T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/92 Esas
KARAR NO: 2025/1042
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 20/02/2023
KARAR TARİHİ: 07/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile İstanbul ili, ..... İlçesi, ..... ada, .... parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilecek ..... isimli proje kapsamında 26/04/2012 tarihli Gayrimenkul satışına ilişkin sözleşme ve 04/03/2016 tarihli ön ödemeli konut satış sözleşmesine ek protokol akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davalı şirket peşin ödenecek satış bedeli karşılığında geliştirmiş olacağı konut projesinde inşa edeceği sözleşmeye konu daireyi anahtar teslimi olarak teslim etmeyi ve dairenin kat mülkiyetli tapusunu müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini, 30/12/2017 tarihinde teknik şartnameye uygun olarak davacı alıcıya teslim edileceğinin düzenlendiğini ancak inşaatın durması sebebiyle bu teslimin gerçekleştirilmediğini, davacının bulunduğu ABCD bloklarında yaklaşık 4 senedir hiç bir imalatın yapılmadığını, davalı şirket hakkında Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas ve ..... numaralı kararı ile iflasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşmaya varılamadığını, izah edilen sebeplerle İstanbul ili, .....İlçesi, .... ada, .... parselde kain, C blok, 165 numaralı bağımsız bölümün anahtar teslim olarak satış sözleşmesine uygun olarak davacıya teslimini, teslim sağlanamazsa terditli olarak şimdilik 30.000,00 TL tazminatın davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve KDV hariç vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının tüketici sıfatına haiz olmamasından ve dava konusunun tüketici işlemi olmamasından ötürü ve ayrıca iflas tarihinden sonra açılan ve kayıt kabul davası niteliğinde olan işbu davanın görevsizlikle usulden reddini, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili olduğundan mahkemenin yetkisizliğini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacak davanın hukuki yarar yokluğundan reddini, dava dilekçesinde dava değeri gösterilmediğinden dilekçenin reddini, sözleşmenin geçersiz oluşu, sözleşme geçerli sayılsa dahi zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçmiş olması, davacının temerrüde düşmüş olması, yenilik doğuran hakların kullanılmakla tükenmesi ve bu durumdan geri dönülememesi ve değindiğimiz diğer nedenlerle davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Davacı ile davalı müflis şirket arasında İstanbul İli, ..... İlçesi, .... Ada, ..... Parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilecek ..... isimli projeye ilişkin "Gayrimenkul Satışına İlişkin Sözleşme" akdedildiği, tapu iptali ve tescil istemli açılan davalar neticesinde tapu kaydının adına tescil edildiği, ancak taşınmazın inşaatının bitirilmediğinden bahisle aynen ifa/teslim istemine, olmadığı takdirde inşaatın tamamlanma maliyetine ilişkin maddi tazminatın tahsili için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ...... Karar sayılı ilamı doğrultusunda tüketici mahkemesinde davacı tarafın taşınmaz yarım olduğu için sözleşme kapsamında tamamlanması (aynen ifa) taleplerinin sağlanabilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple terditli talepleri olan aynen ifadan vazgeçerek ifa yararı (olumlu zarar) olan inşaatın tamamlanma bedelini talep ettiklerini beyan ettiği görülmüştür.
-İflas idaresinden de davacının talebinin inşaatın iflas idaresince tamamlanması ve aynen ifaya yönelik olması halinde İİK'nın 198. maddesi kapsamında aynen ifanın kabul edilip edilmeyeceği sorulmuş; davalı iflas idaresi vekili davacının talebinin aynen ifaya yönelik olması halinde aynen ifanın kabulüne ve inşaatın tamamlanmasına karar verilebilmesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir. Bu nedenle tüketici mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi akabinde dosya Mahkememize tevdi edilmiştir.
-Dava tarihinden önce iflas edilmesi halinde, 2004 sayılı İİK'nın 191. maddesi gereğince, iflas açıldıktan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlamaya uğrar; müflis artık masa mevcudunu azaltıcı nitelikteki tasarruflarda bulunamaz. Bu mallar ve haklar topluluğunu, iflas açıldıktan sonra aynı Kanun`un 226. maddesi gereğince, kanuni mümessil olan iflas idaresi temsil edeceğinden, açılacak davalarda husumetin iflas idaresine yöneltilmesi ve varlığı iddia olunan alacakların, 2004 sayılı İİK. 219. maddesi gereğince, masaya karşı ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle kural olarak iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklara ilişkin olarak doğrudan dava açılamaz. İflas masasından hak iddia eden alacaklının alacağının masaya kaydını talep etmesi, bu talebin İflas idaresince kabul edilmemesi halinde, İİK.nun 235/2. maddesinde öngörüldüğü şekilde sıra cetveline itiraz davası açması gerekmektedir. Buna rağmen, iflâstan sonra müflise karşı bir alacak davası açılırsa, bu davaya, iflâs idaresine karşı sıra cetveline itiraz davası olarak devam edilmelidir. Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme ise 2004 sayılı İİK'nın 235/1 maddesi gereğince iflas kararını veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesidir.
-Somut olayda davacı tarafın talebi tarafları arasında imzalanan 26/04/2012 tarihli Gayrimenkul Satışına İlişkin Sözleşme ve 04/03/2016 tarihli Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesine Ek Protokol kapsamında davacı adına tescili yapılan taşınmazdaki teknik şartnameye uygun olarak anahtar teslimi için bedelin belirlenmesi ve tahsili istemine dayanmaktadır.
-6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
-Aynı Kanun'un 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren malların da ayıplı olarak kabul edileceği belirtilmiştir.
-TKHK'nın tüketicinin seçimlik hakları başlıklı 11. maddesinde "(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici,
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
(6) (...) Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir." düzenlemesi ile TKHK'nın zamanaşımı başlıklı 12. maddesinde ise "(1) Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır” düzenlemesine yer verilmiştir.
-Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler karşısında; tüketicinin malın ayıplı olduğu iddiası ile seçimlik haklarından faydalanabilmesi için ayıbı belirli bir süre içinde ihbar etmesi yükümlülüğünün bulunduğundan ve bunun bir süreye tabi olduğundan söz edilemeyecektir. Tüketici iki yıllık zamanaşımı süresi içinde (konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda 5 yıl), Türk Medeni Kanunu'nun 2/2 maddesi çerçevesinde hakkın kötüye kullanıldığı itirazına konu olmayacak şekilde, ayıbı tespit ettiği sürece seçimlik haklarını da kullanabilecektir.
-Bu kapsamda Mahkememizce keşif icra edilmiş, keşif sonrasında düzenlenen 07/07/2025 tarihli raporda özetle; dava konusu bağımsız bölümün ve içinde yer aldığı bloğun inşaatının tamamlanmamış olduğu, C bloğun son 5 katının betonarme döşemesinin eksik-hiç yapılmamış olduğu, davaya konu 165 nolu dairenin eksik-hiç yapılmamış olan bu 5 kat içerisinde yer aldığı, davaya konu bağımsız bölümün mevcut inşaat seviye oranının % 0,00 olarak alınması gerekeceği, 24/11/2021 iflas tarihi itibariyle eksik işlerin tamamlanması için gereken inşaat maliyetinin 350.460,00 kadar hesaplanabileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar ve bilirkişi raporu doğrultusunda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; taraflar arasında imzalanan 02/05/2012 tarihli Gayrimenkul Satışına İlişkin Sözleşme ve 04/03/2016 tarihli Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesine Ek Protokol kapsamında sözleşmeye konu taşınmazın davacıya satış ve tescilinin yapıldığı, keşif tarihi itibariyle yapılan tespitler de nazara alındığında taşınmazın sözleşme ve şartname kapsamındaki tamamlanma oranının % 46,15 olduğu, bu haliyle taşınmazdaki eksik işlerin mevcut olduğu, iş bu eksik işlerin tamamlanma bedelinin dava tarihi itibariyle 188.722,71 TL olduğu sabittir.
-Bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmede her iki tarafın da imzasının bulunduğu, imzaya bir itiraz olmadığı, sözleşme kapsamında tescil işlemlerinin yerine getirildiği ancak taşınmazın eksik haliyle tescil ve tesliminin yapıldığı, taşınmazın keşif tarihi itibariyle de tamamlanmamış durumda bulunduğu sabittir.
-Bu haliyle davacı tarafın seçimlik hakkı kapsamında taşınmazdaki eksiklerin tamamlanmasına ilişkin bedeli tahsil talebinin yerinde olduğu, davalı tarafın müflis sıfatına sahip olması nedeniyle davacı tarafın adına tescil edilen taşınmazdaki eksiklerin davalı tarafça tamamlanmasının mümkün olmadığı, talep edilebilecek eksik iş-tamamlanma bedelinin iflas tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda eksik işlerin tespit edildiği ve işbu eksiklerin iflas tarihi itibariyle rayiç değerinin tespit edildiği, davacı tarafın işbu bedel yönünden alacak talebinin iflas masasına kabulünün gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Davacı tarafın davalı müflis şirketten olan 350.460,00 TL ek iş bedeline ilişkin alacağın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... iflas sayılı dosyasında iflas masasına kayıt ve kabulüne,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.735,00-TL keşif yol ücreti, 4.361,50-TL keşif harcı, 680,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 15.777,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/11/2025
Katip .......
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır