T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/115 Esas
KARAR NO: 2025/711
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/02/2025
KARAR TARİHİ: 18/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının cari hesaptan kaynaklı olarak 718.920,67 TL alacağı bulunduğunu, davalının taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında süresinde ödeme yapmaması nedeniyle vade farkı alacağının doğduğunu, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, asıl alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş, ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 718.920,67 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında vade farkı alacağının bulunduğu hususuna dayanmaktadır.
-Vade farkı, taraflar arasında, borcun vadesinde ödenmemesi halinde mal ve hizmet bedeline belirlenen oranda ekleme yapılmak suretiyle borcun ulaştığı miktarı belirleyen bir unsurdur. Başka bir deyişle mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde, alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar, yani mal ve hizmetin yeni fiyatıdır. Bu yönüyle vade farkını faizden ayırt etmek büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla, vade farkı istemi faiz niteliğinde olmayıp, geç ödemeden doğan fiyat farkıdır.
-Vade farkı istenebilmesi için, ... arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2004/19-470 Esas 2004/462 Karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2022/1134 Esas - 2025/61 Karar sayılı ilamı )
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 17/05/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 05.05.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, bu nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2021-2022-2023 yılına ait 13 adet ve KDV dahil 2.770.982,19 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın 2.770.982,19 TL fatura tutarının 718.920,67 TL tutarı üzerinden takibe geçtiği, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, takibe konu cari hesaba ilişkin 2021-2022-2023 yılına ait toplam 13 adet faturanın olduğu, tarafların 2021-2022-2023 yılı BS-BA Formu beyanlarının karşılıklı olarak adet ve tutar yönünden birbirini teyit ettiği, takibe konu cari hesaba ilişkin 2021-2022-2023 yılına ait toplam 13 adet faturanın 12 adedinin taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, 1 adet ve 2021 yılı haziran ayına ait faturanın BS-BA Formu yasal beyan sınırının altında kaldığında taraflarca beyan edilemediği, davacı tarafın 2016-2017-2018-2019 yılı ticari defterlerinde, kendi lehine toplam 18 adet ve KDV dahil 780.729,55 TL tutarlı vade farkı faturasının kayıtlı olduğu, davalı taraf lehine herhangi bir vade farkı faturası veya vade farkı iade faturasının kayıtlı olmadığı, davacı tarafın 2020-2021-2022-2023 yılı ticari defterlerinde, kendi lehine toplam 12 adet ve KDV dahil 1.065.439,41 TL tutarlı vade farkı faturasının, davalı taraf lehine 4 adet ve KDV dahil 825.528,00 TL tutarlı vade farkı iade faturasının kayıtlı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı için taraflar arasında vade farkı alacağı yönünden ticari teamülün bulunup bulunmadığı hususu ile ilgili karşılaştırma yapmak suretiyle herhangi bir değerlendirme yapılamadığı ancak davacı tarafın 2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023 yılları ticari defter ve kayıtlarında hem kendi lehine hem de davalı taraf lehine vade farkı ve vade farkı iade faturası kayıtlarının yer aldığı, iş bu vade farkı faturalarının davacı taraftan talep edilerek dosya muhteviyatına eklendiği ve tüm detaylarıyla tablo haline getirildiği, yapılan inceleme, tespit ve değerlendirme neticesinde taraflar arasında vade farkı uygulamasına yönelik ticari teamülün olduğu kanaatine varıldığı ancak nihai takdir sayın mahkemenize bırakıldığı, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2015 tarihli 5.602,23 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 31.10.2023-31.12.2023-01.01.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 723.054,02 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 723.054,02 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 718.920,67 TL tutarlı alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizini talep edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.
-Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir.
-Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafın ticari defterlerinde taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı ve davalı lehine vade farkı faturalarının mevcut olduğu, dava ve takip konusu edilen cari hesap alacağının 718.920,67-TL'lik kısmının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
-Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, taraflar arasında vade farkına ilişkin teamülün mevcut olduğu hususlarının davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 143.784,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 49.109,47-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 8.682,77-TL harcın mahsubu ile bakiye 40.426,70- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 8.682,77-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 81,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 10.696,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 111.838,10- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır