dava konusu kambiyo senedi olduğu için hukuk düzenimizde soyut borç ikrarı kural olarak geçerli olup, soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında alacaklının alacağın sebebini ispat etmesinin kural olarak zorunluluk arz etmediğini, bu aşamada senet alacaklısını, senetten ötürü alacaklı olduğunu ispat bakımından ayrıca bir ispat vasıtasına gerek duymayacağını, davacı tarafça itirazda bulunulan bir diğer konunun ise ilgili çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığına yönelik olduğunu, davacı tarafın istemine katıldığımızı belirterek dava konusu çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda bilirkişi marifetiyle rapor aldırılmasını talep ettiklerini, imzanın davacı şirket yetkilisi tarafından atılmış olduğunun sübuta ereceğini, ayrıca dava konusu çeke yönelik davacı tarafça çekin zayii olduğuna ilişkin hukuk mahkemeleri nezdinde herhangi bir başvurunun söz konusu olmadığını, ayrıca bilirkişiler tarafından ticari defterler üzerinde yapılacak inceleme neticesinde davacı ile diğer ciranta ..... İnş. Dış. Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Arasında ticari ilişkiler olduğu ve bu çeklerin ticari ilişki neticesinde ..... İnş. Dış. Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne geçtiğinin görüleceğini, açıklanan nedenlerle davacının hukuka aykırı olarak ikame etmiş olduğu davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte, takip dayanağı senette keşideci sıfatıyla yer alan imzanın davacıya ait olmadığı iddiası ile takip kapsamında davacıya borçlu olunmadığının tespiti ile ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, savcılık soruşturma dosyaları, imza örnekleri, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ve takibe konu senet celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
-Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
-Somut olayda davacı tarafın menfi tespit talebi yönünden iddiası; dava konusu takibe dayanak olan keşidecisi .....Tarım Üretim Turizm Taşımacılık Gıda Pazarlama Limited Şirketi, keşide tarihi 30/04/2023, keşide yeri Ankara olan, 300.000,00 TL bedelli senette keşideci sıfatıyla yer alan imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayanmaktadır.
-Celp edilen kayıtlarda davacı şirketi temsile yetkili kişinin ..... T.C. Kimlik Numaralı ..... olduğu görülmüştür.
-Mahkememizce taraf vekillerine davacı şirket temsilcisinin imza örneklerinin temin edilebileceği kurum ve kuruluşları bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu hususta tekrar delil bildirme haklarından vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, taraflarca sunulan ve Mahkememizce re'sen yapılan araştırmalar sonucu davacı şirket temsilcisine ait ıslak imzalı evrak asılları temin edilmiş, davacı şirket temsilcisine isticvap davetiyesi çıkartılarak imza örnekleri Mahkeme huzurunda alınmıştır.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730).
-Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
-Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinilmiştir (6102 TTK’nın 778, 818, eTTK. 690, 730).
-6102 sayılı TTK’nın 818. (eTTK’nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK’nun 589) maddesi uyarınca “bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez”. İmzaların bağımsızlığı (istiklali şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (Keşidecinin, cirantanın avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz.
-Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada; “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir.
-Dava dosyasının senet aslı ve imzalı evrak asılları ile birlikte İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarına gönderilerek, dava konusu senette keşideci sıfatıyla yer alan davacı şirkete ait imzanın davacı şirket temsilcisi Timuçin Demir' ait olup olmadığının belirlenerek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 15/11/2024 tarihli raporda;imzalardaki kalem baskısı ve çizgi kalitesi, imzalardaki dairesel dönüş hareketlerinin yapılması, imzalar içerisindeki buklesel hareketlerin yapılışı, imzaların bitim hareketlerinin yapılışı, kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünde farklılıklar görülmüş olduğunu, inceleme konusu çekin ön yüzünde keşideci ..... TAR. ÜRT. TUR. T TAŞ. GIDA PAZ. TİC. LTD. ŞTİ." adına atfen atılı bulunan söz konusu imzanın ...... eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan jandarma kriminal raporu dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; senet üzerindeki keşideci sıfatıyla davacı şirket adına atılan imzanın davacı şirket temsilcisine ait olmadığı alınan raporu ile sabit hale gelmiştir. Sahte imzanın ilgili senet yönünden davacıyı bağlamayacağı, bu hususun herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'i niteliğinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Buna göre davacının kendisine ait olmayan imza nedeniyle takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı, geçersiz imzanın sahibi bağlamayacağı, bu nedenle davacı tarafın menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar davalı tarafça, davacı ile dava dışı lehtarın aralarındaki ticari ilişki kapsamında borçlu olduğuna yönelik iddia ve savunmalarda bulunulmuş ve bu kapsamda ticari defterlerin incelenmesi talep edilmiş ise de taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı düşünülse dahi, kambiyo senetlerinin niteliği, sebepten mücerret oluşu ve senetteki imza sahteliğinin mutlak defi olması nazara alındığında bu hususların esasa ve sonuca etki etmeyeceği anlaşılmakla, Mahkememizce bu hususta ayrıca inceleme yapılmamıştır.
-Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
-Bu kapsamda dosyaya celp edilen banka kayıtları nazara alındığında davacı tarafın takip tarihinden sonra açıklamada Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasına yer vererek toplam 365.147,00 TL ödeme yaptığı, yapılan bu ödemenin takip çıkış miktarı ve işleyen faizlerle uyumlu olduğu, davacı tarafın borçlu olmadığının tespiti talep edilen senet bedeli ve ferilerine haciz tehdidi altında ödediği ve bu bedelin istirdatı talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın menfi tespit ve istirdat talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takip ve takip dayanağı keşidecisi ..... Tarım Üretim Turizm Taşımacılık Gıda Pazarlama Limited Şirketi, keşide tarihi 30/04/2023, keşide yeri Ankara olan, 300.000,00 TL bedelli senet yönünden davacı tarafın davalı yana borçlu olmadığının tespitine,
-İcra dosyası kapsamında ödenenen 365.147,00 TL'nin istirdadı ile 11/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 24.943,19-TL karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 6.235,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.707,39-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak olarak yatırılan 6.235,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 427,60 TL başvurma harcı, 1.888,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 2.316,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 58.423,52-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve dosyada mevcut evrak asıllarının iade işlemleri yerine getirilmesinin akabinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/01/2025
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim ......