T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/132
KARAR NO : 2024/556
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/02/2022
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
ASIL DAVADA
Asıl davada davacı - karşı davada davalı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hitaben yazmış olduğu 07/02/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Davalı ile müvekkili arasında 13.12.2019 tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 4. maddesi ile belirlenen asansör işlerine ait tüm işlemlerin müvekkili tarafından yine sözleşmede kararlaştırılan biçimde eksiksiz olarak imal ve teslim edildiğini, sözleşme ile öncelikli olarak bir adet dairenin teslimi yapılacağının kararlaştırıldığını, şayet bu daire teslimi gerçekleşmezse 543.000 TL + KDV'nin nakit olarak iş bitiminde ödeneceğini, sözleşmede belirtilen işlerin bitirilmesine rağmen davalının daire teslimine yanaşmaması ve müvekkilini oyalaması üzerine alacağını alamayan müvekkilinin Gaziosmanpaşa ...... Noterliği'nin 25 Kasım 2020 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarı ile davalıya sözleşme gereği yapılan işler sonucunda daire tesliminin yapılmadığı ve 10.02.2020 tarihi itibariyle eksiksiz tamamlanan işler karşılığı KDV dahil 640.740 TL ödemenin 122.000 TL'sinin ödendiği bakiye 518.740 TL'nin ödenmesi hususunun ihtar edildiği, bu şekilde de alacağına kavuşamayan müvekkilinin yukarıda davalıya ihtar edilen sözleşmeden kaynaklı alacağı için Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosya ile 518.740 TL asıl alacak ve temmerüt oluştuğu tarihten itibaren işlemiş temerrüt faizi ile birlikte toplam 643.740 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, takibe davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itiraz ettiğini, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı tarafın kötü niyetli olarak dava konusunu elden çıkarması durumunda edimlerini yerine getirmekten kaçınacağı ve dava konusu sözleşmeye konu olan Küçükçekmece İlçesi, ..... Mah. .... Sokak ..... parsel sayıda yer alan gayrimenkulde davalı adına olan yerlerin devredilerek kaçırma durumunun olduğunu ve dava sonunda dava konusunun semeresiz kalma ihtimali oluştuğundan davalıya ait olması durumunda bu yerlere ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Asıl davada davalı - karşı davada davacı vekilinin 08/03/2022 havale tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle ; Davalı müvekkili şirket ile davacı arasında ...... Mah. 709 Sok. Küçükçekmece İst. ve tapunun ..... Parsel sayısında kayıtlı taşınmazda ve sözleşmede belirtilen Bakırköy adresinde “2 adet 16 durak ve | adet 7 durak olmak üzere toplam 3 adet insan asansörü yapım işi” için 13.12.2019 tarihli Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından sözleşmede belirtilen işlerin büyük çoğunluğunun tamamlanmadığı, işin varıda bırakıldığı ve haliyle sözleşmede belirtilen sürede teslim edilmediği, müvekkili şirketçe yazılı ve sözlü olarak defalarca sözleşme konusu işlerin tamamlanması davacı yana bildirilmiş ise de davacı yanca sözleşme konusu işlerin tamamlanması yönünde hiçbir girişimde bulunulmadığı, sözleşmenin 4. Maddesinde asansörlerin yüklenici tarafından yeşil etiket alınarak 30.04.2020 tarihinde teslim edileceği kararlaştırıldığını, sözleşme konusu işin tam ve sözleşmeye uygun olarak teslim edilmeden sözleşme bedelinin talep edilemeyeceğini, zira sözleşmenin 4. ve 5. Maddelerinde 543.000. TL4KDV bedelin sözleşme bedeli olduğu ve işin tam ve eksiksiz olarak tamamlanması halinde ödenecek bedel olduğu, tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da 543.000. TL + KDV bedelin sözleşmede kararlaştırılan 3 adet asansörün yapım ve teslim bedeli olduğunun açıkça belirtildiğini, kabul anlamında olmamak kaydı ile Küçükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ..... Değişik İş sayılı dosyasına sunulan 17.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda çelik konstrüksiyon işinin de yapılmamış olduğunun tespiti üzerine tekrar davacı yana sözleşme konusu işi tamamlaması aksi halde işin başka firmaya tamamlattırılacağı ve gecikme tazminatını ödemesini içerir Bakırköy ...... Noterliği'nin 19.08.2021 tarih ve ..... Yevmiye sayılı ihtarnamesi gönderilmiş ise de davacı yanca yine sözleşme konusu işin tamamlanması konusunda hiçbir girişimde bulunulmadığı, sözleşmenin 9. Maddesinde gecikilen her gün için günlük 1.000. TL tazminat kararlaştırıldığını, işin süresinde yapılmaması sebebiyle davacı müvekkilinin daire sahiplerine dairelerini teslim edemediğini ve büyük zarara uğradığını, bu kapsamda 300.000. TL gecikme tazminatının karşı davada davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
KARŞI DAVAYA CEVAP:
Asıl davada davacı - karşı davada davalı vekilinin 05/04/2022 tarihli karşı davaya yanıt dilekçesinde özetle ; Davalı/Karşı davacının müvekkili şirketin sözleşmede sayılan işleri tam ve eksiksiz olarak sözleşmede kararlaştırılan sürede yapılmadığını, söz konusu işlerin tamamlanmadan yarım bırakıldığını iddia ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmesel edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkili şirketin edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı şirketin ödemesi gereken ücreti ödemediğini, buna ilişkin davalıya Gaziosmanpaşa ...... Noteri 25/11/2022 tarih ......yev. Numaralı ihtarname keşide edilerek işin 10/02/2020 tarihinde eksiksiz olarak tamamlandığı ve sözleşme bedelinin müvekkili şirkete ödenmesi talep edildiğini ancak davalı şirket tarafından müvekkiline 122.000,00 TL dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmede belirlenen işlerin tam ve eksiksiz yapılmasına rağmen sözleşme bedelinin kendisine ödenmediğini, ödenmemekle birlikte kendilerince başlatılan takip sürecine karşı davalı tarafça da haksız olarak hizmet alım sözleşmesine dayalı gecikme tazminatı alacağı istendiğini, müvekkilinin hak ettiği ücreti ödemeyen davalının kötü niyetli davranarak hem edimini yerine getirmediğini hem de menfaat sağlamaya çalıştığını, tüm bunlarla birlikte asıl dava ve karşı davada teslimin gerçekleştiğinin tanık anlatımları ile de ispatlanabilecek olgular olmakla bu durumla ilgili olarak tanıkları dinlendiğinde davanın haklı olarak açıldığının da anlaşılacağını, davalı tarafın kötü niyetli olarak dava konusunu elden çıkarması durumunda edimlerini yerine getirmekten kaçınacağı ve dava konusu sözleşmeye konu olan Küçükçekmece İlçesi ...... Mah. ...... Sokak ...... parsel sayıda yer alan gayrımenkulde davalı adına olan yerlerin devredilerek kaçırma durumunun olduğu ve dava sonunda dava konusunun semeresiz kalma ihtimali oluştuğundan davalıya ait olması durumunda bu yerlere ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, davalı tarafından açılan karşı davanın reddine bu dava yönünden yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı davacıya tahmiline, asıl davanın kabulü ile, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, söz konusu itirazın haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davalının davacı müvekkiline takip tutarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Asıl dava ; bakiye iş bedeli alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Karşı dava ; cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler Dr. ....., Doç. Dr. ...... ve ...... tarafından mahkememize sunulan 12/07/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. ve 5. Maddelerinde belirtilen; “Asansöre ait çelik konstrüksiyon (raylar ve ayırıcı bölme) tamamlandığında taahhüt edilen dairenin tapusuna ipotek konacağı” şartının, ayırıcı bölmenin yapılmamış olması sebebiyle davacı tarafça sağlanmadığı, yanların ticari defterlerinde, birbirlerine ilişkin bir işleme rastlanmadığı, hal böyle olmakla birlikte, davalının davacıya 122.000,00 TL ödeme yaptığının çekişmesiz olduğu, dosya içerisinde görülen, Küçükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesinin Değişik İş sayılı dosyasına sunulan 17.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının 135.000,00-TL + KDV olmak üzere toplamda 159.300,00-TL tutarında iş yaptığının tespit edildiği, ancak davalı tarafından davacıya 122.000,00-TL ödendiğinin müşahede edildiği, davacı tarafından davalıya yapılan işler kadar fatura kesilmediğinden KDV talebinin uygun olmadığı, bu kapsamda davalının davacıya, hakedişleri karşılığında 13.000,00-TL eksik ödemede bulunduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla davacının davalıdan 13.000,00-TL tutarında alacağının olduğu, davacı tarafından takip öncesi işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, dosya münderecatında davalının temerrüdü düşürüldüğüne ilişkin Noter ihtarname tebliğ şerhinin görülmediği, dosyaya mübrez belgelerden ..... Mah. ...... Sok. Küçükçekmece/İst. Adresinde bulunan 2 adet 16 duraklı asansörün bir kısım eksiklikleri bulunmasına ve henüz yeşil etiket alma seviyesinde olmamasına rağmen, kullanımda olduğu, farklı bir firma tarafından tamamlandığı, bulunduğu binanın ince işçiliklerinin devam ettiğinin görüldüğü, dolayısıyla dosyaya ibraz olunan belge/bilgi de bahse konu asansörlerin dava dışı üçüncü bir firma tarafından tamamlandığının anlaşıldığı, bu yönü ile eser sözleşmesi kapsamında yapılması kararlaştırılan asansörlerin asıl dava davacısı tarafından tam ve eksiksiz olarak yapılmadığı ve eksik işin karşı davacı tarafından başka yüklenicilere tamamlattırıldığı, dosyaya mübrez belgelerden karşı dava davalısı şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği yükümlülükleri zamanında yerine getirmediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmedeki cezai şartın da ifanın belirlenen vadelerde yapılmaması durumunda talep edilebileceği noktasında kararlaştırıldığı nazara alındığında davacının cezai şart talebinde bulunabilmesinin koşullarının oluştuğu, ceza koşulunun, bir asıl borcun ifasına ilişkin olduğu için böyle bir borç ilişkisi mevcut olmadıkça anlam taşımadığı, nitekim asıl dosya davacısının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı dosyası ile karşı dava davacına icra takibi başlatmış olmasının taraflar arasındaki borç ilişkisini de sona erdirecek mahiyette olduğu, bu nedenle karşı dosya davacısının talep edebileceği cezai şart miktarının sözleşmede işin bitiş tarihini teşkil eden 30.04.2020 ilâ icra takibinin başlatıldığı 09.06.2021 tarihleri arasındaki 405 güne tekabül eden sürece ilişkin olabileceğinin düşünüldüğü, ceza tutarının günlük 1.000,00-TL olduğu ve ifa edilmeyen sürecin 405 güne tekabül ettiği hususu nazara alındığı karşı dava davacısının asıl dosya davacısından 405.000,00- TL'lik cezai şart talebinde bulunabileceği, ancak HMK uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereği karşı davacının talep edebileceği bedelin 300.000,00-TL olabileceği, ancak asıl dosya yönünden yapılan incelemelerde de ifade edildiği üzere davalının davacıya, hakedişleri karşılığında 13.000,00-TL eksik ödemede bulunduğu hususu nazara alındığı anılan bedelin cezai şart alacağından mahsup edilmesi gerektiğinin düşünüldüğü, bu noktada karşı dosya davacısının asıl dosya davacısından 287.000,00-TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Dr. ......, Doç. Dr. ...... ve ..... tarafından mahkememize sunulan 15/04/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. ve 5. Maddelerinde belirtilen; “Asansöre ait çelik konstrüksiyon (raylar ve ayırıcı bölme) tamamlandığında taahhüt edilen dairenin tapusuna ipotek konacağı” şartının, ayırıcı bölmenin yapılmamış olması sebebiyle davacı tarafça sağlanmadığı kanaatine tekraren varılmıştır. Davacı tarafın yatay konsolların yönetmelikte belirtilen ayırıcı bölme şartlarını sağlamadığı, kat kapı kasalarının kök raporeu kapı çerçeveleri olarak belirtilmiş olup, yapılan toplam imalatların bedelinin 135.000. TL + KDV olduğu, davalı tarafından davacıya 122.000,00-TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalıya yapılan işler kadar fatura kesilmediğinden KDV talebinin uygun olmadığı, bu kapsamda davalının davacıya, hakedişleri karşılığında 13.000,00-TL eksik ödemede bulunduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla davacının davalıdan 13.000,00-TL tutarında alacağının olduğu, yine davacının 13.000,00 TL alacağı için takip öncesi 1.137,23 TL faiz talep edebileceği, davacı-karşı davalı tarafça sunulan dava dilekçesi ile kök rapora karşı itiraz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde davacının kök rapora karşı itiraz dilekçesi ile bir taraftan “işleri durdurduğunu, davacı şirketten de edimini yerine getirmesinin beklenemeyeceğini” ileri sürerken diğer taraftan dava dilekçesi ile işlerin tamamını bitirdiği gerekçesiyle hakediş bedelinin tahsilini talep ettiğinin görüldüğü, heyetimizce yapılan teknik incelemeler neticesinde kök raporda da ifade edildiği üzere dosyaya mübrez belgelerden ...... Mah. ..... Sok. Küçükçekmece/İst. adresinde bulunan 2 adet 16 duraklı asansörün bir kısım eksiklikleri bulunmasına ve henüz yeşil etiket alma seviyesinde olmamasına rağmen, kullanımda olduğu, farklı bir firma tarafından tamamlandığı, bulunduğu binanın ince işçiliklerinin devam ettiğinin görüldüğü, dolayısıyla dosyaya ibraz olunan belge/bilgi de bahse konu asansörlerin dava dışı üçüncü bir firma tarafından tamamlandığının anlaşıldığı, bu yönü ile eser sözleşmesi kapsamında yapılması kararlaştırılan asansörlerin asıl dava davacısı tarafından tam ve eksiksiz olarak yapılmadığı ve eksik işin karşı davacı tarafından başka yüklenicilere tamamlattırıldığının ifade edilmesi gerektiği, hâl böyle olunca davacı-karşı dava davalısı şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği yükümlülükleri zamanında yerine getirmediğinin anlaşıldığından davalı-karşı dava davacısının sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarını talep edebilmesinin mümkün olduğu bu yönü ile kök rapordaki görüşün aynen muhafaza edildiğini ifade etmek gerekeceği, ancak Mahkemece davacı-karşı dava davalısının edim yükümlülüğünü davalı-karşı davacıdan kaynaklanan sebeplerle ifa etmediği kanaatinde olunması durumunda ise kimse kendi kusuru ile menfaat elde edemeyeceğinden davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığının belirtilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde eser sözleşmesi;"Yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
Bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil (ehliyet) olanlar arasında, öneri ve kabulün gerçekleşmesi, yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (tarafların anlaşması), sözleşme içeriği ve amacının kanunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmamış yani yasaklanmamış (meşru içerik) ve sözleşmenin kanunda öngörülen biçimi varsa buna uyularak (şekil) yapılması, sözleşmenin genel unsurlarıdır.
Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.
Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir.
Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.
Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hale getirilmesine de ilişkin olabilir.
Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.arafından takip öncesi işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, dosya münderecatında davalının temerrüdü düşürüldüğüne ilişkin Noter ihtarname tebliğ şerhinin görülmediği, dosyaya mübrez belgelerden ..... Mah. ..... Sok. Küçükçekmece/İst. Adresinde bulunan 2 adet 16 duraklı asansörün bir kısım eksiklikleri bulunmasına ve henüz yeşil etiket alma seviyesinde olmamasına rağmen, kullanımda olduğu, farklı bir firma tarafından tamamlandığı, bulunduğu binanın ince işçiliklerinin devam ettiğinin görüldüğü, dolayısıyla dosyaya ibraz olunan belge/bilgi de bahse konu asansörlerin dava dışı üçüncü bir firma tarafından tamamlandığının anlaşıldığı, bu yönü ile eser sözleşmesi kapsamında yapılması kararlaştırılan asansörlerin asıl dava davacısı tarafından tam ve eksiksiz olarak yapılmadığı ve eksik işin karşı davacı tarafından başka yüklenicilere tamamlattırıldığı, dosyaya mübrez belgelerden karşı dava davalısı şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği yükümlülükleri zamanında yerine getirmediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmedeki cezai şartın da ifanın belirlenen vadelerde yapılmaması durumunda talep edilebileceği noktasında kararlaştırıldığı nazara alındığında davacının cezai şart talebinde bulunabilmesinin koşullarının oluştuğu, ceza koşulunun, bir asıl borcun ifasına ilişkin olduğu için böyle bir borç ilişkisi mevcut olmadıkça anlam taşımadığı, nitekim asıl dosya davacısının Bakırköy ....... İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı dosyası ile karşı dava davacına icra takibi başlatmış olmasının taraflar arasındaki borç ilişkisini de sona erdirecek mahiyette olduğu, bu nedenle karşı dosya davacısının talep edebileceği cezai şart miktarının sözleşmede işin bitiş tarihini teşkil eden 30.04.2020 ilâ icra takibinin başlatıldığı 09.06.2021 tarihleri arasındaki 405 güne tekabül eden sürece ilişkin olabileceğinin düşünüldüğü, ceza tutarının günlük 1.000,00-TL olduğu ve ifa edilmeyen sürecin 405 güne tekabül ettiği hususu nazara alındığı karşı dava davacısının asıl dosya davacısından 405.000,00- TL'lik cezai şart talebinde bulunabileceği, ancak HMK uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereği karşı davacının talep edebileceği bedelin 300.000,00-TL olabileceği, ancak asıl dosya yönünden yapılan incelemelerde de ifade edildiği üzere davalının davacıya, hakedişleri karşılığında 13.000,00-TL eksik ödemede bulunduğu hususu nazara alındığı anılan bedelin cezai şart alacağından mahsup edilmesi gerektiğinin düşünüldüğü, bu noktada karşı dosya davacısının asıl dosya davacısından 287.000,00-TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Dr. ....., Doç. Dr. ..... ve ..... tarafından mahkememize sunulan 15/04/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. ve 5. Maddelerinde belirtilen; “Asansöre ait çelik konstrüksiyon (raylar ve ayırıcı bölme) tamamlandığında taahhüt edilen dairenin tapusuna ipotek konacağı” şartının, ayırıcı bölmenin yapılmamış olması sebebiyle davacı tarafça sağlanmadığı kanaatine tekraren varılmıştır. Davacı tarafın yatay konsolların yönetmelikte belirtilen ayırıcı bölme şartlarını sağlamadığı, kat kapı kasalarının kök raporeu kapı çerçeveleri olarak belirtilmiş olup, yapılan toplam imalatların bedelinin 135.000. TL + KDV olduğu, davalı tarafından davacıya 122.000,00-TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalıya yapılan işler kadar fatura kesilmediğinden KDV talebinin uygun olmadığı, bu kapsamda davalının davacıya, hakedişleri karşılığında 13.000,00-TL eksik ödemede bulunduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla davacının davalıdan 13.000,00-TL tutarında alacağının olduğu, yine davacının 13.000,00 TL alacağı için takip öncesi 1.137,23 TL faiz talep edebileceği, davacı-karşı davalı tarafça sunulan dava dilekçesi ile kök rapora karşı itiraz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde davacının kök rapora karşı itiraz dilekçesi ile bir taraftan “işleri durdurduğunu, davacı şirketten de edimini yerine getirmesinin beklenemeyeceğini” ileri sürerken diğer taraftan dava dilekçesi ile işlerin tamamını bitirdiği gerekçesiyle hakediş bedelinin tahsilini talep ettiğinin görüldüğü, heyetimizce yapılan teknik incelemeler neticesinde kök raporda da ifade edildiği üzere dosyaya mübrez belgelerden ..... Mah. ..... Sok. Küçükçekmece/İst. adresinde bulunan 2 adet 16 duraklı asansörün bir kısım eksiklikleri bulunmasına ve henüz yeşil etiket alma seviyesinde olmamasına rağmen, kullanımda olduğu, farklı bir firma tarafından tamamlandığı, bulunduğu binanın ince işçiliklerinin devam ettiğinin görüldüğü, dolayısıyla dosyaya ibraz olunan belge/bilgi de bahse konu asansörlerin dava dışı üçüncü bir firma tarafından tamamlandığının anlaşıldığı, bu yönü ile eser sözleşmesi kapsamında yapılması kararlaştırılan asansörlerin asıl dava davacısı tarafından tam ve eksiksiz olarak yapılmadığı ve eksik işin karşı davacı tarafından başka yüklenicilere tamamlattırıldığının ifade edilmesi gerektiği, hâl böyle olunca davacı-karşı dava davalısı şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği yükümlülükleri zamanında yerine getirmediğinin anlaşıldığından davalı-karşı dava davacısının sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarını talep edebilmesinin mümkün olduğu bu yönü ile kök rapordaki görüşün aynen muhafaza edildiğini ifade etmek gerekeceği, ancak Mahkemece davacı-karşı dava davalısının edim yükümlülüğünü davalı-karşı davacıdan kaynaklanan sebeplerle ifa etmediği kanaatinde olunması durumunda ise kimse kendi kusuru ile menfaat elde edemeyeceğinden davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığının belirtilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde eser sözleşmesi;"Yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
Bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil (ehliyet) olanlar arasında, öneri ve kabulün gerçekleşmesi, yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (tarafların anlaşması), sözleşme içeriği ve amacının kanunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmamış yani yasaklanmamış (meşru içerik) ve sözleşmenin kanunda öngörülen biçimi varsa buna uyularak (şekil) yapılması, sözleşmenin genel unsurlarıdır.
Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.
Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir.
Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.
Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hale getirilmesine de ilişkin olabilir.
Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.
Dava konusu somut olayda; davacı tarafından sözleşmenin 4. maddesi ile belirlenen asansör işlerine ait tüm işlemlerin sözleşmede kararlaştırılan biçimde eksiksiz olarak imal ve teslim edildiğini, sözleşme ile öncelikli olarak bir adet dairenin teslimi yapılacağının kararlaştırıldığını, şayet bu daire teslimi gerçekleşmezse 543.000 TL + KDV'nin nakit olarak iş bitiminde ödeneceğini ancak sözleşmede belirtilen işlerin bitirilmesine rağmen davalının daireyi teslim etmediğini ve bedelin de yalnızca 122.000 TL'sinin ödendiğini iddia ederek bakiye bedelin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve davanın kabulünü talep ettiğigörülmektedir.
Buna karşın davalı tarafından ise davacının sözleşmede belirtilen işlerin büyük çoğunluğunu tamamlamadığını, işin yarıda bırakıldığını ve sözleşmede belirtilen sürede teslim edilmediğini, davalı şirketçe yazılı ve sözlü olarak defalarca sözleşme konusu işlerin tamamlanmasının davacıya bildirilmesine rağmen davacı yanca sözleşme konusu işlerin tamamlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı, sözleşmenin 4. maddesinde asansörlerin yüklenici tarafından yeşil etiket alınarak 30.04.2020 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığını,sözleşme konusu işin tam ve sözleşmeye uygun olarak teslim edilmeden sözleşme bedelinin talep edilemeyeceğini iddia ederek asıl davanın reddini ve karşı dava yönünden sözleşmenin 9.Maddesinde gecikilen her gün için günlük 1.000, TL tazminat kararlaştırıldığı işin süresinde yapılmaması sebebiyle davacı müvekkilinin daire sahiplerine dairelerini teslim edemediğini ve büyük zarara uğradığını, bu kapsamda 300.000. TL gecikme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada uyuşmazlık,davacı tarafından işin tam ve eksiksiz bir şekilde davalıya teslim edilip edilmediği dolayısıyla davacının iş bedeline hak kazanıp kazanmadığının,
Karşı davada uyuşmazlık ise: Eser sözleşmesi kapsamında yapılması kararlaştırılan asansörlerin asıl dava davacısı tarafından tam ve eksiksiz olarak yapılıp yapılmadığı ve eksik işin karşı davacı tarafından başka yüklenicilere tamamlattırılıp tamamlattırılmadığının,taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde hüküm altına alınan cezai şart alacağının doğup doğmadı, doğmuş ise miktarının ne olduğunun, tespiti noktasında toplanmaktadır.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME;
Davacı,taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesi ile belirlenen asansör işlerine ait tüm işlemlerin sözleşmede kararlaştırılan biçimde eksiksiz olarak imal ve teslim edildiğini ve sözleşme ile kararlaştırılan bedele hak kazandığını iddia etmiştir. Buna karşın davalı ise davacının sözleşmede belirtilen işlerin büyük çoğunluğunu tamamlamadığını, işin yarıda bırakıldığını ve sözleşmede belirtilen sürede teslim edilmediğini ileri sürmüştür.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre, bahse konu olan, ..... Mah. ..... Sok. Küçükçekmece/İst. adresinde bulunan 2 adet 16 duraklı asansörlerin ray montajlarının tamamlandığı tartışmasızdır. Ancak, söz konusu asansörlerin aynı kuyu içerisinde yer alması sebebiyle, ..... sayılı standartta geçen unsurları ihtiva etmediği tespit edilmiştir. Zira anılan standart ve yönetmelik maddeleri gereğince, aynı kuyu içerisinde çalışan iki veya daha fazla asansör bulunması durumunda, ayırıcı güvenlik bölmesi bulunmadan, asansörlerin yeşil etiket yani onay alması ve kullanımı resmi olarak mümkün değildir.
Öte yandan söz konusu ayırıcı bölmenin, dosyada mübrez Değişik İş tespit raporunda bulunan fotoğraflardan ve bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere, davacı tarafından yapılmadığı,davalı iş sahibi tarafından eksikliklerin başka firmalara sonradan tamamlattırıldığı görülmektedir. Bu durumda , taraflar arasındaki sözleşmenin 4. ve 5. maddelerinde belirtilen şartların davacı tarafça sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönü ile davacının iş bedelinin tamamına hak kazanmadığı sonucuna varılmalıdır.
Ancak dosya içerisinde görülen, Küçükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ..... Değişik İş sayılı dosyasına sunulan 17.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının 135.000,00-TL + KDV olmak üzere toplamda 159.300,00-TL tutarında iş yaptığı tespit edilmiştir. Ancak davalı tarafından davacıya 122.000,00-TL ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacının davalıya fatura kesmediği için KDV talep edemeyeceği hususu dikkate alındığında davacının davalıdan 13.000,00 TL alacak bakiyesi kaldığı anlaşıldığından asıl davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 13.000,00.-TL asıl alacak ve 1.137,23.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.137,23.-TL yönünden iptali ile takibin devamına ve alacak likit olmadığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine,Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME;
Asıl dosya davalısı ve karşı dava davacısı özleşmenin 9. maddesinde gecikilen her gün için günlük 1.000,00-TL tazminat kararlaştırıldığını, işin süresinde yapılmaması sebebiyle davacı müvekkilinin daire sahiplerine dairelerini teslim edemediğini ve büyük zarara uğradığını, bu kapsamda 300.000,00-TL gecikme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Kanun koyucu mülga 818 sayılı sayılı Kanun'un 158-161 inci maddelerinde “cezai şart” kavramını kullanmış, 6098 sayılı Kanun'un 179-182 nci maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramını tercih etmiştir.
Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selahâttin Sulhi Tekinay: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).
Cezai şartın, Kanun’daki ifadesi ile ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde 6098 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.
Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın (ceza koşulunun) diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal Kocaağa, Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33).
Cezai şart, somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun'un 179–182 nci maddelerinde düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 179 uncu maddesi:
“…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.
Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.
Maddenin birinci bendinde seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir. Örneğin, satıcının sattığı malı teslim etmemesi hâlinde alıcının mal yerine 100.000,00 TL ceza koşulu isteyebileceği kararlaştırılmışsa, alıcı ister malın teslimini, isterse ceza koşulunu isteyebilir. Görüldüğü üzere burada seçimlik bir hak söz konusu olup, alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifa imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da ceza koşulunun ödenmesini ister.
Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar: Borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).
İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.
Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen cezai şart ise maddenin üçüncü bendinde hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece cezai şart ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür cezai şartta borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece cezai şartın ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.
Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlâli koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir. Gerçekten, “borcumu ifa etmekten vazgeçersem 1.000TL ödeyeceğim” ifadesinde yerini bulan dönme cezasında asıl borcun ifasının teminat altına alınması suretiyle alacaklının hukuki durumunun güçlendirilmesi değil, aksine dönme cezasını ödemek ve sözleşmeden dönmek (veya sözleşmeyi feshetmek) suretiyle borçlunun durumunun iyileştirilmesi söz konusudur (Kocaağa, s. 145-154).
Cezai şarta ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Örneğin satıcının ayıplı mal teslim etmesi hâlinde, alacaklıya hem ayıpsız bir mal teslim edileceği hem de ceza koşulu ödeneceği kararlaştırılabilir. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya eklenen ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür (Kocaağa, s.138-139). İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 ..... Esas, ...... Karar; 14.10.2021 tarihli ve ...... Esas, ...... Karar; 29.06.2021 tarihli ve ...... Esas ve ..... Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesi hükmü "Yüklenici işi sözleşme bitiş tarihinde teslim edememesi durumunda geciken her bir gün için 1.000 TL (Bin Türk Lirası( kadar iş sahibine ödeme yapacaktır." şeklinde olup bu madde gereğince eldeki davada cezai şartın ifaya eklenen cezai şart mahiyetinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Dosyaya mübrez belgelerden karşı dava davalısı şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği yükümlülükleri zamanında yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmedeki cezai şartın da ifanın belirlenen vadelerde yapılmaması durumunda talep edilebileceği noktasında kararlaştırıldığı nazara alındığında davacının cezai şart talebinde bulunabilmesinin koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.
Ceza koşulu, bir asıl borcun ifasına ilişkin olduğu için böyle bir borç ilişkisi mevcut olmadıkça anlam taşımaz. Nitekim asıl dosya davacısının Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... E sayılı dosyası ile karşı dava davacına icra takibi başlatmış olması taraflar arasındaki borç ilişkisini de sona erdirecek mahiyettedir. Bu nedenle karşı dosya davacısının talep edebileceği cezai şart miktarının sözleşmede işin bitiş tarihini teşkil eden 30.04.2020 ilâ icra takibinin başlatıldığı 09.06.2021 tarihleri arasındaki 405 güne tekabül eden sürece ilişkin olabilecektir. Ceza tutarının günlük 1.000,00-TL olduğu ve ifa edilmeyen sürecin 405 güne tekabül ettiği hususu nazara alındığı karşı dava davacısının asıl dosya davacısından 405.000,00-TL”lik cezai şart talebinde bulunabileceği ifade edilebilir. Ancak HMK uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereği karşı davacının talep edebileceği bedelin 300.000,00-TLolabileceği anlaşıldığından karşı davanın kabulü ile 300.000,00.-TL cezai şart alacağının davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
ASIL DAVADA;
1- Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile davalının Bakırköy ..... icra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 13.000,00.-TL asıl alacak ve 1.137,23.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.137,23.-TL yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/1.maddesi uyarıca değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
2-Davacının,fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Alacak likit olmadığından davacı vekilinin icra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
5-Alınması gerekli 965,71 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 7.774,77 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 6.809,06 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı/karşı davalıya İADESİNE,
6-Davacı-karşı davalı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı, 965,71 TL Peşin harcın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 28 tebligat + posta ücreti 456,70 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 7.500,00 TL olmak üzere toplam 7.956,70 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 174,74 TL nin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı -karşı davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 28,99 TL'sinin davalı-karşı davacı .... Yapı İnşaat Mobilya Tekstil Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'den, 1.291,01TL' sinin ise davacı-karşı davalı ...... Asansör Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinden tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
9-Davacı-karşı davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 14.137,23 TL ücreti vekaletin davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya VERİLMESİNE,
10-Davalı-karşı davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 94.144,39 TL ücreti vekaletin davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE,
11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
KARŞI DAVADA;
1-Davanın KABULÜ ile ;300.000,00-TL cezai şart alacağının davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE,
2-Alınması gerekli 20.493,00 TL karar ve ilam harçtan peşin alınan 5.124,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.396,00 TL harcın davacı-karşı davada davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davalı-karşı davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı, 5.124,00 TL Peşin harcın davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE,
4-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan bir bilirkişi inceleme ücreti 8.300,00 TL yargılama giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE,
5-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
6-Davalı-karşı davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 47.000,00 TL ücreti vekaletin davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin yüzlerine karşı, oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 30/05/2024
Başkan .....
☪e-imzalıdır.☪
Üye ......
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Katip .......
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."