T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/209
KARAR NO : 2024/374
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 06/03/2023
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 06/03/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ;
Müvekkilinin Avrupa'daki genel hava trafiğinin kontrolü ve emniyetini sağlamaya yönelik uluslararası bir teşkilat olduğunu, Uluslararası anlaşma gereği, uçak siciline uçağı işleten olarak kayıtlı kişilerin, Avrupa'daki belirli hava sahalarında yaptıkları her uçuş başına bu teşkilata belirli bir yol ücreti ödemek zorunda olduğunu, anlaşmaya göre ......'un görevlerinden birinin yol ücretlerine ilişkin çok taraflı anlaşma uyarınca hava seyrüseferi hizmetlerinin kullananlardan alınması gereken ücretleri akit taraflar adına tespit ve tahsil etmek olduğunu, davalının müvekkiline olan yol ücreti borçlarını ödemediğinden davalı aleyhine yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, neticede; davalının itirazının iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Dava dilekçesi ile eklerinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ...... ve Dr. Öğr. Gör. ...... tarafından mahkememize sunulan 02/02/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda ; Davacının kamu kurumu niteliğinde faaliyetleri gözetildiğinde, dayanak faturalara dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceği, EURO, Danimarka kronu ve Bulgar levası şeklinde alacaklanan davacının bu alacak tutarlarını TL cinsinden takip ve dava konusu edebileceği, davacı icra takip tarihinde davalıdan 685.711,21 EURO asıl alacak + 44.935,00 EURO faiz + 2.997,34 DKK + 420,01 BGN alacaklı olduğu, alacağının icra takip tarihinde TL karşılığının 13.149,987,40 TL olduğu, dolayısıyla davacının 13.117.656,55 TL talebinin uygun olduğu yönünde beyan ve görüş bildirmişlerdir.
Dava itirazın iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalıya uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerini ibrazı hususunda kendisine usulüne uygun şekilde muhtıra tebliğ edilmesine ve verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkememize sunmamış olup alınan bilirkişi raporundan davacının kamu kurumu sıfatı gözönüne alındığında cari hesap ekstresine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 13.117.656,55.-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğinden d kendi lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ....., kamu hizmeti mahiyetinde hizmetler sunan, uluslararası sivil havacılık ve hava trafiğinde üzerinde geçilen ülkelerin hava sahası kullanımından dolayı toplanması gereken geçiş ücretlerini toplayarak ilgili devletlerin ilgili kamu otoritelerine aktaran bir konumdadır.
Hava trafik seyir güvenliği için güvenli trafik yönetimi sağlamakta, bunun için de sivil havacılık işletmelerine hizmet bedellerini fatura ile yansıtmaktadır. Üyesi devletler arasında Türkiye Cumhuriyeti de vardır. Bu yönü ile Türkiye üzerinden geçişler için Türkiye'de Devlet
Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ile işbirliği yapmaktadır.
Davacının uluslar üstü kamu kurumu mahiyetinde vasfı gözetildiğinde, üye devletlerin hava sahasından geçişler için davalı şirkete de faturalar ile alacaklanması söz konusudur. Davacı yan,davalı yana ayrıca vadelerinde ödenmeyen alacaklar için faiz faturası tanzim ettiği, faiz faturalarının da toplam 44.935,00 EURO olduğu görülmektedir. Davalının somut olarak faiz konusunda itirazı olmadığı, davacının kamusal kurum vasfi gözetildiğinde, kendi tarifelerine göre faiz faturası tanzim etmesi de somut olaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı yanın, davacı yanca alacaklı sıfatı ile Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... numaralı dosyasından girişilen takipte itirazının soyut olduğu, somut olarak davacının alacak faturaları içeriklerine itiraz olmadığı, davaya da cevap verilmediği gözetildiğinde, davalı yanın alacak miktarının faturalara dayanan ve davacının kamusal sıfatından dolayı düzenlediği hizmet faturaları olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile davalının n Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 13.117.656,55.-TL üzerinden iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekmiştir.
Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olması gerekli olup davacı alacağının likit olduğu anlaşıldığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen miktarın %20'si üzerinden davacı yararına icra inkâr tazminatı verilmesi ,davanın tam kabul ile sonuçlandığı gözönüne alındığında davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın KABULÜ ile davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 13.117.656,55.-TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
2-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 2.623.531,31.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 896.067,12 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 158.213,73-TL ile icra dosyasına ödenen 65.803,05- TL harcın mahsubu ile bakiye 672.050,34.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından ödenen 179,90 TL başvurma Harcı, 25,60 TL vekalet harcı , 158.213,73 TL Peşin Harcı ve 65.803,05- TL icra dosyasına ödenen harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 9 adet tebligat+posta ücreti 197,50 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 8.000,00 TL olmak üzere toplam 8.197,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 780,00 TL x 2 saat= 1.560,00 TL) X 2 = 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan, tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
7-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 434.176,57 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı,davalının yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 18/04/2024
Başkan ......
☪e-imzalıdır.☪
Üye ......
☪e-imzalıdır.☪
Üye ......
☪e-imzalıdır.☪
Katip ......
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."