T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/958 Esas
KARAR NO: 2025/677
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/11/2024
KARAR TARİHİ: 08/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı tarafa sattığı ürünlere karşılık fatura tanzim ettiğini ancak davalı tarafça faturalarda belirlenen KDV tutarlarına ilişkin ödeme yapılmadığını, davalı tarafça kendilerinin DV'den sorumlu olmadığı iddiasının ileri sürüldüğünü, KDV ödeme yükümlülüğünün alıcı üzerinde olduğu, faturada belirtilen tutarın tam olarak ödenmesi gerektiğini, davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında yaptığı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptalini, takibin devamına, likit bir alacağa haksız olarak itiraz eden davalı tarafın alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri, arabuluculuk masrafları, arabuluculuk avukatlık ücreti, mahkeme avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın davacı tarafa takip konusu tutarda veya başkaca herhangi bir borcu bulunmadığını, dilekçe ekinde sunulan dekontlar incelendiğinde davalı tarafın icra takibine konu olan borcu davacıya ödediğini, davacı tarafın müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz yere açılan iş bu davanın reddini, haksız ve kötü niyetli davacının takip konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, faturaya ilişkin KDV alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 55.000,00 TL asıl alacak, 8.031,89-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 63.031,89 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "... nolu faturaya ve ... nolu faturaya ilişkin KDV alacağı " olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları nazara alındığında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalarda yer alan KDV bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarında toplanmaktadır.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Bu kapsamda davacı tarafın, ticari ilişki taraflarca inkar edilmediğinden, ticari ilişki kapsamında kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı ... eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti akabinde iş bu faturalar nedeniyle KDV alacağına hak kazandığını ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememiz dosyası tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 07/03/2025 tarihli raporda özetle; davacı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, 6102 Sayılı TTK.m.64 ve VUK.182 gereğince mecburi olan yukarıda tabloda belirtilen 2024 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, yevmiye ve envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde alındığı, yevmiye defteri kapanış tasdikinin yasal süresinin olduğu, defter-i kebir incelemeye sunulmadığı ve bu nedenle yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde ve kanunlara uygun olarak tutulup tutulmadığının, birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespit edilemediği, davacı tarafın 2024 yılına ait ticari defter ve kayıtlarının (HMK md.222TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin sayın mahkemeye bırakıldığı, davalı tarafın 03.03.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, bu nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, Takibe konu KDV tutarına ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 16.05.2004 tarihli, toplam 2 adet ve KDV dahil 330.000,00 TL/KDV hariç 275.000,00 TL tutarlı faturanın olduğu, Davacı tarafın KDV dahil 330.000,00 TL/KDV hariç 275.000,00 TL tutarlı faturanın toplam KDV tutarı olan 55.000,00 TL üzerinden takibe geçtiği, İş faturaların açıklama kısmına “Çim Ayracı - Muhtelif Bitkiler + Sulama Sistemi Malzemeleri” bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-arşiv fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, Takibe konu KDV tutarına ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılı mayıs ayına ait toplam 2 adet faturanın olduğu, Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik olarak/elektronik ortamda düzenlenen belgelerin 2021 yılının temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form BS ve Form BA bildirimlerine dâhil edilmeyeceği, Elektronik belge düzenlemesine ilişkin usul ve esaslar, temel olarak 509 sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde yer aldığı, davacı tarafın düzenlediği faturaların e-fatura olduğu ve iş bu faturaları tarafların BS-BA Formu ile beyan etmediği/etmeyebileceği, Davalı tarafın cevap dilekçesinin ekinde dosya muhteviyatına 6 adet ve 137.000,00 TL tutarlı ödeme dekontu sunduğu, 1 adet ve 25.000,00 TL tutarlı ödeme dekontunun mükerrer olarak sunulduğundan 5 adet ve 112.000,00 TL tutarlı ödeme dekontunun değerlendirmeye esas alındığı, iş bu ödeme dekontlarının sadece 1 adet ve 25.000,00 TL tutarlı olanının gönderen kısmında davalı tarafın, alıcı kısmında davacı tarafın olduğu, 2 adet ve 70.000,00 TL tutarlı olanının gönderen kısmında dava dışı tarafların alıcı kısmında davacı tarafın olduğu, geriye kalan 2 adet ve 17.000,00 TL olanının gönderen ve alıcı kısmında dava dışı tarafların olduğu, iş bu ödeme dekontlarının detaylarının yukarıdaki tabloda detaylıca irdelendiği, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 16.05.2024 tarihli 330.000,00 TL tutarlı fatura kayıt işlemi ile başladığı, 16.05.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 330.000,00 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 330.000,00 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın asıl alacak takip talebinin davalı tarafa düzenlediği 2 adet ve KDV dahil 330.000,00 TL tutarlı faturanın 55.000,00 TL tutarlı olan KDV tutarı üzerinden olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte ispat etmesi gerektiği, netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 55.000,00 TL tutarlı KDV/ASIL alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihi itibariyle 8.031,89 TL işlemiş faiz talebinin olduğu, işlemiş faizin 55.000,00 TL tutarlı KDV/ASIL alacak üzerinden takip tarihi itibariyle yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 8.031,89 TL olarak hesaplandığı ve takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizini talep edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
- Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Mahkememizce davacı vekiline davacı şirketin 2024 yılına ait defter-i kebiri açılış ve kapanış onaylılarıyla birlikte mahkememize ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ilgili defterin ibraz edilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, kesin süre içerisinde davacı tarafça bu hususta bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmediği görülmüştür.
- Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu'na göre davacı şirket bakımından tutulması zorunlu defterler Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir, Envanter Defteri, Damga Vergisi Defteri, Ortak Pay Defteri, Karar Defteri, Yönetim Kurulu Karar Defteri ve Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteridir.
-Alınan bilirkişi raporunda yer verildiği üzere davacı tarafın yevmiye ve envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde alındığı, yevmiye defteri kapanış tasdikinin yasal süresinin olduğu, defter-i kebir incelemeye sunulmadığı ve bu nedenle yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde ve kanunlara uygun olarak tutulup tutulmadığının, birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespit edilemediği görülmektedir. Mahkememizce verilen kesin süre içerisinde de davacı tarafça işbu eksikler giderilmemiştir.
-Bu haliyle davacı tarafın yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde ve kanunlara uygun olarak tutulup tutulmadığının, birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespit edilemediği, bu defterlerin kapanış tasdiklerini T.T.K. hükümlerine göre yaptırmadığı, TTK hükümlerine göre tutulması zorunlu olan defterlerin bir kısmının kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olması nedeniyle sözü edilen defterlerin bu haliyle davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği görülmektedir.
-Bu doğrultuda her ne kadar sunulan davacı defterleri incelenmiş ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesi uyarınca davalı tarafça usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defterler ibraz edilmemiş ise de davacı tarafın defterlerin bu haliyle davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
-Yapılan açıklamalar doğrultusunda her ne kadar davacı tarafça ... nolu faturaya ve .... nolu faturaya ilişkin fatura bedellerinin tahsil edilemediği iddiasıyla icra takibi başlatılmış ve işbu dava ikame edilmiş ise de davacı tarafın ilgili faturalar yönünden alacaklı olduğunu mevcut delillerle ispat edemediği, vergi dairesi kayıtları ile diğer davacı kayıtlarının faturadan dolayı alacağın varlığını ispat etmeye yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının peşin harç olarak yatırılan 1.076,43 TL harçtan mahsubu ile bakiye 461,03 TL harcın davacı ... iadesine,
3-Davacı sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır