T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/778 Esas
KARAR NO: 2025/919
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/08/2025
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... şahıs şirketinin ticari aracı olan ... ticari ünvanına ruhsatta kayıtlı ... plakalı tırın 23.01.2025 tarihinde diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeyken müvekkilin park halindeki aracına çarpması neticesinde müvekkile ait ... plakalı araçta zarar meydana gelmesine neden olduğunu, bu zarar nedeniyle aracın sol dikiz aynası kırılmak suretiyle aracın hasar aldığını ve yüklü miktarda maddi zarar meydana geldiğini, kaza sebebiyle müvekkilinin, aracının tamir masraflarını kendi maddi imkanları ile karşılamak zorunda kaldığını ve 31.01.2025 tarihinde 14.000-TL servis ödemesi yaptığını, ayrıca kazadan itibaren tüm bu süreçte müvekkilinin aracın aynası kırık olduğu için 8 gün boyunca aracını kullanamadığını ve aracını kullanamadığı süreçte taksi ve toplu taşıma araçları kullanmak zorunda kaldığını beyan ederek davanın kabulü ile, bilirkişi incelemesi neticesinde ıslah ve talep artırım ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak mahiyetinde şimdilik araç hasarından oluşan 14.000-TL tutarındaki tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına dair karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, trafik kazasından kaynaklı davacı adına kayıtlı araçta meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
-Mahkememizce tarafların ticari sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, esnaf odası kayıtları celp edilmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
-Tarafların gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
-T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
-5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
-19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
-Mahkememizce Büyükçekmece ve Avcılar Vergi Dairesi Müdürlükler'ine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve İstanbul Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı'na müzekkere yazılarak taraflara ait kayıtlar celp edilmiş,
Büyükçekmece Vergi Dairesi'nin cevabi yazısında; ... T.C. kimlik numaralı ...'ın mükellefiyet kaydının bulunmadığı
ancak .... vergi kimlik numaralı mükellef ... Limited Şirketi'nin yetkilisi olduğu,
ödevlinin 11.06.2001 tarihinde Dairelerinde mükellefiyetinin tescil edildiği, 23.07.2002 tarihinde
Avcılar Vergi Dairesi'ne nakil gittiği, 27.02.2009 tarihinde Beylikdüzü Vergi Dairesi'ne nakil gittiği ve
31.10.2017 tarihinde mükellefiyetinin terkin edildiği; Avcılar Vergi Dairesi'nin cevabi yazısında; davacı ...'in şahsı adına ticari, zırai ve mesleki kazanç yönünden vergi kaydının bulunmadığı, şirket ortaklığı ve yöneticiliğinin olmadığı; yine tarafların ticari işletme kaydının mevcut olmadığı, İstanbul Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı cevabi yazısında; ... T.C. kimlik davacı ... ve ... T.C. kimlik numaralı davalı ...'nin esnaf kayıtlarına rastlanılmadığı, ayrıca, ... T.C. kimlik numaralı davalı ...'ın 02.10.2009 tarihinde .... sicil numarası ile Esenler Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası'na kayıt olduğu ve bu kaydının halen devam ettiğinin tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
-Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut kayıtlara göre davacı ...'in tacir sıfatının bulunmadığı ve kazaya konu aracın hususi nitelikte olduğu görülmektedir. Her ne kadar davalı ... 'ye ait aracın ticari aracının kazaya karıştığı iddia edilmiş ise de işbu davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerektiği ve fakat davacı tarafın tacir sıfatının bulunmadığı gibi kazaya konu aracın da hususi nitelikte araç olduğu sabittir. Yine taraflardan biri sigorta olmadığından mutlak nitelikte bir ticari davadan söz etmek de mümkün değildir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
-Uyuşmazlığın mutlak ya da nispi ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,
2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına,
5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.08/10/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır