T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/63 Esas
KARAR NO: 2025/396
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 03/07/2024
KARAR TARİHİ: 29/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket nezdinde ..... numaralı Allianz İşyerim Sigorta Poliçesi ile sigortalı ..... Ortaklığı'nın kiracı olarak kullanımda olan ..... Mah. ..... Vadi Cad. N:1 D:26 Küçükçekmece/İSTANBUL riziko adresli işyerine, 28.05.2022 tarihinde, davalı/borçlu (kiraya veren) ..... Gayrimenkul Geliştirme A.Ş.'nin sorumluluğunda bulunan tuvalet ve foodcourta ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklık nedeniyle sızan suların sigortalı mahale sirayet etmesi neticesinde sigortalı mahalde maddi hasarın meydana geldiğini, müvekkil şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden meydana gelen hasarın 9.429,09-TL olarak tespit edildiğini ve ödeme yapıldığını, işbu ödenen 9.429,09-TL tutarındaki tazminatın ödeme tarihi olan 08.08.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili sigorta şirketi, TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, olay sonucu sigortalıya ait mahalde meydana gelen zarara ilişkin müvekkili şirket tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere davalı/borçlu ..... Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. meydana gelen su tesisatı kaynaklı sızan suların sigortalı mahale sirayet etmesi neticesinde doğan maddi zarardan Borçlar Kanunu’nun 69. Maddesi gereğince sorumlu olduğunu, davalı/borçlu ......'ın meydana gelen dahili su hasarından doğan zarardan asli kusurlu olarak sorumlu olduğunu, işbu rücuen tazminat alacakları olan 9.429,09-TL hasar tazminatı bedelinin ödeme tarihi olan 08.08.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili için davalı/borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ...... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun yasal süresi içinde borca, faize ve tüm fer’ilerine itiraz ettiğini, davalının (borçlunun) itirazlarının haksız ve alacağı geciktirmeye yönelik olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyasına haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikâme edilen işbu dava yetkisiz İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nde açıldığından öncelikle yetki itirazında bulunma zorunluluklarının hasıl olduğunu, işbu davanın tarafları arasında meydana gelecek uyuşmazlıklar bakımından genel yetki kurallarının geçerli olacağını, uyuşmazlığın çözümü bakımından başvurulabilecek yetkili mahkemenin HMK m. 6 uyarınca davalı müvekkili ..... Ortaklığı A.Ş' nin yerleşim yeri olan Bakırköy Mahkemelerinin olacağını, işbu davanın yetkisizlik nedeniyle öncelikle usulden reddini ve dosyanın yetkili Bakırköy Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı yanın dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait olan ve o dönem dava dışı sigortalısının kiracısı bulunduğu .... AVM .... numaralı bağımsız bölümde 28.05.2022 tarihinde gerçekleşen su sızıntısı sebebiyle yaşanan hasara karşılık olarak alınan ekspertiz raporuna istinaden 9.429,09-TL hasar bedelinin taraflarından tahsilinin talep ve iddia edildiğini, öncelikle bu hasarların müvekkili şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklı olduğu yönündeki iddialarına ayrıca ve açıkça itiraz ettiklerini, davacının, mahkeme kararı yahut delil tespiti sebebiyle atanmış bir bilirkişi olmaksızın işbu dosya için düzenlettirdiği dosyada mübrez Ekspertiz Raporu'nu temel alarak bu taleplerini yönelttiğini, bu nedenle eksper raporunun müvekkili şirketçe kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca davacının müvekkili şirketin meydana gelen zararda kusurlu olduğuna ilişkin iddialarına da itiraz ettiklerini, müvekkili kiraya veren ile davacının sigortalısı kiracı dava dışı ..... İşletmeciliği ..... ve .... arasında; İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ..... Mahallesi, .... Vadi Cad., ..... AVM açık adresinde kain işyerinin kiralanması amacıyla Kira Sözleşmesi akdedildiğini, kira sözleşmesi uyarınca, bahsi geçen 1B26 numaralı bağımsız bölümü kiralanmak üzere, müvekkili şirketçe davacının sigortalısı dava dışı ..... ve .....' ya, sözleşmeye uygun bir şekilde eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde teslim edildiğini, bahsi geçen olayda müvekkili şirketin kusurlu ya da kusursuz herhangi sorumluluğunun olmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nda sigorta hükümlerini düzenleyen ilgili kanun maddeleri uyarınca, davacı sigortanın müvekkil şirkete rücu yöneltilebilmesi için sebep - sonuç ilişkisi bakımından illiyet, diğer bir ifadeyle nedensellik bağının varlığı gerektiğini, Her ne kadar davacı tarafından dosya içerisinde sunulmuş ve delil olarak gösterilmiş 28.05.2022 tarihli tutanağın herhangi bir hukuki dayanağının yahut geçerliliğinin olmadığını, kaldı ki söz konusu tutanakta sadece dava dışı kiracıların iddia ve beyanlarının yer aldığını, tutulan bu tutanağa dayanılarak sorumluluğun müvekkili şirkete ait olmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait olan AVM'nin food court katı giderlerinin tıkanması gibi bir sorun yaşanmadığını, davacının sorumluluğun müvekkili şirkete ait olduğu yönündeki iddialarının herhangi bir hukuki ve fiili dayanağının olmadığını, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, talep konusu olayın müvekkili şirketten kaynaklandığını kesinlikle kabul etmemekle birlikte dava dışı kiracılarla imzalanan sözleşmenin "Madde 14-Kiracının Yükümlülükleri" maddesinde dava dışı kiracıların sözleşme süresi boyunca uymaları gereken yükümlülüklerin sıralandığını, buna göre sözleşmenin 14.2 maddesinde Kiracı, kiralanan yere ve içindeki eşya ve mallara kaçak, sızmalar, nem vs. durumlardan dolayı vaki hasarlar halinde Kiraya Veren'i sorumlu tutmayacağını ve sorumluluk sebebiyle rücu etmeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, dava dışı kiracıların müvekkili şirkete karşı sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini hiçe sayarak yaşadığı hasardan dolayı kusuru bulunmayan müvekkiline haksız ve hukuka aykırı bir şekilde karşılanan zarar dolayısıyla talep yöneltilmesine neden olması nedeniyle işbu davanın dava dışı kiracılara ihbarını talep ettiklerini belirterek işbu davada yetkili mahkeme Bakırköy olması sebebiyle davanın usulden reddine ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, davacının ileri sürdüğü hususlar ve tüm iddialardan müvekkili şirketin sorumlu olmaması nedeniyle açılan haksız ve mesnetsiz davanın müvekkil şirket yönünden reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...... İcra Müdürlüğü’nün İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile rücuen alacak istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Tarafları iddia ve savunmalarının incelenmesinde; dava dışı sigortalının kiracı olarak bulunduğu taşınmazda meydana gelen su baskını nedeniyle ödenen bedelden kiraya veren malik sıfatıyla Borçlar Kanunu’nun 69. Maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğu iddiası ile rücuen tazminat talep edildiği görülmektedir.
-Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında; "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir.
-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
-Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli ..... E. ..... K. sayılı ilamında; "...Davanın açıldığı Ankara ...... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacının sigortalısının halefi olarak davalıdan rücuen tazminat isteminde bulunduğu, davacının sigortalısı olan şirket ile davalı arasında kira ilişkisi bulunduğu ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta HMK'nun 4/a maddesi gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; davacı vekilinin başvurusu ile dosya, temyize konu kararı veren mahkemeye gelmiştir. Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı Ankara ...... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmişti). Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır..." hususlarına yer verilmiştir.
-Yine Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarihli ..... E. .....1 K. sayılı ilamında; "...Somut olayda, sigortalı işyerlerinde oluşan yangın hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalılara ödenmiş olup ödenen tazminatın dava dışı sigortalı işyerlerini kiraya veren davalı bina maliki ... A.Ş’den ve onun işyeri sigortacısı ..... Sigorta A.Ş’den, yangının çıktığı ..... A.Ş kiracısı .... Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’den, sinamada tadilat yapan taşeron .....’ten tahsili talep edilmiştir. Dava dışı sigortalı şirketler ve davalı .... Tur. San. Tic. Ltd. Şti., davalı bina maliki ...... A.Ş kiracısıdır. Bu nedenle dava dışı sigortalılar ..... Tic. A.Ş ve ..... ile davalı ..... A.Ş arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Yine yangının çıktığı ...... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı ..... Ş arasındaki hukuki ilişki de kira sözleşmesine dayanmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir..." şeklinde açıklamalara yer verilerek görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir.
-Bu kapsamda davalı şirketin malik sıfatıyla dava konusu hasarın meydana geldiği taşınmazı dava dışı sigortalıya kiraladığı, bu durumda dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin kira sözleşmesinden kaynaklandığı, temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan eldeki davada, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararı ve TTK'nın 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu sabittir. Yine sigortalı ile davalı arasındaki ilişki kira sözleşmesinden kaynaklandığından dava dışı sigortalıların tacir olması ya da ticari işletme ile ilgili olması da bu sonucu değiştirmeyecektir.
-Bu doğrultuda HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,
2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına,
5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/04/2025
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır