T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/396
KARAR NO : 2024/558
DAVA : ALACAK
DAVA TARİHİ : 18/01/2016
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 18/01/2016 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili şirketin ..... Sanayi Tic.Ltd. Şti.nden alacaklı olduğunu, müvekkili şirket borçlusu .... ekstilin borcuna karşılık davalı ...'dan olan alacaklarını müvekkili şirkete ..... Bakırköy Noterliği'nin 28/08/2015 tarih, ... yevmiye numaralı 61.034,85 Euro bedelle Bakırköy ....... Noterliği'nin 27/08/2015 tarih .... yevmiye numaralı 54.349,88 Euro bedelli temliklerin yapıldığını davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirketten tebliğden sonra 15/09/2015 tarihinde 27.111,80 Euro ve 06/10/2015 tarihinde 55.590,18 Euro ödeme yapıldığını bakiye 32.682,752 Euro'nun ödenmemesi sebebiyle Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasından ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını borçlunun haksız olarak itiraz ettiğini, itirazın iptali ve %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 15/03/2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacı şirket ile davalı müvekkili arasında doğrudan borç doğuran hukuki ilişkinin bulunmadığını, müvekkilinin dava dışı ... Tekstil Sanayi Tic. Ltd. Şti.' ile aralarında fason imalat anlaşması yapıldığını, bu anlaşma çerçevesinde müvekkilinin istemiş olduğu ürünlerinin imalatını yaparak hatasız ve noksansız olarak müvekkili şirkete teslim edileceğini dört kez ürün teslimatı yapıldığını, her teslimat faturasının ayrı ayrı müvekkili şirket namına kesildiğini, bu faturalardan bir adedinin imalatçı firmaya geri kalan üç faturanın ise davacı şirkete temlik edildiğini, temlik edilen faturalar ile alakalı ayıplı ifa ve geç teslim nedeniyle oluşan zarar düşüldükten sonra kalan 82.771,98 euroluk kısmın müvekkili şirket tarafından temlik alan davacı şirkete ödendiğini, alacağın davacı şirketi temlik edilmesi nedeniyle borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devredene karşı ileri sürebileceği borçlar kanununda belirtilmiş olduğundan müvekkilinin dava dışı ... Tekstil ürün teslimi için gereken sürelere riayet etmemiş ve gerçekleştirilen imalatın büyük bir kısmı ayıplı çıktığından ödeme yükümlülüğü bulunmadığını bu savunmanın temlik alana karşı da ileri sürülebileceğini, dava dışı .... Tekstil'e ayıplı imalat ve teslimatta gecikmeler konusunda bildirimde bulunulduğunu, ayıplı ürünlerin tamamen iadesi yerine oluşan ziyana karşılık ödenecek bedelden tenzil edilmesi konusunda karar alındığını bu konuda .... Tekstil Ltd. Şti. İle aralarında anlaşma yaptıklarını davanın reddine davacının kötü niyetli nedeniyle %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Dava, tamamen ıslah ile eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler .... tarafından düzenlenen 04/04/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Dava dışı .... Tekstil ile davalı arasında, dava dışı şirketin davalıya Tekstil ürünleri fason hizmeti vermesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, dava dışı .... Tekstil'in davalıdan olan 115.384,73 EURO alacağını davacıya temlik ettiği, davalı tarafından davacıya toplam 82.701,98 EURO ödeme yapılması neticesinde, davacının davalıdan 32.682,75 EURO alacağı kaldığı, dava dışı ... Tekstil tarafında davalıya 18.09.2015 tarihinde 32.612,75 EURO'luk Credit Note findirim) düzenlendiği, davalı ile dava dışı imalatçı ... Tekstil arasında imzalanmış termin tarihini gösteren imalat sözleşmesinin dosyaya sunulmadığı, dosyaya sunulan e-mail yazışmaları ve faturalar karşılaştırıldığında .... Tekstil'in dosyaya sunulan faturalar dışında başka işlerin imalatını yaparak davalı için ürettiğinin anlaşıldığı, dosyaya sunulan 3 adet fatura konusu ürünlerin geç teslim edildiği iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalının kabul ederek yurt dışına ihraç ettiği ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı gibi söz konusu ürünlerin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da sunulmadığından davalının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalı tarafından dava konusu 18.09.2015 tarihli 32.612,75 Euro'luk ..... 'nin dayanağı olacak yurt dışı müşterisi tarafından düzenlenmiş herhangi bir “debit note” veya reklamasyon faturası veya ödeme makbuzu sunulmadığından davalının .... Tekstil'in imal ettiği ürünler nedeniyle zarara uğradığı iddiasının ispata muhtaç olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler .... tarafından düzenlenen 26/09/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; ... Tekstil San.Tic.Ltd.Şti. tarafından imal edilen ürünlerin davalı tarafından teslim alınınca kontrol edilerek yurt dışına ihraç edildiği, davalının yurt dışı müşterisinin incelemesi sonucunda ürünlerde ayıplar bulunduğunun davalıya bildirildiği, davalının kabul ederek yurt dışına ihraç ettiği ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı, söz konusu ürünlerin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da sunulmadığı, dava dışı imalatçı ... Tekstil San.Tic.Ltd.Şti. tarafından düzenlenen 18.09.2015 tarihli 32.612,75 Euro’luk .... ile .... Tekstil San.Tic.Ltd.Şti.'nin 10.08.2015 tarihli .... ve 27.08.2015 tarihli A-005070 nolu faturalardaki ürünlerin geç teslim edilmesi ve kalite problemi nedeniyle 32.612,75 Euro reklamasyonun kabul edildiği, ne kadar ürünün ayıplı olduğunun anlaşılamadığı, ancak dava dışı ... Tekstil'in kabul ettiği üzere söz konusu faturalar içeriğindeki ürünlerin tamamının dikim hatası yönünden ayıplı olması halinde, davalının talebi gibi % 30-40 tenzilat uygulanarak 32.574,86 Euro reklamasyon yansıtılmasının kadri maruf olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Davacı vekili,eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili amacıyla girişilen icra takibine davalının yaptığı itirazın haksız olduğundan bahisle itirazın iptali davası açmış ise de,aşamada Mahkememize sunduğu tamamen ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürmüştür.
Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür.
Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.
Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.
Eldeki davada uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir.
Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır.
Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır.
Maddî ayıplar, açık veya gizli ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen, ancak yapılmamış olması nedeniyle karşı tarafça fark edilen projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesinin alınmaması gibi hukukî ayıplar vardır. Maddî ve hukukî ayıpların da tıpkı açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbar edilmesi zorunludur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur.
Gizli ayıplarla ilgili TBK’nın 477/3. maddesi, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.
Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır.Maddeden de açıkça anlaşılacağı üzere eser sözleşmesi ile ilgili hükümlerinde ayıplı imalâtın, ayıptan ari misliyle değiştirilmesine dair iş sahibine tanınmış seçimlik hak bulunmamaktadır.İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E., 2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava konusu somut olayda; dava dışı .... Tekstil ile davalı arasında, dava dışı şirketin davalıya Tekstil fason hizmeti vermesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde dava dışı DR Tekstil'in davalıdan 115.384,73 EURO alacaklı olduğu ve işbu alacağını davacıya Temlik ettiği, davalı tarafından Temlik Sözleşmesine istinaden davacıya 82.701,98 EURO ödeme yapıldığı, davalının dava dışı şirketin yapmış olduğu işin ayıplı olduğu iddiası ile bakiye 32.682,75 EURO'yu ödemediği hususunda bir uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık,dava dışı şirket tarafından yapılan işin ayıplı olup olmadığı,ayıplı ise ayıp miktarının ne olduğu,dava dışı şirket tarafından düzenlendiği iddia edilen belgenin taraflar arasındaki uyuşmazlıkta delil olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususundadır.
Öncelikle istinaf kaldırma kararı doğrultusunda,ayıplı ürülerin üzerinde ve dava dışı temlik eden yüklenici şirketin ticari defter ve belgelerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ise de,davalı şirketin ayıplı ürünleri inceleme günü hazır etmediği gibi dava dışı yüklenici şirkette incelemeye ticari defter ve belgelerini sunmamıştır.
Somut olayda davalı iş sahibi şirketin savunması,dava dışı yüklenici şirket tarafından üretilen ürünlerin ayıplı olması nedeniyle ayıp oranında ödeme yapılmadığını ve dava dışı yüklenici şirket tarafından verilen belge ile de bu hususun ispat edildiği savunulmaktadır.“Davalı tarafından sunulan credit nol8” belgesi ve dava dışı yüklenici şirket yetkilisinin beyanına dayanılarak ayıplı iş bedelinin 32.612,75 EURO olduğu kabul edilmiş ise de, belgenin dava dışı İtalya'daki müşteri şirket tarafından düzenlenmiş olması, dava dışı yüklenici şirket yetkilisinin beyanında ayıplı iş oranını ve bedelini tahminen kararlaştırdıklarını belirttiğinden ve iddianın ispatı yönünden defter kayıtları ve ayıplı ifa edildiği iddia olunan ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı iş sahibinin varsa alacağının hesaplanması zorunlu olup ,davalı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin incelemeye hazır edilmediği ve dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenemediğinden davalı şirket ayıp savunmasını yargıtayın istikrarlı kararlarına uygun olarak ispat edemediği gibi davacının temlik alan olması nedeniyle de yemin deliline dayanılması da mümkün olmadığından davalı ayıp savunmasını usulüne uygun olarak ispat edememiştir.Buna göre davalının ayıp oranında iş bedelinden indirim yaparak ödememe yapmaması yerinde değildir.
Diğer taraftan davacı,itirazın iptali talebi ile açtığı davasını alacak davası olarak ıslah ederek taraflar arasındaki işin yabancı para cinsinden olması sebebiyle iş bedelinin ıslah tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek alacağa hükmedilmesini talep etmiştir.Davacının itirazın iptali davasını ıslah ederek alacak talebinde bulunması usulen mümkün ise de,ıslah yoluyla yabancı para alacağı talebinin TBK'nın 99.maddesine uyun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
TBK'nın 99 uncu maddesi uyarınca, konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak, ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise; alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak, yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.Somut olayda davacı icra takibine girişirken seçimini Türk Lirası yönünde yaptığı,buna göre yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinden hükmün davacının ilk seçimi doğrultusunda kurulması gerekmiştir.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı .... Tekstil ile davalı arasında, dava dışı şirketin davalıya Tekstil fason hizmeti vermesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde dava dışı ... Tekstil'in davalıdan 115.384,73 EURO alacaklı olduğu ve işbu alacağını davacıya Temlik ettiği, davalı tarafından Temlik Sözleşmesine istinaden davacıya 82.701,98 EURO ödeme yapıldığı, davalının dava dışı şirketin yapmış olduğu işin ayıplı olduğu iddiası ile bakiye 32.682,75 EURO'yu ödemediği,icra takibinden önce dava dışı şirketin alacağını davacıya temlik ettiği,ödenmeyen 32.682,75 Euro'nun tahsili için davacı temlik alanın davalı aleyhine icra takibine giriştiği,davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve davacı tarafından davalının itirazının iptali istemi ile mahkememize dava açıldığı,yargılama sırasında davacının,davasını tamamen ıslah ederek 32.682,75 Euro alacağın tahsilini talep ederek davasını alacak davası olarak ıslah ettiği,davalının ayıp savunmasını usulüne uygun deliller ile ispat edemediği,neticeten davacının ödenmeyen kısım kadar davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği,ancak davacının TBK'nın 99.maddesine aykırı olarak seçimlik hakkını Türk Lirası üzerinden kullanmış iken,bu hakkını ıslah suretiyle de olsa yabancı para alacağına dönüştüremeyeceğinden açılan davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulü ile 100.195,50.-TL alacağın dava tarihi olan 18/01/2016 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıyaverilmesine,davacının fazlaya ilişkin talebinin açıklanan nedenle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 100.195,50.-TL alacağın dava tarihi olan 18/01/2016 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 6.844,35 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 17.202,26 TL harçtan(Peşin + Islah Harcı) mahsubu ile fazla alınan 10.357,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Davacı tarafından ödenen 29,20 TL Başvurma Harcı, 6.844,35 TL Peşin harç ve ıslah harcı olmak üzere toplam 6.873,55.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 31 tebligat + posta ücreti 620,35.-TL iki bilirkişi ücreti 4.000,00 TL olmak üzere toplam 4.620,35 TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 446,58 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafından yapılan 2 tebligat + posta ücreti 50,00.-TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 45,17 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 32.000,00- TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 133.009,03- TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.30/05/2024
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."