T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/779 Esas
KARAR NO: 2025/655
DAVA: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 28/08/2024
KARAR TARİHİ: 04/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılardan ...... Tekstil arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkiye istinaden müvekkilinin avalı ...... tekstilden bir kısım ürünler sipariş ettiğini, bu ürünlere karşılık olarak ekte sunulan senetleri verdiğini, davalı ...... Tekstil’in ise senetleri ciro etmiş ve diğer davalı .....’ın alacaklı sıfatına geçmiş olduğunu, ekte sunulan banka dekontlarından da görüleceği üzere her biri 85.000 TL bedelli senetleri vadesinde davalı ...'a banka kanalı ile gönderdiğini, geçen zaman içerisinde Davalı ...... Tekstil’in satışa konu ürünleri/malları müvekkiline teslim etmediğini, söz konusu ürünlerin listelerini sunduklarını, müvekkili ile ...... Tekstil arasındaki alım satıma ilişkin ticari ilişkinin ispatı olarak müvekkili şirket yetkilisi ile ...... Tekstil yetkilisinin mesaj ve mail görüşmelerini sunduklarını, ayrıca whatsapp konuşmalarındaki sesli mesaj şeklindeki mesajların da talep edilmesi halinde usb halinde mahkemeye sunulacağını, ticari defterlerin de incelenmesi ile müvekkilinin ödediği 850.000 TL karşılığındaki ürünleri teslim almadığının ispatlanacağını, malen kaydı olan bonolarda, senedin mal karşılığı alındığı kabul edilmiş varsayıldığını, bu durumda lehdar şirket ise, bu bonoyu ticari defterlerine işlemek ve karşılığında fatura ve sevk irsaliyesi düzenlemek zorunda olduğunu, çünkü TTK.76-86 arası hükümlere göre ticaret şirketleri aldıkları senetleri defterlerine işlemek ve karşılığında TTK.23 'ye uygun fatura kesmek zorunda olduğunu, . VUK' da da bu hususun ayrıntılı düzenlendiğini, bu bağlamda ticaret şirketleri mal karşılığı bono aldıkları zaman ihtilaf çıktığında bu malı bono keşidecisine teslim ettiğini irsaliyedeki imza ile ispatlamak zorunda olduğunu, poliçeye dayalı sebepsiz zenginleşmede; bazı senet borçlularının zenginleşmesi ve hamilin zararının mevcudiyeti yeterli olmakta; bu kimselerin malvarlıkları arasında bir unsurun yer değiştirmesi ve borçlunun zenginleşmesinin haksız olmasının gerekmediğini, talep hakkı sebepsiz zenginleşmenin oluşmasına kendi ihmali, kusuru veya rızası ile sebep olsa bile hamile tanındığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile ödenen 850.000 TL'nin mevduata uygulanan en yüksek faizden az olmamak kaydıyla ticari faizi ile davalılardan sebepsiz zenginleşme kapsamında müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacak isteminin zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde zamanaşımına uğradığını, dava konusu bonodan kaynaklanan alacakların, müvekkiline 2021 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin kumaş üretim sektöründe yıllardır faaliyet gösteren ve diğer davalı lehtar ...... Tekstil ile ticaret yapmakta olan bir firma olduğunu, müvekkili ile davacı ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi birbirlerini de tanımadıklarını, müvekkilinin kumaş baskısı ve satış işi yapmakta olup dava konusu bonoları, diğer davalı ...... Tekstile sattığı kumaşların karşılığı olarak aldığını, işbu bonoyu da zamanı geldiğinde davacı .... götürerek tahsil ettiğini, zira işbu dönemde davacı tarafın senetlerin karşılığı olan malın/ürünlerin kendilerine teslim edilmediği iddiasının aksine herhangi bir menfi tespit davası açmamış ve dava konusu bonoları da ödemekten geri durmadığını, nitekim bu anlamda davacı tarafta bilmektedir ki müvekkilinin işbu ticari ilişkide ki konumu iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, işbu senetleri davacıdan tahsil etmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığını, açıklanan nedenlerle öncelikle usulden reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre/zamanaşım süresi geçtiğinden defi ve itirazları kapsamında öncelikle davanın reddini talep ettiklerini, davacı firma ile davalı müvekkil firma sahipleri amca yeğen olup 28.08.2019 tarihli protokol kapsamında müvekkilden 280.000 USD borç alınmış olup karşılığında davacının grup şirketi olan .... Tekstil ait çekler verilmiş sonrasında ise verilen çekler iade alınarak, karşılığında ...... tekstil' e ait çekler ile davacı ...... petrol' e ait 10 adet bono verdiğini, davacı taraf protokol kapsamında borca karşılık çek ve bonoları verdiğini, davacı taraf grup şirketi olan ...... tekstil adına verdiği çeklere ilişkin Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasında da bu tespitlere yer verildiğini, 10 adet bonoya ilişkin olarak protokol kapsamında borca karşılık verildiğini tespit etmiş ve davacının davasını reddettiğini, davacı ...... Petrol protokol kapsamında borca karşılık bonoları müvekkiline vermiş ve bonoları ödeyerek bono miktarı kadar borcundan kurtulmuş olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olup dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğini, davacı şirketin protokol kapsamında borca karşılık verdiği bonolara ilişkin bononun sebepsiz olarak verildiği ya da ne için verildiğine ilişkin her hangi bir ispat aracı ortaya koymadığı gibi haksız ve yersiz bir dava ikame ettiğini, davacı firma ve protokol kapsamındaki taraflar halen borçlu olup ayrıca dava ikame edildiğini, açıklanan nedenlerle hak düşürücü süre/ zamanaşımı itirazları ile birlikte dürüstlük kurallarına aykırı kötü niyetle ikame edilmiş haksız ve yersiz davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından keşide edilen 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.03.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet; 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.04.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet; 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.05.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet; 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.06.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet; 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.07.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet; 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.08.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet; 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.09.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet; 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.10.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet;22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.11.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senet ve 22.07.2020 düzenleme tarihli , 05.12.2021 ödeme günlü 85.000 TL bedelli senetler nedeniyle davacı yana mal teslimi yapılmadığı iddiası ile davacı tarafından yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi istemine ilişkindir.
-Mahkememizce Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiştir.
-Dava konusu senetlerin incelenmesinde; 10 adet farklı vadeli 85.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin davacı, lehtarının davalı ... ve cirantanın ... olduğu, senetler üzerinde "malen" kaydının mevcut olduğu görülmektedir.
-Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının ...... Tekstil Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, davalının ise ... olduğu, dava konusunun keşidecisi ...... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olan, 31.07.2020 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli ve ... çek numaralı, keşidecisi ...... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olan 31.08.2020 keşide tarihli, 250.000,00 TL bedelli ve .... çek numaralı, keşidecisi ...... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olan 30.09.2020 keşide tarihli, 250.000,00 TL bedelli ve .... çekler nedeniyle davacı tarafın davalı yana borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
-İlgili dosyada yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu çeklerin davacı tarafından keşide edilerek davalıya verilmesi, davacı ile davalı firma sahipleri arasında, davalının davacı firma sahibine 280.000 USD borç verdiğine ilişkin 20.08.2019 tarihli protokol yapılması, bu protokolde davacı firmanın ortağı olan .....'un imzasının yer alması, protokolde çeklerin vade tarihindeki dolar kuru ile tahsil edilecek hükmüne yer verilmesi, protokol tarihi itibariyle TCMB dolar kurulu ile uyumlu 280.000 USD karşılığı toplam 1.205.000,00 TL miktarlı çeklerin davalıya verilmesi, aynı taraflarca borcun yenilenmesi, yenileme ile birlikte protokol kapsamında ödenmeyen çeklerin iade alınarak dava konusu 700.000,00 TL miktarlı 3 adet çek ile birlikte 10 adet 850.000,00 TL miktarlı bonolar verilmesi, tarafların ticari defterlerinden taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin (malı alım satımı ve buna ilişkin faturalaşma) mevcut olmadığının tespit edilmesi, 20.08.2019 tarihli protokol ve borç yenileme prokololu kapsamında verilen kambiyo senetlerinin bir kısmının davacı tarafından ödenmiş olması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu çekin taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden ve bu sözleşmeden kaynaklanan borç para verme ilişkisine karşılık davalıya verilmiş olduğu dolayısıyla, davacının dava konusu çekler nedeniyle borçlu olunmadığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı " gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesinde; davacı taraf dava konusu senetlerin mal karşılığı teslim düzenlenerek verildiğini, ancak senet bedelleri ödenmesine rağmen malların teslim edilmediğini iddia etmekte iken davalı ...... Tekstil bonoların protokol karşılığında verildiğini ve ödenerek borcun sona erdirildiğini, davalı ... ise davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişkiye dair bilgisinin olmadığını, iyi niyetli 3. Kişi olarak senetleri satılan mallar karşılığında diğer davalıdan aldığını iddia etmektedir.
-Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 691/1.maddesi).
-Bonoda şekil şartları TTK’nun 688.maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “.... Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir.
-Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyosenetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
-Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
-Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (YİBK'nun 12.4.1933 gün ve 1933/30-6 sayılı ilamı).
-Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.
-Nihayet, “malen” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir (HGK’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 17.04.2015 gün ve E:2013/19-1622, K:2015/1238 sayılı ilamları).
-Kambiyo senetleri hukukuna dayanan sebepsiz zenginleşme davası, Borçlar Hukuku’nun sebepsiz iktisap davasından farklı bir davadır. TBK’da düzenlenen sebepsiz iktisap davasının bir türü değildir. Sebepsiz zenginleşme talebi hukuki nitelikçe, poliçeden doğan hakkın, bunun korunması ve/veya kullanılması için gereken işlemlerin yapılmaması sebebiyle düştüğü (TTK m. 730) veya zamanaşımına uğradığı (TTK m. 749) hallerde, senet borçlusu nezdinde oluşan sebepsiz zenginleşmeye yönelik olarak, poliçe alacağını elde edemeyen ve bu sebeple malvarlığında hakkaniyete aykırı bir değer kaybı oluşan hâmile, yine poliçe hukuku tarafından tanınmış olan yeni bir haktır. Bu anlamda TTK’nın 732. maddesinde işaret olunan zenginleşme aslında Kanun’un bir hükmüne dayanmakta olup Borçlar Kanununda düzenlenen sebepsiz zenginleşmedeki başkasının zararına sebepsiz zenginleşenin bu zenginleşmesinin haklı bir sebebe dayanmaması şartından ayrılmaktadır.
-TTK’nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulabilmesi için, hâmilin hakkı koruyucu işlemleri yapmamış olması yani müracaat hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasından dolayı bir zararının ortaya çıkmış olması gerekir. Bunun yanında keşidecinin, muhatabın, kabul edenin, ikametgahlı poliçeyi ödeyecek olanın zenginleşmiş olması da gerekmektedir. Zararın mevcudiyeti, sebepsiz zenginleşme talebinin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için, hâmile ait ve tahsili mümkün olan bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu borçlu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması, yani sebepsiz olması yeterlidir (ÖZTAN, a.g.e., s. 911-926; BOZGEYİK Hayri, “Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme”, AÜEHFD, C. VII, S. 1-2, Haziran - 2003, s. 589 vd.).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda taraflar iddia ve savunmaları da dikkate alınarak ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 19/05/2025 tarihli raporda özetle; Davacı tarafın yerinde inceleme talep ettiği, davalıların inceleme gününde hazır olmadığı ve yerinde inceleme talep etmediği, davacı şirketin 6102 sayılı T.T.K. nun ilgili maddeleri ile ilgili 222. md.ne göre 2019-2020-2021-2022-2023-2024 yıllarına ait Ticari defterleri incelenmesinde, ticari defterlerinden 2019-2020-2021-2022-2023 yıllarına ait envanter defterlerinin açılış onaylarının usulüne uygun ve zamanında yaptırıldığı, davacı tarafın 2024 yılı envanter defterini incelemeye sunmadığı, davacının 2024 yılı yevmiye ve kebir defterlerinin kapanış onaylarını süresinde yaptığı incelenen diğer tüm dönemlerin yevmiye ve kebir defterleri açılış ve kapanış tasdik onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresinde dolayısı ile davacının incelenen Ticari defterlerinin Açılış Kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmadığı ve usulüne uygun olmadığından, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı şirketin Ticari Defterleri lehine delil niteliğine haiz olmadığı, davacı ...... Akaryakıt tarafından söz konusu 10 adet ve toplam 850.000,00 TL tutarlı senetler Davalı ...... Tekstil Ltd Şti firma emrine verdiği, ...... Örme Ltd Şti Senetlerin tamamını cirolamak suretiyle Davalı ... Tekstil Ltd Şti ne verdiği, davacı tarafından dosyaya sunulan fotokopi ödeme dekontlarına göre senetlerin dokuz tanesi Davacı ...... Akaryakıt Ltd Şti tarafından ... Örme kumaş Ltd Şti’ne ödendiği, 3 nolu senede karşılık gelen ödeme ise 28.05.2021 tarihinde davacı ...... Akaryakıt tarafından .... Bankasından ...... adına 85.000,00 TL olarak gönderildiği, .senetlerin üzerindeki düzenleme tarihi 22.07.2020 olduğu, davacının bu senetler hususunda 2020-2021-2022 tarihlerinde herhangi bir bulunmadığı, davacının 02.01.2023 tarihinde 23 yevmiye maddesinde ... hesap kodunda “...... Tekstil Dava Öd. Alacakları” hesap adı ile kayıt yapıldığı, 2024 yılına açılış kaydında ve 2024 yılı defterlerinde bu hususta kayıt bulunmadığı, bu hesap bakiyesi kaydının 2024 yılında da olması gerekmekte olmasına rağmen kaydın 2024 yılında neden bulunmadığının anlaşılamadığı, davacının ticari defterlerinde bankadan yapılan ödemeler ile ilgili muhasebe kayıtları ödeme tarihlerinde bulunmadığı, ancak davacı tarafından 2023 yılı ticari defterinde 02.01.2023 tarihinde 23 numaralı yevmiye maddesinde bankalardan 850.000,00 TL ödeme yapıldığı hususunda tek bir muhasebe kaydı bulunduğu, kaydın açıklamasında “Düzeltme - ...... Tekstil Adına ...... Tekstil Ödemeleri” yazılı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Somut olayda davacı şirket temsilcisi senetteki imzayı inkar etmemiş; dava konusu bonolar nedeniyle şirkete bir mal teslim edilmediğini, bu nedenle davalıya borçlu bulunmadığını ve davalıların ödemeler nedeniyle sebepsiz zenginleştiği iddia ederek bedel iadesi isteminde bulunduğu görülmüştür.
-Davaya konu bonoda “malen” ibaresi bulunduğuna göre, böyle bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir.
-Şu durumda, uyuşmazlığa konu yapılan bonoların hukuken geçerli olduğunun kabulü gerekir. O halde, davacı-borçlu bononun mal teslim edilmediğini ileri sürdüğüne göre, ispat yükü davacıdadır. Davacı bu iddiasını ise, yazılı delille kanıtlamalıdır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17/04/2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar)
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; davacı tarafından düzenlenen bonolarda malen kaydının bulunduğu, bu haliyle malın teslim edilmediğini ispat yükünün davacı keşideci üzerinde olduğu, davacı tarafın incelenen ticari defterler yasaya uygun olmadığından davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı tarafından sunulan .... yazışmaları ile ses kayıtlarının malın teslim edilmediği hususunun ispatlı yazılı bir delil niteliğinde olmadığı sabittir. Bunun yanında her ne kadar davacı tarafça kambiyo senedinde sebepsiz zenginleşme hükümlerinden bahisle bedel iadesi isteminde bulunulmuş ise de davacı tarafın dava dilekçesin de yer verdiği kambiyo senedine ilişkin sebepsiz zenginleşmeye ilişkin yasal düzenlemelerin poliçeden doğan hakkın, bunun korunması ve/veya kullanılması için gereken işlemlerin yapılmaması sebebiyle düştüğü veya zamanaşımına uğradığı halleder senet borçlusuna karşı ileri sürülebilecek nitelikte olduğu, davacı borçlu tarafından ileri sürülen hususların işbu yasal düzenlemeyle bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının peşin harç olarak yatırılan 14.515,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.900,48 TL harcın davacı yana iadesine,
3-Davacı sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 131.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Anadolu Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı ...... Tekstil vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır