T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/61 Esas
KARAR NO: 2024/671
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/10/2021
KARAR TARİHİ: 14/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/08/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında 09.10.2019 tarihli "Belirsiz Süreli Beyaz Yaka/İdari Personel İş Sözleşmesi" akdedilmiş olduğunu, davalının 28.03.2018-08.03.2021 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, kendi isteği ile ayrıldığı tarih itibariyle işletmedeki son görevinin bayi satış yöneticiliği olduğunu, davalının, müvekkili şirketten aldığı son brüt maaşının 8.946,98 TL olduğunu, davalının işletme bünyesindeki tüm birimlerin yer aldığı toplantılara iştirak ettiğini, bu toplantılar sırasında da kendi çalışma alanı dışındaki hususlarda yine üçüncü şahıslar tarafından bilinmesi mümkün olmayan bilgiler edindiğini, davalının başkaca iş kollarında çalışması mümkün olduğu halde müvekkili ile aynı konuda faaliyet gösteren ve ticari rekabet halindeki işletmede çalışma yoluna gittiğini, davalı tarafın rekabet yasağı hükümlerine aykırı hareket ettiğini beyanla sözleşme ile belirlenen 12 aylık son brüt ücret tutarı olan 107.363,76 TL cezai şartın davalıdan 3095 Sayılı kanunun md. 2/2 ile belirlenen ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte tahsiline, faiz başlangıç tarihi olarak davalının müvekkili şirket ile rekabette bulunan firmada çalışmaya başladığı tarihin esas alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;anılan davaya ilişkin dilekçenin, müvekkiline tebliğ edilememiş olduğuun, işbu davadan haricen haberdar olduklarını, 20/05/2022 Tarihinde davalı vekili sıfatıyla dosyaya vekaletname sunduklarını, dava dilekçesi ve eklerinin davalı vekili sıfatıyla tarafına tebliğini talep ettiğini, herhangi bir hak kaydına sebep olunmaması amacıyla 30/05/2022 tarihi itibari ile haksız ve hukuki yarardan yoksun bu davaya karşı cevap ve itirazlarını sunduklarını, yapılacak yargılama sonucunda hukuki yarardan yoksun ve gerçeğe aykırı beyanlar içeren, kötü niyetli girişimler neticesinde tanzim edilmiş bu davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı ... üzerinde bırakılmasını karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafında, tanzim etmiş olduğu davaya dayanak olarak sunduğu iş sözleşmesindeki yazı karakterleri ve imzalar müvekkiline olmadığını, ortada yazılı ve geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmuyor olmasından dolayı açılan haksız ve kötü niyetli davanın usule ilişkin itirazlarımızın yanında esastan da reddi gerektiğini, davacı ..., dilekçesinin 6. Maddesinde, davalı müvekkilinin, mezuniyetine ilişkin bilgilendirmesinin yapılması sonrasında, faaliyet alanlarının dışında başkaca meslek birimlerinde çalışabileceği beyan edilerek talihsiz bir açıklamaya yer verildiğini, müvekkilinin yukarıda da belirtildiği üzere Anayasal haklarını kullanırken, hukuk sınırlarını aşmadığı sürece, hiç bir kurum , kuruluş, özel - tüzel kişi tavsiye telkin, zorlama ve baskılarına maruz kalmayacağını, müvekkilinin davacı tüzel kişilik ile aynı kolda faaliyet gösteren dava dışı kurumlarda faaliyet göstermesini engeller nitelikte bir sözleşme ile bağlanmamış olduğunu, bu minvalde davacı yanca bu yönde sunulan görüşlere katılmadığını da ayrıca beyan ettiğini, taraflar arasındaki ilişkinin devamı süresince davalı müvekkil tarafından İş Kanununda tanımlanan sadakat borcunu ihlal eden bir eylemde bulunulmamış olduğunu, davacı ... yönelik her türlü şikayet, dava ve sair hukuki başvuru haklarını saklı tuttuklarını, haksız ve hukuki yarardan yoksun davanın tüm talepler dahilinde reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı ... yüklenmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı ceza koşulu (cezai şart) alacağının tahsili istemine ilişkindir.
-Mahkememizce SGK kayıtları, hizmet döküm cetveli, işyeri kayıtları ve davacı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf tanıkları dinlenmiştir.
-Taraflar arasındaki davada Bakırköy ... İş Mahkemesi ile Mahkememizce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, 26/12/2023 tarih .... esas .... karar sayılı ilam ile dosyanın Mahkememize tevdi edildiği görülmektedir.
-Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK' nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir.
- İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır.
-Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926).
-Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
- İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir.
-Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte ... rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2).
-Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1 inci maddesine göre hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. Buna göre hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulu, ancak işverenin de bu konuda bir karşı edim yükümlendiği durumlarda geçerli olacaktır. Burada kanun koyucu, hizmet sözleşmelerinde işveren karşısında dezavantajlı konumda olan işçinin korunması amacıyla, işveren tarafından sözleşmenin düzenlenmesi sırasında işçiye dayatılması mümkün olan ceza koşulunun geçerliliğini, işveren aleyhine uygun bir karşı edimin varlığı koşuluna bağlamıştır.
-Öte ..., TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği anlaşılmakla, anılan ceza koşulunun geçerliliği herhangi bir karşı edim yükümlülüğüne bağlanmamıştır. Başka bir anlatımla; rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülebilecek ceza koşulunun geçerliliği, bu konuda işverenin karşı edim yükümlülüğüne bağlı değildir. Zira anılan hükümde, cezai şarta dair işveren tarafından karşı edim yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir geçerlilik koşulu aranmaksızın; sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve işçinin cezai şartı aşan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim rekabet yasağı sözleşmelerinde işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim, ancak aşırı nitelikteki rekabet yasağının sınırlandırılmasında hâkim tarafından nazara alınması gereken unsurlardan biri olarak TBK'nın 445/2 nci maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup bunun dışında rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulunun geçerliliği için herhangi bir karşılıklılık unsuru aranmamıştır.
-Nitekim bu hususlara Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2023 tarih 2021/11-477 esas 2023/179 karar sayılı ilamında da yer verilmiştir.
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılması amacıyla hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 14/03/2024 tarihli raporda özetle; hukuki durumun, dosya kapsamının, delillerin ve davacının taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinden kaynaklanan rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart alacağına hak kazanıp kazanmadığı, cezai şart hükmünün geçerli olup olmadığı, TBK'NIN 420. Maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine uygulanıp uygulanmayacağı, hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağı yönünde nihai takdir Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere cezai şart miktarının toplam 118.163,76 TL olabileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmektedir.
-Somut olayda davacı ile davalı arasında bir iş sözleşmesinin imzalandığı, Belirsiz Süreli Beyaz Yaka/idari Personel İş Sözleşmesi'nin Özel Şartlar başlıklı kısmının x maddesinde "Çalışan iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 2 (iki) yıllık süre içerisinde; işverenin faaliyet gösterdiği sınırlar dahilinde, işverenin faaliyet konusuna gelen iş ve alanlarda, işverenin izni olmaksızın kısmen veya tamamen işverene rakip olabilecek biçimde bağımsız işletme veya şirket kuramayacağını, mevcut işletme veya şirketlere ortak olamayacağını, işverenlikte üstlendiği işle aynı mahiyette gerek kendi adına ve hesabına gerekse kendi adına üçüncü kişiler hesabına işlem yapamayacağını, işverenin portföyünde mevcut şirketlerin (işverenin müşterilerini) yeni işinde kullanamayacağını, işverenden ayrılan diğer personeller ile kendisine veya onlara ait işyerlerinde birlikte çalışmak dahil olmak üzere iş göremeyeceğini, işverenle ticari ilişkisi olan veya sona eren firmalarda alt işveren ve müteahhitlerde çalışmayacağını, bu sözleşmeyle yüklendiği işi, gerek kendisi gerek ise de işveren ile rekabette olan 3. şahıslar nam ve hesabına yapmamayı, böyle bir işte çalışmamayı ya da böyle bir işe ortak ve/ veya başka herhangi bir sıfat ve suretle katılmamayı kabul, beyan ve taahhüt eder. Ayrıca idari personel, iş yerinden ayrıldıktan sonra işverenin ünvanını kullanacak biçimde hiçbir işlem yapamayacağını kabul ve taahhüt eder. İdari personel, bu maddede belirtilen yükümlülüklerini ihlal ettiği taktirde, işverenin bu sebeple doğmuş herhangi bir zararı olup olmadığına bakılmaksızın, işverene en son aldığı brüt maaşının 12 (oniki) aylık tutarını cezai şart olarak ödeyeceğini, belirlenen cezai şart miktarının fahiş olmadığını beyan ,kabul ve taahhüt eder. İşverenin cezai şartı aşan zararını talep etme hakkı saklıdır." düzenlemesine yer verildiği görülmüştür.
-Dosya mevcut SGK kayıtlarının incelenmesinde; davalı işçinin davacı şirket nezdinde işe girişinin 28.03.2018 tarihi olduğu; işten ayrılış tarihinin 08.03.2021 olduğu; işten ayrılış nedeninin 03- istifa olarak belirtildiği; davalının davacı şirket bünyesindeki hizmet dönemi boyunca Mart 2020 döneminde 21 gün, Nisan 2020 döneminde 18 gün, Mayıs 2020 döneminde 27 gün, Haziran 2020 döneminde 18 gün olmak üzere toplamda 84 gün eksik gün bildirimi yapıldığı, Davalının, davacı şirket bünyesinden işten ayrılışından 2 gün sonra 10.03.2021 tarihinde .... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi bünyesinde işe giriş bildirgesi düzenlendiği, bu şirket bünyesinde 31.12.2023 tarihe kadar çalışmaya devam ettiği görülmektedir.
-Yine dosyada mevcut iş yeri dosyaları ile kayıtların incelenmesinde; davacı tarafın davalı şirket nezdinde son görevinin Bayi Satış Yöneticiliği olduğu, yine davacı tarafından sunulan mail görüntülerinde davalı tarafından gönderildiği belirtilen maillerde Bayi Satış Yöneticisi unvanı kullanıldığı, davacı tarafça sunulan imzasız bordroda davacının görevinin Satış Destek Personeli olarak belirtildiği, davalının da imzasının bulunduğu 25.11.2019 tarihli görev değişikliği/ terfi/ vekaleten atama formunda davalının Bayi Satış Yöneticiliğine terfi ettiği, SGK kayıtlarında meslek adı ve kodunun Satış Destek Personeli- 4419.08 olarak belirlendiği görülmüştür.
-Davalı taraf, davacı şirket bünyesinden işten ayrılışından 2 gün sonra 10.03.2021 tarihinde .... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi bünyesinde işe başladığı, bu şirket bünyesinde SGK kayıtlarında meslek adı ve kodunun Satış Müdürü/ Yöneticisi-1221.05 olarak bildirildiği görülmektedir.
-Her ne kadar davalı tarafça iş bu rekabet sözleşmesine ilişkin hükmün hukuka aykırı ve geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği sabit olduğundan, sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin maddenin geçersiz olduğuna ilişkin iddialar yerinde görülmemiştir.
-Davalı tarafın cevap dilekçesi ile dava konusu sözleşmede yer alan imzanın davalıya ait olmadığını iddia ettiği görülmektedir. Bu kapsamda görevsizlik kararı öncesinde imza incelemesi yapılmış olup, imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunun düzenlendiği, alınan raporun dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici olduğu, bu haliyle davalı tarafın imzaya ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Buna göre dosyaya celp edilen bilgi ve belgeler ile tarafların dinlenen tanık beyanları nazara alındığında, davalı tarafın davacı şirketten ayrıldıktan sonra dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nde Satış Müdürü/ Yöneticisi olarak çalıştığı görülmektedir.
-Bu doğrultuda her ne kadar davacı tarafça davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı iddia edilerek sözleşme kapsamında tazminat talebinde bulunmuş ise de iş rekabet yasağının davalının çalışma özgürlüğünü etkileyecek nitelikte uygulanması mümkün değildir.
-Yine yukarıda yer verildiği üzere davalı ... dışı şirkette Satış Müdürü/ Yöneticisi olarak görev yaptığı görülmektedir. Davacı tarafın sunmuş olduğu belgelerde bu hususun aksini ispat edecek bir husus bulunmadığı görülmektedir. Davalı tarafın davacı şirket nezdinde Satış Müdürü/ Yöneticisi görevi de davalının dava dışı şirket nezdindeki görev ve sorumluluğu nazara alındığında tek başına rekabet yasağından kaynaklı tazminatı gerektirmeyecektir.
-Buna göre davalı tarafça müvekkilinin iş tanımı ve görev alanı sınırlı olduğundan davacıya zarar verme ihtimalinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki sözleşme kapsamında cezai şart alacağının şartlarının oluşmadığı, bu haliyle davacı tarafın talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 1.833,51-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.405,91-TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır