T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/966 Esas
KARAR NO: 2025/142
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 21/11/2024
KARAR TARİHİ: 14/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait .... plakalı aracın; ilk olarak 16.06.2023 tarih onarım için davalı - borçlu ...' a - ... bırakıldığını, davalı borçlunun, ayıplı hizmeti nedeniyle, ödenmiş olan hizmet bedelleri ve araçtan mahrum kalınan süre için ikame araç/kiralama desteği bedeli için Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve davalı borçluya ödeme emri gönderildiğini, borçlu tarafından icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durmasına neden olunduğunu, ilk olarak 16.06.2023 tarihinde; yürür ve çalışır vaziyette ''... 2 tane, katalizör dolumu, emme manifoldu'' arızalarının tamirinin yapılması için şirket yetkilisi ... tarafından davalı ... - ...'a teslim edildiğini, müvekkili şirketi personeli ...23.06.2023 tarihinde aracı teslim alarak 6 km uzaklıktaki otoparka bıraktığında araçtan yağ damladığını farkettiğini, bunun üzerine Oto Servis ustası ... ile iletişime geçildiğini ve aracın davalı borçluya ait servise tekrar bırakıldığını, davalı yanın aracı aynı gün teslim edeceğini bildirmesine rağmen; aracın 1 aya yakın süre serviste kaldığını ve 21.07.2023 tarihindeki görüşmede davalı borçlu motor değişimi gerektiğini bildirdiğini ve müvekkilinden tekrar ödeme istediğini, davalı servise mezkur ödeme yapıldığını ancak onarımın ısrarla sağlanmadığını, mevcut durum üzerine; Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesince ... D. İş dosya üzerinden mevcut durumun ve zararın tespiti için başvuru yapıldığını, delil tespiti kararı üzerine 06.06.2024 tarihinde delil tespiti konulu bilirkişi incelemesi gerçekleştiğini, mahkemece keşfen yapılan inceleme ve tespitler sırasında dava konusu aracın müvekkilince; motoru-şanzımanı üzerine bulunmadan, aküsü bulunmadan gibi bir çok eksikle mahkeme heyeti huzurunda davalı yandan da teslim alındığını, Delil tespiti dosyası üzerinine yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 20.06.2024 tarihli bilitrkişi raporu ile: -araç mahrumiyet bedeli için 816.000,00-TL, - müvekkilince yapılan ödemeler için ise 172.016,08-TL alacaklı olunduğu tespit edildiğini beyan ederek öncelikle ihtiyati tedbir-haciz taleplerinin kabulü ile davalı borçlunun borca yeter miktarda mallarına haciz-tedbir şerhi konulmasını, haksız olarak yapılmış olan asıl alacağın tamamına ve takibin tüm ferilerine edilen itirazın iptali’ne ve Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosya üzerinden takibin devamını, haksız ve kötüniyetli bir itiraz mevcut olduğundan davalı borçlunun %20 icra inkar tazminatı ödemesine mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile "Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.iş Dosyasından Tespit Edilen Mahrumiyet Bedeli Ve Yapılmayan Tamirat Bedeli İle Şansuman Bedelinin İadesi" dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, tarafların ticari sicil kayıtları, esnaf odası kayıtları, vergi dairesi kayıtları celp edilmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
-Davalı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
-T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
-5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
-19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
-Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere davalı ....ı'ın 2019-2020 yıllarında işletme hesabına göre mükellefiyet kaydının bulunduğu, sonraki yıllarda ise faaliyetlerinin Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabından anlaşıldığı üzere ise; davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamadığının bildirildiği, yine esnaf odası kayıtlarına göre kaydının bulunmadığı görülmektedir.
-Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosyada mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre davalı tarafın işletme hesabına göre mükellefiyet kaydının bulunduğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığı, bu nedenle tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
-Yine dava konusu uyuşmazlığın kanunda mutlak ticari dava niteliğinde sayılan bir konuda olmadığı, taraflar arasındaki araç tamir ve bakım işlemlerinden kaynaklı uyuşmazlığın söz konusu olduğu görülmektedir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
-Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,
2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına,
5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/02/2025
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır