T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/459
KARAR NO: 2023/427
DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ: 27/05/2021
KARAR TARİHİ: 04/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 27/05/2021 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili şirketin 2018 yılında kurulduğunu, şirket ortakları Dubai'de yaşadıkları için müdürler kurulu başkanı olarak davalı ...'ı atadıklarını, şirket araç alımları ve faaliyete geçmesini sağladıklarını, ...'ın şirket ortaklarının yabancı olması ve Türkiye'de olmamasını fırsata çevirerek dürüstlük ve iyiniyet kurallarına olarak kendine menfaat sağlamak amacıyla şirketi zarara uğrattığını, şirkete ait 19 tane aracı zararına sattığını ve satış bedellerinin hangi hesapta ne amaçla kullanıldığının şirket kayıtlarına geçmediğini, en son olarak şirketin ortağı ve diğer yetkili müdürü olan ....'in Mart ayında Türkiye'ye gelmesinin akabinde davalılardan ...'ın şirket çalışanı olan diğer davalı ...'a şirkete ait olan 3 aracı muvazaalı olarak 09.03.2021 tarihinde sattığını, 09/03/2021 tarihli Bakırköy .. .Noterliğinin ... yevm. Numaralı araç satış sözleşmesi ile ... plakalı ... marka aracı kasko bedeli 404.560,00 TL olduğu halde 160.000,00 TL bedelle, 09/03/2021 tarihli Bakırköy ... Noterliğinin ... yevm. Numaralı araç satış sözleşmesi ile ... plakalı .... marka aracı kasko bedeli 442.923,00 TL olduğu halde 260.000,00 TL bedelle, 09.03.2021 tarihli Bakırköy ... Noterliğinin ... yevm. Numaralı araç satış sözleşmesi ile ... plakalı .... marka aracı kasko bedeli 381.115,00 TL olduğu halde 165.000,00 TL bedelle, ...'a sattığını, müvekkili zarara uğratan aynı zamanda suç teşkil eden eylemeler nedeniyle davalılar hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı .... soruşturma dosyası ile davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, Neticede; müvekkili şirket adına kayıtlı iken muvazaalı şekilde satılan ...,... ve .... plakalı araçların satışının iptali ile müvekkili şirket adına kaydına, aksi halde araçların rayiç bedellerinin en yüksek ticari faiz uygulanarak müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 06/10/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle;İşbu dava ile istenilen taleplerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının 2018 yılında kurulduğunu, sermayesinin 10.000,00 TL olduğunu, ...'ın davacı şirketin yetkili müdürü olarak atandığını, şirket adına alınan tüm araç ve demirbaşların müvekkiline ait olan paralarla alındığını, ...'ın şahsi banka hesabından davacı şirkete borç paralar gönderildiğini ve davacı şirketten alacaklı olduğunu, davacı şirket ortakları nakit para göndermeyi vaad ettikleri halde şirket hesabına sadece 21.12.2020 tarihinde 10.000,00 TL sermaye gönderdiklerini, müvekkilinin banka hesaplarından davacı şirketin .... hesabına 1.134.700,00 TL nakit borç para gönderildiğini, müvekkilinin gönderdiği paralar ile araçlar satın alındığını, müvekkilinin gönderdiği parayı iade etmediklerini, bu nedenle davacının haksız kazanç ede etme gayesinde olduğunu, şirket adına kayıtlı olan araçların gerçek piyasa değeri üzerinden satıldığını, müvekkilinin araç alım ve satım yetkisi bulunduğunu, söz konusu araçların kaç lira bedel üzerinden satın alındığının tespitini talep ettiklerini, müvekkili ...'ın davacı şirkette müdür olarak çalıştığı süre boyunca maaş almadığını, işçilik hak ve alacaklarının ödenmediğini, 2018 ile 2021 yıllar arasında maaş, kıdem tazminatı, fazla mesai vb alacaklarının ödenmediğini, müvekkili ...'ın davacı şirkette 2 yıldan fazla bir süre çalıştığını, maaş, kıdem tazminatı, fazla mesai vb almadığını, davacı şirketin sermayesi olmadığı için müvekkilinin maaşının da ödenmediğini, bir kısım işçilik alacakları ile tazminatları karşılığı olarak araç devri yapıldığını, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Dava, davalılar arasında yapılan araç satış sözleşmelerinin muvazaalı olması nedeniyle iptali ile satışa konu araçların davacı şirket adına tesciline, olmadığı taktirde bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ...., PROF. DR. .... ve DR. ... tarafından mahkememize sunulan 03/03/2023 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle ; Davacı ticari defterlerinde, dava konusu 3 adet aracın davalı ...'a satış gösterildiği, araç satış bedellerinin ...'dan tahsil edilmediği, usulsüz bir şekilde araç satış bedellerinin davacı şirket ortaklarına borç kaydedildiği, yapılan teknik incelemelerde, dava konusu araçların rayiç değerinin altında satıldığının tespit edildiği, Mart/2021 dönemi itibari ile; .... plakalı aracın Mart 2021 piyasa rayiç bedelinin takdiren ortalama 425.000. TL olduğu, .... plakalı aracın Mart 2021 piyasa rayiç bedelinin takdiren ortalama 375.000. TL olduğu, .... plakalı aracın Mart 2021 piyasa rayiç bedelinin takdiren ortalama 400.000. TL olduğu, rayiç bedellerin dava tarihi olan 27/05/2021 tarihine kadar piyasa şartlarında değişiklik göstermediği, dava tarihi itibariyle de aynı seviyelerde olduğu, dava konusu araç satış sözleşmelerinin muvazaalı olduğundan bahisle geçersiz olduğu, bu sebeple araçların davacı şirkete iadesinin talep edilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Huzurdaki dava, Davacı ... Turizm Oto Kiralama İnş. Lojistik İth. İhr. San. ve Tic. Ltd.Şti. (“.... Turizm” ya da “Şirket”) adına kayıtlı iken Şirket müdürü Davalı ... tarafından diğer Davalı ...'a muvazaalı şekilde satıldığı iddia edilen üç adet aracın satışının iptali ile Şirket adına kaydı, aksi halde söz konusu araçların rayiç bedellerinin Şirket'e ödenmesi taleplidir.
Muvazaa kavramı, Türk Hukuk Lûgatında; ‘‘Anlaşmalı saptırma gerçek dışı durumlara gerçekmiş niteliğini kazandırma işlemi. Hukuksal bir işlem konusunda gerçek duruma aykırılıkta birleşilerek yapılan ortak açıklama (beyan) ya da ortaya konulan belgedir. Danışıklı işlem’’ şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 819).
Muvazaa, pozitif hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19 uncu (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18.) maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddenin birinci fıkrasında;
"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır" hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları, şeklinde tanımlanabilir.
Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı (oluşturmayı) istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar.
Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki (zahiri) işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından, ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır.
Bir sözleşmenin muvazaalı olduğu iddiasını “...sözleşmenin tarafları ileri sürebileceği gibi hukuki yararı bulunan, ayni veya kişisel hak sahibi üçüncü kişiler tarafından da ileri sürebilir (YAGK 21.11.2001 T. 2001/1-958 E. 2001/1035 K.). Bu bağlamda belirtmek gerekir ki üçüncü kişilerin muvazaayı ispat etmesi hususunda yazılı delil getirme mecburiyeti bulunmamaktadır. Mahkemece üçüncü kişilerin muvazaa iddiası değerlendirilirken, somut olayın özelliklerinin her yönden değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay'ın konu hakkındaki bir kararında “ülke ve yörenin gelenek ve göreneklerinden, toplumsal eğilimlerden, olayların olağan akışından, görünürde yapılan sözleşmenin yapılmasında haklı ve makul bir neden bulunup bulunmadığından, satın alan kişinin alış gücünün olup olmadığından, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek bedel arasındaki farktan, taraflar arasındaki beşeri ilişkilerden yararlanılması gerektiği”ne işaret edilmiştir (YHGK'nın 10.6.2015 tarihli 2013/1-1634 E. 2015/1531 K.).
Her ne kadar kanunda açık hüküm bulunmasa da -somut uyuşmazlıktaki gibi- taşınır mülkiyetinin devrinin geçerli olması için, devrin hukukt sebebi olan borçlandırıcı işlemin de geçerli olması gerekmektedir. Bu sebeple muvazaa sebebiyle geçersiz olan bir borçlandırıcı işleme bağlı olarak gerçekleştirilmiş tasarruf işlemi de geçersizdir. Bu geçersizlik sebebiyle, mülkiyet karşı tarafa geçmez (İsmail Atamulu, Türk Borçlar Hukukunda Muvazaa, Yayımlanmış Doktora Tezi, Erciyes Üniversitesi SBE, Kayseri 2016, s. 103).
Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemeler neticesinde, dava konusu üç aracın ...'a satıldığının sabit olduğu ancak davacı şirket ticari defterlerinde araç satış bedellerinin tahsil edildiğine dair bir kayıt görülmediği, öte yandan davacı şirket ticari defterlerinde satış bedellerinin ortaklar hesabına borç kaydedildiği tespit edilmiştir. Öte yandan Sektör Bilirkişisi tarafından yapılan incelemeler neticesinde, dava konusu araçların da satış bedellerinin piyasa rayiçlerinde makul ve mantıklı olmadığı, düşük olduğu, kadr-i maruf kabul edilemeyeceği tespit edilmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki burada TMK m. 988 hükmünün uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır. Şöyle ki; anılan hüküm uyarınca “Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.” Ancak somut uyuşmazlıkta dava konusu araçları satın alan ... 15.02.2019-12.03.2021 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığından, davalı ...'ın söz konusu araçları iyi niyetle edindiğinden bahsedilemez.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,dava konusu araçların satış tarihi itibariyle rayiç değerleri ile satış bedelleri karşılaştırıldığında satış bedellerinin çok düşük olduğu,davacı şirkette bir dönem işçi olarak çalışan bir kişinin söz konusu araçları satın almasının ekonomik durumu gözönüne alındığında mümkün olmadığı,davalıların savunduğu gibi işçilik hakları karşılığı araçların devredildiği hususunun işçinin 2 yıl davacı şirkette çalışması gözönüne alındığında inandırıcı olmadığı,araç bedellerinin davacı şirket hesaplarına geçmemiş olması ve tanık anlatımları birliktedeğerlendirildiğinde dava konusu araç satış sözleşmelerinin muvazaalı olduğundan bahisle geçersiz olduğu,sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili,söz konusu araç satış sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti ile araçların şirket adına kayıt ve tesciline olmadığı taktirde bedellerinin tahsilini talep etmiştir.
Uyuşmazlığın mahiyeti itibariyle bu noktada tartışılması gereken asıl husus, araç satışları için 2918 sayılı KTK’nın 19. maddesinde düzenlenen tescilin fonksiyonu olup, bu konuda öncelikle sicile güven ilkesine değinilmesi gerekir.
Taşınırlar üzerindeki hâkimiyetin belirlenmesi yukarıda açıklandığı üzere zilyetlik yoluyla sağlanırken, taşınmazlar açısından bu belirleme tapu sicili yoluyla olur. Kanun koyucunun 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesinde taşınmaz mallar için açık bir şekilde öngördüğü sicile güven ilkesinin 2918 sayılı KTK’da yer almaması, başka bir anlatımla trafik kaydında yolsuz bir tescile dayanarak hareket eden kişinin iyi niyetinin mülkiyete hak kazanılması noktasında korunması hususunda 4721 sayılı TMK’nın taşınır mülkiyetine ilişkin kurallarına istisna teşkil eden bir yasal düzenlemenin mevcut olmaması karşısında trafik sicil kayıtlarının, tapu sicilinin sağladığı korumaya eşdeğer güce sahip olduğu söylenemeyecektir.
Nitekim aynı husus Hukuk Genel Kurulunun 05/12/2019 tarihli ve 2017/13-505 E. 2019/1289 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Bu durumda, davacı tarafından davaya konu araçlara ilişkin tescil kararı istenilmiş olmakla, çoğun içinde azın da olduğu ilkesinden hareketle davaya konu ve davadan önce satışı gerçekleşmeyip hala davalı ... adına kayıtlı araçların mülkiyetinin tespitine karar verilmekle yetinilmesine,davadan önce üçüncü kişiye satılan aracın satış tarihi itibariyle rayiç değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-)Davanın KABULÜ ile;
a)Dava konusu .... plaka sayılı ... marka otomobilin satışına ilişkin Bakırköy ...Noterliği’ne ait 09/03/2021 tarih ... yevmiye sayılı “Araç Satış Sözleşmesi”nin geçersizliği ile sözleşmenin İPTALİNE,dava konusu araç dava tarihinden önce satıldığı anlaşıldığından 425.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
b)Dava konusu ... plaka sayılı ... marka otomobilin satışına ilişkin Bakırköy ... Noterliği’ne ait 09/03/2021 tarih .... yevmiye sayılı “Araç Satış Sözleşmesi”nin geçersizliği ile sözleşmenin İPTALİNE,davalı ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın mülkiyetinin davacı .... Turizm Oto Kiralama İnşaat Lojistik İthalat ihracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne(Vergi No:...)ait olduğunun TESPİTİNE,
c)Dava konusu .... plaka sayılı ... marka otomobilin satışına ilişkin Bakırköy ... Noterliği’ne ait 09/03/2021 tarih ... yevmiye sayılı “Araç Satış Sözleşmesi”nin geçersizliği ile sözleşmenin İPTALİNE,davalı ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın mülkiyetinin davacı ... Turizm Oto Kiralama İnşaat Lojistik İthalat ihracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne(Vergi No:...)ait olduğunun TESPİTİNE,
2-Alınması gerekli 81.972,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 20.639,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 61.332,12.-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından ödenen 59,30 TL başvurma Harcı ile 20.639,88 TL Peşin Harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 26 adet tebligat+posta ücreti 272,45 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 10.500,00 TL ve tercüman ücreti 1.000,00 TL olmak üzere toplam 11.772,45 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 144.000,00.-TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 345,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 04/05/2023
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."