T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/112 Esas
KARAR NO: 2025/853
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/02/2025
KARAR TARİHİ: 23/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlunun taraflarınca başlatılan Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’ nün ..... E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde itiraz ettiğini ve icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, söz konusu kararın ve borçlu tarafın itiraz dilekçesinin tarafına tebliğ edilmiş olup; 1 yıllık süre içerisinde işbu davayı ikame ediyor olduklarını, davalı tarafın İcra Müdürlüğü’ne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmemiş fakat ödeme işleminin de süresi içerisinde davalı tarafından yapılmamış olduğunu, davalı tarafın tüm ihtarlarına rağmen borcunu ödememiş olduğundan dolayı kendisi hakkında Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’ nün ..... E. sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olduğunu, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olup, aynı zamanda likid bir alacak olduğunu beyanla; davanın kabulüne, itirazın iptaline, ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, faturada yazılı aylık %7 faiz oranı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle huzurdaki davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, davacı tarafından arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmamış, yani dava şartına uyulmadan davanın açılmış olduğunu, bu nedenle dahi davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacı her ne kadar alacağının faturalara dayalı bir alacak olduğunu iddia etmiş ise de söz konusu faturaların alacağın varlığını tek başına kanıtlamadığını, faturaya konu işlemlerin de gerçekleştiğinin yine davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, ayrıca davacı yanın dava dilekçesinde icra dosyasından farklı olarak faiz talebinde bulunmuş olduğunu, bunun da davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, zira bu noktada faiz talebinin dava dilekçesi ile değiştirilebilmesinin mümkün olmadığını, bu noktada icra takibinin aynen devam edip etmeyeceği konusunda inceleme yapılması gerektiğinden davacının faiz talebinde icra takibinden farklı şekilde faiz talep edebilmesinin mümkün olmadığını, bu noktada kabul anlamına gelmemek üzere davanın faiz yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla; müvekkili aleyhine açılan davanın reddine, davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’ nün ...... E. sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 778.182,00 TL tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla cari hesap alacağına istinaden, 87.753,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 865.935,35 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği ve takibin durmuş olduğu anlaşıldı.
Davacı tarafın 2023-2024-2025 yılı ticari defter ve kayıtlarını 07/07/2025 günü saat 14:00'da mahkememiz duruşma salonunda bir mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla incelenmesine karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi ..... 15/07/2025 tarihli raporunda özetle; davacı tarafın 2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil
niteliği taşıdığını, davalı tarafın 07.07.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediğini, yerinde inceleme talebinde
bulunmadığını, bu nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığını, bu
husustaki değerlendirmenin mahkememiz takdirine bırakıldığını, Takip Talebi, davacı tarafın davalı taraf hakkında 778.182,00 TL asıl, 87.753,35 TL işlemiş faiz olmak üzere
865.935,35 TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle
asıl alacağa işleyecek yıllık diğer % 9,50 faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100. maddesi
uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy ..... İcra
Müdürlüğü’nün ...... esas sayılı dosyası üzerinden 18.11.2024 tarihinde takibe geçtiğini, davalı tarafın 20.11.2024 tarihinde itiraz ettiğini, takip talebine açıklama olarak, “30.09.2024
Tahsilde Tekerrür Olmamak Kaydıyla Cari Hesap Alacağına İstinaden 778.182,00 TL” diye
yazıldığını, Takibe Konu Cari Hesaba İlişkin Faturalar,
takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait 4 adet ve
KDV dahil 778.182,00 TL/KDV hariç 648.485,00 TL tutarlı faturanın olduğunu, davacı tarafın
778.182,00 TL toplam fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiğini, faturaların açıklama
kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığını, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiğini, faturaların e-
fatura olduğunu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığını, imza karşılığında teslim
edilmediğini ve teslim alınmadığını, iş bu faturaların tamamının davacı tarafın yasal defterlerine
usulüne uygun olarak işlendiğini, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit
edilemediğini, Tarafların 2024 Yılı BS-BA Formu Beyanlarının Karşılaştırılması, takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait KDV dahil
778.182,00 TL/KDV hariç 648.485,00 TL tutarlı 4 adet faturanın olduğunu, davacı tarafın kayıtlı
olduğu T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Kocaeli Defterdarlığı İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüğü
tarafından gönderilen 18.02.2025 tarihli üst yazıda, daireleri kayıtlarında daha önce yer alan Form
BA ve Form BS bildirimleriyle ilgili ekranların kaldırıldığından davacıya ait BA/BS formlarının
görüntülenemediğinin beyan edildiği ancak davalı tarafın 2024 yılında BA Formu ile davacı tarafa ait 4 adet ve KDV hariç 648.485,00 TL tutarlı faturayı beyan ettiğini ve karşılaştırma ekranında
davacı tarafındah BS Formu 4 adet ve KDV hariç 648.485,00 TL tutarlı faturayı beyan ettiğini, bu
duruma göre takibe konu cari hesaba ilişkin 4 adet faturanın taraflarca karşılıklı olarak BS-BA
Formu ile beyan edildiğini, Dosya Muhteviyatına Sunulan Davacı Tarafın Cari Hesap Ekstresi, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 10.09.2024 tarihli 187.782,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile
başladığını, 28.10.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 778.182,00 TL alacaklı
olduğunu, Tarafların Ticari Defter ve Kayıtlarının Karşılaştırılması-Değerlendirme,
davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 778.182,00 TL
alacaklı olduğunu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığını borcu olmadığını ispat etmesi
gerektiğini, Netice itibariyle, davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 778.182,00 TL asıl alacağını talep edebileceğini, davacı tarafın takip tarihi itibariyle 87.753,35 TL işlemiş faiz talep ettiğini, işlemiş faizin faturaların
üzerinde bahsi geçen “gecikme halinde aylık %7 vade farkı uygulanır” ibaresine istinaden aylık %7/yıllık %84 oranlarıyla 30.09.2024 tarihinden başlayarak 18.11.2024 takip tarihine kadar
87.753,35 TL olarak hesaplandığını, bu hususta nihai takdirin mahkememize bırakıldığını, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin mahkememiz takdirinde olduğunu bildirmiştir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticari defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticari defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )
Mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının takip tarihi itibarıyla cari hesaba dayalı olarak 778.182,00 TL alacak kaydının bulunduğu belirlenmiştir. Tarafların BA-BS formarının incelenmesinde tutar ve miktar itibari ile uyumlu oldukları anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığındın ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir.
Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalıya duruşma zabtıyla gönderilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerde kayıtlı fatura konusu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı vekilince takipte yer alan işlemiş faiz ve takip ve dava tarihi arasındaki dönem için işlemiş faiz talebi dahil bedel üzerinden dava değeri belirtilmiştir. Takibe konu faturaların incelenmesinde gecikme halinde aylık % 7 vade farkı uygulanır ibaresinin yer aldığı görülmüştür. TTK m.1530/4 hükmü uyarınca fatura üzerinde yer alan faiz kaydının geçerli olduğu değerlendirilmiş ve bilirkişi raporunda yer alan işlemiş faizin faturaların
üzerinde yer alan “gecikme halinde aylık %7 vade farkı uygulanır” ibaresine istinaden aylık %7/yıllık %84 oranlarıyla 30.09.2024 tarihinden başlayarak 18.11.2024 takip tarihine kadar
87.753,35 TL olarak hesaplandığı tespiti uyarınca takipte yer alan işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince takip ve dava tarihi arasındaki dönem için de faiz talep edildiği ve dava değerinin bu bedel üzerinden gösterildiği anlaşılmış ise de, davanın itirazın iptali davası olması nedeni ile bu talep yerinde görülmemiş ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, satın alınan ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı tarafın ...... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 155.636,40 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Davalı tarafın Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 155.636,40 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 59.152,04 TL harçtan peşin alınan 17.214,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 41.937,77 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 3.092,76 TL'nin davalıdan 507,24 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 17.829,67 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 10.501,00 TL yargılama giderinden kabul oranı (%85,91) ret oranı (%14,09) dikkate alınarak hesaplanan 9.021,41 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davalı tarafça sarf edilen 210,00 TL yargılama giderinden ret oranı (%14,09) dikkate alınarak hesaplanan 29,59 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 133.230,95 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
10-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/09/2025
Katip
Hakim .......