T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/444 Esas
KARAR NO : 2025/720
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/08/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, “.... İth. İhr. Şti. (....) lisans anlaşması” başlıklı sözleşme ile akdi ilişki gerçekleştiğini, sözleşmenin amaç ve kapsamı 3. Maddede telif hakları davalının olan ... serisinin telif hakları kapsamında satış ve pazarlamasını, firmanın kurumlara yönelik vereceği destek hizmetleri konularındaki işbirliği ve anlaşmanın tatbik ve tasvirinden doğacak uyuşmazlıkların çözüm yollarının gösterildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmenin yerine getirilmemesi ve avans olarak verilen çeklerin iade edilmemesinden kaynaklandığını, 5846 sayılı FSEK'den kaynaklanan hakların mevcudiyeti ve ihlaline yönelik bir iddia ileri sürülmediği ve tescilli tasarım veya marka hakkına dayalı herhangi bir istem de söz konusu olmadığına göre, davada 5846 sayılı FSEK hükümlerinin uygulanmayacağını, iş bu davada ticaret mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğu, müvekkili tarafından ürün teslimi için avans olarak davalı şirkete; ... Bankası, ... Şubesi, 30.03.2024 ödeme günlü, ... çek numaralı, 250.000,00TL bedelli çek ile ... Bankası, ... Şubesi, 30.03.2024 ödeme günlü, ... çek numaralı, 250.000,00TL bedelli çekin teslim edildiğini, sözleşme gereği davalı tarafından sağlanacak ürünlerin pazarlamasının, müvekkili tarafından İstanbul genelinde inhisari (tek yetkili) olarak yapılacağının kararlaştırıldığı, avans çeklerinin teslim alınmasına rağmen sözleşmedeki edimlerine aykırı davrandığı ve müvekkili şirkete ürün teslimi yapılmadığını, bu sebeple müvekkili şirketçe davalı şirkete Beyoğlu .... Noterliği kanalıyla 15.02.2024 tarihinde ... yevmiye no’lu ihtarname keşide edildiğini, 5. İhtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, davalıdan çeklerin iadesi, menfi tespit ve müspet zararların karşılanması, aksi halde iade ve istirdat ile zararların tazmini için hukuki yollara müracaat edileceğinin davalıya ihtaren bildirildiğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi ve davalıya avans olarak verilen çeklerin ödemeleri gerçekleştirilmiş olup bunların iadesi için dava açtıklarını, “... İth. İhr. Şti. (...) Lisans Anlaşması” başlıklı sözleşmeden dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini, davalıya avans olarak verilen ve ödemesi gerçekleştirilen ... Bankası, ... Şubesi, 30.03.2024 ödeme günlü, .... çek numaralı, 250.000,00TL tutarlı çek ile ... ., ... Şubesi, 30.03.2024 ödeme günlü, ... çek numaralı 250.000,00TL tutarlı çek bedellerinin davalıdan istirdadını ve müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 31.05.2022 tarihli lisans anlaşmasının şartları bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmenin 7. Maddesi "... A.Ş. Ye 2022-23 sezonu için min 500. Bin TL'lik satış hedefi ve her seviyede 1000 adet satış vaadinde bulunmuştur” olduğunu, davanın çözümünün Sözleşmenin bu maddesinde toplandığın, davacı şirketin sözleşmenin 10.Maddesinde belirtilen yayınlardan 2022-2023 sezonu için her seviye yayından minumum 1000 adetolmak üzere toplam 500.000.TL bedelli yayının satışının vaadinde bulunduğunu ve bu taahhüdünekarşılık 500.000.TL bedelli iki adet çeki müvekkili davalı şirkete vermeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin 7. Maddesine dayanarak davacı firmaya telif hakları kendisinde olan sözleşme konusu ürünlerin - kitapların sözleşmedeki şartlar çerçevesinde satış dağıtım ve pazarlamasını yaptırmayı amaçladığı, davacının sözleşmenin 3. Maddesinde sözleşme konusu kitapların sözleşmenin 6. Maddesine göre İstanbul Anadolu ve Avrupa yakasındaki K12 düzeyindeki okullara dağıtım satış ve pazarlamasını sağlamak üzere tek yetkili satıcı kılındığını, 2022-2023 sezonu için her seviye yayından minumum 1000 adet olmak üzere toplam 500.000.TL bedelli yayının satışını vaad ederek tek yetkili satıcı olmasına rağmen söz konusu edimlerini yerine getirmediğini, hiçbir pazarlama ve satış faaliyetinde bulunmadığını, sözleşmedeki yükümlülüklerini ve taahhütlerini yerine getirmediğini, davacının EK'te yer alan 1 Haziran 2023 tarihli sipariş maili ile 1019 öğrenci 38 öğretmenlere ait olmak üzere toplam 1.057 adet siparişte bulunduğu, bu siparişlerin davacı şirkete müvekkili davalı firmanın çalışmış olduğu matbaa deposundan teslim edildiklerini, davacı firmanın bu siparişten başka müvekkil firmaya ulaşan bir siparişinin bulunmadığını, anılan siparişlerin davacı firma tarafından teslim alınarak ... Okulları, ... Okulları vb gibi okullara dağıtımının yapıldığını, davacı vekilinin teslim alınan yukarıdaki siparişe ilişkin kitaplardan hiç bahsetmeksizin müvekkili davalı firmanın yükümlülüklerine uymadığı iddiasını kabul edilemeyeceğini, sözleşme kapsamında davacı tarafından talep ve sipariş edilip müvekkili davalı tarafından teslim edilemeyen hiçbir ürün kitap olmadığını, davacı şirketin bu konuda müvekkilini temerrüde düşüren herhangi bir ihtarının bulunmadığını, bu hususun dava dilekçesinde delil olarak ileri sürülemediğini, bu konuda ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı ile yapılan bu tek yetkili satıcılık sözleşmesine güvenerek kitap basımlarının yapılmış olduğu ve matbaa deposunda hazır bekletilmesine rağmen davacı şirket ile yapılan tek yetkili satıcılık sözleşmesi nedeni ile davalı şirket herhangi bir pazarlama ve satış faaliyetinde bulunmadığını, bu nedenle matbaada basılan ve hazır tutulan kitapların basım ve depolama maliyetlerine müvekkilince katlanıldığını, davacının sözleşme hükümlerini yerine getirmemesinden dolayı menfi ve müspet zararlar ile karşılaşıldığını, davalı firmanın öncelikli olarak kitapların basım ve depolama maliyetleri nedeni ile müsbet zarara uğradığını, 2022-2023 sezonu için her seviye yayından minumum 1000 adet olmak üzere toplam 500.000.TL bedelli yayının satışının davacı tarafından yerine getirilmemesi nedeni ile bu yayınların satılması halinde uğradığı kar kaybı tutarında müsbet zarara uğradığını, taraflar arasında 31.05.2022 tarihinde imzalanan sözleşme davacı vekili tarafından 15 Şubat 2024 tarihinde feshedildiği ihbar edildiğine göre aynı müsbet zararlar 2023-2024 yılı için kitapların 2023-2024 fiyatları üzerinden ayrıca gerçekleştiğini davacı firmanın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile tek yetkili satıcı olduğu kitaplarla ilgili müvekkilinin herhangi bir pazarlama ve satış faaliyetinde bulunmadığını, bu nedenle kitapların piyasada yer edinmesi ve kabul görmesi için 2 yılın kaybedildiğini, kitapların baskı yılları itibarı ile müvekkili davalı elinde kalmış olması nedeni ile istenmeyen ve rağbet görmeyen kitap olarak algılanmasına ve bu açıdan müvekkil açısından ciddi bir prestij ve kar mahrumiyetine yol açtığını, hesaplanabilir ciddi bir menfi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, açıkladıkları nedenlerle 2022-2023 sezonu için her seviye yayından minumum 1000 adet olmak üzere toplam 500.000.TL bedelli yayının satışının vaadi taraflar arasında asgari alım taahhüdü içeren bir nevi cezai şart olarak yorumlandığını, bu konuda uygulanması gereken TBK 'Madde 179 – (Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.) geçerli olduğunu, davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemesi nedeni ile müvekkilinin belirtikleri menfi ve müspet zararlara uğradığını, açılan davanın bu nedenle haksız olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini yerine getirmeyen davacı şirket aleyhine müvekkili davalı firmanın uğradığı menfi ve müspet zararların tespiti ile TBK 139 ve devamı maddeleri uyarınca takas ve mahsup talebinde bulunduklarını, açıklanan nedenlerle delillerinin toplanarak davacı vekili tarafından açılan davanın reddini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
-Taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; varlığı ihtilafsız olan ... Ltd. Şti (....) Lisans Anlaşması, işbu anlaşma uyarınca davacının belirli bölgede tek satıcı olarak belirlenmesi ve sözleşme kapsamında verilen iki ayrı çek uyarınca; tarafların sözleşme hükümleri kapsamında üstlenmiş oldukları edimleri gereğince ifa edip etmediği, davacı firmanın sözleşme ile üstlenmiş olduğu kitap satışı edimini gereğince yerine getirip getirmediği, davacı tarafından avans olarak verilen çeklerin davacı tarafa iadesinin gerekip gerekmediği, sözleşme nedeni ile davacı tarafın davalı tarafa borçlu olup olmadığının belirlenmesi hususlarında toplanmaktadır.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
-Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221)
-Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).
-Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
-Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68).
-Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
-Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
-Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
-Mahkememiz dosyası toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, tarafların sözleşme hükümleri uyarınca üstlenmiş oldukları edimleri gereğince ifa edip etmediği, davacı firmanın sözleşme ile üstlenmiş olduğu kitap satışı edimini gereğince yerine getirip getirmediği, davacı tarafından avans olarak verilen çeklerin davacı tarafa iadesinin gerekip gerekmediği, sözleşme nedeni ile davacı tarafın davalı tarafa borçlu olup olmadığı hususlarının tespiti amacıyla SMMM bilirkişi ve sektör bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 12/12/2024 tarihli raporda özetle; davalı tarafından davacıya verilen para avans niteliğinde olduğu, davalının avans niteliğindeki paraya el koyamayacağı, iade zorunluluğu bulunduğu, davalıya 500.000 TL avans olarak ödenen paradan 1057 adet düşülerek geri kalanını iade edilmesi gerektiği, davacının 1057 adet kitabı davalıdan aldığı kabul edilmesi halinde davacının ödediği avans tutarından 1057 adet kitap bedelinin düşülerek kalan kısmının davacıya ödenmesi gerektiği, kitapların satış fiyatları tespit edilemediğinden 1057 adet kitap tutarının ne kadar olduğu, dolayısıyla avans olarak ödenmiş olan 500.000 TL’den mahsup edilecek miktar dolayısıyla zarar tespitinde talep edilebilecek miktar konusunda görüş beyan edilemediği, davalının davacının kusuru olduğuna inanıyor ve bu kusurdan dolayı maddi - manevi zarara uğradığını düşünüyorsa zarar tespit davası açması gerektiğini, davacının 2022-2023-2024 yılları ticari defterlerinin incelenmesinde 2022 yılı yevmiye kebir defterlerinin e-defter olduğu beratlarının zamanında ve usulünce yüklenmek suretiyle açılış kapanış tasdiklerini zamanında yapıldığı, ancak 2022 yılı Envanter defterinin incelemeye sunulmadığı, davacının incelenen 2023-2024 yıllarına ait ticari defterleri açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığı, (2024 yılı zamanı gelmemiş olan kapanış tasdikinden dolayı sorumlu tutulamayacağından) dolayısıyla, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı şirketin 2023-2024 yılları Ticari Defterleri lehine delil teşkil ettiği, davacının ticari defterlerinde davalının davacıya 29.02.2024 tarihli .... numaralı ve 980.000,00 TL tutarlı e-arşiv fatura düzenlediği , davacı taraf bu faturaya karşı 18.03.2024 tarihli ... numaralı 980.000,00 TL tutarlı iade faturası düzenlediği, inceleme esnasında davalıdan alınan kitapların neler olduğu, kaç tane olduğu, stokta kitap kalıp kalmadığı hususlarda tespit yapılmak istendiği, ancak davacı tarafından davalıdan kitap almadığını ellerinde kitap olmadığının beyan edildiğini, davacının davalıya ... Bankası ... şubesi nezdindeki hesabına bağlı .... numaralı 250.000,00 30.03.2024 vadeli çek keşide ederek ödeme yaptığını, bu çekin davalı ... eğitim AŞ tarafından ...’a ciro edilmiş ve çek bedeli ... bankasından ... adına ödenmiş olduğunu, davacının davalıya ... Bankası ... şubesi nezdindeki hesabına bağlı ... numaralı 250.000,00 30.04.2024 vadeli çek keşide ederek ödeme yaptığını, bu çek takas merkezine tahsile sunulduğunu, takas merkezi yöntemi ile davacı hesaplarından ödenmiş olduğunun ... bankasından gönderilen müzekkere cevap yazısının incelenmesi ile tespit edildiğini bildirdikleri görülmüştür.
-Mahkememizce davalı tarafa; bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi, ve yargılama süresince sunduğu davacının imzasını taşıyan teslime ilişkin belgelerin asıllarını sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde belge asıllarının ibraz edilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, kesin süre içerisinde davalı tarafça herhangi bir bilgi ya da belgenin sunulmadığı görülmüştür.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, ayrıntılarına yukarıda yer verildiği gibi taraflar arasında ... Ltd. Şti (...) Lisans Anlaşması'nın imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacı tarafından 2 adet çekin davalı ... teslim edildiği, işbu çeklerin toplam bedeli olan 500.000,00 TL'nin tahsil edildiği sabittir.
-Davacı tarafın ile davalı arasında sözleşme ilişkisi inkar edilmediğinden, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi vaadini içerek çekler yönünden "İlletten mücerretlik" ilkesinin ortadan kalktığı, iş bu senetlerin sözleşme kapsamında verilen kambiyo senetleri olduğu, bu kapsamda tarafların iddia ve savunmalarını ispat külfeti bulunduğu kuşkusuzdur.
-Davalı taraf yargılama sırasındaki iddialarında davacıya sözleşme kapsamında 2022-2023 sezonu için her seviye yayından minumum 1000 adetolmak üzere toplam 500.000.TL bedelli yayının satışının vaadinde bulunduğunu, ürünlerin teslim edildiğini ve fakat hiçbir pazarlama ve satış faaliyetinde bulunmadığını,1 Haziran 2023 tarihli sipariş maili ile 1019 öğrenci 38 öğretmenlere ait olmak üzere toplam 1.057 adet siparişte bulunduğu,davacı firmanın bu siparişten başka müvekkil firmaya ulaşan bir siparişinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
-Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde; 7. Madde ile düzenlenen "ödeme & ürünler" başlığında, davacının 2022-23 sezonu için minimum 500.000,00 TL'lik satış hedefi ve her seviyede 1.000 Adet satış vaadi edimini üstlendiği, bunun karşılığında iki eşit çek olarak ayrı ayrı 250.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 500.000,00 TL tutarındaki çekin düzenlenerek davalıya verileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
-Sözleşmenin yer verilen işbu maddesi ile tüm sözleşme maddelerinin incelenmesinde düzenlenecek işbu iki adet çekin cezai şart niteliğinde olduğuna ilişkin bir maddeye yer verilmediği gibi, sözleşmenin sona ermesi halinde de düzenlenen çeklerin, yapılan ödemelerin ve/veya varsa teslim edilen ürünlerin akıbetinin ne olacağı hakkında bir düzenlemeye verilmediği görülmüştür.
-Bu haliyle her ne kadar davalı tarafça işbu çeklerin davacı tarafa iadesinin gerekmediği ve davacı tarafça tek satıcılık hükümlerine aykırı olarak satış vaatlerini gerçekleştiremediği iddia edilmiş ise de ilgili çeklerin sözleşmenin feshi halinde cezai şart bedeli olarak davalıya ait olacağının kararlaştırılmadığı anlaşılmakla, bu çeklerin teminat olarak verildiğinin kabulü gerekmektedir.
-İşbu kabul kapsamında davacı tarafından 15/02/2024 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ihtilafsız olduğundan, feshedilen sözleşme kapsamında, tarafların sözleşmenin feshinde kusurlarının belirlenmesi ile teminat olarak verildiği sabit olan çeklerin iadesi hususunda inceleme yapılması gerekmektedir.
-Davacı tarafın 15/02/2024 tarihli fesih ihbarnamesinde davalı tarafça sözleşme kapsamında ürün teslimatı yapılmadığını, avans çeklerinin bu nedenle bedelsiz kaldığını iddia etmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere taraflar arasındaki .... Ltd. Şti (...) Lisans Anlaşması kapsamında davalı tarafın tedarik yükümlülüğü, davacı tarafın ise tedarik edilen bu ürünler yönünden yıllık olarak 500.000,00 TL'lik satış hedefi ve her seviyede 1.000 Adet satış vaadinde bulunduğu görülmektedir.
-Mahkememizce davalı tarafa teslim edilen yayınlar, davacının imzasını taşıyan teslime ilişkin belgelerin asıllarını sunmak üzere kesin süre verilmiş, davalı tarafça bu konuda herhangi bir bilgi ya da belge ibraz edilmemiştir. Yine Mahkememizce ticari defterlerin ibrazı hususunda taraflara kesin süre verilmiş, davalı tarafça kesin süre içerisinde ticari defterler ibraz edilmemiş ve/veya yerinde inceleme talebinde bulunulmamıştır.
-Yine Mahkememizce davalının yemin deliline dayandığı da nazara alınarak, yemin teklif edip etmeyeceği hususunda kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde yemin teklif edilmesi üzerine davacı şirket temsilcisine yemin davetiyesi tebliğ edilmiştir.
-Davetiye uyarınca duruşmada hazır bulunan davacı şirket yetkilisinin; "davaya konu olan ... İhr. Ltd. Şti (....) Lisans Anlaşması kapsamında davalı şirketten hiçbir kitap alınmadığı, yine bu sözleşme kapsamında özel ve devlet okullarına kitapların dağıtım ve satışının yapılmadığı, sözleşme kapsamında dava dışı kişilerden pazarlama kapsamında satış bedeli tahsil edilmediği, teslim alınan kitap bulunmadığından iade edilen kitabın da mevcut olmadığı hususunda namusum şerefim üzerine yemin ederim" şeklinde yemini eda ettiği görülmüştür.
-Bu haliyle davalı tarafça sözleşme kapsamında davacı ... ürün tedarik edilmediği, davalı tarafça bu konuda teslime ilişkin bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği, davacının sözleşmenin feshinde kusurunun bulunmadığı, feshedilen sözleşme kapsamında davacı tarafından teminat olarak verildiği kabul edilen çek bedellerinin davacıya iadesinin gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davalı tarafça sözleşmenin feshi kapsamında menfi ve müspet zarar isteminde bulunulmuş ve bu hususta takas-mahsup talebi ileri sürülmüştür. Menfi zarar sözleşmeden dönen alacaklının haklı olması halinde, kusurlu borçludan isteyebileceği, diğer anlatımla, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkan zarardır. Müspet zarar ise tamamen haklı olan tarafın sözleşmeden tamamen haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusunu oluşturmaktadır. Sözleşmeden dönmenin bir başka sonucu olan olumlu zararın tazmininde; tazminat isteyen kişi hem sözleşmeden dönen taraf olmamalı hem de kusuru bulunmamalıdır.
-Bu kapsamda her ne kadar davalı tarafça takas-mahsup yoluyla menfi ve müspet zarar isteminde bulunulmuş ise de davacının tarafın sözleşmenin feshinde haksız olduğu hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı, menfi zarar yönünden davalının sözleşmeden dönen taraf olmadığı, müspet zarar yönünden ise davalının sözleşmenin feshinde kusursuz olduğunu ispatlayamadığı sabit olduğundan davalının bu yöndeki talepleri yerinde görülmemiştir.
-İşbu kabul kapsamında taraflar arasındaki "... İthalat İhracat ŞTİ(...) Lisans Sözleşmesi" nedeniyle davacı ... davalı ... borçlu olmadığını tespiti ile sözleşme kapsamında ödemesi yapılan 500.000,00 TL çek bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Davacı tarafın taraflar arasındaki "... İthalat İhracat ŞTİ(...) Lisans Sözleşmesi" nedeniyle davalı ... borçlu olmadığını tespiti ile sözleşme kapsamında ödemesi yapılan 500.000,00 TL çek bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 34.155,00-TL karar ve ilam harcından peşin harç ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 8.538,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.616,25- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 8.538,75-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 427,60-TL başvurma harcı, 14.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 515,67-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 14.943,27-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama giderinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 79.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2025
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır