T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/85 Esas
KARAR NO: 2024/266
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ: 29/01/2024
KARAR TARİHİ: 20/03/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 17/04/2024
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının dava dilekçesinde özetle;
Davalının şirket işlemlerinde muvazaalı işlemler yaptığını, davalının bu işlemleri şirketin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve güven ortamını zedelediğini, davalı sürekli değer altında mal sattığını bununla yüzleştirilmiş olduğunu müvekkiline sürekli fiziki olarak saldırmaktan çekinmediğini, davalının bu davranışı ile şirkete zarar vermeye çalıştığını, hem maddi hemde manevi olarak şirkete ve ortağına zarar verdiğini, kaldı ki davalının açmış olduğu davanın reddedildiğini haklılığının mahkeme yoluyla neticelendiğini, davalı tarafın şirket ortaklığının gerektirdiği özen ve sorumluluklarını yerine getirmekten sürekli kaçındığını ve şirketin itibarına zarar veren davranışlar sergilediğini, şirket kuruluşundan bu yana davalı ortaklık kuruluş sermayesinden başka şirketle ilgili ödeme yapmadığını, tüm ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, davalının yaklaşık 3 yıldır hiç bir şekilde şirket faaliyetlerine katılmadığını ve şirket genel kurulu yapılmasına engel olmadığını, davalı şirket esas sözleşmesinde belirtilen ortaklık sermayesini ödediğini bunun haricinde hiçbir harcama yapmadığını, şirkete ait tüm giderlerin müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkilinin davalıyla akraba olması sebebiyle davalıya güvenmediğini, ancak davalı tarafça bu güven suistimal edildiğini, davalı şirketin şahsi demirbaşlarını, makine ve ürün hammaddelerini kendi kullanımı için aldığını ve bugüne kadarda şirkete teslim etmediğini, tüm bu sebeplerle beraber TTK. Kanunun 613/II. maddesinde, bağlılık yükümlülüğü kapsamında ortakların, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunmasının kesin bir şekilde yasaklandığını, hükümde geçen “şirketin çıkarlarını zedeleyecek davranışlar” ibaresinin geniş bir anlama sahip olduğunu, söz konusu maddede ayrıca, şirket çıkarlarını zedeleyen davranışların neler olduğu somutlaştırılmaya da çalışıldığını, bu çerçevede, ortakların “özellikle kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemleri yapamayacağı” ifade edildiğini, diğer taraftan, madde gerekçesinde “çıkarları zedeleyebilecek davranışlar” ibaresinin şirkete karşı, onu engelleyecek, kötüleyecek, güç duruma düşürecek, gelişmesini köstekleyecek, yatırımlarına etki yapacak her çeşit davranışı kapsadığı belirtildiği, bilgi alma ve kar payı almak hakkı gibi ortağın şahsi menfaatlerini doğrudan ilgilendiren haklar olduğunu, kanun veya şirket sözleşmesi tarafından ortağa şirket menfaatlerinin korunması için değil, kendi menfaatinin korunması için verildiğini, bu hakların kullanımında şirket menfaatinin önceliği olmadığını, ancak ortak, bu haklarını kullanırken, şirketin ve diğer ortakların menfaatlerini dikkate almak zorunda olduğunu, bağlılık yükümü, bu hakların kullanımında da ortağın davranışlarını sınırlayıcı bir rol oynadığını, söz konusu hakların kullanımı, amacına uygun olmalı, şirket ve diğer ortakların menfaatlerine ölçüsüz bir biçimde zarar vermediğini, Ortaklara tanınan bu hakkın, şirketin ve ortakların menfaatine aykırı olduğunu, hakların sakınılarak kullanılması ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde kullanılmadığını, aksine bir davranış bağlılık yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere iki ortaklı şirketlerde, şirket genel kurulunun her hangi bir işlevinin olması düşünülmediğini, 2/3 oy oranını sadece ortak sayısı en az üç olan ortaklıklar yönünden kabul edilmeli, oy miktarı 2/3 ten fazla olan bir ortağın diğerine haklı sebeple ortaklıktan çıkarma davası açabilme hakkının olduğu kabul edilmesi gerektiği, 6762 sayılı TTK m. 551 zamanında da, ortaklar kurulunda ekseriyetle karar alınması şartına rağmen, öğretide, bir ortağın, diğer ortağın çıkartılması için mahkemeye başvurabileceği kabul edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin birçok kararında, iki ortaklı şirketlerde, bir ortağın diğer ortağa karşı dava açtığı hallerde, şirketin davada temsil edilmiş sayılacağı kabul edildiğini, o nedenle, somut olayda davacı tüzel kişi ortağın, ortağı olduğu dava dışı şirketi tek başına temsil etme hakkı bulunduğu da dikkate alınarak, TTK m. 640/3 uyarınca, davanın şirket tarafından açıldığının kabulü gerektiğini, tüm bu yapılanların göstermekte olduğu davalının şirkete zarar verdiğini somut bir şekilde göz önüne konulduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Davacı vekilinin mahkememize sunduğu 07/03/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini, bu nedenle sonuç ve istemlerinden vazgeçtiklerini, feragat gereği karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.(HMK.307/1) Feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (HMK.309/1) Feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (HMK.309/2)
Davacı taraf 07/03/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini belirttiği, vekaletnamesinde de davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
1-Alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
2-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.20/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır