T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/610 Esas
KARAR NO : 2025/199
DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/07/2024
KARAR TARİHİ : 28/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...... Tekstil Ltd şti 6758 sayılı Kanunun 19/2 maddesi hükmü uyarınca ve CMK 133.maddesi uyarınca İstanbul ..... Sulh Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve ..... D.iş sayılı kararı ile Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (Fon) kayyum olarak atandığını ve şirketin TMSF Yönetimine geçtiğini, müvekkili şirketinin ...... Tekstil Ltd Şti tekstil sektöründe kullanıla dijital baskı makineleri, sarf malzemeleri ve bu makinelerde kullanılan boyaların satışını yapan bir firma olduğunu, İş bu dosya kapsamında Müvekkili Şirketi ile Davalı arasında uzun zamandır devam eden ticari bir ilişki olup, bu ticari kapsamında Müvekkil Şirketinin davalıya makine satışı yaptığını, Davalı Makine satış bedeli olarak keşidecisi Davalı Şirket olan ..... Bankası AŞ ... Şubesinden verilme ..... nolu 30.09.2018 keşide tarihli 57.800-TL bedelli ve ..... seri nolu 20.11.2018 keşide tarihli 57.800-TL bedelli çekleri karşılığı çıktığında satış bedeline mahsup edilmek üzere Müvekkili şirketine verdiğini, Müvekkili Şirketine 2018 yılında ekte kararı verilen Terör Soruşturması kapsamında İstanbul ..... Sulh Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve ..... D.iş sayılı kararı ile TMSF kayyum olarak atanması sürecinde Davalının keşide ettiği çekler zayii olduğundan ekte sunulan Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... Esas ve ...... K sayılı kararı ile çekler iptal edildiğini, Davalının, Müvekkili Şirketinin geçirmiş olduğu soruşturma ve kayyum atanma süreçlerini fırsat bilerek Müvekkili Şirketinin satış yaptığı makine satışından kaynaklanan borcunu ödemediğini, müvekkili şirketinin çeklerden dolayı doğan alacağının tahsili amacıyla Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... E sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, Davalı Borçlunun takibe itirazları sebebiyle başlatılan takibi durdurduğunu, davalı Borçlunun icra müdürlüğüne yaptığı itirazda takibe konu iki adet çek bedelinin makine alım satım sözleşmesinden kaynaklandığını ancak makinelerin tam ve zamanında teslim edilmediğini iddia ederek takibe itiraz ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve Davalı aleyhine 9620 az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile davalının keşidecisi olduğu ve zayi nedeniyle iptaline karar verilen 30/09/2018 ve 30/11/2018 keşide tarihli 57.800,00 TL bedelli 2 adet çeke dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 115.600,00- TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "30/09/2018 ve 30/11/2018 keşide tarihli 57.800,00 TL bedelli 2 adet çek" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalı yana ürünlerin teslim edildiğini ve bu kapsamda düzenlenen çek bedellerinin ödenmediğini iddia etmektedir.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini, akabinde sözleşme kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana teslim eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin 21/10/2014 tarihli, ...... Esas, ..... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise re'sen yapılması gereken işlemlerde giderler düzenlenmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesinde “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” düzenlemesine yer verilmiştir.
-Aynı Kanun'un 325. maddesinde ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”. düzenlemesine yer verilmiştir.
-Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin delil avansı kapsamın değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan örneğin resen hesap raporu alınacaksa giderin 325. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli olacaktır.
-Ancak, yukarda açıklandığı üzere dava şartı olarak öngörülen müessesenin davanın reddine yol açması sebebiyle mahkemece gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının da nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa da hem gider avansının hem de delil ikamesi avansının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır.''
-Somut olayda davacı tarafın iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi yönünden tarafların icari defter ve belgelerin ibrazı zorunlu olup, davacı tarafça da ticari defterlere delil olarak dayanıldığı görülmektedir.
-Mahkememizce tesis edilen ara kararlar ile davacı tarafa delil avansının yatırılmaması ve ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde halinde sonuçlarının ne olacağı açıkça belirtilmiş ve fakat davacı vekili tarafından süresi içerisinde eksik delil avansının ikmal edilmediği, ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür.
-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
-Bu haliyle davacı tarafın belirlenen kesin süre içerisinde eksik delil avansını ikmal etmediği, davacı tarafın taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu ürünleri eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim ettiğini ispat külfeti bulunduğu, bu hususların tespitinin ancak tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve keşif yoluyla ürünlerin incelenmesi ile mümkün olduğu, bu hususlarının tespitinin teknik incelemeyi gerektirdiği, davacı tarafın talep ve iddialarını mevcut delillerle ispat edemediği kanaatine varıldığından, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafın dava konusu takip yönünden davalının itirazının haksız olduğu ve bu doğrultuda takibin ferileri yönünden yapılan itirazın iptaini talep ettiği sabit olup, ispat yükünün davacı yan üzerinde olduğu, davacının iddialarını ispat ile yükümlü olduğu kuşkusuzdur. Davacının dava dilekçesindeki delil listesinde bilirkişi ve ticari defter deliline dayanmaktadır. Ayrıca aksi durumda dahi davaya konu iddiaların değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesinin yapılması ve ticari defterlerin incelenmesi uyuşmazlığın esasının çözümü bakımından davanın niteliği itibariyle zorunluluk arz etmektedir. Buna göre dosyadaki talepler yönünden bilirkişi ve ticari defter incelemesi yapılmaksızın davanın ispatı mümkün değildir. Mahkememizce davacı tarafa verilen kesin süreler içerisinde davacı tarafça eksik delil avansının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı görülmektedir.
-Açıklanan nedenlerle dava ve takip konusu alacağının varlığının dosyada mevcut delil ve belgelerle ispat edemediği kanaatine varıldığından ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiş, davalı tarafın yargılama gideri vekalet ücreti talebi bulunmadığından talebi doğrultusunda karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafın vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk bürosunun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/02/2025
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır