T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/533
KARAR NO: 2023/431
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/06/2022
KARAR TARİHİ: 04/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu 09/06/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ;
Müvekkili şirket ile davalı arasında faturaya dayalı alacağının tahsili için Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalı tarafından ödeme emrinin tebliğinden sonra 06/04/2022 tarihinde hukuka aykırı olarak borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, müvekkili tarafından hukuki işlemlere devam edilmek istenmişse de davalı şirketin borcun bono tanzim edilerek ödeneceği, bu sebeple icra işlemlerine devam edilmemesi hususunda bir protokol hazırlayarak müvekkili şirkete ilettiğini, davalı şirketin işi sürüncemede bırakması sebebiyle protokolün imzalanamadığını, taraflar arasında ürün satımına ilişkin sözlü mutabakat sağlanması sonrasında sipariş edilen ürünlerin sevkiyatlarının yapıldığını, müvekkil şirket tarafından tanzim edilen 20/01/2022 tarihli ... - numaralı 10.642,83 USD tutarlı ve 20/01/2022 - tarihli ..... numaralı 14.379,60 USD tutarlı ilk iki fatura bedelinin davalı tarafça 21/01/2022 tarihinde ödendiğini, davalı siparişlerinin devam etmesi neticesinde müvekkil şirket tarafından siparişe konu ürünler hazırlanarak davalı şirkete gönderildiğini ve bu kapsamda 7 ayrı fatura daha tanzim edildiğini, söz konusu ürünlerin davalı şirket tarafından teslim alındığını, söz konusu faturaların tamamının davalı şirkete tebliğ edilmiş ve siparişe konu ürünler davalı şirket tarafından teslim alınmış olmasına karşın fatura bedellerinin davalı şirket tarafından eksik ödendiğini, halihazırda 60.228,05-USD tutarında bakiye alacakları olduğunu, neticede davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekilinin 03/10/2022 tarihli cevap dilekçesini özetle ;Davalı müvekkili şirketin davacı şirkete karşı herhangi bir borcu olmadığını, davacı şirket tarafından tanzim edilen 20/01/2022 tarihli ..... numaralı 10.642,83 USD tutarlı ve 20/01/2022 tarihli .... numaralı 14.379,60 USD tutarlı ilk iki fatura bedeli davalı müvekkil şirket tarafından 21/01/2022 tarihinde ödendiğini, davacı şirketin davalı müvekkil şirketten ödeme yapmasını istediği miktara bakıldığında da, davacı şirketin işbu beyanlarını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, dava dilekçesinde sadece taraflar arasında sözlü mutakabata - varıldığının iddia edildiğini, bu iddiasını yazılı delille ispatlayamadığını, neticede; davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır
Bilirkişi .... tarafından sunulan 13/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, Ocak ayı beratlarının süresinde alındığı, Aralık ayı berat alma süresinin henüz dolmadığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, yanlar arasında davacı tarafından davalıya ambalaj malzemesi satışı yapılması şeklinde ticari ilişki olduğu, davacı ticari defterlerinde 2022 yılında davalıya toplam 9 adet fatura ile 129.808,48 USD'lik mal satıldığı, davalı tarafından davacıya toplam 69.580,43 USD ödeme yapıldığı ve icra takip tarihinde davacının davalıdan 60.228,05 USD alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin alınan bilirkişi raporunun da davacı kayıtları ile örtüştüğü ve davalının davacıya 60.228,05 USD borçlu olduğu, mahkemece davacı alacağının kabulü halinde icra takip tarihinde 60.228,05 USD'nin TL karşılığının x 14,6635 = 883.154,01 TL olduğu, davacı tarafından döviz alacağına Kamu Bankalarının 1 yıla kadar dövizli mevduata fiilen uyguladığı faiz oranları ile tahsilinin talep edildiği, icra takip tarihi olan 01.04.2022 tarihinde bu oranın %3 olduğu ve değişen oranlarda uygulanması gerekeceği, davacının sair taleplerinin mahkemenin takdirinde olduğuna dair görüş ve beyan bildirmiştir.
Bilirkişi .... tarafından mahkememize sunulmak üzere Mersin .... Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda özetle ; Davalı .... Ticaret A.Ş.'nin 2022 yılı defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğu anlaşıldığı, davalı ....Ticaret A.Ş.'nin 2022 Yılı Defterlerin İncelenmesinde davalı ile davacı arasında ticari ilişki olduğu ve bu ticari alışverişten dolayı 11.02.2022 tarihi itibari ile davacının davalıdan 60.228,05 USD(883.154,01-TL) alacağı olduğu tespit edildiği, 60.228,05. USD(883.154,01-TL) tutarındaki alacağın dava konusu faturalardan kaynaklandığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir.
Dava itirazın iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir.
Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.”Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. "
Örneğin faturalara dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.Tek taraflı düzenlenen faturalar hiçbir zaman bir akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp , akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir.Bu nedenle faturanın geçerli olabilmesi için mal ve hizmetin verildiğine dair belge sunulamaması durumunda faturaların karşı tarafın defterlerinde de kayıtlı olması gerekir.
Davacı yan icra takibinde ödenmediğini iddia ettiği alacak için takibe girişmiştir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olduğu anlaşılmıştır.Kendisi lehine bir olaydan hak çıkaran taraf ispat külfeti altındadır.Davacı yanın tek taraflı olarak tanzim ettiği faturalara davalı yanca itiraza uğramıştır.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalı yargılamaya katılıp uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerini ibraz ettiği ve bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı.bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine ve davalının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının 60.228,05 USD borcu olduğunun tespit edildiğinden ve tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulayıp davalının bu hususların aksini gösterir kesin bir delil ibraz etmediği görülmektedir.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında, davacı tarafından davalıya ambalaj malzemesi satışı şeklinde ticari ilişkinin olduğu, davacının cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine davalı aleyhine icra takibine geçtiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaları yasal ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği, davacının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 60.228,05 USD alacağının olduğu,davalının,davacı tarafından tanzim edilmiş faturaları ticari defterlerine kaydettiği,bu hali ile fatura içeriğindeki malların davalıya teslim olgusunun ispat edildiği,bu hususun usulüne uygun deliller ile davalı tarafından aksinin ispat edilemediği anlaşıldığından davanın kabulü ile davalının Küçükçekmece ....İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 60.228,05 USD üzerinden iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olması gerekli olup davacı alacağının faturaya dayalı olması nedeniyle likit olduğuı anlaşıldığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulüne,davalı,davacının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğunu ispat edemediğinden koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 60.228,05 USD yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
2-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 177.182,49.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
4-Alınması gerekli 60.671,19 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.657,06 TL peşin harç ile 4.425,01 TL icra veznesine yatan harcın mahsubu ile bakiye 45.246,18 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
5-Davacı tarafından ödenen 80,70 Başvurma Harcı, 10.657,06 TL Peşin harç, 4.425,01 TL icra veznesine yatırılan harç ile 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 15.171,27 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan 12 tebligat + posta ücreti 333,50 TL, iki bilirkişi ücreti 5.000,00 TL olmak üzere toplam 5.333,50 TL olan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 390,00 TL x 2 saat= 780,00 TL) X 2 = 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 217.114,21 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 390,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı,davalı vekilinin yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 04/05/2023
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ....
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."