T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/563 Esas
KARAR NO: 2025/663
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/10/2022
KARAR TARİHİ: 08/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; İstanbul .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasının borçlusu adına alacaklı tarafça daha önce hacze gelindiğini, müvekkili tarafından icra memuru ve vekil ağırlanmış ardından icra memurunca herhangi bir işlem yapılmaksızın geri dönüldüğünü, buna rağmen, alacaklı tarafından kötü niyetli olarak daha önce gidilip, müvekkilinin durumu izah etmesi ardından, işlem yapılmaksızın geri dönülen yere tekrar 13/06/2022 tarihinde gelindiğini, işbu haciz işleminde müvekkilinin tanımadığı borçlu ... hakkında haciz işlemi yapılacağının belirtildiğini, buna karşın müvekkilinin borçlu şahsı tanımadığını tekrar belirtmesi üzerine, alacaklı tarafın kötü niyetli olarak ikinci defa aynı yere haciz amacıyla gelmesi ve kötü niyetli olarak haciz işlemine kalkışması sebebiyle özellikle istihkak iddiasını dile getirdiğini ve tutanak tutulduğunu, bu tutanakların dosyaya sunulduğunu, mevcut icra takibinin ve takibe konu borcun 2022 yılına ait olması, müvekkilinin 2019 yılından itibaren kayıtlı adreste aktif olarak kazanç sağlayan ticari bir iş yürüttüğü göz önüne alındığında, müvekkilinin dosyaya konu borçlu ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, muvazaanın da söz konusu olmadığını, müvekkilinin 2019'dan beri faal olan şirketine ilişkin vergi beyannemeleri, faturalar, hesap dökümleri, ticaret sicil gazetesi kayıtları ve diğer tüm deliller bunun en açık göstergesi oludğunu, 17/06/2022 tarihli ilgili icra dosyasına sunulan dilekçe kapsamında İİK. 99. gereği alacaklı (davalı) tarafa süre verildiğini, icra dairesi tarafından 01/08/2022 tarihinde gönderilen istihkak iddiasına ilişkin bildirim ile alacaklı (davalı) taraf ihtar edilidğini, alacaklı (davalı) tarafa verilen 7 günlük sürenin dolduğunu, müvekkile karşı bir hak iddiası belirtemeyen alacaklı tarafın istihkak iddiasını kabul ettiğini, müvekkiline karşı gerçekleştirilmek istenen haksız haciz işleminden dolayı ticari çevresinde kazandığı itibarın sarsıldığını, müvekkilinin çevresinde borçlarını ödeyememiş, haciz memurları dükkanına geldi gibi söylentilere mahal verilmesine neden olduğunu, davanın kabulüne, maddi tazminat talebinin bilirkişi marifetiyle belirlenecek olan miktar üzerinden ıslah edilmesi kaydıyla, belirsiz olarak şimdilik 5.000TL , manevi tazminat talebinin 25.000-TL olmak kaydıyla, şimdilik 30.000-TL talebin kabulü ile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-Dosyanın incelenmesinde 27/10/2022 tarihi itibariyle Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yöneltilerek davanın açıldığı, Bakırköy .... Asliye Hukuk .Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile Asliye Ticaret Mahkemesi'nin uyuşmazlıkta görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararının 05/06/2025 tarihinde kesinleşmesi ile dosyanın Mahkememiz esasına kaydedildiği görülmektedir.
-Mahkememizce tarafların ticari sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, Ba-bs formları celp edilmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
-Davalının gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
-T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
-5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
-19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
-Mahkememizce Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı'na ve İstanbul Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davalıya ait kayıtlar celp edilmiş, kayıtların incelenmesinde tarafların vergi dairesinde kayıtlarının bulunmadığı, yalnızca davalı tarafın şirket ortaklığına ilişkin kaydının bulunduğu, yine tarafların ticari işletme kaydının mevcut olmadığı görülmüştür.
-Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre tarafların yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların vergi dairesi kaydı bulunmadığı, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinde yer alan hadleri aşmadığı, ticari işletme kaydının bulunmadığı, tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
-Yine dava konusu uyuşmazlığın haksız haciz işlemlerinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu nazara alındığında mutlak ticari davanın da söz konusu olmadığı görülmektedir. Her ne kadar Bakırköy .... Asliye Hukuk .Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih ... esas ve ... karar sayılı ilamında "davanın ticari dava olduğu açık olup" gerekçesine ver ilmiş ise de dosyada bu hususta bir belgenin bulunmadığı görülmüştür.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
-Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,
2-Davaya bakmaya Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğuna,
3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı karşı görevsizlik mahiyetinde olup, verilen kararın davacılar vekilince yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, masrafların davacı yanca karşılanmasına,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.08/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır