T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/6 Esas
KARAR NO: 2019/743
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ: 03/01/2019
KARAR TARİHİ: 09/07/2019
K.YAZIM TARİHİ: 18/07/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 03.01.2019 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden doğan uyuşmazlık sebebiyle Almanya'da görülen dava neticesinde, müvekkili şirket lehine yargılama gideri masrafına hükmedildiğini, bu sebeple Oldenburg Asliye Mahkemesi'nin iki ayrı masraf tespit kararı vermiş olduğunu, bu karar gereği alacağın tahsil edilebilmesi amacıyla masraf tespit kararlarının tanınması ve tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Kararların kesinleşmediğini, arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, kesinleşmeyen karardan dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Dava, 5718 sayılı MÖHUK 'nun 50 vd md ne dayalı yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.
MÖHUK m.50’de düzenlendiği üzere "Tenfiz kararı: Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir. ”şeklinde düzenlenmiştir.
MÖHUK 54. Maddesinde "Tenfiz şartları – (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk
mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması."
Dosyaya sunulan tenfiz konusu Oldenburg Asliye Mahkemesi kararı ile dava dosyasının ;
MÖHUK’un 50. maddesinde yer alan şartlar açısından tetkikinde :
Oldenburg Asliye Mahkemesi'nin Almanya Hukuku uyarınca bir yargı makamı (mahkeme) olduğu konusunda herhangi bîr tereddüt bulunmadığı,
Oldenburg Asliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda tesis olunan ilam ile Odenburg Asliye Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli kesinleşmiş kararı uyarınca davacı tarafı davalıya ödenecek olan asliye davasının masrafları 6.252,50Euro ve buna ek olarak BGB 247 uyarınca 25.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek , baz faiz oranının yüz beş puan üzerinde faizi olarak tespit edildiği,
Eyalet Mahkemesi Oldenburg yapılan yargılama sonunda tesis olunan ilam ile Odenburg Yüksek Eyalet Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli icra edilebilir kararı uyarınca davacının davalıya temyiz davasının masrafları 4.0008,80EUR tutarın yanı sıra BGB 247 uyarınca 19.07.2017 tarihinden itibaren baz faiz oranının yüz beş puan üzerinde faizinin ödenmesine karar verdiğini talep edilen masraflara itiraz edilememekte olduğunu bu nedenle başvuru uyarınca tespit edildiğini,
Tenfız talebine konu ticari nitelikteki her iki uyuşmazlığın bir miktar para alacağına ( hukuk davalarına) ilişkin olduğu,
Davacı tarafından sunulan kararların kesinleşmemiş olduğunun anlaşılması üzerine davacı vekiline kesinleşmiş kararları sunması için süre verilmiş (TC Yargıtay 2. HD 2019/744E 2019/3219 K. 31.03.2019KT) ; davacı vekilince 07.05.2019 havale tarihli dilekçe ile her iki mahkememe kararının 23.04.2019 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleşme şerhli karar suretleri mahkememiz dosyasına ibraz edilmiştir. Kararların Alman hukukuna göre kesin ve nihai olduğu tespit edilmiştir.
Almanya ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, Hukuki ve Ticari Mevaddı Adliyeye Müeallik Münasabatı Mütekabileye Dair Mukavelename"nin 04. Haziran 1930 tarihli RG'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, söz konusu mukavelename'nin 1. Maddesinde "akit devletlerin birinin tebasının diğer akit devlete bulunan şahıs ve malları ile ilgili adli himayesi hususunda tebaai mahalliyenin tabi oldukları aynı muameleden müstefit olacaklardır . Bu hususta mahkemelere serbestce müracaat edecekler ve tebaanın aynı imkan ve şeraitle ikamei dava edeceklerdir. " hükmüne yer verilmekle karşılıklılık ilkesinin benimsendiği,
- Mahkemenin vermiş olduğu kararda "aşırı yetki" halinin söz konusu olmadığı gibi dosyasında davalının da bu yönde itirazının bulunmadığı,
- Türk mahkemelerinin münhasıran yetkili olmamasını öngören şart bağlamında ise Almanya 'da görülen davanın alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu ve bu nedenle de Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmediği ,
- Davalı tarafından tenfizi istenen karaların yargılama safhasına ilişkin savunma haklarının kısıtlandığı yönünde bir beyanının bulunmadığı
Davalı tarafından davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığından reddi talep edilmiş ise de; TTK 'nun 5/A maddesi (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde
sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Şeklinde düzenlemeye yer verildiği tanıma ve tenfiz istemli davaların konusunun bir miktar
paranın ödenmesi değil mevcut bir kararın icrasını sağlamaya yönelik olduğu gözetilerek arabuluculuk dava şartının aranmadığı ,
Toplanan deliller ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre mahkememizce yapılan yargılama sonunda; Oldenburg Asliye Mahkemesinin 21.11.2017 tarih ve..... sayılı Masraf Tespit Kararı I kararının ve Oldenburg Eyalet Mahkemesinin 15.09.2017 tarih ve..... sayılı Masraf Tespit II kararının, MÖHUK 50 vd md deki tenfiz şartlarını taşıdığı tespit edilmekle sübut bulan davanın kabulüne karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜNE,
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 50 vd md gereğince; Oldenburg Asliye Mahkemesinin 21.11.2017 tarih ve..... sayılı Masraf Tespit Kararı I kararının ve Oldenburg Eyalet Mahkemesinin 15.09.2017 tarih ve..... sayılı Masraf Tespit II kararının TANINMASINA VE TENFİZİNE,
2-Harçlar Kanunu 4 md. gereğince göre hesaplanan ve tahsili gereken 4.364,25 TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1046,66 TL tamamlama 44,40 TL peşin harçtan ibaret toplam 1091,06TL harcın mahsubu ile bakiye 3.273,18 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye İRAT KAYDINA,
3-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine AAÜT gereğince takdir olunan 7.377,78 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacıya VERİLMESİNE,
4- Davacı tarafından sarf olunan ; (44,40 TL başvurma harcı +44,40 peşin nispi harç +1046,66TL tamamlama harcı+ 6,40 TL vekalet harcından ibaret ) 1.141,86TL harç ile posta/tebligat/müzekkereden ibaret 65,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 200,00TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, 5235 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 341 ila 360. madde hükümleri gereğince mahkememize veya aynı sıfatta başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğundau açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2019
Katip ...
Hakim ...