T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/690
KARAR NO: 2023/401
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
DAVA TARİHİ: 29/07/2022
KARAR TARİHİ: 27/04/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verdiği 29/07/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı kooperatifin ortağı olmasına rağmen 29/06/2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısından haberdar olmadığını, kendisine olağanüstü toplantı gününü ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmediğini, 29/06/2022 - tarihinde genel kurul yapıldığını tesadüfen öğrendiğini, davalı kooperatifin tarafınca ödenen 575.000,00 TL'yi banka yolu ile iade ederek şahsını ortaklıktan çıkardığını beyan ettiğini, ancak tarafına iade edilen tutarın tekrar kooperatife iade edilerek buna itiraz etmesi üzerine, bu defa 20/07/2022 tarih Büyükçekmece ... Noterliği ... yevmiye nolu noter ihtarnamesi ile ortaklığını ikrar ederek Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesi gereğince 1. İhtarname gönderildiğini, hisse başı 100.000 TL ödenmesi ile ilgili bir önceki genel kurulda alınan kararın bu defa gelir vergisinin de kooperatife yüklenerek vergiler dahil toplam 27.733.326,58 TL ödemenin huzur hakkı adı altında tek bir kişiye ödenmesinin eşitlik ilkesine aykırı ve kooperatif mantığına aykırı bir durum olduğunu, bu nedenle genel kurul toplantı tutanağının 10-a maddesinin iptali gerektiğini, ana sözleşmenin 8. maddesinde "Bir ortaklık payının değeri 100 TL'dir. Ortaklar en çok 5.000 pay taahhüt edebilirler. Ancak her ortağın bir pay taahhüt etmesi zorunludur" şeklinde belirtilmiş olup davalı kooperatife ödenecek en çok ortaklık payı bedeli 500.000,00 TL olmasına rağmen tarafından 575.000,00 TL tahsil edildiğini, tarafından herhangi bir ortaklık payı taahhüt edilmediğini, ortaklık payı bedelinin 1/4'ü peşin olmak üzere geri kalanının bir yıl içinde ödenebileceğini, ancak bir yıl dolmasına rağmen ortaklık payının tamamını ödemeyen ortaklara karşı hiçbir yasal müracaat yapılmadığını, fazla ödenen tutarın iadesini talep edebilmesi için bu durumun tespiti gerektiğini, davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 12. maddesinde "Kooperatifin ortak sayısı en az yedi kişidir. Ortak sayısı arsa ve iş yeri imkanlarına göre genel kurulca belirlenir" şeklinde belirtilmesine rağmen, 28/12/2021 tarihli genel kurulda ortak sayısının belirlenmediğini, Kooperatifler Kanunu md. 8/3'ün "Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez." Şeklinde olduğunu, inşa edilecek gayrimenkulün m2 si ve planları belli olup lansmanda duyurulan özelliklere uygun kaç adet dükkan yapılacağının belli olduğunu, doğal olarak hisse adedi ve ortak sayısının belirlenebileceğini, kooperatif yönetiminin usulsüz olarak kooperatife ortak kabul edip veya bazı ortaklıkları sona erdirmesi sebebiyle ana sözleşmeye ve kanuna aykırı hareket edildiğini, kooperatifler Kanunu 23. madde hükmünün; "Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler." hükmünü amir olduğunu, davalı kooperatifin eşitlik ilkesine aykırı olarak her ortağı farklı muameleye tabi tuttuğunu, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinin “Kooperatif ortakları, bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler.” şeklinde olduğunu, bu maddeye göre, ortaklar yönünden hak yükümlülüklerde eşitlik ilkesinin, Türk hukuk sisteminde buyurucu (emredici) bir yasa hükmü olarak öngörüldüğünü, bu sebeple iddialarının araştırılarak toplanacak delillere göre karar vermek gerektiğini, diğer bazı ortaklarla iletişim kurduğunda bir kısmının sadece tarafınca ödenen 575.000,00 TL'lik ilk kısmı ödediğini, bir kısmının ise daha farklı tutarlar ödediğini öğrendiğini, eşitlik ilkesine aykırı durumun tespiti bakımından kooperatif adına kayıtlı banka hesaplarından tüm ortakların ödediği ortaklık bedellerinin ve tarihlerinin tespiti gerektiğini, Oysa kooperatif tarafından ilk yapılan duyuruda ve ekte yer alan belgelerden görüleceği üzere duyurulan bedelle diğer ortakların ödediği bedellerin farklılık arz ettiğini, Arsa bedeli dışında dükkanın üst yapı maliyeti için bankadan çekilecek uygun maliyetli kredi ile birlikte bahse konu ödemeleri ile bütçelerine yük getirmeden dükkanın tesliminden itibaren başlayacak kredi projenin tamamlanarak dükkanların teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, ancak daha ortaklık bedellerini bile eşitlik ilkesine uygun toplayamayan kooperatif yönetiminin kredilendirmeyi hangi yönteme göre yapacağını, neticede; Kooperatif ortaklığının tespiti ile diğer ortakların sayısının, sermayesinin ve kooperatifin mali-hesap durumunun tespiti ile usulsüzlük tespiti halinde ilgili kurum ve yargı mercilerine ihbarda bulunulmasına, ilk talepleri olan 29/06/2022 tarihli genel kurul toplantısının ve alınan kararların tümüyle iptaline, aksi durumda (terditli) dilekçede belirtilen genel kurul toplantı tutanağındaki ilgili maddelerin iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili Mahkememize sunduğu 13/09/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının işbu davayı açma niyetinin parasal yükümlüğünü yerine getirmeden, işbu dava yoluyla kooperatif yönetiminin ortaklığını yüksek fiyata devretmesine zorlamak olduğunu, davacının kendisine 1. ve 2. İhtarname gönderilmesine rağmen daha önce ödemesi gereken 575.000,00 TL'yi ve 29.06.2022 tarihli genel kurulda ortakların 3 taksitte ödemesine karar verilen ve 1. taksidi 01/08/2022 tarihinde 1.000.000,00 TL olarak diğer ortaklar tarafından ödenen bedeli de halen ödemediğini, davacının işbu davayla diğer amacının K.K. ve K.V.K.K. kapsamında yasal olarak öğrenmesi mümkün olmayan diğer ortakların bilgisine işbu dava yoluyla hukuku dolanmak yoluyla ulaşmak olduğunu, kooperatif ortaklarının kooperatif hakkında bilgi edinme hakkının K.K. md. 24'de ayrıntılı olarak düzenlendiğini; K.K. Madde 24'de — (Değişik birinci fıkra:21/10/2021-7339/3 md.) “Yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, bilanço, gelir-gider farkı hesapları ve denetçilerin 66 ncı ve 69 uncu madde hükümlerine uygun olarak tanzim edecekleri raporlar, genel kurulun yıllık toplantısından en az 15 gün öncesinden itibaren bir yıl süre ile kooperatif merkezinde, varsa şubelerinde ve elektronik ortamda KOOPBİS'te ortakların tetkikine amade tutulur... denildiğini, madde incelendiğinde görüleceği üzere; ortakların bilgi edinme hakkının, kendi şahsi bilgileri (cari hesabı, ödemeleri vb) ve genel kurula sunulan bilgilerle sınırlı olduğunu, davacının bu bilgilerin kendisine verilmesiyle ilgili kooperatiften hiçbir talebi olmadığını, mahkemece atanacak bilirkişiye kooperatifin tüm evrak, belge ve muhasebe kayıtlarının sunulacağını, müvekkili kooperatifin 11/08/2020 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında; ortaklık payı başına 20/08/2020 tarihine kadar 575.000,00 TL, 15/12/2020 tarihine kadar 575.000,00 TL meblağ alınmasına karar verildiğini, davacının müvekkili kooperatife sadece 575.000,00 TL ödediğini, müvekkiline karşı tüm parasal yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ortak olduğu işyeriyle ilgili olarak ayrıntısı aşağıda belirtildiği üzere 30.06.2022 tarihine kadar 575.000,00 TL borcu olduğunun ve bugüne kadar ödemediğinin tespit edildiğini, bunun üzerine 20/07/2022 tarihinde Büyükçekmece .... Noterliği .... yevmiye nosuyla birinci ihtarname gönderilerek genel kurul kararlarına göre ödemesi gereken ancak ödemediği meblağı 10 gün içinde ödemesinin K.K. m. 27 ve ana sözleşme m. 14/2 gereğince bildirildiğini, davacının bu ihtarnameyi 27.07.2022 tarihinde almasına rağmen bir ay içinde ödeme yapmadığı için 15/08/2022 tarihinde Büyükçekmece ... Noterliği .... yevmiye nosuyla ikinci ihtarname gönderilerek bir ay içinde ödemesinin K.K. m. 27 ve ana sözleşme m. 14/2 gereğince bildirildiğini, davacının kendisinden ortaklık pay bedeli olarak 100 TL alınması gerekirken kendisinden 575.000,00 TL tahsil edildiğini iddia ettiğini, davacının ana sözleşmenin 8. Maddesinde düzenlenen ortaklığa giriş pay değeriyle, kooperatifin amacını gerçekleştirmek için ortaklardan toplayacağı avans niteliğindeki bedeli birbirine karıştırdığını, ana sözleşmenin 8. Maddesinde düzenlenen ortaklık payının değerinin sembolik bir bedel olup güncel değerinin 1.000,00 TL olduğunu, ancak yapı kooperatifinin amacı ortakların karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, kefalet suretiyle işyeri veya konut yapmak olup, bu amacı gerçekleştirmek için ortaklarından arsa, inşaat, genel gider, ruhsat, harç vb bedelleri aldığını, bu miktarlar avans niteliğinde olup bunların ortaklık payı olmadığını, ortaklık pay değerinin başka şey, kooperatifin amacını gerçekleştirmek için ortaklardan alınan bedellerin başka şey olduğunu, kooperatif ortaklarından amacı gerçekleştirmek için avans olarak alınan bu bedellerin şerefiye yapıldıktan sonra ortaklar arasında eşitlenmekte olduğunu, fazla ödeme varsa eksik ödeme yapan ortağın diğer ortağa ödediğini, yani davacının kooperatifçe alınan karar doğrultusunda 1.150.000,00 TL olarak ödemesi gerekirken eksik olarak 575.000,00 TL ödediği bedelin ortaklık pay nominal değeri değil, kooperatif genel kurullarında kooperatifin amacını gerçekleştirmesi için alınmasına karar verilen ve avans niteliğinde olan bedel olduğunu, davacının, ortaklık payının tamamının bazı ortaklar tarafından ödenmediğini ve tamamını ödemeyen ortaklara yasal işlem yapılmadığını, kendisinin fazla ödeme yaptığını, iade isteyebilmesi için bunun tespiti gerektiğini iddia ettiğini, oysa davacının 11/08/2020 tarihli genel kurulda karar alınan miktarın bir kısmını ödemediğini, yine 26.06.2022 tarihli Genel Kurulda alınan 1. taksidi 01/08/2022 tarihinde ödemesi gereken 1.000.000,00 TL'yi de halen ödemediğini, Davacının bugüne kadar 575.000,00 TL ödediğini, oysa en çok 500.000,00 TL alınabileceğini, ayrıca bu bedelin başka ortaklardan tahsil edilmediğini, kendisinden haksız ve mesnetsiz olarak fazla para tahsil edildiğini, eşitlik ilkesine uyulmadığını iddia ettiğini, oysa 11/08/2020 tarihli genel kurulun 5. maddesinde(Ek-2) kooperatifin amacını gerçekleştirebilmesi için 20/08/2020 tarihinde 575.000,00 TL, 15/12/2020 - tarihinde 575.000,00 TL, gerek görülmesi halinde 500.000,00 TL ödenmesine yine gerek görülmesi halinde 4.000.000.000,00 TL'nin de ilaveten alınmasına -davacının da katıldığı genel kurulda oybirliğiyle karar verildiğini, ayrıca 29/06/2022 tarihli Genel Kurulun 10. Maddesinde kooperatifin amacını gerçekleştirebilmesi için pay başına toplam 3.000.000,00 TL ödenmesine, ödemelerin 3 eşit taksit şeklinde olmasına, 1. taksidin 01/08/2022 tarihinde 1.000.000,00 TL, 2. taksidin 15/09/2022 tarihinde 1.000.000,00 TL, 3. taksidin 17/102022 - tarihinde 1.000.000,00 TL olmasına oybirliğiyle karar verildiğini, eksik ödeme yapan veya yapmayan ortakların durumunu görüşmek için 29/06/2022 tarihinde yapılan genel kurulun 9. maddesinde gündeme de konulduğunu, bunlara uygulanacak yaptırımın genel kurul tarafından belirlendiğini, genel kurulda ortakların genel kurul kararları doğrultusunda ödemesi gereken tutarları ödememesi veya geciktirmesi, kooperatifin amacına ulaşmak, gerçekleştireceği faaliyetleri engelleyici ve/veya geciktirici eylem, söylem ve davranışlarda bulunması durumunda kooperatif ana sözleşmesi ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında ihraç edilmesi hususunda oybirliğiyle karar verildiğini, davacının, müvekkili kooperatifin ortak sayısının belli olmadığını, genel kurul kararı olmadan ortak kaydedildiğini, yönetim kurulunun K.K. m. 8 ve ana sözleşmenin 12. maddesine aykırı davrandığını iddia ettiğini, oysa 11/08/2020 tarihli genel kurulun 6. maddesinde ortak sayısının 350 olarak belirlendiğini, Müvekkili kooperatifin ortak sayısının 29/06/2022 tarihli genel kurul tutanağında ve hazirun cetvelinde görüleceği üzere de 102 ortak olduğunu, şu anda güncel ortak sayısı 103 olup genel kurul sayısı üstüne de çıkılmadığını, bu bilginin Genel Kurula katılan her ortağın imzaladığı hazirun cetvelinden ya da Kooperatifler Kanunu'nun 24. Maddesi kapsamında kooperatife yapacağı bir başvuruyla kolaylıkla öğrenilebilecek bir bilgiyken dava konusu edilmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının, huzur hakkının fahiş olduğunu, hakkaniyete, iyiniyete aykırı olduğunu iddia ettiğini, kooperatiflerde huzur hakkı genel kurullarda belirlenmekte olup bunun alt-üst limiti bulunmadığını, kooperatif ortaklarının uygun gördükleri bir meblağın az veya çok olduğunun iddia edilemeyeceğini, her kooperatif kendi içinde ayrı ekonomik değerlere, ödemelere sahip olup, huzur hakkı miktarı ve nasıl ödeneceğinin tespitinin tamamen genel kurulun inisiyatifinde olduğunu, zira kooperatifin sıradan basit var olan işyeri kooperatifleri gibi değil, üst birlik olan .... projesi bünyesinde 3.500 iş yerinin yapımının hedeflendiği büyük bir proje olduğunu, bu projeyi gerçekleştirmek için çalışan, ortaklarına orta ölçekli iş yeri sağlayacak projede yöneticilere genel kurul gibi bir huzur hakkı vermenin iş hayatının gereği olduğunu, yönetim kurulu başkanına genel kuruldaki huzur hakkı miktarının ortaklar tarafından uygun görüldüğünü, Müvekkili kooperatifin ortaklarının çoğu üst düzey büyük ticari işler yapan iş insanları olup, bu miktarı makul bulduklarını, gündemin 10. maddesinde genel kurulun alt yapı, üst yapı maliyet ve toplanmasına karar verilen miktarın, yapılacak inşaatların büyüklüğü, niteliği göz önüne alındığında gayet uygun olduğunu, Müvekkili kooperatifin ortaklarının çoğu üst düzey büyük ticari işler yapan iş insanları olup afaki ve artniyetli bir meblağ olsa kabul etmeyeceklerini, bu maddenin Genel Kurula katılan tüm ortakların oybirliği ile kabul edildiğini, genel kurul tutanağında da görüldüğü gibi kooperatifin 103 ortağı olup, 102 ortağa .... postanesinden 27/05/2022 tarihinde ve bir ortağa da elden tebligat yapıldığını, kooperatifin tüm ortaklarına toplantı gün, saati, gündem maddeleri ve vekalet örneğinin gönderildiğini, davacıya tebligatın sehven muhasebe tarafından davacıya para iadesi olduğu için çıkarılmadığını, davacıya tebligat yapılmamasının genel kurulun ve kararların akıbetini etkilemediğini, davacıya tebligat sehven gönderilmediğinden bu durumda Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında görüldüğü gibi davacının genel kurula katılmaması sonucu etkilemediğinden yani katılmış olsaydı bile oybirliğiyle alınan kararların sonucunu etkilemeyeceğini, kooperatifin ortak sayısı 103 olup toplam 102 ortağa tebligat gönderildiğinden, bir ortağa da elden tebliğ yapıldığından yani 103 ortağa tebligat yapıldığından, toplantıya 68 ortak katıldığından ve kararlar oybirliğiyle alındığından yani Yargıtay kararına göre tebliğ yapılmayan ortak sayısı kararı etkileyebilecek sayıda olmadığından, davacının iptal talebinin doğru olmadığını, neticede; Genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun olması nedeniyle dava şartlarını taşımayan, haksız, kötü niyetli, usul ve yasaya aykırı işbu davanın reddine, diğer taraftan davacının açmış olduğu bu dava nedeniyle müvekkili kooperatifin amacını gerçekleştirmesine ve ortaklar nezdinde olumsuz bir durum oluşturmasına neden olacağından kooperatife, dolayısıyla ortaklarına zarar vereceği muhtemel olduğundan, bu zararların karşılanması için Kooperatifler Kanunu m. 53 gereğince mahiyet ve miktarı Sayın Mahkemece belirlenecek bir teminat göstermesine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti ve davalı kooperatifin 29/06/2022 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ... ile Prof. Dr. .... tarafından düzenlenen 27/02/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle ; Huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle Davacı'nın Kooperatif nezdinde ortak sıfatını haiz olduğu ve bu hususun Davalı'nın da kabulünde olduğu; daha sonra davalı Kooperatif'in 26.11.2022 tarih 2022/15 nolu yönetim kurulu kararı ile davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği ve bu hususun B.Çekmece ... Noterliği 01/12/2022 tarih ... yevm. nolu ihtarname ile Davacı'ya bildirildiği; söz konusu çıkarma kararının dayanağını oluşturan alacak huzurdaki dava konusu genel kurulda alındığından, davacının huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunduğu, 10 nolu gündem maddesi kapsamında alınan genel kurul kararının ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması ve ek ödeme yükümlülüğü ihdası niteliğinde olduğu, bu nitelikteki kararların alınabilmesi için tüm ortakların 3/4'ünün onayı gerektiği; 10 nolu kararın Kanun'da ve ana sözleşmede öngörülen nisaba aykırı olarak alındığından bahisle yok hükmünde olduğu, 9 nolu gündem maddesinde, ana sözleşmede öngörülmeyen ihraç sebebine dayalı olarak yönetim kuruluna yetki verildiği; KoopK 16/1 hükmünde düzenlenen emredici hükme aykırı olarak alınan bu kararın kesin hükümsüz olduğu; Sayın Mahkemenin aksi yönde kanaatinin oluşması halinde bu hukuka aykırılık nedeniyle kararın iptal edilebilir olduğu, diğer genel kurul kararları açısından geçersizlik şartları oluşmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Bilindiği üzere, genel kurul kararlarının hukuken varlık ve geçerlilik kazanabilmesi için gerekli şartlar kanunda çeşitli hükümlerde düzenlenmiş olup; bir genel kurul kararı ilgili hükümlere ve bu hükümler çerçevesinde düzenlenmiş ana sözleşme hükümlerine veya iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığı takdirde hukuken sakatlanır. Yokluk, butlan, askıda hükümsüzlük ve iptal edilebilirlik şeklinde geçersizlik halleri ortaya çıkabilir. Somut olayda geçersizlik, iptal, yokluk ve butlandan bahsedildiği için söz konusu geçersizlik hallerini ve hangi hallerde uygulanacağını kısaca değerlendirmek faydalı olacaktır.
Anılan yaptırımlardan en ağırı olan yokluk bakımından, bir hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğabilmesi için öngörülen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılık, işlemin kurucu unsurlarında eksikliğe yol açmakta ise işlemi yokluk ile sakatlayacaktır. Yok sayılan bir hukuki işlem şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluğun tespiti her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir ve yokluk kararı yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Bu çerçevede, bir genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için iki unsur gerekir. Bunlardan ilki toplantı yapılması ve İkincisi toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınmasıdır. Bunlardan birisindeki eksiklik halinde hukuki işlem yani genel kurul kararı hiç doğmamış sayılır (Ayrıntılı bilgi için bkz. Erdoğan MOROGLU, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 25 vd.) Uygulama ve öğretide sayılan ve genel kurul kararının yokluğuna yol açan başlıca örnekler şöyledir; genel kurula davet, yetkili kişi veya organlarca yapılmamış veya TTK’daki istisna dışında davet yapılmaksızın toplantı yapılmış ve karar alınmışsa, ya da oylama yapılmaksızın karar alınmışsa, genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınmışsa yokluk yaptırımı uygulanır. Hükümet komiserinin bulunmadığı bir toplantıda alınan kararlar, komiserce imzalanmamış bir tutanakta yer alan karar yine yoklukla maluldür. Nisap bakımından aykırılıklar da genel kabule göre yokluğa sebebiyet vermektedir. Mevcut olmayan pay adedince mevcut oy nisap bakımından alınan kararların geçerliliğine etki ediyor ise, diğer bir ifade ile söz konusu oylar mevcut olmadan yeter sayı sağlanamıyorsa bu hâlde kanunda öngörülen yeter sayıda irade beyanı bulunmadığı için işlem yoklukla malul olacaktır.
Butlan yaptırımı bakımından, ETK’da butlan düzenlenmemiş iken TTK’da butlana ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre, pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olacağı açıkça düzenlenmiştir (TTK.m. 447). Bunun dışında daha önce olduğu gibi genel hükümlere dayanılarak da butlana hükmedilebileceği düşünülmektedir. İşlem emredici hükümlere (geçerlilik şartlarına) aykırı ise batıl olacaktır. Burada kanuna aykırılık hususu TTK. 445’te bir genel kurul kararının iptal sebepleri arasında da sayılmış olduğundan, (emredici) kanun hükümlerine aykırılık halinde hangi yaptırımın uygulanacağı hususu tartışma konusu olmuştur.
Bu hususta bilimsel öğretide ARSLANLI, MOROĞLU ve DOMANİÇ birbirine yakın görüş ve haklı gerekçeler ortaya koyarak, emredici hükümler arasında ikili bir ayrım yapmakta; üçüncü kişileri ve ortaklık alacaklılarını korumaya yönelik (mutlak) emredici hükümlere aykırılığın yokluk veya butlana (EBK. 19-20), bunlar dışında kalan ve ortakları korumaya yönelik (nisbi) emredici hükümlere aykırılığın iptal davasına tabi olduğunu savunmakta idiler. Bu görüş uyarınca, hangi hükümlerin nisbi emredici nitelikte olduğu hükmün sözünden anlaşılamadığı takdirde, hakim tarafından yorum yoluyla saptanacaktır. Bu açıdan özellikle, kararın oluşmasına dair kurucu/şekli (mutlak emredici) hükümler dışında kalan ve kararın oluşmasıyla ilgili olan tüm hükümler nisbi emredicidir (bkz. O. İMREGÜN, Anonim Ortaklıklar, İstanbul, 1989, s. 158-159, MOROĞLU, s. 196-198; H. ARSLANLI, Anonim Şirketler, II-III, İstanbul 1960, s. 68; H. DOMANİÇ, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, TTK. Şerhi II, İstanbul 1988, s. 881-882).
Yeni Kanuna uyarlayarak örnekler vermek gerekirse, halka kapalı ortaklıkta, o yılın kârının tamamının sermaye artırımında kullanılmasına dair karar iptal edilebilir; TTK. 437'de öngörülen ve bazı belgelerin genel kurulun olağan toplantısından önce incelemeye açık tutulmasına dair hükme uyulmadan alman fınansal tablolar ve kâr dağıtımı ile ilgili karar iptal edilebilir, davetin toplantıdan en az iki hafta önce yapılmasına dair TTK. 414/1 nisbi emredici olup, toplantıdan on gün önceki davetle toplantı yapılmış ise alman karar iptal edilebilir; gündemin açıklanmasına ilişkin m. 413, 414'e uyulmaksızın alınan karar iptal edilebilir; TTK. 436 uyarınca oydan yoksun kişilerin de katılımı ile alınan karar iptal edilebilir; her payın kural olarak en az bir oy hakkı sağlayacağını öngören m. 434’e aykırı olarak bir ortağın oy kullanması engellenir veya asgari oy hakkı çiğnenirse, yine alınan karar iptal edilebilir niteliktedir. Görüldüğü üzere, örnek verilen hallerde kanuna aykırılık bulunmakla birlikte, iptali istenen kararla ilgili ve o kararla sınırlı bir ihlâl söz konusudur. Buna karşılık, mutlak veya nisbi emredici hükümleri ilerisi için kaldıran veya değiştiren kararlar ise, m. 437/6 örneğinde görüldüğü gibi batıldır. (MOROĞLU, s. 57, 196 vd; M. BAHTİYAR, Ortaklıklar Hukuku, s. 201-202). Yargıtay uygulaması da benzer şekildedir:
Bir genel kurul kararının yokluğu (Nicht- oder Scheinbeschlüsse), başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade eder.Bir işlemin ve bu arada genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, hukukî işlemin veya genel kurul kararının yokluğu, eski deyimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile malûl olduğundan bahsedilmektedir. Örneğin bir genel kurul kararının alınabilmesi için,mutlaka usulüne uygun davet ve buna uygun toplantı yapılması şarttır,toplantı yapılmadan “elden dolaştırma usulü” veya “mektup” ile GK kararı alınmışsa, bu GK kararı kurucu ve şeklî noksanlıklar nedeniyle hukukî anlamda hiç bir etki ve sonuç doğurmaz ve dolayısıyla “yok” sayılır. Aynı şekilde, GK toplantısında Bakanlık temsilcisinin bulunmamış (TTK m. 407/3) veya toplantı tutanaklarını imzalamamış olması halinde (TTK m. 422/1)18, anonim şirketin TTK m. 379 hükmü uyarınca sahip olduğu kendi paylara bağlı oylarla alınmışsa19 GK kararı yok hükmündedir. Yine Genel kurulun yasaya veya esas sözleşmeye göre yetkili olmayanlar tarafından çağrılıp karar alınmasında da, yokluk söz konusu olur.20 Nihayet yasada öngörülen asgari toplantı ve karar yetersayılarına aykırı olan genel kurul kararları da yoklukla malûldür21. Ayrıca, 11. HD. 09.10.2001 tarih ve 5691/7567 sayılı yayınlanmamış bir kararında, “ana sözleşmedeki yeter sayılar oluşmadan toplanan bir genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiğine ve bunun Dairenin yerleşik içtihadı olduğuna karar vermiştir
Yokluğun tespiti davası. Bu durumlarda, iptal davası değil, GK kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir “tespit davası” açılır ve bu dava herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re’sen dikkate alınır. Ayrıca AO yönetim kurulu “yok” sayılan GK kararlarını icra edemeyeceği gibi, bunların ticaret siciline tescil ve ilânı da olanaklı değildir. Her nasılsa sicile tescil ve ilân edilse dahi, tescil yok hükmündeki kararı ihya etmez, diğer bir deyişle, tescil, yok sayılan GK kararına geçerlik kazandırmaz.(Prof.Dr.Hasan Pulaşlı,Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Sakatlığı ve Müeyyidesi,Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y.2013, Sa. 1-2,Erişim Tarihi 08/12/2020)
Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da, imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re'sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır. (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190 )"(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/11-1048 K. 2014/430 T. 02/04/2014 kararından alıntıdır)
İptal yaptırımı açısından, dava açılmasının maddi hukuka ilişkin şartlarından ilki ise ortada bir genel kurul kararının bulunmasıdır. Ortada şeklen dahi geçerli bir genel kurul kararı yok ise bu halde yokluk yaptırımı ile karşılaşılır. İkinci olarak kararın kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık taşıması iptal için gerekli bir diğer maddi hukuk şartıdır (TTK. m.445). Üçüncü olarak aranacak şart ise karar ile aykırılık arasında illiyet bağı bulunmasıdır. 6762 sayılı ETK. 381 karar ile aykırılık arasında illiyet bağından söz etmemiş, daha doğrusu illiyet bağını varsaymış ise de TK. 446/1’in (b) bendi toplantıya katılmış olsun olmasın her bir pay sahibine iptal davasını çeşitli şartlarla açma hakkı tanımış, ancak hakkın kullanılmasını sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olmasına bağlamıştır. TEKÎNALP söz konusu yeniliği “etki kuralı” olarak nitelendirmekte, etki kelimesinin ifade ettiği anlamı, “ileri sürülen kanuna aykırılık yapılmasa idi iptali istenen Genel Kurul kararı alınamazdı veya Genel Kurul başka şekilde karar verirdi” şeklinde açıklamaktadır. (Ü.TEKİNALP, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2013, N. 15-06 vd.)
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinde, davalı Sınırlı Sorumlu Hadkoop Toplu İşyeri Kooperatifi'nin - (“Kooperatif') 29.06.2022 - tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların hukuka uygun olarak alınıp alınmadığı yatmaktadır. Davacı, kendisine çağrı yapılmaksızın toplantı yapıldığını iddia etmek suretiyle dava konusu genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmektedir.
Huzurdaki davanın çözümü için;
i. — Davacı'nın, huzurdaki davanın açıldığı sırada Kooperatif nezdinde ortak sıfatını haiz olup olmadığı; Davacı hakkında ortaklıktan çıkarma kararının alınıp alınmadığı; dava devam ederken ortaklık sıfatını yitirip yitirmediği;
ii. — Davacı'nın iptal davası açabilmek için Kanun'da aranan şartları sağlayıp sağlamadığı ve davaya konu edilen kararlar bakımından geçersizlik şartlarının oluşup oluşmadığı
Hususlarının incelenmesi gerekmektedir.
Davacı'nın Kooperatif Ortağı Sıfatı Hakkında Değerlendirme
Davalı Kooperatif'in ana sözleşmesi, Koop. K ve Yargıtay kararları kapsamında bir ortağınsermaye koyma ve diğer borçlarını ödememesi halinde hakkında ihraç kararı verilebilmesi için:
Ortağın Kooperatif'e karşı muaccel borcunun bulunması,
Ortağın muaccel borcunu en az 30 gün geciktirmiş olması,
Ortağın borcunu ödemesi için en az 10 gün süre verilmek üzere ortağa ihtarname gönderilmesi,
Ortağın ilk ihtarname sonunda borcunu ödememesi halinde ortağa en az bir ay süre verilmek üzere ikinci bir ihtarname gönderilmesi,
Ortağa gönderilen ihtarnamelerde borcun miktarının açık şekilde anapara ve faiz alacakları belirtilmek suretiyle yazılması,
Yine ortağa gönderilen ihtarnamelerde ödememe halinde uygulanacak yaptırımın herhangi bir şüpheye yer bırakılmayacak şekilde açıkça yazılması,
Yönetim kurulunun ortağın çıkarılması yönünde karar alması,
Gerekmektedir.
Davalı Kooperatif'in 11.08.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, ortakların 1.150.000,00 TL ödemelerine ilişkin karar alındığı görülmüştür. Davalı Kooperatif tarafından Davacı'ya 20.07.2022 tarihinde B.Çekmece .....Noterliği .... yevm. nolu 1. İhtarname gönderilerek; “... müvekkil Kooperatife sadece 575.000,00 TL ödediğiniz, müvekkile karşı tüm parasal yükümlülüğünüzü yerine getirmediğiniz, ortak olduğunuz işyeri ile ilgili olarak ayrıntısı aşağıda verildiği üzere 30.06.2022 tarihine kadar 575.000,00 TL borcunuz olduğu ve bugüne kadar ödemediğiniz tespit edilmiştir. Bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde borcunuzu tamamen ödemeniz, aksi takdirde Koop. Kan. 27. Mad. ile Koop. Ana sözleşmesinin 14/2 mad. hükümleri uyarınca Koop. ortaklığından çıkarılacağının ihtaren bildiririz.” denilmiştir. İhtarnamenin 27.07.2022 tarihinde tebellüğ edildiği gözükmektedir.
Davalı Kooperatif tarafından davacıya 15.08.2022 tarihinde B.Çekmece ....Noterliği .... yevm. nolu 2. İhtarname gönderilerek; “... müvekkil Kooperatife sadece 575.000,00 TL ödediğiniz, müvekkile karşı tüm parasal yükümlülüğünüzü yerine getirmediğiniz, ortak olduğunuz işyeri ile ilgili olarak ayrıntısı aşağıda verildiği üzere 30.06.2022 tarihine kadar 575.000,00 TL borcunuz olduğu ve ödemediğiniz tespit edilmiştir. Bunun üzerine tarafınıza Birinci İhtarname B.Çekmece ....Noterliği ... yevm. nosuyla 20.07.2022 tarihinde gönderilmiş, 27.07.2022 tarihinde tarafınızda tebliğ alınmasına rağmen 10 günlük sürede tarafınızda bir ödeme yapılmadığı görülmektedir. İşbu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde borcunuzu tamamen ödemeniz, aksi takdirde Koop. Kan. 27. Mad. ile Koop. ana sözleşmesinin 14/2 mad. hükümleri uyarınca Koop. ortaklığından çıkarılacağının ihtaren bildiririz.” denilmiştir. İhtarnamenin 17.08.2022 tarihinde tebellüğ edildiği gözükmektedir.
Davacı bu ihtarnameden sonra 12.09.2022 tarihinde davalı Koop.'a 575.000,00 TL ödeme yaparak verilen süre içerisinde ödeme yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Dosya kapsamında yapılan mali incelemeler neticesinde, Davalı tarafından gönderilen ve yukarıda alıntılanan ihtarnamelerden sonra Davacı'nın ödeme yükümlülüğünün tamamını yerine getirdiği tespit edilmiştir. Şu halde, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde huzurdaki davanın ikame edildiği 29.07.2022 tarihi itibariyle Davacı'nın kooperatif ortağı sıfatını haiz olduğu sonucuna varıldığından davacının dava tarihi itibariyle ortak olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.
Huzurdaki dava konusu genel kurulda; Kooperatif ortaklarının pay başına 3.000.000,00-TL ödemeleri yönünde karar alındığı; bu karara dayalı olarak Davalı Kooperatif tarafından Davacı'ya 20.09.2022 tarihinde B.Çekmece .....Noterliği ... yevm. nolu 1. İhtarname gönderilerek; “...79.09.2022 tarihi itibariyle 2.000.000,00 TL borcunuz olduğu ve bugüne kadar ödemediğiniz tespit edilmiştir.Bu ihtarnamesinin tebliği tarihinden itibaren 10 gün içerisinde borcunu tamamen ödemenizi, aksi takdirde Koop. Kan. 27. Mad. ile Koop. Ana sözleşmesinin 14/2 mad. hükümleri uyarınca Koop. ortaklığından çıkarılacağının ihtaren bildiririz denildiği görülmektedir. İhtarnamenin 22.09.2022 tarihinde tebellüğ edildiği gözükmektedir. Davalı Kooperatif tarafından Davacı'ya 14.10.2022 tarihinde B.Çekmece ....Noterliği ... yevm. nolu 2. İhtarname gönderilerek; “... 79.09.2022 tarihi itibariyle 2.000.000,00 TL borcunuz olduğu ve bugüne kadar ödemediğiniz tespit edilmiştir. Bunun üzerine tarafınızda birinci ihtarname B.Çekmece ....Noterliği ... yevm. nosu ile 20.09.2022 tarihinde gönderilmiş, 22.09.2022 tarihinde tarafınızca tebliğ alınmasına rağmen 10 günlük sürede tarafınızca bir ödeme yapılmadığı muhasebe kayıtlarında görülmektedir. Bu ihtarnamesinin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde borcunu tamamen ödemenizi, aksi takdirde Koop. Kan. 27. Mad. ile Koop. ana sözleşmesinin 14/2 mad. hükümleri uyarınca Koop. ortaklığından çıkarılacağının ihtaren bildiririz.” denilmiştir. İhtarnamenin 14.10.2022 tarihinde tebellüğ edildiği gözükmektedir. Davacı'nın kendisine gönderilen 20.09.2022 tarihli ve 14.10.2022 tarihli ihtarnameler uyarınca borcunu ödememesi üzerine Davalı Kooperatif'in 26.11.2022 tarih ve .... nolu yönetim kurulu kararı ile; davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş ve bu husus B.Çekmece ....Noterliği 01.12.2022 tarih .... yevm. Nolu ihtarname ile Davacı'ya bildirilmiştir. Söz konusu çıkarma kararına ilişkin olarak Davacı'nın iptal davası açıp açmadığı bilinmemekle birlikte, söz konusu çıkarma kararının dayanağını oluşturan alacak huzurdaki dava konusu genel kurulda alındığından, Davacı'nın huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararı bulunmaktadır.
Huzurdaki davada Davacı, dava konusu genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmektedir. Ancak genel kurul kararlarının yokluğu ya da butlanı Davacı tarafından ileri sürülmese de mahkeme tarafından resen nazara alınabileceğinden yokluk ve butlana ilişkin değerlendirme yapılması da gerekmektedir.
Dava konusu genel kurul kararlarının yokluk ve butlanının talep edilebilmesi için kooperatif ortağı sıfatına sahip olunması zorunlu değildir. Hal böyle olmakla birlikte Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114 uyarınca her davada uygulanacak olan dava şartlarından hukuki yararın mevcudiyeti - şartı genel kurul kararlarınn hükümsüzlüğü - davalarında da uygulanacaktır. Davacı hakkında huzurdaki dava ikame edildikten sonraki bir tarihte alınan çıkarma kararına ilişkin olarak Davacı'nın iptal davası açıp açmadığı hususu bilinmemekle birlikte, söz konusu çıkarma kararının dayanağını oluşturan alacak dava konusu genel kurulda alındığından, Davacı'nın huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunduğu sonucuna varmak gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlık bakımından Davacı'nın ileri sürdüğü hususlardan ilki, ortak sıfatını haiz olmasına rağmen kendisine herhangi bir çağrı yapılmamış olmasıdır. Yukarıda ifade edildiği üzere Davacı, dava konusu genel kurulun yapıldığı ve davanın ikame edildiği tarih itibariyle ortak sıfatını haizdir. Bu konuda yönetim kurulu tarafından alınmış bir ihraç kararı da bulunmamaktadır. Nitekim Davalı tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde de Davacı'ya çağrı yapılmamasının bir hatadan kaynaklandığı ifade edilerek bu husus kabul edilmiştir. Şu halde Davacı'ya çağrı yapılmaksızın alınan genel kurul kararının akıbetinin belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda da ifade edildiği üzere çağrının tüm ortaklara yapılması genel kurulda alınan kararların sıhhati bakımından bir zorunluluk olmakla birlikte, çağrıda meydana gelen her hukuka aykırılık genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olması sonucunu doğurmamaktadır. Nitekim KoopK 53/1-1 hükmünde “Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri” ifadelerine yer verilerek çağrıda usulsüzlüğün ortaklara iptal davası açma hakkı sağlayabileceği ifade edilmektedir. Benzer bir düzenleme TTK'da anonim şirketlere ilişkin olarak da öngörülmüştür. TTK 446-1-b hükmünde “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri* ifadelerine yer verilerek, bu hallerde iptal dava açma hakkının gündeme gelebileceği düzenlenmiştir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde 103 ortağı olan Davalı Kooperatif'te ortaklardan birisine çağrı yapılmamış olması hukuka aykırı olmakla birlikte bu hukuka aykırılık, alınan kararın yokluğunu gerektirmemektedir.
Davacı tarafından ileri sürülen hukuka aykırılıklardan bir diğeri, Kooperatif'in ortak sayısına ilişkindir. Davacı, Kooperatif esas sözleşmesi ve KoopK uyarınca ortak sayısının genel kurul tarafından belirlenmesi gerektiğini; Kooperatif yönetiminin usulsüz olarak ortak sayısını belirlediğini iddia etmektedir. KoopK 8/3 uyarınca “Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.” Bu hüküm uyarınca yapı kooperatiflerinde ortak sayısını belirleme konusunda yetki genel kurula verilmiş olup, genel kurul tarafından belirlenen sınırlara uymak suretiyle ortak kaydetme yetkisi ise yönetim kurulundadır. Davalı Kooperatif'in 11.08.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 6 nolu karar uyarınca Kooperatif'in üye sayısı genel kurul tarafından 300 olarak belirlenmiş olduğundan, Kooperatif/ yönetim kurulu tarafından kaydedilen ortak sayısına ilişkin olarak herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı tarafından hukuka aykırılık nedenleri arasında sayılmamakla birlikte, dava konusu genel kurulda alınan kararların Kanun'da ve ana sözleşmede yer verilen nisaplara uygun olup olmadıklarının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Kooperatif genel kurulları bakımından Kanun'da genel bir toplantı nisabı öngörülmemiş olup, bu hususta Kooperatif ana sözleşmesinde belirleme yapılması gerektiği ifade edilmiştir (KoopK 45/3). Nitekim Davalı Kooperatif ana sözleşmesi m. 35 hükmü, “Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan en az 3/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlke ve müteakip toplantılarda aynı nisap aranır. Genel kurulda kararlar, ortakların en az 3/4.'ünün hazır olması şartıyla oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının oyu ile alınır...” şeklinde olup, özel nitelikli bazı kararlar bakımından ise ayrıca başkaca nisaplar öngörülmüştür. Kooperatif ana sözleşmesi m. 35 uyarınca öngörülen toplantı nisabı, 103 ortaklı kooperatifin 68 ortağının katıldığı genel kurulda sağlanmış olup, alınan kararlar da katılan ortakların oybirliği ile alındığından -bu kararların bir tanesi hariç olmak üzere- Kanun ve ana sözleşmede öngörülen nisaplara uygundur.
Dava konusu genel kurul kararlarından 10 numaralı karar incelendiğinde, Kooperatif'in 2022-2023 bütçesi uyarınca ortaklara toplamda 3.000.000,00-TL ödeme yükümlülüğü getirildiği görüllmektedir. Yine aynı gündem maddesi içerisinde, yönetim kurulu başkanına huzur hakkı ödemesi yapılabilmesi için her bir ortağa ayrıca 100.000 TL ödeme yükümlülüğü getirildiği görülmektedir. Söz konusu karar, niteliği itibariyle ortakların sorumluluklarını ağırlaştıran bir karar olup, bu kararın alınabilmesi için Kanun'da özel bir nisap öngörülmüştür. KoopK 52 hükmü uyarınca “Ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızası gereklidir”. Nitekim aynı düzenleme Davalı Kooperatif ana sözleşmesi m. 35'in son cümlesinde de yer almaktadır.
Ortakların sorumluluklarını ağırlaştıran ve ek ödeme yükümlülüğü getiren bu kararların tüm ortakların 3/4'ünün olumlu oyu ile alınması gerekirken (78 olumlu oy), bu nisaba aykırı olarak 68 olumlu oy ile alındığı görülmekte olup, Kanun'da ve ana sözleşmede öngörülen karar nisabına aykırı olarak alınan kararların yok hükmünde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu genel kurul kararlarının yokluk ya da butlanına ilişkin olarak inceleme konusu edilmesi gereken bir diğer husus ise 9 nolu gündem maddesine ilişkindir. İlgili madde, kooperatif ortaklarının genel kurul kararı doğrultusunda ödemesi gereken tutarları ödememesi veya geciktirmesi, kooperatifin amacına ulaşmak için gerçekleştireceği faaliyetleri engelleyici ve/veya geciktirici eylem, söylem ve davranışlarda bulunması durumunda kooperatif ana sözleşmesi ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında ortaklıktan ihraç edilmesi hususunda yönetim kurulunun tam yetkili olmasına ilişkindir. Yukarıda da ifade edildiği üzere ödeme yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde kooperatif ortağının çıkarılması mümkün olup, bu konuda ana sözleşme ile yönetim kurulunun yetkili kılınması mümkündür. Nitekim Davalı Kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesinde bu konuda yönetim kurulu açıkça yetkilendirilmiştir. Bunun dışında KoopK 16 hükmünde ifade edildiği üzere kooperatif ortaklarının çıkarılmasını gerektiren sebeplerin kooperatif ana sözleşmesi ile düzenlenmesi mümkün olup, ana sözleşmede gösterilmeyen sebeplerle ortaklar hakkında çıkarma kararı verilemeyeceği yine KoopK 16/1 hükmünde açık şekilde düzenlenmiştir.
9 nolu genel kurul kararı incelendiğinde, ana sözleşmede öngörülmeyen “geciktirmesi, kooperatifinin amacına ulaşmak için gerçekleştireceği faaliyetleri engelleyici ve/veya geciktirici eylem, söylem ve davranışlarda bulunması durumunda” ihraç kararı verilebilmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verildiği görülmektedir. Kooperatif ana sözleşmesinde yer verilmeyen bir sebebe dayanarak kooperatif ortağı hakkında çıkarma kararı verilmesi mümkün olmadığından ve bu husus kanunda açıkça ifade edildiğinden, emredici nitelikte olan bu kanun hükmüne aykırı olacak şekilde yönetim kuruluna ihraç yetkisi verilmesi yönünde karar alınması mümkün olmayıp alınan Genel kurul kararının kesin hükümsüz olduğu anlaşıldığından bu maddenin de yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davacı, tüm genel kurul kararlarının iptalini talep etmektedir.
Genel kurulda alınan kararlardan ilki toplantı başkanlığı seçimine ilişkin olup, toplantıya katılanların oybirliği ile aldıkları bu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2 nolu gündem maddesi kapsamında genel kurulca alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır.
3 nolu gündem maddesi kapsamında yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun okunduğu ifade edilmiş olup herhangi bir karar alınmamıştır.
4 nolu gündem maddesi kapsamında denetim kurulu raporunun okunduğu ifade edilmiş olup herhangi bir karar alınmamıştır.
5 nolu gündem maddesi kapsamında bilanço ve gelir gider farkı hesabı okunduğu ifade edilmiş olup herhangi bir karar alınmamıştır.
14 nolu gündem maddesi kapsamında genel kurul toplantı tutanağı toplantı başkanı tarafından okunmuş olup, konu hakkında herhangi bir karar alınmamıştır.
a. 6 Nolu Gündem Maddesine İlişkin Değerlendirme
6 nolu gündem maddesi çerçevesinde Yönetim Kurulu yıllık faaliyet raporu, Denetim Kurulu faaliyet raporu ve Bilanço ve Gelir - Gider farkı oylanmış olup, toplantıya katılanların oybirliği ile bu belgelerin kabul edilmesine karar verilmiştir.
Genel kurulca kabul edilen ve 2021 hesap dönemine ilişkin olan yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, denetim raporu ve bilanço gelir-gider farkı hesaplarının hukuka aykırı olduklarına dair Davacı'nın somut bir iddiası bulunmamaktadır. Şu halde bu kararın iptal edilebilir olduğu sonucuna varmak mümkün gözükmediğinden talebin reddine karar verilmelidir.
b. 7 Nolu Gündem Maddesine İlişkin Değerlendirme
7 nolu gündem maddesi yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin olup,dosya kapsamında yapılan inceleme çerçevesinde söz konusu ibra kararlarını hukuka aykırı kılan herhangi bir hususa rastlanılmamıştır.
c. 8 Nolu Gündem Maddesine ilişkin Değerlendirme
Davalı Kooperatif ile Hitam Ortaklık Girişimi arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında müzakereler yapılmış olup, bu kapsamda Hitam ile akdedilen sözleşmeler, protokoller ve yapılan işlemler kabul edilmiştir. Davacı tarafından bu kararın hukuka aykırılığına ilişkin olarak herhangi bir iddia ileri sürülmediği gibi, dosya kapsamında bu kararın hukuka aykırı olduğuna dair herhangi bir veriye rastlanmamıştır. Şu halde bu kararın iptal edilebilir olduğu sonucuna varmak mümkün gözükmediğinden talebin reddine karar verilmelidir.
d. 11 Nolu Gündem Maddesine İlişkin Değerlendirme
11 nolu gündem maddesi, Davalı Kooperatif'in amacını gerçekleştirebilmesi için arsa satın alınması ve bu konuda yönetim kuruluna verilen yetkinin çerçevesinin belirlenmesine ilişkindir. KoopK 42/6 hükmü uyarınca “Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerini ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek” noktasındaki yetki genel kurulun devredilmez yetkilerinden olup, çerçevesi genel kurul tarafından çizilen yetkinin yönetim kurulu tarafından kullanılması mümkündür.
Genel kurul tarafından alınan kararda, alınacak arazinin azami bedelinin de belirlendiği dikkate alındığında, 11 nolu gündem maddesine ilişkin olarak alınan kararı hukuka aykırı kılan herhangi bir hususa rastlanılmamıştır.
e. 12 Nolu Gündem Maddesine İlişkin Değerlendirme
12 nolu gündem maddesi, Davalı Kooperatif'in amacını gerçekleştirebilmesi için yapılacak olan işlemlerin finansmanı hakkında kredi kullanılması ve kooperatifi üçüncü kişilere karşı temsil etme konularında yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkindir. Alınacak olan kredinin üst limitinin de yer verildiği bu kararda herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
f. 13 Nolu Gündem Maddesine İlişkin Değerlendirme
13 nolu gündem maddesi Kooperatif'in mülkiyetinde bulunan ve bulunacak arsalar üzerinde imar değişikliği veya mevcut imar planı kapsamında, gerektiğinde mevcut parseller üzerinde tapu dairelerinde ve noterlerde tevhit, ifraz, cins tashihi, terk, trampa, rıza-i taksim, ferağ verme, tevhit esnasında terk edilmesi gereken parsellerin terkininin yapılması ve ayrıca Kooperatif'in üçüncü kişilere karşı temsiline ilişkin olarak yönetim kuruluna yetki verildiği görülmektedir. Söz konusu kararda herhangi bir hukuka aykırılığa rastlanılmadığından davacının bu maddeye ilişkin iptal davasının da reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;davalı kooperatifin 22/06/2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda gündemin 9 ve 10. maddeleri ile alınan kararların yok hükmünde olduklarının TESPİTİNE,
2-Davacının, dava tarihi itibariyle ortak olduğunun TESPİTİNE,
3-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 179,90 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'den mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,
5-Davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı, 80,70 Peşin Harç ve 11,50 TL vekalet harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan 12 tebligat+posta ücreti 147,50 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 6.000,00 TL olmak üzere toplam 6.147,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 878,14 TL'nin (1/7 üzerinden) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 440,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.27/04/2023
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."