T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/327 Esas
KARAR NO: 2025/372
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/05/2024
KARAR TARİHİ: 21/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin ... sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun 26. Maddesinde verilen yetkiye dayanılarak TTK hükümleri kapsamında kurulmuş bir sermaye şirketi olduğunu, müvekkili ... Aş sermayesinin %99,87 hisse oranına sahip olan .... şirketi olduğunu, davacı müvekkili şirketin yaptığı ve yapacağı tüm iş ve işlemlerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale kanunu ve sair mevzuat hükümlerine tabi olduğu, müvekkili şirketin İBB meclis kararı ile verilen tasarruf yetkisi kapsamında çiçek büfelerini işletmeye başladığını, 17/07/2020 tarih-606 sayılı meclis kararına göne müvekkili şirketin söz konusu çiçek büfelerinini işletme yetkisi 30/11/2022 tarihine kadar devam ettiğinden ve büfeler üzerindeki hak ve tasarruf yetkisi mevcudiyetini korumuş olduğundan davalı borçlu işletmecinin cari hesap borcunu ödenmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, davalı borçlu ile müvekkili şirket arasındaki 01.12.2016 tarihli 23 nolu çiçek büfesi işletme sözleşmesinin süresi dolmuş olmasına rağmen davalı borçlunun 23 nolu çiçek büfesini hukuki bir ilişkiye dayanmaksızın kullanmaya devam etmiş olup fuzi şagil olduğunu, tebliğ edilen faturalara itiraz edilmemesi ve ödeme yapılmamasının akabinde müvekkili şirket tarafından davalı borçluya ihtarname gönderilmiş olup ihtarname tebliğ alınmış ise de herhangi bir ödeme yapılmadığını, Bakırköy .... İcra dairesinin .... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı borçlu vekili tarafından asıl alacağın tümüne itiraz edildiğini, hukuka aykırı ve haksız itiraz sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlu vekili tarafından yapılan itiraz ve icra dairesinin verdiği takibin durdurulması kararı sonrasında 45.792,00 TL şirket hesabına kısmi ödeme yapıldığını beyanla Bakırköy .... İcra dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyaya 05.12.2022 tarihinde itiraz edildiğini, 13.04.2023 tarihinde arabuluculuk sürecine başlandığını, 16.05.2023 tarihinde de arabuluculuk süreci sona erdiğini, iş bu dava ise 06.05.2024 tarihinde açıldığını, davacının icra dosyasındaki itirazı öğrendiği tarih UYAP'tan tespit edildiğinde bahse konu 1 yıllık dava açma süresinin dolduğu tespit edileceğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin tacir değil esnaf olduğunu, mahkememizin görevli olmadığını, taraflar arasında kira sözleşmesi söz konusu olduğundan, davacının ecrimisil istemi içeren davasının reddi gerektiğini, davacının müvekkiline göndermiş olduğu faturaya Beyoğlu ..... Noterliğinin 14.09.2022 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edilerek gönderilen fatura iade edildiğini, davacının kira alacağının taraflar arasındaki 01.12.2016 tarihli sözleşmeye göre hesap edilmesi gerektiğini, bu yönü ile bahse konu kira alacağı yargılamaya muhtaç olduğunu, alacağın likit olmadığını, bahse konu çiçek büfelerinin işletme hakkı davacıya verildikten hemen sonra, davacı tarafından aylık 1000 TL bile olmayan çiçek büfesi kiracılarından konumuna göre 500.000 TL-1.000.000 TL arasında hava parası ve aylık 5.000 - 10.000 TL kira bedelleri talep edildiğini, bu bedellerin talep edilmesinin nedeni çiçek büfelerini onyıllardır işleten müvekkil gibi esnafların yerlerinden edilerek ihale hazırlığı yapılan ısmarlama şirkete buraların kullanımını tahsis ettiğini, bu bedellerin zabıta marifeti ile talep edilmesinden ve tahliye tehditleri devam ederken sadece tek bir şirketin koşullarının uyduğu bir ihale tasarlandığını ve bahse konu yerlerin işletme hakkı bu özel şirkete tahsis edildiğini, buna karşı müvekkilinin de içinde olduğu çiçek büfesi kiracıları tarafından açılan İstanbul .... İdare Mahkemesi .... E. Sayılı dosyası üzerinden ihale kesin olarak iptal edilerek, müvekkillerin tahliyesi ancak engellenebildiğini, bu aşamadan sonra davacının kendince bir ecrimisil bedeli belirleyerek bu miktar üzerinden ödenmeyen kiraları işgaliye bedeli olarak müvekkil ve diğer çiçek büfeleri kiracılarından tahsil etmeye çalıştığını, Buna karşılık 01.12.2016 tarihli sözleşme ile belirlenen kira bedeli aylık 500 TL +KDV toplam 590 TL dir. 30.11.2017 tarihinde en son 590 TL kira ödemesi yapıldığını, kira sözleşmesi 2017 Aralık ayında yenilendiğinden Aralık aylarından itibaren kira bedellerine artış uygulanması gerektiğini, kira artış oranı olarak da sözleşmede herhangi bir artış oranı belirtilmediğinden dolayı yasal artış oranı geçerli olacağından dolayı mevcut kira bedellerinin toplam 46.381,32 TL olacağını beyan ederek davacının davasının usul ve esastan reddine, görevsiz ve yetkisiz mahkemelerde yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de dikkate alınarak yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağına bağlı olarak başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizin 07/06/2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile yapılan yargılama sonunda davanın Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, istinaf başvurusu üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme üzerine mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş, kararın gerekçesinde; "Davacı taraf, davalı ile aralarındaki kira sözleşmesinin süresinin sona erdiğini ve davalının haksız işgalci olduğunu iddia etmiştir. Talep ettiği alacak kira alacağı değil, ecrimisildir. Bu nedenle davada sulh hukuk mahkemeleri görevli değildir. Davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Davacı tacir olup dava konusu, ticari işletmesini ilgilendirmektedir. Dava konusu aynı zamanda davalının da işletmesi ile ilgili ise de, davalının tacir olup olmadığı ve buna göre işletmesinin niteliğinin belirlenmesi gerekir. Gelir İdaresi Başkanlığı Merter Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03/06/2024 tarihli cevabi yazısında, gerçek kişi davalının ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK'nun 178. maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olduğu bildirilmiş, ancak Mahkemece davalının, dava konusu ticari ilişki tarihlerini de kapsar şekilde yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannamelerinin gönderilmesi istenilmemiş ve Vergi Dairesi yazı cevabı ekinde Mahkemeye gönderilmemiştir. Davalının ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK'nuın 178. maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olması tek başına esnaf olduğunu göstermemektedir. Mahkemece gerçek kişi davalının yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannameleri celbedilerek ticari ilişki yıllarına ilişkin yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınmak suretiyle VUK'nun 177. maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadığı ve yukarıda belirtilen yasal mevzuat kapsamında tacir, buna göre işletmesinin de ticari işletme olup olmadığı tespit edilmeden, sadece Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabı yazısına göre eksik araştırma ve değerlendirme ile esnaf kabul edilmesi ve buna göre görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmamıştır." hususlarına yer verilmiştir.
-Mahkememizce tarafların ticari sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, Ba-bs formları celp edilmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
-Davalı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
-T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
-5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
-19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
-Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davalı gerçek kişinin 17/02/2017 tarihi itibariyle dairelerinde faaliyet gösterdiği, VUK md. 177'ye istinaden ikinci sınıf tüccarlardan olduğu, işletme hesabı esasına göre muhasebe defteri tutma zorunluluğu olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere; davalının gerçek kişi ve ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmektedir.
-Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre tarafların yukarıda açıklanan nedenlerle işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinde yer alan hadleri aşmadığından tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
-Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,
2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına,
5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/04/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır