T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/977 Esas
KARAR NO: 2025/939
DAVA: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/11/2024
KARAR TARİHİ: 14/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlu ... tarafından ticari olarak maddi güçlük içinde olduğu söylenerek müvekkili ...'nden borç para talebinde bulunulmuş olduğunu, davalı ... talebi üzerine müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu ... 03.06.2024 tarihinde banka hesabı üzerinden ... işlem referans numarası ile 100.000,00 TL, .... işlem referans numarası ile 200.000,00 TL, ... işlem referans numarası ile 200.000,00 TL olmak üzere 3 farklı işlemle toplamda 500.000,00 TL borç verilmiş, söz konusu borç para gönderiminde her bir dekontun açıklamasına "KILSAN KIL BORÇ VERİLDİ" yazılarak söz konusu tutarın borç olarak verildiğinin de açıkça belirtilmiş olduğunu, bu itibarla taraflar arasında ticari tüketim ödüncü ilişkisi kurulmuş olduğunu, davalı ... 500.000,00 TL borç olarak gönderilirken geri ödenme tarihi yani borcun vadesi de kararlaştırılmış olup, ne var ki bu hususun yazılı hale getirilmemiş olduğunu, taraflarca belirlenen, davalı ... borcu geri ödeyeceğini belirttiği tarihin geçmesi, bunun üzerine müvekkilinin çok kez borcun ödenmesini sözlü olarak talep etmesine rağmen davalı ... sürekli olarak müvekkilini oyalaması ve ortak çevreden davalı ... ne kadar geç ödersem o kadar iyi şeklinde bir tavır ve söylem içinde olduğuna ilişkin duyumlar alınması üzerine müvekkili şirket tarafından Bakırköy .... Noterliği'nin 14.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek borcun geri ödenmesi bu sefer yazılı olarak talep edilmiş, gönderilen ihtarnamenin davalı ... 16.08.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, davalı ... ihtarnameye rağmen borcun yine ödenmemiş, bunun üzerine borçlu ... aleyhinde ilk olarak Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile takibe geçilmiş, söz konusu takibe davalı ... itiraz edilmiş, itirazın iptali için arabuluculuk süreci yürütülmüş, ne var ki söz konusu takibe dayalı itirazın iptali davasında bir takım hukuki hak kayıplarının doğabileceği öngörülerek taraflarınca 23.10.2024 tarihinde "dosya alacağından vazgeçme veya feragat anlamına gelmemek üzere ve aynı alacağa ilişkin yeniden takip yapma, takip başlatma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, esas alacağa ilişkin taleplerimiz baki olmak üzere icra takibinden vazgeçiyoruz" denilerek ve harcı ödenerek dosyanın kapatılmış olduğunu, söz konusu takip sonlandırıldıktan sonra 24.10.2024 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile huzurdaki dosyanın da konusu olan icra takibi başlatılmış olduğunu, 05.11.2024 tarihinde ise davalı borçlu ... avukatı aracılığı ile Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına sunulan dilekçesinde; "Müvekkil şirket aleyhine olmak üzere, daha önce aynı alacak iddiasına ilişkin olarak Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .. Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup, daha sonra ilgili dosya alacaklısı tarafından icra takibinden vazgeçilmiştir. Her iki icra dosyasında da borç olarak gönderildiği belirtilmiş olmakla birlikte, Müdürlüğünüzün yukarıda esas no.su yazılı icra dosyasında ayrıca ticari tüketim ödüncü olarak gönderildiği hususu belirtilmiştir. Bu kapsamda; her türlü beyan ve itiraz saklarımız saklı kalmak kaydıyla; alacaklı tarafça belirtilen hukuki nitelendirmeleri ve borcu kabul etmemekle birlikte, itiraz etmekteyiz. Müvekkil şirketin alacaklı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne karşı hiçbir borcu bulunmamaktadır. Takipte talep edilen faiz oranı fahiş olup, kabulü mümkün değildir. Bu sebeple de; icra takibine, borcun tamamına, faizine ve tüm fer’ilerine, takibin içeriğine ve buna göre düzenlenen ödeme emrine İİK’nın ilgili hükümlerince itiraz ediyoruz." denilerek itiraz edilmiş olduğunu, söz konusu itiraz üzerine huzurdaki dava için dava şartı zorunlu arabuluculuk gereği arabuluculuk yoluna başvurulmuş, arabuluculuk sürecinin anlaşmama olarak sona ermiş olduğunu, huzurdaki dosya incelendiğinde borcun sabit olduğu, davalı ... icra takibine itirazında da borcun ifa edildiğine ilişkin bir iddiada bulunmadığı, ne var ki borçlu ... uzun yargılama sürecinin borcun olabildiğince geç ödenmesi ve mal kaçırma için zaman kazandırıcı bir araç olarak kullanılmaya çalışıldığının ortada olduğunu, bunun yanında borçluların mal kaçırma hazırlığı içinde olduğuda istihbar edildiğinden, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, alacaklarının tahsilini teminen borçlunun menkul, gayrimenkul malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının; borçlunun açıkça haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine durmuş dava konusu icra takibi üzerinden ihtiyaten haczini isteme zorunluluğu da doğmuş olduğunu beyanla; ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının dosya konusu icra takip dosyası üzerinden tensiple birlikte, teminatsız olarak ihtiyaten haczine, davanın kabulüne, davalı ... itirazlarının iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından; müvekkilinin borç istemesi karşılığında gönderildiği iddia edilen bedelin ödenmesine ilişkin Bakırköy .... Noterliği 14.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş olup, devamında ise müvekkili tarafından da, davacı tarafa bahsedildiği gibi bir borcunun bulunmadığı, ticari anlaşmalar ve bu ticari anlaşmalar, ticari ilişki gereğince yapılan ticaret için bu bedelin alınmış olduğu dolayısıyla, bu ödemelere ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını belirtir şekilde cevaben Bakırköy .... Noterliği 21.08.2024 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilmiş olduğunu, ancak, buna rağmen davacı tarafından, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında icra takibi ikame edilmiş olup, takibe taraflarınca itiraz edilmiş olduğunu, işbu itirazlarına ilişkin olarak arabuluculuk süreci de yürütülmesine rağmen, davacı tarafından daha sonra işbu takipten vazgeçilmiş olduğunu, devamında ise, yine müvekkili aleyhine olmak üzere Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi ikame edilmiş olduğunu, ilk takipte, takibe konu alacak hakkında, takip talebinde "..borç olarak gönderilen.. " ibaresi yer almakla birlikte, ikinci takipte ise bu kerre ise "..borç olarak -ticari tüketim ödüncü- gönderilen.. " ibaresine yer verilmiş olduğunu, öncelikle; tüm bu süreç de dikkate alındığında, davacı tarafından müvekkiline borç olarak bir ödeme yapılması gibi bir durum söz konusu olmadığından, bu hususun kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, zira; müvekkili şirket tarafından gönderilen ihtarnamede de belirtildiği üzere, taraflar arasında ticari bir anlaşma söz konusu olup, buna ilişkin olarak ekte sunulan ve müvekkili şirket yetkilisi ile davacı tarafça belirtildiği üzere işlem yapmaya yetkili olan kişi ile davacı tarafça tanık gösterilen ... arasında olmak ve yine davacı tarafça tanık gösterilen ...'nın da şahit olarak belirtildiği 06/05/2024 tarihli belge kapsamında, taraflar arasındaki ticari anlaşma ve şartları açıkça ortaya çıkmakta olduğunu, kaldı ki; davacı tarafından işbu dosyaya delil olarak bildirilen ve sunulan .... yazışmaları incelendiği takdirde; hortum, uçak bileti vb. gibi ticari anlaşma gereği harcamaların yapılmış olduğu ve dahi ne kadar ödeme yapıldığının belirtildiği ve kasada ifadesi kullanılmak suretiyle, kalan bakiyenin belirtildiğinin açık gözükmekte olduğunu, zira; gerçekte borç alan bir kimsenin, borç aldığı kişiye karşı yaptığı harcamalar hakkında bilgilendirme yapma gibi bir durumun söz konusu olmayacağını, bu minvalde; asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafça iddia edildiği üzere bir borç ilişkisinin olduğu varsayılsa dahi, müvekkilinin ödemelere ilişkin döküm yapıp, akabinde kasada kalan bakiyeyi belirtmesinin, bir borç ilişkisi yönünden hayatın olağan akışına uygun olmadığını ve bu doğrultuda da bu durumun, ortada bir borç verme işleminin söz konusu olmadığını bir kere daha göstermekte olduğunu, dolayısıyla; borç olarak belirtilen ilk takipten vazgeçilip, bu kerre ticari tüketim ödüncü borcu olarak ikinci bir takip ikame edilmesi, taraflar arasındaki ticari anlaşmaya ilişkin belge ile davacı tarafça sunulan ve müvekkilinin harcamaları ne için/ne amaçla yaptığını gösterir ... yazışmaları, müvekkili ile davacı taraftan borç alma ve bu kapsamda taraflar arasında bir borç ve/veya karz ilişkisinin olmadığını, bununla birlikte taraflar arasında ticari olarak bir anlaşmanın kararlaştırıldığını ve buna ilişkin harcamaların yapıldığını açıkça ortaya çıkarmakta olduğunu, bir ticari ilişki kurmak amacıyla yapılan sözleşmenin varlığı karşısında, buna güvenerek iyi niyetle hareket eden müvekkilinin bu güveninin ve menfaatlerinin yok sayılması değil, aksine korunması gerektiğini, zira; müvekkilinin bu ticari anlaşmanın geçerli olacağına güven duymuş ancak bu ilişkinin karşı tarafça ortadan kaldırılması ile doğan borca aykırılık ve duyduğu güvenin boşa çıkmasından dolayı uğranılan zarardan esasen davacı tarafın sorumlu olması gerektiğini, bu kapsamda, ilgili belge ile yapılan bu ticari anlaşma kapsamında duyulan güven ile yine bu ticari anlaşma adına harcamalar yapılmış ve dahi ilgili belge incelendiğinden müvekkilinin, kendi şirketinde bu duruma yönelik çalışma süresinde de zararının doğmuş olabileceğini, bu konudaki her türlü yasal haklarını saklı tutuyor olduklarını, şu aşamada ticari olarak ortaklık kurma amacıyla yapılan ödemelerin, sadece müvekkili şirkete borç verilmesi iddiasıyla talepte bulunulmasının gerçeklerden ve iyi niyetten çok uzak olduğunu, ayrıca taraflar arasında bir karz ilişkisi olduğu, davacı tarafın iddiası olup, sunulan belgeler ve beyanları dikkate alındığında esasen ortada bir karz sözleşmesinin bulunmadığı ve bu minvalde, karz ilişkisi dışında tüzel kişilerin birbirlerine borç verebilmesine ilişkin belli izin ve yetkilendirmelerin gerekli olduğuna dair mevzuatlardaki sınırlar dikkate alınarak, iddia olunan borcun verilmesi hususunda karar alma, iştigal alanı ve yetki konularında araştırma yapılmasını ve davalı tarafın karz ilişkisi dışında borç verme hak ve yetkisi bağlamında uygunluğunun olup olmadığının değerlendirilmesini talep etmekle birlikte, bu hususa ilişkin her türlü yasal haklarını da saklı tutuyor olduklarını, netice itibariyle; davacı tarafın iddiası doğrultusunda borç ve/veya ödünç verme ilişkisi söz konusu olmayıp, taraflar arasında yapılan ticari anlaşmalar gereği harcamalar yapılmış olup, müvekkilinin bu ticari ilişkiye olan güveninin daha sonradan boşa çıkartılarak, ticari ilişki yokmuş ve sanki ödünç para verilmiş gibi talepte bulunulmasının hukuken korunmayacağını, zira; karz ilişkisini kabul etmemekle birlikte, zaten bir karz ilişkisi değil, ticari ortaklık ilişkisine dayalı bir uyuşmazlık olduğuna dair beyanları göz önüne alındığında, davacı tarafın taleplerinin, ödünç verme sözleşmesine dayalı olarak ikame edilen işbu davanın konusunu oluşturamayacağına dair beyan ve itirazlarını sunma zorunluluğu hasıl olduğunu, bu sebeple; öncelikle taraflar arasında bir karz/borç ilişkisi olmadığından, ilgili talepler işbu davanın konusu olamayacağından ve devamında da, ödenmiş bulunan bedelin sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesi mümkün olamayacağından davanın reddini talep ediyor olduklarını beyanla; her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz olarak açılmış olan davanın reddiyle, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile borç olarak gönderilen ticari tüketim ödüncü alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 500.000,00 TL 03.06.2024 tarihinde 3 ayrı işlemle borç olarak gönderilmiş toplam tutar, 13.800,00 TL asıl alacağa temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 513.800,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı.
Tarafların 2023-2024-2025 yılı ticari defter ve kayıtlarının 03/03/2025 günü saat 14:30'da Mali Müşavir bilirkişi aracılığıyla mahkememiz duruşma salonunda incelenmesine karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi .... 04/04/2025 tarihli raporunda özetle; davacı tarafın 2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil
niteliği taşıdığını, davalı tarafın 03.03.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediğini, ancak yerinde inceleme
talebinin bulunduğunu, davalı taraf vekili Av. ... ile 05.03.2025 tarihinde yerinde inceleme talepleri
doğrultusunda ticari defter ve kayıtların incelenmesi hususunda iletişim kurulduğunu, sonrasında
12.03.2025 ve 25.03.2025 tarihlerinde tekrar tekrar iletişim kurulmasına rağmen ticari defterlerin
incelemeye sunulmadığını, tüm süreç ile ilgili ... yazışmalarının kayıt altında olduğunu, bu
nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığını, bu husustaki
değerlendirmenin mahkememiz takdirine bırakıldığını, davacı tarafın davalı taraf hakkında 500.000,00 TL asıl, 13.800,00 TL işlemiş faiz olmak üzere
toplam 513.800,00 TL alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle
asıl alacağa işleyecek yıllık reeskont avans faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla)
Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 25.10.2024
tarihinde takibe geçtiğini, davalı tarafın itiraz ettiğini, takibe konu edilen davacı tarafından davalı tarafa borç olarak verildiği iddia edilen 03.06.2024
tarihli, 3 parça halinde gönderilen ve toplam 500.000,00 TL tutarlı ödemenin olduğunu, dosya muhteviyatına sunulan banka kayıtlarında, iş bu ödemelere ilişkin 3 adet dekontun her
birine açıklama olarak “Kılsan Kıl Borç Verildi” diye yazıldığını, iş bu ödemelerin davacı tarafın yasal
defterlerine usulüne uygun olarak işlendiğini, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin
tespit edilemediğini, davacı tarafından Bakırköy .... Noterliğinin, 14.08.2024 tarihli, ... yevmiye madde numaralı
ihtarnamesi ile davalı tarafa borç olarak verilen 500.000,00 TL tutarın 15.06.2024 tarihinde
ödeneceğinin belirtilmesine rağmen ödenmediğinin ve iş bu tutarın ihtarname tebliğ tarihinden
itibaren 3 gün içerisinde davalı taraftan ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin tebliğ
mazbatasında 16.08.2024 tarihinde daimî çalışan ...’a teslim edildiğini, davalı
tarafın 20.08.2024 tarihinde temerrüde düştüğünü, davalı tarafından Bakırköy .... Noterliğinin, 21.08.2024 tarihli, ... yevmiye madde numaralı
ihtarnamesi ile davacı tarafa iş bu ödemelere ilişkin hiçbir borcunun olmadığının ihtar edildiğini, iş
bu ihtarnamenin tebliğ mazbatasına dosya muhteviyatında rastlanılmadığını, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2024 tarihli 8.540,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığını, 03.06.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 491.460,00 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 491.460,00 TL
alacaklı olduğunu, davacı tarafın takip talebinde davalı tarafa 500.000,00 TL borç olarak verdiğini iddia ettiği
tutarının tamamını talep ettiği ancak davacı tarafın ticari defterlerinde 01.01.2024 tarihi itibariyle
davalı tarafa 8.540,00 TL borçlu durumda olduğunu, takibe konu borç olarak verdiğini iddia ettiği
500.000,00 TL tutardan 8.540,00 TL tutarlı borcun mahsup edilmesi durumunda alacağın
491.460,00 TL tutara düştüğünü, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığını, borcu olmadığını ticari defter ve
kayıtlarıyla birlikte ispat etmesi gerektiğini, netice itibariyle,
ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 491.460,00 TL
tutarlı alacağını talep edebileceğini, davacı tarafın takip tarihi itibariyle 13.800,00 TL işlemiş faiz talebinin olduğunu, davacı tarafından Bakırköy .... Noterliğinin, 14.08.2024 tarihli, .... yevmiye madde numaralı
ihtarnamesi ile davalı tarafa borç olarak verilen 500.000,00 TL tutarın 15.06.2024 tarihinde
ödeneceğinin belirtilmesine rağmen ödenmediğinin ve iş bu tutarın ihtarname tebliğ tarihinden
itibaren 3 gün içerisinde davalı taraftan ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin tebliğ
mazbatasında 16.08.2024 tarihinde daimî çalışan ....’a teslim edildiğini, davalı
tarafın 20.08.2024 tarihinde temerrüde düştüğünü, buna göre 491.460,00 TL asıl alacak üzerinden 20.08.2024 temerrüt tarihinden 24.10.2024 takip
tarihine kadar yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faizin 45.291,74 TL olarak
hesaplandığını, nihai takdirin mahkememiz bırakıldığını, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizini talep edebileceğini, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin mahkememiz takdirinde olduğunu bildirmiştir.
Mahkememizin 08/07/2025 tarihli celsesinde; davacı şirket yetkilisi ...' nun hazır bulunduğu, davacı şirket yetkilisinin yemin edası için huzura alındığı, Davacı şirket yetkilisinin beyanında; "Dava ve takibe konu; 03.06.2024 tarihinde banka hesabı üzerinden ... işlem referans numarası ile 100.000,00 TL, ... işlem referans numarası ile 200.000,00 TL, ... işlem referans numarası ile 200.000,00 TL olmak üzere temsilcisi olduğum şirket tarafından gönderilen toplam 500.000,00 TL bedelin, iddia edildiği şekilde borç olarak gönderildiği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında gönderilmediği ve gönderilen iş bu bedellerin ticari ilişkiye dair ödemeler olmadığı hususunda namusum, şerefim ve vicdanım üzerine yemin ederim" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı şirket yetkilisine beyanının okunduğu ve davacı şirket yetkilisinin beyanlarını tekrar ettiğini ve beyanlarının doğru olduğunu beyan ettiği, HMK'nın 238. Maddesi uyarınca beyanında ısrar edip etmediğinin sorulduğu, davacı şirket yetkilisinin beyanlarında ısrar ettiğini beyan ettiği ve beyanının okunarak imzasının alındığı anlaşıldı.
Davacının talebi borç olarak verildiği iddia olunun davalı adına yapılan havale ödemelerinini tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı taraf ise ödemenin borç olarak verilmediğini, davacı ile aralarında yer alan ticari ilişki kapsamında ödemelerin yapıldığını savunmaktadır. Yapılan ödemelere ilişkin dekont örnekleri dosya arasına alınmış olup açıklama olarak "kılsan kıl borç verildi" ibaresinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmiş olup davalı taraf yapılan ihtarlara rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde lehine delil niteliğine haiz olduğu ve davalı adına yapılan ödemelerinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın yemin teklifinde bulunması üzerine davacı şirket temsilcisine yemin davetiyesi tebliğ edilmiş olup davalı şirket temsilcisi 08/07/2025 tarihli duruşmaya iştirakle "Dava ve takibe konu; 03.06.2024 tarihinde banka hesabı üzerinden .... işlem referans numarası ile 100.000,00 TL, .... işlem referans numarası ile 200.000,00 TL, ... işlem referans numarası ile 200.000,00 TL olmak üzere temsilcisi olduğum şirket tarafından gönderilen toplam 500.000,00 TL bedelin, iddia edildiği şekilde borç olarak gönderildiği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında gönderilmediği ve gönderilen iş bu bedellerin ticari ilişkiye dair ödemeler olmadığı hususunda namusum, şerefim ve vicdanım üzerine yemin ederim" şeklinde yemini eda ettiği anlaşılmıştır. Buna göre davacı tarafın ticari defter ve belgeleri, HMK m. 220/3 hükmü nazara alındığında davalının yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belgelerini ibrazdan kaçınması ve davacı şirket yetkilisinin duruşmada yemini eda etmesi hususları nazara alındığında davalı tarafın borcun bulunmadığını veya ödendiğini aynı mahiyette kesin delil ile ispat edemediği anlaşılmıştı. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 100.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE;
1-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın İPTALİ İLE takibin DEVAMINA,
2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 100.000,00 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 35.097,68 TL harçtan peşin alınan 6.205,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.892,26 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 6.633,02 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 8.247,50 TL olmak üzere toplam 14.880,52 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 81.070,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/10/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸