T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/681
KARAR NO : 2024/366
DAVA : İtirazın İptali (Rekabet Yasağı Sözleşmesinden Kaynakalanan)
DAVA TARİHİ : 28/07/2022
KARAR TARİHİ : 17/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Rekabet Yasağı Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Taraflar arasında düzenlenen 29/04/2019 tarihli Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinde "yer alan rekabet yasağı yükümlülüklerine aykırı davranması durumunda işçi 20.000 USD cezai şartı ödemek zorundadır, işçi cezai şarttan indirim talep edemez" maddesine uymadığını, müvekkil ile aynı iş kolunda ve aynı konularda faaliyet gösteren ..... SANAYİ, A.Ş .şirketinde ARGE uzmanı olarak çalışmaya başlayarak müvekkil şirketin zararına neden olduğunu, cezai şartın tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı tarafın itiraz ettiğinden takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davanın kabulü ile itirazın iptaline takibin devamına, davalı borçlu aleyhine % 20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile Müvekkilinin davalı işveren nezdinde 24.04.2019-25.12.2020 tarihleri arasında çalıştığını, aylık net maaşının 5.000,00 TL olduğunu, iş akdinin müvekkili tarafından haklı sebeplerle feshedildiğini, bir ülke vatandaşının ülkesinin bütününde rekabet yasağı içinde bulunacağını, hatta ve hatta Avrupa ve Asya kıstasında dahi çalışmayacağını öngören davaya konu sözleşmenin kanuna, ahlaka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan rekabet sözleşmesine göre , müvekkilinin davacı işverende yaptığı iş ve görev belli olmadığı gibi, verilen görev bakımından teknik veya üretim açısından herhangi sır söz konusu olmadığını, açılan işbu davanın kötü niyetli açıldığını, bu sebeplerle takibinde haksız ve kötüniyetli bulunan davacının, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Dosyada mevcut 19/02/2024 tarihli Bilirkişiler ..., .... ve .... tarafından sunulan raporda Davacı tarafın dava konusu döneme ait defterlerinin usulüne uygun, birbirini doğruladığıYevmiye, Defteri kebir defterlerinin berat ve Mali Mühürlerinin süresinde alındığı, Envanter defterinin noter açılış ve onayının süresi içinde usulüne uygun yapıldığı, mevcut hali ile HMK 222 Madde ve 6102 s. TTK 64/3 Uyarınca davacı taraf 2019-2022hesap yılı defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davalının, davacı şirket bünyesinde çalıştığı sürede, davacı şirkete toplamda net olarak:85.972,00 TL net ücret aldığı, davalı için davacı şirketin herhangi bir eğitim, yolluk vb. masrafında bulunmadığı, Rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiği, nitekim dosyaya mübrez sözleşmeden anlaşıldığı üzere, taraflar arasında akdedilen “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi”nin bu geçerlilik şartını taşıdığı, Rekabet yasağı sözleşmesinin diğer bir geçerlilik şartının rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olmasına bağlandığı; bunun söz konusu olabilmesi içinse, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olmasının gerektiği, Şayet Mahkeme davalının, davacı şirketin iş sırrını ve/veya müşteri portföyünü bilmesi, bu bilgilere vakıf olması hususunda arz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile aynı görüşte ise bu yönü ile davalının rekabet yasağına ilişkin hükme aykırı eylemde bulunduğu, ancak Muhterem Mahkeme tarafından davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmadığı ve davacıya önemli zarar verebilme ihtimalini taşımadığı kanaatinde olunması halinde ise davalının rekabet yasağına aykırı davranmadığı, TBK m. 445 uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinde işçinin ne kadar süre ile hangi türden işleri ve nerede veya nerelerde yapamayacağı konuları düzenlenmiş olması gerektiği; dosyaya sunulan İş Akdi Protokolündeki rekabet yasağının süre bakımından “2 yıl”; konu, işverenin ana sözleşmesinde belirtilen konularda çalışan bir başka şirkette çalışma, danışmanlık yapma veya ortaklık kurma veya diğer herhangi bir sıfatla ilgili olamaz şeklinde; coğrafi olarak merkezi Türkiye sınırları Asya ve Avrupa kıtalarında olduğu, Şayet Muhterem Mahkemece taraflar arasında akdedilen protokoldeki yer sınırlamasının “(…) davalı tarafın imzaladığı hizmet sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlaması, işçinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsadığı (…)” yönündeki Yargıtay ilamı nazara alınmak suretiyle kanun hükmüne aykırı olduğu kanaatinde olunması halinde davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olamayacağı ve bu kapsamda kendisinden herhangi bir cezai şartın talep edilemeyeceği, Şayet Muhterem Mahkemenizce taraflar arasında akdedilen protokoldeki yer sınırlamasının “(…) Sözleşmede; yasağın uygulanacağı yer bakımından bir sınırlama bulunmadığı anlaşılmakta ise de davalının istifadan sonra çalışmaya başladığı işletmenin faaliyet adresi gözetilerek, TBK 445/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir müdahale yapılmak suretiyle sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin bölümünün geçerli hale getirilmesi mümkündür. İlk derece mahkemesince, tarafların sözleşme yapma iradesine uygun olarak, makul bir coğrafi alan yönünden davacının faaliyet alanı olarak İstanbul İli ile sınırlandırılarak geçerli sayılması gerektiği, davalının yasak sürede aynı iş kolunda, işe başlaması nedeniyle, sözleşmedeki rekabet yasağı kuralının ihlal edildiği, davacının davalı işçinin pozisyonu nedeniyle önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı mevcut olduğu (…)” yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 13.10.2020 tarihli ilamında ulaşılan sonuçla aynı kanaatte olunması halinde davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olacağı ve bu kapsamda cezai şartın talep edilebileceği, Muhterem Mahkemece TBK m. 445 uyarınca sözleşmenin yer yönünden sınırlama hükmünün daraltılarak davacının çalışma bölgeleri ile sınırlı olduğu kanaatinde olunması halinde sözleşme hükmü geçerli olarak kabul edileceğinden sözleşmede öngörülen cezai şartı talep edilebilmesinin mümkün olabileceği; Her ne kadar ceza koşulunun miktarını belirlemede taraflar özgürseler de, güçlünün ekonomik olarak zayıfa ağır bir ceza koşulu kabul ettirmesi mümkün olduğu; bu nedenle TBK m.182/2’de hakimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirme imkanı tanındığı; somut uyuşmazlık bakımından davalının bir ticari işletme işlettiği, dolayısıyla tacir sıfatını haiz olduğu yönünde de herhangi bir bilgi ve/veya belgeye rastlanılmadığı; bu kapsamda şayet Mahkemece cezai şartın talep edilebileceği sonucuna varılırsa cezanın indirilmesi hususunda TBK md.182/2 hükmü işletilebileceği anlaşılmıştır.
Dava, işçinin rekabet yasağından ve işçi ile işveren arasında düzenlenen sözleşmeye aykırılık iddiasından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 445. maddesi “(1)Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. (2)Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” şeklindedir.
"... rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir..."Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli 2018/1393 E., 2019/2838 K.
"...Somut olayda, rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama, tarım makineleri üretim, satış ve pazarlanması ve benzeri konularda Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren herhangi bir şirkette 1 yıl süreyle haksız rekabet yaratacak çalışmalarda bulunulmaması şeklindedir. Söz konusu düzenleme Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir. Bu durumda mahkemece, rekabet yasağına dair sözleşme maddesinin geçersiz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile davalı işçi aleyhine cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." Yargıtay .... Hukuk Dairesi, 16.12.2020 tarih, ... E., ... K.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasındaki rekabet yasağına ve sır saklama yükümlülüğüne ihlal nedeni ile uğranılan zararın tespiti ve tahsili istemine dayanmakta olup, ispat yükü davacı üzerindedir. Davacının davalının sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ve rekabet yasağına aykırı davranıldığını ve bu nedenle de oluşan zararını ispat yükü altındadır. Bu kapsamda alınan bilirkişi raporunda terditli bir inceleme yapılmıştır. Raporda işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olmasının gerektiği, Şayet Mahkeme davalının, davacı şirketin iş sırrını ve/veya müşteri portföyünü bilmesi, bu bilgilere vakıf olması hususunda arz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile aynı görüşte ise bu yönü ile davalının rekabet yasağına ilişkin hükme aykırı eylemde bulunduğu, ancak Muhterem Mahkeme tarafından davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmadığı ve davacıya önemli zarar verebilme ihtimalini taşımadığı kanaatinde olunması halinde ise davalının rekabet yasağına aykırı davranmadığı, TBK m. 445 uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinde işçinin ne kadar süre ile hangi türden işleri ve nerede veya nerelerde yapamayacağı konuları düzenlenmiş olması gerektiği; dosyaya sunulan İş Akdi Protokolündeki rekabet yasağının süre bakımından “2 yıl”; konu, işverenin ana sözleşmesinde belirtilen konularda çalışan bir başka şirkette çalışma, danışmanlık yapma veya ortaklık kurma veya diğer herhangi bir sıfatla ilgili olamaz şeklinde; coğrafi olarak merkezi Türkiye sınırları Asya ve Avrupa kıtalarında olduğu, Şayet Muhterem Mahkemece taraflar arasında akdedilen protokoldeki yer sınırlamasının “(…) davalı tarafın imzaladığı hizmet sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlaması, işçinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsadığı (…)” yönündeki Yargıtay ilamı nazara alınmak suretiyle kanun hükmüne aykırı olduğu kanaatinde olunması halinde davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olamayacağı ve bu kapsamda kendisinden herhangi bir cezai şartın talep edilemeyeceği yönünde tespitler yer almaktadır. Taraflar arasında 29/04/2019 tarihli sözleşmenin 8. Bendinde rekabet yasağına ilişkin madde içermektedir. Öncelikle bu hükmün süre ve coğrafi sınır bakımından geçerli olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Taraflar atasındaki sözleşmenin 5.1 maddesinde "rekabet yasağı Türkiye, Avrupa ve Asya Kıtalarında" şeklinde yer sınırlaması yapılmış olup gereke yukarıda yer alan karar gerekse de bu yönde Yargıtay!ın yerleşmiş içtihatları dikkate alındığında söz konusu düzenleme Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir, rekabet yasağına dair sözleşme maddesinin geçersiz olması nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.923,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.495,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 27.390,51 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 664,41 TL arabuluculuk ücretinin davanın reddi nedeniyle davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6- HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/04/2024
Katip ...
¸
Hakim ....
¸
"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."