T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1189 Esas
KARAR NO : 2024/454
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/02/2020
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
K.YAZIM TARİHİ : 20/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya olan cari hesap borcuna karşılık, .... Teks. Ürün. İml. Ve Paz. A.Ş. firmasından aldığı 30.06.2019 vadeli 10.05.2019 düzenleme tarihli 16.500,00 TL tutarlı müşteri bonosunu davalı tarafa cirolayıp verdiğini, bono .... Paz. A.Ş. tarafından ödenmediği için vadesi geldikten sonra davalı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, borcun müvekkili şirket tarafından ödendiğini ve dosyanın kapatıldığını, ancak davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile 22.801,00 TL'lik cari hesap alacağına ilişkin tekrar icra takibi başlatıldığını. Ancak davalı, yapılan takipte daha önce tahsil ettiği 16.500,00 TL tutarlı bononun düşülmediğini, Takibin 16.500,00 TL için mükerrer olarak başlatıldığını, Müvekkili şirket, davalıya cirolayıp vermiş olduğu bonoyu iş bu cari hesap borcu için verdiğini ve borcunu icra dosyasına ödemiştir. Müvekkil ile davalının cari hesap dışında başkaca borç ilişkisi ve herhangi bir alacak verecek ilişkisi olmadığını Davalı ödenen borcu tekrar tahsil etmek istediğini ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile, müvekkilinin Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından davalıya 16.500,00 TL'lik asıl alacak ve bunun ferileri bakımından borçlu olmadığının tespitine ve takibin bu kısım itibari ile iptaline, Asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İİK 72/3 uyarınca icra kasasındaki paranın alacaklıya ödenmemesi yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ve davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibinden sonra Menfi Tespit davası açılabilmesi için öncelikle borcun tamamının takip dosyasına depo edilmesi gerektiğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, zira bu dosyaya istinaden 03.02.2020 tarihinde elden 2.000 TL ödeme yapıldığını, dava konusu dosyanın fatura alacağına ilişkin olduğunu ve bu takiple 16.500 TL'lik senedin bir bağlantısının bulunmadığını, bu senedin farklı bir hukuki ilişkiye istinaden 3. kişi tarafından alındığı alındığını, mahkemece icra müdürlüğüne yazılan 05.02.2020 tarihli müzekkerede icra veznesine girecek paranın icra takiben konulmasının tedbiren önlenmesine yönelik kararın hukuka aykırı olup tedbirin kaldırılması gerektiğini, davacının sadece 16.500 TL için bu davayı açtığını, yapılan haricen ödemeyle borçlu olduğunu kabul ettiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Dosyaya sunulan bilirkişi .... tarafından düzenlenen raporda; davacı tarafın ticari defterlerinin tasdiklerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı ve sahibi lehine delil kabiliyetlerinin bulunduğu, ancak yapılan senetli ödemenin tahsil edilip edilmediği dikkate alınmadan 10/05/2019 tarihinde hesap bakiyesinden düşüldüğü, senedin bu tarihte ödenmemesine rağmen muhasebe kayıtlarında gerekli düzeltmelerin yapılmadığı, 16,500,00 TL tutarındaki senedin icra dosyasına ödendiği tarihlerin ödeme günü olarak kabulünün benimsenmesi halinde takip tarihi itibariyle davacı taraf defter kayıtlarına göre 19.940 TL, dava tarihi itibariyle, takip tarihinden sonra yapılan 16.500,00 TL senet ödemesinin tenzili sonucunda davacının davalıya 3.689,93 TL asıl borç ve 134,96 TL işlemiş olmak üzere toplam 3.824,89 TL borçlu olduğu hususunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar.
Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı olarak aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespiti istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi'nin kararı ile "Taraflar arasında davacının iddia ettiği çerçevede ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davalıya verdiği 16.500,00 TL tutarlı bononun ödenip ödenmediğinin defterlerden açıkça anlaşılamadığı, davacının bononun ödenmemesi halinde 19.940 TL, ödenmiş olması halinde ise (3.689,93 TL asıl borç ve 134,96 TL işlemiş olmak üzere) toplam 3.824,89 TL borçlu olduğu hususunun tespit edildiği görülmüştür. Davacının anılan bononun davalı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu ve borcun kendileri tarafından ödenerek dosyanın kapatıldığı iddiasının ilgili icra dosyasının celbiyle incelenerek ödeme durumunun bu şekilde tespiti ile karar verilmesi gerekirken, ödeme konusunda netlik içermeyen defter kayıtlarına göre karar verilmesi hatalı olduğundan" denilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, dosyamız arasına celp edilmiştir. İcra dosyasının incelenmesinden takibe konu borcun ödendiği tespit edilmiş olup mahkememizce davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu borcu 16.500,00 TL'lik bono ile ödediği kabul edilerek açılan davanın kabulüne; Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan tutarın 16.500,00 TL'lik kısmı nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine; davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan tutarın 16.500,00 TL'lik kısmı nedeniyle davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan teminatın 6100 sayılı HMK'nın 392/2. maddesi uyarınca asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması hâlinde yatırana İADESİNE,
4-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 1.127,12 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 281,78 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 845,34 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından sarf olunan 800,00 TL bilirkişi masrafı + 202,60 TL posta ücreti tebligat, müzekkere ve talimat masrafından ibaret toplam 3.325,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
7-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 16.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca dava değeri karar tarihindeki istinaf sınırı altında kalmakla KESİN olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
07/05/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı